T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/479 Esas
KARAR NO : 2025/1078
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/06/2022
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "İcra takibine konu çek üzerindeki imza müvekkile ait değildir. Müvekkilin davalıya borcu yoktur. Ayrıca müvekkil tarafından davalıya herhangi bir kambiyo evrakı verilmemiştir. Müvekkilin keşide ettiği iddia edilen ilgili takibe konu çek bilgileri aşağıda belirtilmiştir. İcra takibine konu çek üzerindeki imza müvekkile ait değildir. Müvekkilin davalıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Müvekkil icra takibine konu çek üzerindeki lehtar, ciranta ve hamil ile bugüne kadar herhangi bir alacak-verecek ilişkisinde bulunmamıştır. Çek üzerindeki imza ile müvekkile ait örnek imzalar karşılaştırıldığında imzalar arasında çıplak gözle bile tespit edilebilen farklılıklar görülecektir. İmza incelemesine esas olmak üzere; müvekkilin resmi kurumlarda daha önceden kullanılan imza örneklerinin temini için gerekli bilgiler işbu dava dilekçemiz ile bildirilmiştir. Müvekkilin imzaları ile çek üzerindeki imza karşılaştırıldığında çek üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığı ve bu sebeple çekin geçersiz olduğu, müvekkilin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı ortaya çıkacaktır.Davalı taraf, geçersiz çek ile müvekkile karşı kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatmış olup müvekkil an itibari ile gerçekte borçlu olmadığ icra takibine konu edilmiş geçersiz çek sebebiyle icrai işlemlere maruz kalmakta ve borçlu olmadığı bir bedeli ödemek riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Müvekkilin bu bedeli ödemesi halinde telafisi mümkün olmayacak zararların doğacağı aşikardır. Ayrıca müvekkil hakkında ... 10. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dava dosyası ile karşılıksız çek keşide etme suçundan yargılama da devam etmektedir. Müvekkil hem haciz tehdidi hem de cezai müeyyide tehdidi ile karşı karşıya olup sahte ve geçersiz çek nedeniyle 45.000 TL borç altına sokulmak istenmektedir. Tüm bu sebeplerle müvekkilin borçlu olmadığının tespitini talep etmek zarureti hasıl olmuştur. İcra takibine konu edilen 45.000,00 TL bedelli çekteki imzanın davacı müvekkile ait olmadığının, çekin geçersiz olduğunun ve davacı müvekkilin davalıya borcunun olmadığının tespitine,
... 33. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı icra takibinin iptaline,
... 10. İcra Ceza Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dava dosyasına müzekkere yazılarak yargılama konusu çek hakkında menfi tespit davası açıldığının bildirilmesine ve dava dosyasının celbine,
Müvekkil aleyhine yapılan haksız icra takibi nedeni ile İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4 maddesi gereğince % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle;
"Çekin karşılığının ödenmemesi üzerine davacı keşideci ve diğer davalı lehtar aleyhine başlatılan icra takibi neticesinde tanzim edilen ödeme emrine, davacı tarafından borca veya imzaya itiraz dahi edilmemiştir. Davacı tarafından borca konu çek üzerindeki imzaya itiraz edilmişse de davacının bir başka dosya ile devam eden yargılamada çek üzerindeki imzasına ilişkin çelişkili beyanları mevcuttur. Dava konusu çeki dayanağını teşkil eden alacağı fatura ile tevsik etmek sureti ile devralan müvekkil şirket, yasadan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğinden iyi niyetli meşru hamildir. Çekin, davacı keşidecinin elinden rızası hilafına çıktığı ve müvekkilin çekin iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğu ispat edilememiştir:. Davacı, yukarıda da belirttiğimiz üzere çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek imzaya itiraz etmiş ve çek üzerindeki lehtar, ciranta ve hamil ile herhangi bir alacak-verecek ilişkisinin olmadığını iddia ederek dava konusu çekin kaybedilip kaybedilmediğine, diğer davalı şirketlerin eline nasıl geçmiş olabileceğine, yani iddiası olan imzanın kendisine ait olmadığı halde söz konusu çekin nasıl doldurulduğuna dair beyan ve iddiada bulunmamıştır. Çekin ne keşidecinin rızası hilafına elinden çıktığı ne de müvekkilin çekin iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğu ispat edilebilmiştir.
davacı tarafından dosyaya sunulan imza incelemesinde esas olarak bildirilen imza örnekleri çekin keşide tarihinden önce ve bu tarihe yakın tarihli olmayıp incelemeye konu edilebilmesi mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalarımız ışığında, davacının çekin üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğu görülmektedir. Davacının, TMK.'nun 2. Maddesine açıkça aykırı davasının esasa ilişkin beyanlarımız doğrultusunda esastan reddini..."savunmuştur.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
... 10.İcra Ceza Mahkemesi'nin ...E.sayılı dosyasının uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
... 33. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak ilgili çek aslının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap kasamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davacı vekilinin delil listesinde sunduğu tüm kurumlara müzekkere yazılarak imza incelemesine esas olmak üzere ıslak imzalı belge asıllarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız kasamız alınarak incelenmiştir.
Davacının ikameti Ankara ilinde bulunduğu anlaşılmakla imza incelemesine esas olmak üzere ıslak imzalarının tespiti amacıyla nöbetçi ATM'ye talimat yazılmasına karar verilmiştir.
... 66.Noterliği, ... 4.AHM, ... 2.AHM, ... 7.Not., ... 2.not., ... 4.ATM'ye davacının imza incelemesine esas belge asıllarının gönderilmesi için tekit yazılarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap kasamız arasına alınarak incelenmiştir.
Mahkememizin 2022/221 Esas sayılı dosyasındaki ıslak imzalı belgelerin imza incelemesine esas olmak ve incelenip iade edilmek üzere mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap kasamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davacı vekline beyanda bulunmak ve ıslak imzaların bulunduğu yerleri bildirmek üzere süre verilmesine, dilekçesini sunması durumunda ilgili mahkemelere müzekkere yazılarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Dosyanın ve emanetteki evrakların kül halinde ATK ya tevdii ile 28/02/2021 keşide tarihli 45.000,00-TL bedelli kambiyo senedinde yer alan çekteki davacıya ait imza ile dosyada yer alan talimat mahkemesince alınan davacıya ait ıslak imza örnekleri ile resmi kurumlardan gelen imzalı belgelerdeki imzaların karşılaştırılması yapılarak dava konusu çekte davacı adına atılan imzaların gerçekten davacıya ait olup olmadığı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan alınan 06/11/2025 tarihli raporunda özetle ; " İnceleme konusu çekte atılı keşideci imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı..." rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; 28/02/2021 keşide tarihli 45.000,00-TL bedelli kambiyo senedi ile ...33. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası yönünden menfi tespit istemine ilişkindir.
Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. “İmzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.
İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin...esas, ... karar sayılı, 24/03/2022 tarihli ilamında ifade edildiği üzere "Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir... Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. Yargılama sırasında takibe konu senedin kaybolmuş olduğu tespit edildiğinden davalılar imzanın davacı borçlu şirket yetkilisine ait olduğunu ispatlayamamıştır. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." (Yargıtay 11. HD... E....K.) Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, çekte sahtecilik iddiasının mutlak defi olarak herkese karşı sürülebileceği, burada ispat yükünün çekteki imzanın davacıya ait olduğunu iddia eden tarafa ait olacağı açık olup, davalı tarafça, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğu kanıtlanamamıştır... Sonuç olarak senet üzerindeki imzanın sahteliğinin mutlak defi olması, dava konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı tespiti, bu sebeple davacının davalıya dava konu bonodan dolayı borçlu kabul edilemeyeceği, davalı tarafça istinaf dilekçesinde ileri sürülen itirazlarının mutlak defi karşısında sonuca bir etkisinin bulunmadığı, somut olayda davacı kendi imzasının sahteliğine dayandığından mutlak defi niteliğindeki iddiasını herkese karşı ileri sürülebileceğinden davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.".
İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Davacı şirketin takibe konu 28/02/2019 keşide tarihli ve 50.000,00 TL tutarlı çekin lehtarı göründüğü, davacının çekteki lehtar-birinci ciranta imzasının şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunduğu, mahkemece aldırılan ve denetime elverişli bulunan grafoloji raporu ile "Çekteki davacı şirket adına atılı ciranta imzasının davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı" sabit olmuştur. Sahtecilik iddiasının mutlak defi olması ve herkese karşı ileri sürülebilecek olması nedeniyle davalının iyiniyetli hamil olduğu iddiasının sonuca etkili olmadığı, benzer imzalı çeklerin aynı ticari ilişki kapsamında verildiği ve ödendiği yönünde bir iddia bulunmadığından bu konuda haricen araştırma yapılmasına gerek olmadığı, çekteki imzanın davacı tarafa ait olmadığının tespiti nedeniyle başkaca araştırılacak hususun bulunmadığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair vermiş olduğu kararının isabetli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir...".
İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin ...Esas... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "...Davacının takibe çek arka yüzünde " ... Şirketi" kaşesi üzerinde atılı bulunan 3. ciranta imzasının, davacı şirket yetkilileri ...'in veya ...'nün eli ürünü olmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunduğu mahkemenin aldırdığı denetime elverişli bulunan grafoloji raporu ile ''çekteki 3. Ciranta imzanın davacı şirket yetkililerin eli mahsulü olmadığı'' sabit olmuştur. Sahtecilik iddiasının mutlak defi olması ve herkese karşı ileri sürülebilinecek olması nedeniyle davalının iyi niyetli hamil olduğu iddiasının sonuca etkili olmadığı diğer davalı tarafından davalı ... faktoring Anonim Şirketi'ne yapılan ödeme olduğu ödemenin davacı tarafça yapılmaması nedeni ile mahkeme kararı isabetli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir...".
İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve çekin istirdadı talebine ilişkindir. Davacı taraf, çalışanının teslim etmesi gereken çeki müvekkiline teslim etmediğini, bu çekin davalı tarafından icra takibine konu edildiğini ve çekteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığı, ayrıca dava konusu çekin bedelinin ödendiği anlaşılmıştır. Mahkemece, menfi tespite hükmedilmesi isabetlidir. Yine çekin istirdadı talebi konusunda koşulları oluşmadığından red kararı verilmesi de yerindedir. Zira davacı taraf, dava konusu çekin istirdadı için hamili bulunduğu çekin rıza dışı elinden çıktığı ve davalının iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğu hususlarını usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Bu yönler itibariyle davacı vekilinin istinaf talebi yerinde değildir. Davalı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; istirdat talebi reddedilmiş olup bu talep yönünden davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönün gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...".
İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin ...Esas,... Karar sayılı ilamı ile vurgulandığı üzere "... Takibe konu çekin çalındığı ve keşideci tarafından düzenlenmediği , sahte çek olduğu , sahtelik iddiasının mutlak defi olduğu, iyiniyetli olsa bile tüm ilgililere karşı ileri sürülebileceği, sahte olarak düzenlendiği ispatlanan çek nedeniyle davacının sorumlu tutulamayacağı, buna karşın çek bedelinin 3.kişi tarafından ödendiği, davada taraf olmayan cirantaların kendisinden önceki cirantalara karşı başvuru hakkını ortadan kaldıracak şekilde çek istirdadı talebinin yerinde olmadığı, öte yandan, imza davacıya ait olmasa dahi bunu bilebilecek durumda olmadığı, aralarında yüz yüzelik bulunmadığı, çekin arkasındaki şerhin tek başına davalının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği kanaatiyle kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır...".
Somut olayda; davaya konu ...Şubesi'ne ait, ... çek numaralı, 28/02/2021 keşide tarihli, 45.000,00 TL bedelli çekte yer alan keşideci olan ...'a atfen atılan imzanın davacıya ait olmadığının iddia edildiği; mahkememizce davacının imza incelemesine esas belge asıllarının celp edildiği; akabinde dosyanın ve emanetteki evrakların 28/02/2021 keşide tarihli 45.000,00-TL bedelli kambiyo senedinde yer alan çekteki davacıya ait imza ile dosyada yer alan talimat mahkemesince alınan davacıya ait ıslak imza örnekleri ile resmi kurumlardan gelen imzalı belgelerdeki imzaların karşılaştırılması yapılarak dava konusu çekte davacı adına atılan imzaların gerçekten davacıya ait olup olmadığı hakkında rapor düzenlenmesi için ATK'ya tevdi edildiği; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan alınan 06/11/2025 tarihli raporda inceleme konusu çekte atılı keşideci imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığının tespit edildiği görüşmüştür.
Sahte olarak üretilen senetten dolayı davacının sorumlu olamayacağı HMK 209. maddesinde de açıkça düzenlendiğine göre, sahte olarak düzenlenen senedin hukuki işlemlerde de esas alınamayacağı, ayrıca sahtecilik eyleminin senet metninden anlaşılabilecek olması ve bu bağlamda senet metnine ilişkin sahtecilik eylemlerinin iyi niyetli yada kötü niyetli ayrımı olmaksızın 3. şahıslara karşı da ileri sürülebileceği, ispat yükünün çekteki imzanın davacıya ait olduğunu iddia eden tarafa ait olduğu, davalı tarafça, çekin altındaki imzanın davacıya ait olduğunun kanıtlanamadığı; davaya konu icra takibinin kambiyo senedine dayalı olduğu, davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, sahtecilik iddiasının mutlak defi olması ve herkese karşı ileri sürülebilecek olması nedeniyle davalının iyiniyetli hamil olduğu iddiasının sonuca etkili olmadığı, bu sebeplerle; takip konusu senetteki imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşıldığından açılan menfi tespit davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının kötü niyet tazminatı istemi yönünden ise; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 5. fıkrasında: “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz” hükmünü içermektedir. Düzenleme uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun istemde bulunması, borçluya karşı icra takibi yapılmış olunması ve takibin haksız ve kötüniyetli olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarihli, ... Esas, ...Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı(borçlu)’nun üzerindedir. Somut olayda, kötü niyetin varlığını ispat etmekle yükümlü olan davacının bu yönde bir delil sunmaması, dosya kapsamı itibari ile kötü niyetle icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığından ve kötüniyet tazminatı koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davacının dava konusu ...s Bankası ... Şubesi'ne ait, ... çek numaralı, 28/02/2021 keşide tarihli, 45.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, davacı yönünden başlatılan ... 33. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı icra takibinin İPTALİNE,
2-Koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.073,95TL harçtan peşin alınan 768,49TL'nin mahsup edilerek bakiye 2.305,46TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 80,70TL Başvuru Harcı, 768,49TL Peşin/nisbi Harcı, 10.517,75TL ATK ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.286,24TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 45.000,00TL üzerinden hesaplanan 45.000,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi. 09/12/2025
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır