T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/776 Esas
KARAR NO :2025/426
DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:03/05/2016
KARAR TARİHİ:28/05/2025
G.K.YAZIM TARİHİ:12/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı ile davalı sigorta şirketi arasında imzalanan .... Noterliği'nin 03/12/2008 tarih ve ... yevmiye sayılı acentelik sözleşmesinin 02/01/2012 tarih ve ... sayılı fesih ihtarnamesi ile hiç bir haklı ve yasal gerekçe gösterilmeden feshedildiğini, müvekkilinin davalıya 5000'e yakın müşteri kazandırdığını, bu nedenle davalının kazancının arttığını, müvekkilinin ise kazandırılan müşterilerden sağlamış olduğu ücret hakkını kaybederek zarara uğradığını, taraflar arasında akdedilen 01/01/2011 tarihli ek komisyon sözleşmesi dahilinde 01/01/2011-31/12/2011 tarihleri arasında davalı şirket nam ve hesabına yapılacak zorunlu poliçeler dışında kalan aylık minimum 25.000,00 TL ve yıllık minimum 300.000,00 TL'lik üretime karşılık sözleşmenin ek komisyon sütununda belirtilen oranlarda hak ek komisyon ücretine hak kazınılmasına rağmen bu miktarın müvekkiline ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin alacak hakkının doğduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili davacının acentelik sözleşmesinden kaynaklanan pörtföy tazminatı ile ek komisyon sözleşmesinden kaynaklanan alacağı nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin süresiz olarak akdedildiğini, bu sözleşmenin 17. maddesi ile taraflardan herhangi birine 1 ay önceden haber vererek tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme yetkisi verdiğini, davacı tarafın müvekkili ile akdetmiş olduğu sözleşme gereğince kendisine verilmiş olan ödeme yükümlülüğünü de gereği gibi yerine getirmediğini, bu sebepten dolayı hakkında İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2016/406 esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini ve alacağın halen tahsil edilemediğini, davacı tarafın müvekkili şirket nezdinde komisyon alacağı olduğunu ileri sürdüğünü ancak iddiaların gerçek dışı ve mesnetsiz olduğunu, tacir olan davacının hangi poliçe kapsamında ne kadar poliçe komisyonu alması gerektiğini bilmesi gerektiğini, bu sebep dolayısıyla da belirsiz alacak davası açılamayacağını, ticari ilişkinin sonlanmasından sonra davacıya ait hiçbir portföyün müvekkili nezdinde bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
09/07/2024 tarihli bilirkişi raporu, 08/12/0024 tarihli bilirkişi raporu, 28/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava acentelik sözleşmesine ve buna ek komisyon sözleşmesine dayalı portföy tazminatı ve ödenmediği iddia olunan ek komisyon bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizin ... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2020/1082 Esas, 2022/394 karar sayılı ilamı ile "..mahkemece; davacının aşamalardaki beyanları da nazara alınarak, bilirkişi raporunda eksikliği bildirilen kayıt, poliçe ve belgelerin, detaylandırılmış üretim raporlarının dosyaya sunulması için davalı yana 6100 Sayılı HMK'nun 220 maddesi uyarınca sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi, belgelerin kapsamlı olduğu bildirilecek olursa buna göre bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesi, davacının davalı ile çalıştığı dönemde davacıya müşteri kazandırıp kazandırmadığı, sözleşmenin sona ermesinden sonra davalının bu müşterilerle çalışmaya devam edip etmediği, davacının ek komisyon sözleşmesine göre; zorunlu sigortalar dışında, aylık ve yıllık üretim miktarlarına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmış ise bu nedenle doğacak komisyon alacağının varlığı, miktarı ve davacıya ödenip ödenmediği hususlarında denetime açık, hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporu tanzim ettirilmesi gerekirken, tüm deliller toplanmaksızın ve yukarıdaki hususlarda yeterli değerlendirme ve tespit içermeyen bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması hatalı görülmüş,.."gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılarak dosya yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiştir.
Uyuşmazlık, işbu davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olup olmadığı,acentelik sözleşmesinin feshinin haklı olup olmadığı, davacının davalıdan ödenmeyen komisyon ücreti, ve müşteri (portföy) tazminatı alacaklarının bulunup bulunmadığı, varsa tutarlarının ne olduğu ve davada talep artırım ve ıslahın birlikte yapılıp yapılmayacağı hususlarına ilişkindir.
Taleplerin içeriğine ve mahiyetine göre, dava konusu alacağın varlığı ve tutarı veya yokluğunun tespiti esas itibari ile davalıya ait ticari defter ve belgelerle belirlenebileceğinden ve davacı taraftan alacak miktarını tam ve kesin olarak belirlemesi beklenemeyeceğinden, HMK.'nun 107.madde hükmü uyarınca işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilir.
6100 sayılı HMK ile eda davası niteliğinde belirsiz alacak davası türü kabul edilmiştir. 107 nci maddeye göre “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.”
Belirsiz alacak davasında yapılan yargılama sırasında alacağın miktarının tam olarak belirlenmesi ile davacı talebini iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırabilecektir. Alacağın belirli hale gelmesi sonrasında ortaya çıkan yeni talep eksik belirtilirse davacının bundan sonraki yeni artırma isteği iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşacaktır.
HMK’nın 176. Maddesinde ise ıslah düzenlenmiş ve “Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir, Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” Denilmiştir.
Islah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. 6100 sayılı HMK'nın 176 ve 180. Maddelerine göre ıslah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir.
Belirsiz alacak davasında ıslahın yapılıp yapılamayacağına ilişkin ise Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.04.2022 tarih ve 2021/3834 Esas, 2022/5880 Karar sayılı ilamında, "Öte yandan her usuli işlemde uygulanma imkanı olan ıslah müessesinin belirsiz alacak davasında da uygulanmasına engel bir durum söz konusu değildir. Ancak taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ıslah ile ortadan kaldırılması mümkün değildir. Nitekim bu husus 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile 177 nci maddenin 2 nci fıkrasına eklenen "Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." hükmüyle açıkça düzenleme altına alınmıştır." gerekçelerine işaret edilmiştir.
Belirsiz alacak davasında davacının, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilecek ve ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilecektir. Yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler ve davanın belirsiz alacak davacı niteliğinde olması nedeniyle davacı yanın talep artırım dilekçesi sunmasının ardından bir kez davayı ıslah edebileceği anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan 09/07/2024 tarihli raporda özetle; "İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2020/1082E., 2022/1394K.06.10.2022T. kararında “bilirkişi raporunda eksikliği bildirilen kayıt, poliçe ve belgelerin, detaylandırılmış üretim raporlarının dosyaya sunulması için davalıya kesin süre verilmesine, davacının davalı ile çalıştığı dönemde davacıya müşteri kazandırıp kazandırmadığı, sözleşmenin sona ermesinden sonra davalının bu müşterilerle çalışmaya devam edip etmediği, davacının ek komisyon sözleşmesine göre zorunlu sigortalar dışında, aylık ve yıllık üretim miktarlarına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmış ise bu nedenle doğacak komisyon alacağının varlığı, miktarı ve davacıya ödenip ödenmediği hususlarında bilirkişi raporu tanzim ettirilmesi gerektiğine ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği; portföy tazminatının konusunun ticaret mevzuatının alanına girdiği; “davacının davalı ile çalıştığı dönemde davacıya müşteri kazandırıp kazandırmadığı; davacının ek komisyon sözleşmesine göre zorunlu sigortalar dışında, aylık ve yıllık üretim miktarlarına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmış ise bu nedenle doğacak komisyon alacağının varlığı, miktarı ve davacıya ödenip ödenmediği” hususunda: Buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı için hesaplamanın yapılamadığı, “sözleşmenin sona ermesinden sonra davalının bu müşterilerle çalışmaya devam edip etmediği” hususunda: Buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı için değerlendirmenin yapılamadığı..." rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 08/12/0024 tarihli raporda özetle; "Taraflar arasında .... Noterliği 'nin 03/12/2008 Tarih ve ... yevmiye sayılı acentecilik sözleşmesi bulunduğu, Söz konusu sözleşmenin .... Noterliği 'nin 02 Ocak 2012 tarih ve ... sayılı fesih ihbarnamesi ile davalı şirket tarafından feshedildiği, Feshin haksız olduğu iddiasıyla, davacı şirketin tazmin talebinin işbu davaya konu edildiği, Taraflar arasında 01/01/2011 tarihinde imzalanan ek komisyon sözleşmesi ve bu sözleşmenin 3. maddesi kapsamında belirlenen oranlarda ek komisyon ücreti hakkı tanınmış olduğu dikkate alınarak, davalı şirket tarafından ibraz edilen verilere göre, davacı şirketin dava konusu döneme ilişkin ek komisyon alacağının 1.729,80 TL olarak hesaplandığı..." rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 28/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Portföy Tazminatı ve Ek Komisyon Tutarları hariç, kök rapor sonuçlarımızda herhangi bir değişikliğe gidilmemiş olup, Taraflar arasında .... Noterliği 'nin 03/12/2008 Tarih ve ... yevmiye sayılı acentecilik sözleşmesi bulunduğu, Söz konusu sözleşmenin .... Noterliği 'nin 02 Ocak 2012 tarihli ve ... sayılı fesih ihbarnamesi ile davalı şirket tarafından feshedildiği, Feshin haksız olduğu İddiasıyla, davacı şirketin tazmin talebinin işbu davaya konu edildiği, Taraflar arasında 01/01/2011 tarihinde imzalanan ek komisyon sözleşmesi ve bu sözleşmenin 3. maddesi kapsamında belirlenen oranlarda ek komisyon ücreti hakkı tanınmış olduğu dikkate alınarak, davalı şirket tarafından ibraz edilen verilere göre, davacı şirketin dava konusu döneme ilişkin ek komisyon alacağının 3.374,30 TL olarak hesaplandığı, Yukanda izah edildi Üzere, 2012-2013-2014-2015 yılları komisyon ortalamasının 8.050,17 TL olması nedeni ile, davalı sigortanın portföy tazminatı açısından bu tutarca tazminat borcu olabileceği..." rapor edilmiştir.
Davacı vekili 13/01/2025 tarihli talep artırım dilekçesinde özetle; "Yukarıda belirtilen hususlar gereği fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak üzere 08.12.2024 tarihli bilirkişi raporu uyarınca ıslah talebimizin kabulü ile; 1.729,80 TL ek komisyon alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Islah harcının tamamlattırılmasına, ıslah dilekçe örneğinin karşı tarafa tebliğine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep etmiştir.
Davacı vekili 21/04/202 tarihli ıslah dilekçesinde özetle" fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak üzere 28.03.2025 tarihli bilirkişi raporu uyarınca ıslah talebimizin kabulü ile; 3.374,30 TL ek komisyon alacağının ve 8.050,17 TL portföy tazminatı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline.." tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 03/12/2008 Tarih ve ... yevmiye sayılı acentecilik sözleşmesi ile 01/11/2011 tarihli komisyon sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, 30/12/2008 tarihli acentelik sözleşmesi belirsiz süreli olarak yapıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 17. maddesinde; taraflardan her birinin bir ay önceden noter kanalı veya iadeli taahhütlü mektup ile bildirmek kaydıyla sözleşmeyi her zaman feshedebileceği kararlaştırılmıştır. Acentelik sözleşmesinin feshi 6762 sayılı TTK’nın 133/1 (6102 sayılı TTK’nın 121/1) maddesinde; “Muayyen olmıyan bir müddet için aktedilmiş olan acentelik mukavelesini, taraflardan her biri üç ay önce ihbar etmek şartiyle feshedebilir; mukavele ile bir müddet tayin edilmiş olsa dahi muhik sebeplerden dolayı akit her zaman fesih olunabilir” şeklinde düzenlenmiştir. Belirsiz süreli kurulan veya belirsiz süreli hâle gelen acentelik sözleşmelerinde, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshetme imkânına sahiptir. Taraflar arasındaki belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin 17. maddesinde yer alan bir aylık fesih ihbar süresi, kanunun emredici hükmüne aykırı olup, kanunda öngörülen üç aylık fesih ihbar süresi kısaltılamaz. Öte yandan davalı tarafından davacıya gönderilen 02/01/2012 tarihli fesih ihbarnamesinde davacıya ne üç aylık ne de bir aylık fesih ihbar süresi tanınmadığı, feshin herhangi bir haklı sebebe de dayandırılmadığından yapılan fesih işleminin haksız olduğu anlaşılmıştır. Feshin haksız olması nedeniyle ve mahkememizce hükme esas alınan denetlenebilir bilirkişi raporuna göre davalı yanın davalı yanın sözleşmeyi feshinden sonraki 4 yıllık komisyon ortalamasına göre davacı yanın 8.050,17 TL portföy tazminatı talep edebileceği , yine taraflar arasındaki ek komisyon sözleşmesi uyarınca yapılan hesaplamaya göre davacı yanın 3.374,30 TL ek komisyon ücreti talep edebileceği anlaşılmakla talep artırım dilekçesi ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile 3.374,30TL ek komisyon alacağı ve 8.050,17TL portföy tazminatı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 780,40TL harçtan peşin/ıslah olarak alınan 335,77TL'nin mahsup edilerek bakiye 444,63TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 335,77TL peşin harç, 80,70TL başvuru harcı gideri toplamı olan 416,47TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 11.424,47TL üzerinden hesaplanan 11.424,47TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 11,50TL vekalet harcı gideri, 383,80TL tebligat, posta gideri ile 26.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 26.895,30TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 28/05/2025
Katip ....
e-imza
Hakim ...
e-imza