T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/228 Esas
KARAR NO:2025/421
DAVA:Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:30/03/2023
KARAR TARİHİ:27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "03.03.2022 tarihinde saat 09:10 sıralarında ... Caddesi üzerindeki park yerinden kontrolsüzce çıkan ... poliçe numaralı, ... plakalı aracın sürücüsü ..., müvekkilimizin seyir halindeki ... plakalı aracına çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştirmiştir. Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna (tramer) göre ... plakalı araç asli ve tam kusurludur. Müvekkile ait araç bu kazadan dolayı değer kaybına uğramış, serviste kaldığı süre boyunca da kullanılamamıştır.
Bilindiği üzere; araçlar kaza yaptıktan sonra oluşan hasar her ne kadar tamir edilmiş olsa dahi söz konusu araçların ikinci el olarak satılmaya çalışılmaları halinde kazalı araç olarak değerlendirilir ve bu nedenle değer kaybına uğrarlar. meydana gelen kaza neticesinde müvekkilin aracında değer kaybı söz konusudur. bu değer kaybının %100 asli ve tam kusurlu olan ... plaka numaralı aracın sigortacısı zurıch sigorta anonim şirketi tarafından ödenmesi gerekmektedir. Müvekkile ait araç; ... model 5500 KM’de, orijinal bir araçken, mevcut kaza sebebiyle sağ arka çamurluğun boyanması, sağ arka kapının boyanması, sağ dış dikiz aynasının boyanması, sağ ön kapının boyanması, sağ ön çamurluğun boyanması, ön tampon kaplaması boyanması, sağ yan marşpiyeli kaplamasının sökülmesi ve takılması, arka tampon kaplamasının dağıtımı ve toplanması, sağ arka çamurluk onarımı, sağ arka kapı onarımı sağ ön kapı onarımı, sağ ön çamurluk değişimi, ön tampon kaplamasının dağıtımı ve toplanması, tüm fonksiyonların kontrolü, arka tampon kaplamasının boyanması, arka tampon ve alt spoilerinin boyanması, sağ yan marşpiyel kaplamasının boyanması, rot ayarı işlemi ve
daha bir çok işlemler gerçekleştirilmiş olup tramer kayıtlarına işlenen hasar kaydı sebebiyle ikinci el piyasa rayiç değerinde ciddi bir düşüş yaşanacağı kaçınılmaz bir gerçektir.
Müvekkilim kazanın olduğu 03.03.2022 tarihinden aracın onarım işlemleri sonra erene kadar aracından mahrum kalmış işlerini yapamamıştır. kazada müvekkilimin kusuru olmadığı da dikkate alındığında, müvekkil adına araç mahrumiyet bedeline ilişkin de hüküm kurulması gerekmektedir. Araç mahrumiyet bedeline ilişkin Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, oluşan trafik kazası neticesinde, kazanın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmayan kişilerin, kusursuz olarak araçlarının onarımı boyunca uğradıkları zararların da giderilmesi gerekmektedir. Bilirkişi tarafından rapor hazırlanırken, müvekkile ait aracın onarımı süresince oluşan mahrumiyete ilişkin de bir değerlendirme yapılmasını talep ederiz. Yukarıda izah etmiş olduğumuz üzere müvekkilimiz, aracında meydana gelmiş olan maddi zararları kaskosu tarafından karşılamıştır. Sigorta süresince hasar tazminatı almayan her sürücüye bir miktar hasarsızlık indirimi uygulanmaktadır. Hasarsızlık indirimi, kasko poliçesini satın alırken ödenecek olan primi %60’a varan oranlarda azaltan önemli bir indirimdir. Dolayısıyla araç, sigorta süresince hasar görmemişse, kasko güvencesiyle indirimli hale getirebilmektedir. Müvekkilimiz aracının maddi zarar masraflarını kaskodan karşılamak zorunda kaldığı için hasarsızlık indiriminden mahrum bırakılmıştır. Davacı müvekkil, aracının hasarlı duruma gelmesi nedeniyle kasko ve trafik sigortası yaptırırken yararlanacağı hasarsızlık indirimi imkanını kaybetmiştir.
Yukarıda detaylıca yer verdiğimiz üzere müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybının miktarının belirlenebilmesi ancak tüm delillerin toplanıp bilirkişinin incelenmesi neticesinde mümkündür. Bu nedenle, başvuru sırasında değer kaybının miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından işbu başvuruyu belirsiz alacak davası niteliğinde ikame etmek zarureti hasıl olmuştur.
davanın kabulü ile meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkile ait ... plakalı araçta meydana gelen fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000,00 TL tutarında belirsiz alacak niteliğindeki değer kaybı tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında sigortalı olan ... plakalı araç ile davacı tarafın maliki olduğu ... plakalı aracın 03.03.2022 tarihinde çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Davacı söz konusu trafik kazasından ötürü aracında değer kaybı geldiğinden bahisle müvekkil şirkete başvuruda bulunmuş, müvekkil şirket nezdinde ... numaralı hasar dosyası açılmış ve davacının talepleri değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme neticesinde davacının aracında meydana gelen hasara ilişkin olarak ... Sigorta Aş'ye 29.04.2022 tarihinde 30.388,39-TL rücu ödemesi ve davacı vekili ...'e 16.02.2023 tarihinde 19.611,61-TL değer kaybı ödeme yapılmıştır. Yapılan bu ödeme ile müvekkil şirketin sorunluluğu sona ermiştir.
Hasara konu araçta değişimi yapılacak parçalar belli olup parça fiyatlarının bilgisine ulaşılması mümkündür. Nitekim davacı açıkça müvekkil şirkete başvuruda bulunurken ve aracında meydana gelen hasar değer kaybı bedelinin 150.000-TL olduğunu belirtmiştir.
Yine davacının dosyaya sunmuş olduğu ekspertiz raporunda da değer kaybı bedeli tespit edilmiş olup huzurdaki davada 1.000,00-TL değer kaybı tazminatı belirleyerek belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde 01.03.2022 - 01.03.2023 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalıdır. İşbu poliçe uyarınca müvekkil şirketin sorumluluğu, sigortalısının kusuru oranında araç başına 50.000,00 TL ile sınırlıdır.
Öncelikle müvekkil şirketin sorumluluğun belirlenmesi için kazaya karışan araçların kusur oranlarının denetime elverişli bir biçimde tespit edilmesi gerekmektedir.
Davacının dosyaya sunmuş olduğu kaza tespit tutanağı okunur olmaması sebebiyle kazanın nasıl meydana geldiği anlaşılamadığından müvekkil şirket nezdinde sigortalı aracın kazanın meydana gelmesinde kusurlu olup olmadığı da tespit edilememiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde; müvekkil sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan ... plakalı aracın, ... plakalı araca maddi hasar verdiğini beyan etmiş ve kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirket nezdinde sigortalı olan aracın %100 kusurlu olduğunu iddia etmiştir. Dosyanın konusunu oluşturan kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerekmektedir. Sigortalı aracı sevk ve idare eden sürücünün kusuru bulunmaması halinde müvekkil şirkete huzurdaki dava yöneltilemeyecektir. Davacı, uyuşmazlık konusu kaza sebebiyle maliki olduğu ... plakalı araçta maddi hasar meydana geldiğini ifade ederek müvekkil şirketten değer kaybı tazminatı talep etmektedir.
Davacının müvekkil şirkete yapmış olduğu başvuru üzerine, tazminat talebine konu araç için ekspertiz raporu düzenlenmiştir.
Ekspertiz raporunda, ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybının kusuru oranında 19.611,61-TL olduğu tespit edilmiş ve ekspertiz raporu doğrultusunda tespit edilen değer kaybı bedeli de müvekkil şirket tarafından 19.611,61-TL olarak davacıya ödenmiştir. Yapılan bu ödeme ile müvekkil şirketin dava konusu hasara ilişkin hiçbir sorumluluğu kalmamıştır.
Davacı taraf, davaya konu araçta hasar ve buna bağlı olarak değer kaybı meydana geldiğini ve bahsedilen değer kaybı bedelinin müvekkil sigorta şirketinden tazmin edilmesinin gerektiğini ifade etmiştir. İddia edilen değer kaybının tespiti için uzman bilirkişilerce inceleme yaptırılmalı ve varsa değer kaybı miktarının bu şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Tazminat hesaplamasında dikkate alınacak kriterler 01.06.2015 tarihli Trafik Sigortası Genel Şartları ile belirlenmiş olup değer kaybı taleplerinin halihazırda yürürlükte olan genel şartlara uygun bir biçimde tespit edilmesinin isabetli olacağı kanaatindeyiz. Aksi takdirde hesaplama işlemlerinde temel alınan kriterler belirsiz bir hale gelecek, sigorta şirketlerinin sorumluluğu farklı hesaplama türlerine göre belirlenme riski ortaya çıkacaktır.
Kaldı ki Karayolları Trafik Kanununda Haziran 2021’de yapılan değişiklik ile ZMMS Genel Şartlarında belirtilen ilkelerin benimsendiğini ve bu ilkelere göre bir çerçeve çizildiği görülmektedir.
Yürürlüğe giren kanun değişikliği ile Poliçe Genel Şartlarında benimsenen kuralların terk edilmediği ve eski Yargıtay uygulamasına dönülmediği, tam aksine Genel Şartlara paralel bir düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Açıklanan sebeplerle kabul manasında olmamak üzere, davacının değer kaybı talebi yönünden Trafik Sigortası Genel Şartları Ek1.2’de yer alan teminat dışı kalan haller de göz önünde bulundurularak konu Genel Şart Ek 1'de yer alan hesaplama yöntemi doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir.
Davacı taraf aracını kullanamadığı süreç için aracından mahrum kaldığı kazanç kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin hesaplanmasını talep etmektedir. Davacı iş bu talebini hangi hukuki zemine dayandırdığı hususunda bir açıklamada bulunmamıştır. Öncelikle işbu hususta davacı tarafın mahrum kaldığı kazanç kaybı ve araç mahrumiyet bedelini neye dayanarak talep ettiği yönünde açıklamada bulunmasını talep eder ve buna karşı cevap haklarımızı saklı tutarız.
Munzam zarar oluştuğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talep ettiği araç mahrumiyet bedeli ve mahrum kalınan kazanç munzam zarara dayanıyor ise davacının uğradığını iddia ettiği zarar temerrütten kaynaklanmamakta olup somut olayda illiyet bağı bulunmamaktadır. Şöyle ki;
TBK madde 122'de munzam zarar aşağıdaki gibi düzenlenmiştir.
Somut olayda davacının Kasko Sigortacısı tarafından davacıya ait aracın onarımı yapılmış olup işbu onarım süresince geçen sürecin, onarımın uzamış olması vb durumlarda müvekkil şirketin herhangi bir kusur bulunmamaktadır. Davacı taraf müvekkil şirketten mahrum kaldığı kazanç kaybı bedelini de talep etmemiştir. Bu nedenle müvekkil şirket temerrüte düşürülmemiştir.
Öncelikle huzurdaki borcun borçlusu müvekkil şirket değildir. Davacının aracını işletemediği dönem boyunca mahrum kaldığı kazançtan müvekkil şirketi sorumlu tutmak abesle iştigaldir. Nitekim işbu munzam zarar meydana gelirken, müvekkil şirket temerrüte dahi düşürülmemiştir.
Özetleyecek olursak; müvekkil şirket asıl borç yönünden temerrüte düşürülmemiş ve yine müvekkil şirketin borçlu konumunda olmaması sebebiyle kusuru da yoktur. Son olarak munzam zarar ile müvekkil şirketin fiili arasında herhangi bir illiyet bağı da bulunmamaktadır.
Açıklanan sebeplerden ötürü davacı mahrum kaldığı kazanç kaybı bedeli talebini munzam zarara dayandırmakta ise munzam zararın şartlarını taşımamasından dolayı reddi gerekmektedir. Davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkin davadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107/2. Maddesinde; "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın alanında uzman bilirkişilere tevdii edildiği ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davalı şirkete sigortalı aracın sürücüsü ...'ın olayda %100 oranında tam kusurlu olduğu, Davaya konu aracın görmüş olduğu onarım nedeniyle, olay tarihinde oluşacak değer kaybı miktarının 143.520-TL olduğu, kusur oranı doğrultusunda davalı şirketin poliçe limitleri ile sorumlu olacağı, Kasko poliçesi kapsamında giderilmiş hasar onarımı nedeniyle davalı şirketin, aracın kasko sigortacısına 30.388,39-TL ve değer kaybı miktarı için 19.611,61-TL davacı vekiline ödemede bulunulmuş olduğunu gösterir banka dekontu ibraz edilmiş olduğu, söz konusu ödemelerin toplamının poliçe limitini tüketmiş olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişilere tevdii edildiği ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Davacı vekilinin itirazları doğrultusunda, dava konusu araçta meydana gelen hasarın sağ arka kapı, sağ arka çamurluk, sağ ön çamurluk, sağ ön kapı, ön tampon ve arka tamponu içerdiği, bu parçalarda yapılan onarım ve boya işlemlerinin eksper incelemesi için geçen süre de dahil olmak üzere- 7 iş günü içerisinde tamamlanacağı, dava konusu aracın segmenti de göz önünde bulundurulduğunda muadili bir aracın rapor tarihi itibariyle 7 günlük kiralama bedelinin yaklaşık olarak 25.002,44 TL olacağı, bu bedelin hasar tarihi itibariyle 8,809.57 TL'ye tekabül ettiği; davalı yan tarafından beyan edilen itirazlar hususunda ise bu itirazları destekler mahiyette ek bir belgenin dava dosyasına sunulmaması nedeniyle kök raporda yer alan tespit ve kanaatlerin değişmediği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
4 numaralı celsede davacı vekili tarafından belirsiz alacak davasını belirli hale getirmek üzere süre talep edildiği, mahkememizce 1 haftalık kesin süre verildiği ancak verilen kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından bedel arttırım dilekçesi sunulmadığı anlaşılmakla davanın HMK 107/2 uyarınca açıldığı hali ile görülüp karara bağlanması gerektiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davalı tarafça davacı vekiline ve davacı sigortacısına toplam 50.000,00 TL ödeme yapıldığı ve teminat limitlerinin dolduğu savunulmuştur. Davalı tarafından sunulan dekontların incelenmesinde davacı vekiline 16/02/2023 tarihinde 19.611,61 TL 29/04/2022 tarihinde davacı sigortacısına ise 30.388,39 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda kaza tarihi itibariyle davalı ZMM sigortacısının teminat limitinin 50.000,00 TL ile sınırlı olduğu, teminat limitini dolduracak şekilde davacı vekiline ve davacı sigortacısına ödeme yapıldığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL'nin mahsup edilerek bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan her hangi bir masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği gereğince dava değeri olan 1.000,00 TL üzerinden hesaplanan 1.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır