T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/274 Esas
KARAR NO : 2025/190
DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ : 19/04/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil ... ... adresinde ütü paket atölyesi işletmektedir. 10/04/2023 tarihinde davalı şirket görevlileri tarafından ilgili adreste inceleme yapılmıştır. Müvekkilin hazır olmadığında işletmede bulunan kardeşi ... kendilerine yardımcı olmaya çalışmıştır. İnceleme esnasında 1 hafta önce müvekkilin sayaca müdahale ederek kaçak yaptığını ve bu tespit amacı ile geldiklerini beyan etmişlerdir. Görevlileri bir süre elektrik aksamını kontrol ettikten sonra ... seri numaralı tutanak düzenleyerek iş yerinde bulunan müvekkilin kardeşine bir adet örnek vererek iş yerinden ayrılmışlardır. Bu hususa çalışanlar tanıktır. Müvekkil iş yerine geldikten sonra hazırlanan tutanağı görmüş ve tutanak içerisinde ''EPDK Tüketici Hizmet Yönetmeliğine göre ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale edilerek harici hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirmeksizin usulsüz kullanım yapıldığı tespit edilmiştir.'' şeklinde beyan olduğu ve tespit edilen aletler kısmında '' buhar kazanı 1 adet 20.000 Watt, Paskara Ütü 4 adet x 2500 Watt '' olmak üzere toplam 30.000 Watt güç tespiti yapıldığını görmüştür. Müvekkil ilgili tutanağı düzenleyen ... A.Ş kayıp kaçak müdürlüğüne 11/04/2023 tarihinde giderek bu yanlışlığı gidermek istemiştir. Fakat müdürlük görevlileri bir hata olmadığını kendisi hakkında 125.674,32 TL ve 321.342,62 TL 'lik toplam 447.016,94 TL fatura tahakkuk edildiğini bunları ödenmesi istenmiştir.
Tarafımızca ilgili müdürlük nezdinde bahsi konu tutanağa ilişkin somut bilgi ve belge talep edilmiştir. Kendileri ellerinde video veya fotoğraf gibi bir delilin olmadığınını ama görevliler tarafından tanzim edilen tutanağın doğru olduğunu iddia etmişlerdir.
Öncelikle 10/04/2023 tarihli batıl tutanağı kesinlikle kabul etmiyoruz. Söz konusu tutanak tamamen keyfi ve hiçbir somut delile dayandırılmadan düzenlenmiştir. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, bir an müvekkilin usulsüz kullandığı kabul edilse bile güç tespitleri tamamen yanlıştır. 2500 Watt olarak gösterilen ütülerden 3 tanesi 750 watt 1 tanesi ise 800 Watt gücündedir. Yine 20.000 Watt olarak kayıt edilen ütü kazanı da 7500 watt gücündedir. Buna ilişkin resimleri ekte sunuyoruz. Resimlerden de görüleceği üzere davalı şirket görevlileri hiçbir inceleme yapmadan tamamen keyfi olarak ütülerin ve buhar kazanının tüketimini yüksek göstererek yüksek fatura tahakkuk etmek istemişlerdir. Bu hususta müvekkilin iş yerinde uzman bilirkişi marifeti ile güç tespitinin yapılmasını talep ediyoruz.
Davalı şirket ... tek dağıtıcı enerji şirketi olarak tekel konumundadır, bu konumunu kötüye kullanarak müvekkil üzerinden haksız kazanç elde etmek istemektedir. Davalı şirket 24/04/2023 tarihine kadar ödeme yapılmadığı takdirde müvekkilin elektrik enerjisini kesmek ile tehdit etmektedir. Müvekkilin bu aşamada davalı şirkete 447.016,94 TL gibi yüksek bir mikarı ödeme imkanı bulunmamaktadır kendisi 5 çalışanı ile ticari hayatını sürmekte olan küçük ölçekli bir şahsi girişimdir. Davacı şirketçe müvekkilin enerjisinin kesilmesi halinde ticari hayatına devam etmesi mümkün değildir. Müvekkil işlemediği bir eylem sebebi ile davalı kurum tarafından cezalandırılmakta ve iflasa sürüklenmek istemekdir. Benzer bir uyuşmazlık hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında "...HMK 389 ve devamı maddelerine göre “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hallerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. Buna göre, işin niteliği gereği elektriğin davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin, davacının ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle davacının ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin davacı aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı davacının işletmesinde elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği, bunun yanı sıraalacağın miktarına göre davalışirketin de ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Ziradavacının mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek alacaklı şirket zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale de gelebilecektir. Davalının istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede, ihtiyati tedbir kararının verilmesinde her iki tarafın yararı bulunduğu, kullanılan elektriğin sayaçtan geçerek kullanılması nedeniyle kullanılan enerji bedelinin tespitinin yapılabileceği,ancak verilen tedbir kararının dava konusu tutanaklar haricindeki ihtilafları kapsamayacağı, olası bu ihtilaflarla ilgili kurumun tutanak tutma, tahakkuk ve tahsilat yapma imkanının bulunduğu, açıktır..." yine ekte sunduğumuz BAM kararlarında aynı doğrultuda olup müvekkilin işletmesinin iflasını engel olunması için koruma tedbiri talep ediyoruz.
Davalı şirket tarafından enerjinin kesilmemesi, kesildiği takdirde yeniden enerji verilmesi yönünde dava süresince tedbir kararı verilmesi,
Tutanağa konu adreste bilirkişi marifeti ile tutanakta yazılı elektrikli aletlerin durmunun tespiti ile gerçek tüketim miktarlarının tespitinin yapılmasını, davalı personelce yönetmeliğe aykırı bir şekilde tutulduğu tespit edilen tutanakların iptali ile bu tutanaklara dayanarak kesilen cezaların iptaline karar verilmesini,
Mahkeme aksi kanaate olması halinde ilgili faturalar üzerinde hesap bilirkişi marifeti ile inceleme yapılarak fazlaya ilişkin tutarlar yönünden borçlu olmadığımızın tespitine, avukatlık ücreti dâhil yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Zorunlu arabulucuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığından, davanın usulden reddi gerekmektedir. TTK 5/A maddesi kapsamında menfi tespit davaları zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. Menfi tespit davası ticari bir dava olduğundan, TTK md. 5 kapsamında zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması gerekir idi. Ancak davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvurulmadığından, huzurdaki davanın usulden reddi gerekmektedir. Ticari davalar ister menfi tespit, ister istirdat, ister itirazın iptali, ister tazminat talebi olsun bu davaların ortak noktası "dava konusunun bir miktar para alacağı"dır. Bu nedenle amaçsal yorum yapılması gerekmekte olup, tespit davalarının da dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğu izahtan varestedir. Davacı tarafından dava şartı arabuluculuğa başvurulmamıştır. Bu nedenle, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan ikame edilen huzurdaki davanın usulden reddi gerekmektedir. Davacının dava dilekçesindeki iddiaları asılsız ve mesnetsiz olup kaçak elektrik kullandığı davacının abisi ... tarafından imzalanan kaçak tutanaklarıyla ve video kayıtları ile sabittir. Davacı kaçak elektrik kullanmadığı yönündeki iddiasını ispat edememiştir. Şöyle ki;
10/04/2023 tarihinde müvekkil şirket ... çalışanları ... Adresinde yapmış oldukları keşifte "dağıtım sistemine müdahale edilerek ayrı bir hat çekmek suretiyle " kaçak enerji kullanımı yaptıklarını tespit ederek ...seri numaralı kaçak zaptını düzenlemişlerdir. Söz konusu kaçak elektrik tespit tutanağı, davacı tarafın abisi vehbi bircan tarafından bizzat imzalanmıştır. Bu zabta ek olarak kamera kayıtları mevcut olup ekte sunulmuştur. Görüntüler incelendiğinde görülecektir ki borçlu, sayaca harici hat ekleyerek kaçak elektrik kullanmıştır.
Kaçak elektrik tutanaklarına binaen ... numaralı 24.04.2023 son ödeme tarihli 321.342,62 TL bedelli, ... numaralı 24.04.2023 son ödeme tarihli 125.674,32 TL bedelli faturalar düzenlenmiştir. Ancak faturaların vade tarihi geçmesine rağmen fatura bedelleri ödenmemiştir.
Düzenlenmiş olan ve davacı tarafından imzalanan bu zabıtlar emsal yargıtay kararları gereği aksi ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Davacı tutanakların ve video kayıtların aksini ispat edecek hiç bir delil sunmamıştır. video kayıtları ile desteklenen ve davacı tarafından imzalanan tutanaklarla sabit olan kaçak elektrik kullanımının aksini ispat edecek hiç bir delil sunmayan davacının iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğu sabittir. Davacın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Davacı aleyhine düzenlenen iki adet kaçak faturasının usulsüz ve fahiş bedeller üzerinden düzenlendiğini, kaçak tespitinin ve hesabının yanlış olduğunu, hesaplama yönteminin yönetmeliğe uygun olmadığını, iddia etmektedir. Davacının kaçak elektrik kullanmadığına ilişkin beyanlarının asılsız ve mesnetsiz olduğu gibi bu beyanları da asılsız ve mesnetsizdir. Şöyle ki;
Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin vuku bulan hangi fiillerin kaçak elektrik olarak tanımlanacağını düzenleyen 42. Maddesi b bendinde "Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir" şeklinde düzenlemeye yer vermiştir.
Davacının, "dağıtım sistemine müdahale edilerek ayrı bir hat çekmek suretiyle " kaçak elektrik kullandığı tutanak ve video kayıtları ile sabittir. Davacının bu fiili, yönetmeliğin 42. Maddesi b bendinde düzenlenen kaçak elektrik tanımına uymaktadır.
Söz konusu Uzman Görüş Mütalaasından da anlaşılacağı üzere müvekkil şirket tarafından usulüne uygun bir şekilde tahakkuklandırılan faturalarda ve kaçak elektrik tespit sürecinde herhangi bir hata bulunmamaktadır. İş bu Uzman Görüşü, dosya kapsamında bulunan video görüntüleri, kesin delil niteliğine haiz tutanaklar da göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafın kaçak elektrik kullanımının bulunduğu ve bu kullanımlardan dolayı 447.016,94 TL tutarında fatura tahakkuklandırmanın hukuka uygun olduğu sabittir. Uzman görüşünden de anlaşılacağı üzere, davacı taraf davasını ispat edememiştir. Bu sebeple huzurdaki davanın reddine karar verilmelidir.
Davacı taraf, "mahalde bulunan cihazların güç tespitlerinin yanlış olduğunu" iddia etmektedir. Müvekkil şirket tarafından yapılan keşifte, kaçak hattan beslenen Buhar Kazanının 20.000 Watt, kaçak hattan beslenen 4 adet Paskara Ütünün 10.000 Watt olduğu tespit edilmiş, mahalde bulunan cihazların Watt değerleri tutanağa yazılmış ve söz konusu tutanak mahalde bulunan davacının abisi tarafından kabul edilerek imzalanmıştır. Hal böyle iken davacı tarafın, mahalde bulunan cihazların watt değerlerinin daha düşük olduğu iddiası kabul edilemez. Üstelik davacı dilekçesine nerden alındığı belli olmayan bir fotoğraf koyarak işyerindeki "paskara ütü" lerin 750 watt olduğunu iddia etmişse de internetten yapılan basit bir araştırma ile evlerde kullanılan sıradan ütülerin bile 2400-3000 watt olduğu görülmektedir. Nitekim her birimiz kendi evimizdeki ütünün watt ına bakarsak durumun böyle olduğu da kolayca görülecektir. Kaldı ki dava konusu ütüler sanayi tipi ütüler olup sıradan bir ev ütüsünden daha düşük watt olması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Davacı taraf dava dilekçesinde, "kaçak elektrik kullanımının yönetmeliğin 42/1-b kapsamında değil, 42/1-c kapsamında kaldığını" iddia etmektedir. Ancak söz konusu iddianın gerçekliği bulunmamaktadır. Enerji Piyasası Tüketici Hizmet Yönetmeliği md. 42/1-b: "Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi" şeklindedir. Yönetmeliğin 42/1-c maddesi ise, "sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın doğru kayıt yapmasının engellenmesi" şeklindedir. Video kaydı izlendiğinde görülecektir ki, sayacın nötr kısmında oluşan fark nedeniyle harici hat kontrolü yapıldığında, sayaçtan geçirilmeksizin elektrik kullanılan bir hat tespit edilmiştir. Davacı tarafın kaçak elektrik kullanımı ayrı bir hat kullanmak suretiyle gerçekleştiğinden, kaçak elektrik kullanımı yönetmeliğin 42/1-b maddesi kapsamında kalmaktadır. EPTHY'nin 45. Maddesinin b bendine göre de, "42/1-b kapsamında kalan kaçak kullanımları için esas alınacak süre 180 gündür." EPTHY hükümleri çerçevesinde müvekkil kurumun tahakkuklandırması ve kaçak tespiti hukuka uygun olduğundan davanın reddine karar verilmelidir.
Yukarıda izah edilen hususlar çerçevesinde müvekkilin kaçak elektrik kullanıldığına yönelik tespiti, bu tespite istinaden yürüttüğü süreç, kaçak kullanımına ilişkin faturalandırma gibi tüm süreçler yönetmeliğe uygundur. Bu sebeple huzurdaki haksız davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, usulsüz elektrik kullanımı nedeniyle düzenlenen faturaya ilişkin menfi tespit davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.
VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir.
Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir.
Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır.
Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 26/02/2025 tarihli cevabi yazısına göre; davacının sadece potansiyel mükellef kaydının bulunduğu gelir vergisi mükellefiyet kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 16/01/2025 tarihli yazı cevabında ise davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davacının sadece potansiyel mükellef kaydının bulunduğu gelir vergisi mükellefiyet kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davacının tacir olmaması ve itirazın iptali davasının ise ... 49. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında derdest olması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtaratın tensip zaptı ve gerekçeli kararın davacıya tebliği suretiyle yapılmasına)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/03/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır