T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/821 Esas
KARAR NO : 2024/764
DAVA :Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 23/06/2021
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:
Davacı vekilinin dilekçesinde özetle: "Davacının müflis ... Şti. bünyesinde 27.11.2013 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, davacı çalıştığı süre boyunca hem ... Şti. hem de müflis ... Tic. Ltd. Şti. işçisi gibi iş ilişkisinin sürdürüldüğünü, davacının ... şirketinde SGK kaydı bulunmasa da tüm çalışma süresi boyunca her iki şirkete de hizmet verdiğini, müvekkil hak ve alacaklarının ödenmesinden kaçınmak maksadıyla işverenler tarafından Sgk kaydının tek firma üzerinden gösterildiğini, davacının iş akdinin herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin 31.01.2020 tarihinde feshedildiğini, gerekli evraklar imzalanmasına rağmen davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, 09.06.2021 tarihli sıra cetveli ile alacak kaydı talebinin haksız ve hukuka aykırı şekilde sunulan ibranamelerin müflis ... şirketine ait olmaması sebebiyle reddedildiğini, iki firma arasında organik bağ bulunduğunu, ticaret sicilinde kayıtlı yasal adreslerinin aynı olduğunu, ...’un her iki şirkette de müdür olduğunu, iştigal alanlarının da aynı olduğunu, personellerin zaman zaman 2 şirket bünyesinde de gösterildiğini, ibranamelerde her iki şirketin de kaşe ve imzasının bulunduğunu, davacının alacaklarından her iki firmanın da müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarını, bu kapsamda net 41.261,80 TL kıdem tazminatı, 16.077,42 TL ihbar tazminatı, 30.813,87 TL yıllık izin ücreti alacağının kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan ederek alacak kaydının reddine dair 09.06.2021 tarihli kararın kaldırılmasına ve alacağın kabulü ile sıra cetveline kaydedilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacının talebinin işçi alacaklarına yönelik olduğunu, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği üzere ...Ltd. Şti. Firması bünyesinde çalıştığını, dolayısıyla huzurdaki davanın müvekkile karşı ikame edilmesinin mümkün olmadığını, davacı her ne kadar işveren şirket ... ile müvekkil müflis firma ...arasında bağlantı olduğunu iddia etse de söz konusu iddiaların soyut ve mesnetsiz olduğunu, açıklanan sebeplerle husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı işçinin iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandıracak şekilde sona erip ermediği hususunun belirsiz olduğunu, bu durumun yargılama yapılmasını gerektirdiğini, İş sözleşmesinin davacının iradesi ile sonlandırılmış olması ihtimalinde işçinin kıdem tazminatı alma hakkı olmayacağını, işçinin maaşı dikkate alındığında tazminat taleplerinin fahiş oranda olduğunu, davacının iş akdi süresi ve almakta olduğu maaş gibi hesaplamaya esas unsurların belirsiz olduğunu, davacının hizmet akdinin kesintisiz olup olmadığının da bilinmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, İşçilik alacaklarından dolayı sıra cetveline itiraz ile kayıt ve kabul talebidir.
Mahkememizin 2021/430 Esas ve 2022/405 karar sayılı dosyası Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar ve 27/10/2022 tarihli ilamıyla " alacağı iflas idaresi tarafından kısmen veya tamamen reddedilen alacaklı davasını masasının temsilcisi olan iflas idaresine, basit tasfiyede ise iflas dairesine karşı açmalıdır. Müflis şirketin taraf ve dava ehliyeti olmakla birlikte iflasın açılması ile davayı takip yetkisi müflis şirkete değil, masayı temsilen iflas idaresine veya basit tasfiyede iflas dairesine aittir. Eldeki davada müflis şirketin iflas tasfiyesi basit tasfiye usulünde iflas dairesi tarafından yürütülmekte olup, davacı da davalı olarak müflis şirket adına iflas dairesini göstermiştir. Buna rağmen mahkemece gerekçeli kararda iki ayrı davalı varmış gibi hem müflis şirketin hem de müflis şirket iflas dairesinin gösterilmesi ve yargılama giderleri ve harçlarında hem müflis şirketten hem de müflis şirket iflas dairesinden tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, mahkememin kabulüne göre bu yanlışlığın da belirtilmesi gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile HMK'nın 351/1.a.6 bendi gereğince esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine" şeklinde karar verilerek mahkememiz esas numarasını almıştır.
İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. M). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
Eldeki davada, ... 3. İflas Müdürlüğünün ...iflas sayılı dosyasında iflas masasınca verilen kararın tebliği için davacı tarafça masraf yatırıldığı ve tebliğe elverişli adresin de gösterildiği, ayrıca iflas masasınca verilen ret kararının davacıya 14/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın, 23/06/2021 tarihinde yani İİK 235.maddesi hükmü uyarınca yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığının anlaşılması karşısında davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dava dosyasında, davalı müflis şirket ... ile dava dışı müflis şirket ...Şirketi hakkında 02/10/2020 tarihi itibariyle iflas kararı verilmiştir. Adı geçen şirketler hakkında iflaslarının açılmasına ilişkin verilen bu karar, Yargıtay 6. HD. ...E. ...K. sayılı ilamı temyiz incelemesinden (onanarak) geçerek kesinleşmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacının işbu davaya konu ettiği işçilik alacakları hakkında DAVA DIŞI müflis ... Şirketi'nin iflas ve tasfiye işlemlerinin sürdürüldüğü ... 2. İflas Müdürlüğünün... iflas sayılı dosyasına alacak kayıt başvurusunda bulunulmuş olup, dava dışı müflis şirket iflas masası işbu davaya konu edilen alacağın tamamının İİK 206. maddesi hükmü uyarınca 1. sırada kabulü ile masaya kaydına karar verilmiştir.
DAVALI müflis ...'nin iflas ve tasfiye işlemlerinin sürdürüldüğü ... 3. İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasında ise sunulan ibraname davalı müflis şirkete ait olmadığından davacının kayıt başvurusu hakkında ve alacağın tümüne yönelik müdürlük tarafından ret kararı verilmiştir.
Davacı, dava dışı müflis şirket ile davalı müflis şirket arasında organik bağ bulunduğunu, bu nedenle işçilik alacaklarından müflis şirketlerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalı müflis şirketin iflas masasının alacağını reddettiği için işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Talep hukuki mahiyeti itibariyle işçilik alacağına ilişkin olup, Müflis... Şti' ile dava dışı ...Şti. arasında organik bağ olduğu, davacının dava dışı şirkette SGK kaydı olmasına rağmen (her ne kadar) davalı şirket bünyesinde sigortalı gösterilmemiş ise de, tüm çalışma süresi boyunca her iki şirkete tam zamanlı hizmet verdiğini, ancak hak ve alacakların ödenmesinden kaçınmak için tek şirket üzerinden sigortalı gösterildiği iddiası ile açılan kıdem ve ihbar tazminatları ile izin ücreti alacaklarının iflas masasına kaydına ilişkindir.
Bu noktada öncelikle, davalı müflis şirketi çalışanı olmayan davacının işçilik alacağını, davalı müflis şirket iflas masasına kaydının mümkün olup olmadığı, davalı müflis şirket ile davacının işvereni arasında organik bağ bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Organik bağın tespitine yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında "...Tüzel kişilik perdesinin aralanması (...) teorisinin amacı tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanılarak hukuki sorumluluktan kaçınmayı önlemek, hakkaniyet sağlamaktır. Perdeyi aralamak teorisiyle tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda farklı tüzel kişilik savunması kabul edilmeyerek perdenin arkasındaki kişi sorumlu tutulabilmektedir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin ya da ana ortaklıkla yavru ortaklıkların özdeş kılınarak sorumlu tutulmasına olanak sağlanmaktadır. Emsal Yargıtay kararlarında, şirketlerin ortaklarının aynı olması, şirketlerin iç içe geçmiş olarak ticari faaliyet yürütmeleri, firmalar arasında sıklıkla işçi geçişi olması, şirketin faaliyet konularının aynı olması gibi durumlarda şirketler arasında organik bağın bulunduğu kabul edilmektedir. Emsal Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15.11.2016 Tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı ilamında, tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenlerin sorumlu tutulması gerektiği, organik bağın ise şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılacağı, bu şirketler arasında bulunan organik bağ sebebiyle davalının da işçilik alacaklarından sorumlu olduğu belirtilmiştir..." şeklinde olup somut davada bu hususlar denetlenmelidir.
... Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalıya (İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde... Şti.) ve dava dışı (İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde... Ltd Ştti.) ait ticaret sicil kaydı bulunup bulunmadığı, varsa ticaret sicil numarası, şirketi temsile yetkili kimselerin açık adres ve kimlik bilgileri, şirketin ticaret siciline kayıtlı son adresi araştırılarak mahkememize bildirilmesi istenilmiş, bilgiler dosyaya kazandırılmıştır. Davacının organik bağ iddiasının denetimine yönelik olarak yapılan incelemede davalı şirket ile dava dışı .. Ltd Şti. hakkında ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı aynı dava dosyası ile 02/10/2020 tarihinde aynı anda iflas kararı verildiği görülmüştür. Her iki şirketin de tek münferit yetkilisinin ...olduğu, ortaklarının aynı olduğu, adreslerinin aynı iş merkezinde olduğu, samimi tanık anlatımları uyarınca şirketlerin faaliyetlerinin iç içe geçtiği, faaliyet konularının ayniyet / benzerlik gösterdiği tespit edilmiş, emsal Yargıtay uygulaması da gözetilerek organik bağın varlığına kanaat getirilmiştir.
Bu aşamada, dava dosyasında bulunan ibraname evrakının ayrıca değerlendirilmesi gerekmiştir.
Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Yasanın 132'nci maddesinde "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir," şeklinde kurala yer verilmiştir.
İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420'inci maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420'nci maddesinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde yapılan ibra sözleşmelerine geçerlilik tanınmayacağı bildirilmiştir. Aynı maddede, alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmelerinin (ivazlı ibra), ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli olacağı öngörülmüştür. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin...Esas, ... Karar).
Somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmesi için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak, davacı adına düzenlenen ibranamenin, fesih tarihi ile aynı tarihli olduğu gözetilerek geçerli bir ibranın varlığından bahsetmek mümkün değildir. Kaldı ki, bahse konu ibraname evrakında matbu olarak dava konusu işçilik alacaklarının nakden ve defaten ödendiği yazılmış ise de; evrakın alt kısmında henüz bir ödeme yapılmadığı, davacının ibranameyi imzalaması halinde müflis şirketin ödeme taahhüdünde bulunduğu, davacının da bu taahhüt uyarınca evrakı imzalamak zorunda kaldığı, ancak ödeme yapılmadığı vugulanarak davacının haklarının aynı zamanda saklı tutulduğu belirtilmiştir. Halihazırda, ibraname kapsamında davacıya ödenmiş bir işçilik alacağı bulunmakatadır. Nitekim, işveren şirketler iflas etmiş olup, davacıya herhangi bir işçilik alacağı ödenmemiştir.
Davacının talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatı ile yılık izin ücreti alacaklarının oluşup oluşmadığı ve iflas masasına hangi sıradan kaydının gerektiği hususunda kayıt kabul davasına esas miktarın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi raporunda özetle; ¸ Yıllık izin ücreti davacı vekili tarafından brüt olarak talep edildiği için hesaplama brüt üzerinden yapılmıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Ayrıca davacı vekili tarafından her ne kadar yıllık izin ücreti brüt üzerinden talep edilmiş olsa da kayıt kabul davasının tabiatı gereğince müflis şirketin tasfiyesi ile elde edilecek paranın sıra cetvelinde yazılı rakamlar doğrultusunda borçlulara ödeneceği gözetildiğinde yıllık izin ücreti bakımından brüt ücret üzerinden karar vermek mümkün değildir. Bu sebeple hükme esas alınan bilirkişi tarafından hesap edilen net yıllık izin ücreti olan 23.108,91 TL göz önüne alınarak dosyanın esası hakkında karar vermek gerekmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında; her iki müflis şirketin ticaret sicilde kayıtlı adreslerinin aynı olduğu, aynı adreste faaliyet gösterdikleri, her iki müflis şirket yetkilerinin ve ortaklarının aynı kişiler oldukları (YARGITAY 9. HD. ...E.... K). şirketlerin iştigal alanlarının benzer olduğu, samimi görülen tanık anlatımları uyarınca şirketlerin faaliyetlerinin iç içe geçtiği, ayrıca davacının her iki şirkette de çalışarak hizmet verdiği, dolayısıyla şirketler arasında organik bağ bulunduğu (YARGITAY 9. HD. ... E. ... K.) sonucuna varıldığından davacının işçilik alacaklarından müflis şirketlerin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, öte yandan davacı vekili tarafından delil listesinde sunulan davacının işçilik alacaklarına ilişkin ibranamede müflis ... Ltd. Şti. ' nin de kaşe ve imzasının da bulunduğu, bu nedenle iflas masasının ret kararının da yerinde olmadığı, davacının talep etmiş olduğu yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatında ödendiğinin ispat külfetinin davalı üzerinde olmasına rağmen bu yönde herhangi bir kanıt sunamamış olduğu da dikkate alınarak müteselsil sorumluluk uyarınca davalı müflis ...'nin iflas ve tasfiye işlemlerinin sürdürüldüğü ... 3. İflas Müdürlüğünün ...iflas sayılı dosyasına alacağının kayıt ve kabul edilmesi gerektiğinden mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ve davacının talebiyle bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Davacının ... 3. İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasındaki alacak nedeni ile 41.261,80-TL net kıdem tazminatı, 16.077,42-TL net ihbar tazminatı ve 23.108,91 TL net yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 80.448,13-TL’nin (... 2. İflas Müdürlüğü'nün ... sayılı iflas dosyasında masaya kaydedilen 15 numaralı alacak kaydıyla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) iflas masasına KAYIT VE KABULÜNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harçtan peşin alınan 59,30TL'nin mahsup edilerek bakiye 368,30TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30TL peşin harç, 59,30TL başvuru harcı gideri toplamı olan 118,60TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 30. 000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 7.704,96 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 140.10 TL tebligat, posta gideri ile 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.140,10 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 1.037,49 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.22/10/2024
Katip
...
e-imzalıdır
Hakim
...
e-imzalıdır