T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/436 Esas
KARAR NO : 2025/1094
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/07/2023
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı vekili dilekçesinde özetle; “Müvekkil şirket, seyahat acentesi faaliyeti gerçekleştirmektedir. Kazaya karışan aracı da bir transfer aracı olup, kaza neticesinde araçta hem değer kaybı hem de serviste kalmış olduğu günlerde işletememiş olması nedeni ile ticari kazanç kaybı meydana gelmiştir.15.09.2022 tarihinde davalı şirket nezdinde sigortalı olan aracın sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç kaza tespit tutanağında belirtili olan ... ilçesi, ... Caddesinde istikametine giderken kendi yolunda seyir halinde bulunan ... plakalı araca çarpmıştır. Bu araç müvekkilim ...Şti.'e aittir. Müvekkilime ait araç düz ana yolda seyir halinde ilerlerken, taksi şoförü telefonla konuşma gerçekleştirmesi neticesinde müvekkilimi fark etmemiş ve çarpmıştır. Taraflar kendi aralarında dört kez tutanak düzenlemiş, ancak davalı ... hiçbir tutanağa imza atmak istememesi neticesinde, taraflar olayın detayından kaçınan bir tutanak tutarak imzalamışlardır. Ancak dosyaya ibraz edilecek fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere, müvekkile ait aracın lastiklerinin yönü dahi kazadan kaçınmaya çalıştığını gösterir niteliktedir. Olay yerinde keşif inceleme talebimiz olup, keşif neticesinde taksi şoförünün yola çıkarken dikkatle çıkması gerektiği, ancak dikkat etmemenin yanında kazaya engel dahi olmadığı anlaşılacaktır. Müvekkile ait aracı fark etmesi imkansız olan taksi şoförü kazaya engel olmak adına hiçbir girişimde bulunmamış ve tamamen kural ihlalinde bulunmuştur. Her ne kadar kusur oranı belirlenmiş olunduğunda müvekkil şirkete ait aracın kusuru %100 gözükmüş olsa dahi, bu durumu kabul etmemekteyiz. Kusur oranına müvekkil şirket tarafından itiraz edilmeksizin direkt “yargı yoluna başvuruda bulunulmuştur. Bilirkişi” raporu doğrultusunda; kazanın yeri, kaza fotoğrafları, olay yeri ve müvekkilin kazadan kaçmaya çalıştığı esnada taksi şoförünün dikkat ve özen ihlali nedeni ile kazanın meydana gelmesine sebep olmasının tamamının tekrardan değerlendirilmesinin yapılarak kusur oranlarının yeniden belirtilmesini ve akabinde de bu oranlara göre hesap bilirkişisine tevdii edilmesini talep ederiz.” denilerek değer kaybı, kazanç kaybı, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Uyuşmazlığa konu kazaya karışan ... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde ... numaralı,05/01/2022-2023 vadeli karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalıdır. Kaza tarihi olan 15.09.2022 itibarı ile poliçe teminatı limiti maddi hasarlarda 100.000,00 TL’dir. Müvekkil şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle olayı kapsayan poliçe mevcut olmalı; olayın vukuundan itibaren 2 yıl içinde başvuruda bulunulmalıdır. Öncelikle zamanaşımı itirazımızı sunarız. Davaya ilişkin yapılan inceleme ve kontrollerde sigortalı aracın kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmamaktadır. Talebi kabul anlamına gelmemek üzere, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, meblağ sigortası olmadığından, müvekkil şirket oluşan zararlardan ancak sigortaladığı araç işletenin sorumluluğu nispetinde ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu tutulabilir. Bunun için öncelikle kazadaki kusur durumunun tespiti gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... E. ... K. Sayılı ilamında, sigorta şirketinin ancak sigortalı araç kusuru oranında zarardan sorumlu olacağı açıkça ifade edilmiştir.3-Ayrıca başvurucu tarafın kaza tarihindeki Kasko Sigortası bulunan Sigortadan ödeme alıp almadığı ve kaza kapsamında zararının işbu poliçe kapsamında karşılanıp karşılanmadığının da netleştirilmesi gerekmektedir. Aynı zarara ilişkin ikinci ödemenin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı, başvurucunun talebinin Medeni Kanun md. 2 ve devamı maddelerinde ifadesi bulunan iyi niyet kurallarına ve çelişkili davranma yasağına aykırı olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerle sabittir. Bu itibarla müvekkil şirketin mükerrer ödeme yapmasının önüne geçmek adına başvuranın kasko Sigortacısına müzekkere yazılarak kaza tarihi ve başvurucu araç bilgisi ile hangi konuda ödeme yapıldığının sorulmasını talep ederiz.
Alacağın belirlenebilir olduğu hallerde HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat bulunmamaktadır. Nitekim başvuran taraf eksper incelemesi yaptırarak iddia edilen alacağını tam olarak tespit ettirdiği/ettirebileceği halde, başvurunun belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olması karşısında, konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17.06.2015 tarih ... E. - ... K. sayılı kararında da yer verildiği üzere, başvurunun hukuki menfaat yokluğu sebebiyle reddini talep ederiz.
Davacının kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Nitekim davacının huzurdaki dava bakımından talep ettiği değer kaybı tutarı net bir şekilde tespit edilebilir bir zarar kalemi olmakla nitekim daha evvel müvekkil şirkete başvurusu kapsamında da kısmi nitelikte bir talepte değil net bir tutar talep edilmiştir. Dolayısıyla huzurdaki başvurunun kısmi dava olarak ikamesinin davacı açısından hukuki faydası bulunmamaktadır. İşbu sebeple aşağıda emsal nitelikte sunulan Yargıtay uygulamasında olduğu üzere öncelikle başvurunun esasa girilmeksizin usulden reddini talep ederiz.
Açıklanan sebeplerle başvuru sahibi vekilinin kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından, başvurunun reddine karar verilmesi gerekmektedir.” şeklindeki karar ile beyanlarımız tevsik edilmiştir.
Ayrıca, alacağın belirlenebilir olduğu hallerde HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat bulunmamaktadır. Nitekim davacı taraf eksper incelemesi yaptırarak iddia edilen alacağını tam olarak tespit ettirdiği/ettirebileceği halde, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olması karşısında, konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17.06.2015 tarih ...E. - ...K. sayılı kararında da yer verildiği üzere, davanın hukuki menfaat yokluğu sebebiyle reddini talep ederiz.04.12.2021 tarihli Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları ekinde, değer kaybının ne şekilde ve hangi formüllere göre yapılacağı düzenlenmiştir. İşbu dilekçemiz ekinde sunulmuş olan genel şartlarda görüleceği üzere, değer kaybının hesaplanmasında yalnızca rayiç değer değil; hasarın hangi parçada ne düzeyde olduğu; aracın kilometresi, aracın kullanılmışlık düzeyi katsayısı gibi hususlar da dikkate alınmalıdır. Aracın değişen parçaları olup olmadığı, varsa bu parçaların değeri ile araçta meydana getireceği değer kaybı oranı, oluşan maddi hasar tutarı gibi hususlar değerlendirilmelidir.
Anayasa Mahkemesi tarafından KTK'dan "genel şartlar" ibaresi çıkarıldıktan sonra değer kaybı hesabı yönünden TBK'da da özel bir düzenleme olmaması sebebiyle hukuki boşluk oluşmuş ve sadece piyasa rayici gözetilerek kararlar verilmeye başlanmıştır. Ancak iptal kararı sonrası bu boşluğun doldurulması için 09.06.2021 tarihli 7327 sayılı kanunun 18. maddesi ile KTK m.90'a "Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir." şeklinde ibare eklenmiştir. KTK m.90/A'da "Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanır" düzenlemesi mevcuttur. Buna göre son durumda 09.06.2021 tarihli kanun ile DEĞER kaybı hesabında uygulanacak yöntemin belirlenmesi sigortacılık ve özel emeklilik düzenleme ve denetleme kurumu'na bırakılmıştır.
Kurum tarafından Resmi Gazetede 04.12.2021 tarihinde kendilerine verilen bu yetki çerçevesinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında değişiklik yapılmasına dair genel şartlar yayınlanmış ve bu genel şartlar m.4'e "Değer kaybı, talep edilmesi halinde, Kurum tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından bu Genel Şartların Ek-1’inde yer alan esaslara göre tespit edilir." şeklinde düzenleme getirilerek değer kaybı hesaplaması için Genel Şartlar ekinde özel yöntem öngörülmüştür.
Önemle belirtmek gerekir ki gerek KTK. 90'ın verdiği yetki, gerekse de 04.12.2021 tarihli ZMM Genel Şartlarda değer kaybı hesabı genel şartlar ve ekindeki formüllere göre yapılmalıdır denmektedir. Bu bağlamda kabul anlamına gelmemek kaydıyla alınacak bilirkişi raporunda bu hususa dikkat edilmesini talep ederiz.
Değer kaybı iddiasına itirazlarımızı sunmaktayız. değer kaybı talep edilen aracın, kaza tarihi itibariyle kilometre, aynı aracın daha önce kazası bulunup bulunmadığı dikkate alınmalıdır. Aracın, daha önce başka kazasının bulunduğu durumda; araç "hasarsızlık" vasfını talep konusu kazadan önce kaybetmiş olacağından, değer kaybı iddialarının kabulü mümkün olmayacaktır.Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte öncelikle aracın pert olup olmadığının değerlendirilmesini talep ederiz. Zira pert olmuş bir araç için değer kaybı hesaplanması mümkün olmayacaktır.
somut olayda açıkça görüleceği üzere, değer kaybı talep edilen aracın kaza esnasındaki kilometresi son derece yüksek olduğundan herhangi bir değer kaybına uğramış olduğunun kabulü abesle iştigaldir. Ayrıca başvuru kapsamında değerlendirilecek bir başka husus ise başvuranın aracının daha önce hasara uğradı ise bir araç birden fazla kez değer kaybına uğrayamayacağından değer kaybına yönelik taleplerin her halükarda reddi gerekecektir. Bu nedenle başvuranın aracın başvuru konusu kazadan önceki kaza kayıtlarının Sigorta Bilgi Merkezinden sorulmasını talep ederiz.
Söz konusu araçta değer kaybı söz konusu değildir. Tramer kayıtlarında da görüleceği üzere söz konusu araç daha önce de başka kazalara karışmıştır. Bir kez orijinalliğini kaybeden söz konusu aracın aynı hasar nedeniyle tekrar değer kaybı meydana gelmesi mümkün değildir.
Üstelik önemle belirtmek gerekir ki, değer kaybı, bir aracın satılırken ikinci el değerinin düşmesi karşısında uğranılan zararı belirtmektedir. Halbuki davacı tarafından iddia edilen bu zarar henüz gerçekleşmemiştir. Zira davacı aracını satmış olmadığı gibi; satacağı da kesin değildir. Dolayısıyla somut olarak gerçekleşmemiş ve gerçekleşeceği meçhul bir zararın tazmini mümkün değildir. Haksız fiil nedeniyle sorumluluğun temel dayanakları; hukuka aykırı fiil, kusur, illiyet bağı ve zarardır. Somut olayda zarar unsuru gerçekleşmediğinden değer kaybı taleplerinin de reddi gerekmektedir.Aracın daha önce karıştığı kaza çerçevesinde, ağır hasar kaydı bulunup bulunmadığının araştırılmasını talep ederiz.
davaya konu araçta meydana gelen gelir-kazanç kaybı talep edilmektedir. işbu başvurunun reddi gerekmektedir. 2918 sayılı ktk md. 85/1 gereği, sigorta şirketi "bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına" sebep olunması nedeniyle oluşan zararlardan sorumludur. maddede yer alan "bir şeyin zarara uğraması" bizatihi aracın hasarını/değer kaybını kapsayan bir ifade olmakla birlikte; "kar kaybı-araç mahrumiyeti" gibi dolaylı zararları kapsamamaktadır.
Davalı ... Sigorta A.Ş, diğer davalı ...'a ait aracın trafik sigortacısı olup ZMSS poliçesi gereği, davacının aracında meydana gelen hasara ilişkin gerçek zarar miktarı ile sınırlı sorumludur. Kazanç kaybına ilişkin zararın, kazadan kaynaklanan dolaylı zarar mahiyetinde olduğu ve davalı trafik sigortacısının sadece doğrudan zararlardan sorumlu olduğu, dikkate alınarak hüküm tesisi gerekirken, 2.500 TL'lik kazanç kaybından trafik sigortacısının sorumlu tutulması doğru olmamıştır.Kusur ve hasara yönelik itirazlarımızın kabulü ile kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından huzurdaki davanın reddine,
Sayın mahkeme aksi kanaatte ise,
Kusura ilişkin ve hasara ilişkin itirazlarımızın kabulü ile kusur konusunda Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi nezdinde kusur incelemesi yapılmasına,
Değer kaybı talep edilen aracın eski tarihli kaza kayıtlarının tramerden sorgulanmasına,
Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile araçtaki hasar tutarının ve değer kaybının, ekte sunduğumuz Genel Şartlarla belirlenen kriterlere göre hesaplanmak üzere dosyanın bilirkişiye gönderilmesine;
Her halde,
Aracın yaşı ve yüksek kilometresi dikkate alınarak değer kaybı taleplerinin reddine,
Davacıya ait aracın kullanılmışlık katsayısı, hasar boyutu katsayısı ve araç baz değeri göz önüne alındığında talep edilen fahiş değer kaybı taleplerinin reddine,
Teminat dışı olduğundan araç mahrumiyeti/kazanç kaybı taleplerinin reddine,
Avans faizi taleplerinin reddine
Dava açılmasına müvekkil şirketçe sebebiyet verilmemiş olduğundan yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden aleyhimize hüküm kurulmamasına, netice itibarıyla haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir.
Davalı... vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " İlgili ... plakalı taksi ve ilgili plaka yaşar ticaret otomotiv inşaat a.ş tarafından 22.11.2021 tarihinde mehmet ankay'a kiraya verilmiş olup tbk ve ktk kapsamında gerçekleşen işbu kazadan müvekkilimizin sorumluluğu bulunmamaktadır. şöyle ki; Kazaya konu aracın plakası ve araç ...A.Ş tarafından 22.11.2021 tarihinde 12 aylığına ... isimli şahsa kiralanmıştır. İlgili kira sözleşmesi ekte bilgilerinize sunulmaktadır. Davaya konu olaya dair ilgili kanun hükümlerine gidildiğinde, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 3.maddesindeki işleten tanımına göre: “İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği veya araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” burada aracı uzun süre kiralayan kişi ...olması bakımından işleten sıfatına haiz olacaktır. Aracı uzun süreli kiralayan sıfatıyla işleten olarak sayılmasından dolayı aynı kanunun 85. Maddesi uyarınca işletenin sorumluluğu hükümlerine gidilmesi gerekecektir.
Dolayısıyla aracın sadece sahibi olan adına sahiplik belgesi düzenlenen işleteni olmayan müvekkilin işbu kazadan maddi anlamda sorumluluğu olduğunun ileri sürülmesi abesle iştigaldir.
Müvekkilin sahibi olduğu ... plakalı araca ait ... Sigorta tarafından ... Poliçe numaralı Zorunlu Trafik Sigortası yaptırılmıştır. İşbu ZMMS VE İMM poliçe kapsamında müvekkilin sahibi olduğu araç kazaya karışması maddi araç başına 100.000,00.-TL teminat altına alınmıştır. Karşılıklı yapılmış olan kazada karşı tarafa verilen zarar Poliçe kapsamında teminat altındadır kesinlikle ve kesinlikle müvekkilin bahsi geçe kazadan sorumlu olduğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkilin ilgili kaza bakımından maddi anlamda sorumluluğu olduğunun kabulü halinde davacı tarafın dilekçesinde bahsettiği kusur oranının %100 davalıya ait olduğu önündeki beyanları abartı ve gerçeğe aykırı olup reddi gerekmekte ve sayın mahkemenizden kaza mahalinde keşif yapılmak suretiyle kusura ilişkin rapor aldırılması ve kazada kusurun kime ne oranda ait olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
davacının aracına herhangi bir sigorta yaptırıp yaptırmadığının, yaptırdıysa hasarın onarımı veya sair talepleri ile ilgili sigorta şirketinden bir ödeme alıp alınmadığının sayın mahkemeniz tarafından araştırılması talep edilmektir. hasar onarım aşamasında davacının sigorta şirketi tarafından onarım üstlenilmiş ise dava sonucunda davacıya aynı kaza nedeniyle tekrar ödeme yapılması ihtimali bulunduğundan ve davacıya mükerrer ödeme yapılması halinde sebepsiz zenginleşme ihtimali bulunduğundan davacının sigortalı olduğu şirket tarafından söz konusu hasara ilişkin davacı lehine herhangi bir bedel ödemesi veya onarım hizmeti verilip verilmediğinin öğrenilmesi gerekmetedir. davacının sigortalı olduğu firmadan huzurdaki davanın konusunu oluşturan kazaya ilişkin herhangi bir onarım hizmeti ve hasar ödemesi yapılıp yapılmadığının, yapıldıysa hangi tutarda bir hizmet veya ödeme aldığının sorulması gerekmekte ve talep edilmektedir. usul ve yasaya aykırı olarak açılan haksız ve dayanaksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, 15/09/2022 tarihinde ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı araç arasında gerçekleştiği iddia edilen kaza nedeniyle değer kaybı ve ticari kazanç kaybı isteminden ibaret davadır.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor alındığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Yukarıda sıralanan hususlar muvacehesinde, dava konusu kazanın oluşumunda davalı ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/1-D ve 84/1-H maddelerini ihlal ettiği ve ASLİ ve %100 oranında kusurlu olduğu, davacı yanın mevcut kazanın oluşumunda atfı kabil kusurunun bulunmadığı, mütalaa kısmında detaylandırıldığı üzere dava neticesinde davacı yana ait ... marka ... tip, 2021 model yılı araçta 46.333-TL değer kaybı oluştuğu, davacının uğradığı kazanç kaybının 6.250,00TL olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: “Bilirkişi raporunda müvekkile atfedilen kusur oranı hiçbir somut gerekçeye dayanmadan, objektif denetlenebilirlik kriterinden çok uzak bir şekilde tanzim edilmiştir.” İlgili konuda Kök raporumuzda “mevcut kazanın oluşumunda davalı ...'ın Karayolları Trafik Kanunu'nun kavşaklarda geçiş hakkını düzenleyen ilgili maddesi olan “Madde 57/1-D) (Ek: 21/5/1997-4262/4 md.) Işıklı trafik işaretleri izin verse bile trafik akımı; kendisini kavşak içinde durmaya zorlayacak veya diğer doğrultudaki trafiğin geçişine engel olacak ise, sürücülerin kavşağa girmeleri yasaktır.” Maddesini ihlal ederek KTK “Madde 84/1-H Araç sürücüleri trafik kazalarında; Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, Hallerinde asli kusurlu sayılırlar.” maddesince asli kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.” ifadesi yer almaktadır. “Kazaya karışan ... plakalı aracın kaza geçmişi olup olmadığı hususu incelenmeli akabinde değer kaybı hesabı yapılmalıdır.” İlgili konuda kök raporumuzda “SBM tarafından dava dosyasına eklenen taraflara ait hasar kaydı raporlarında davacı yana ait herhangi bir hasar kaydının yer almadığı görülmüştür.” ifadeleri yer almaktadır. “Sayın Bilirkişi tarafından belirlenen 1.250,00 TL bedel gerçek değerinden fazla olup daha detaylı ve kaza tarihi itibarıyla emsal araştırılması yapılıp yeni bir değerlendirme yapılması elzemdir.” Tarafımızca günlük kiralama ücreti tespitine yönelik olarak yapılan incelemeler neticesinde tespit edilen ortalama kiralama bedeli belgelenerek kök rapor ekinde sunulmuştur. “Sayın bilirkişinin aracın hasarsız değerini tespit ederken tam olarak hangi hususları araştırdığı, hangi firmalardan bilgi aldığı hususu rapor kapsamında belirtilmemiştir. Dolayısıyla aracın kazasız rayicinin hiçbir gerekçe göstermeksizin 834.000,00 TL tespiti yerinde olmayıp yeniden değerlendirme yapılması gerekmektedir.” Tarafımızca tespit edilen 834.000,00 TL; ... Bedeli listesinde yer alan ve dava konusu aracın hasar tarihi itibariyle kazasız fiyatını gösteren tutardır. Bu tutar, ... ve belirli kuruluşlar tarafından düzenli olarak takip edilen araç fiyatları vasıtasıyla oluşturulan ve TSB tarafından her ay düzenli olarak yayınlanan Kasko Bedeli listesinden alınmış ve kök raporda da sunulmuştur. “... plakalı araç komisyoncu ... A.Ş. Tarafından 16.11.2021 başlangıç tarihli sözleşme ile ...(T.C. ...)'a uzun dönem kiralanmıştır. Dolayısıyla... aracı uzun dönem kiralayan olması sebebiyle KTK hükümleri gereği işleten sıfatına haizdir. Sayın bilirkişinin işbu durumu değerlendirmemek suretiyle rapor tanzim etmesine itiraz ediyor olup, ek raporda bu değerlendirmenin yapılmasını talep etmekteyiz.” Sayın Hakimlikçe tarafımıza tevdi edilen görev; kusur oranı tespiti ve değer kaybı ile ticari kayıpların hesabı olup, itiraz edilen konu uzmanlık alanımızın dışında kalmaktadır. Davacı vekili itiraz dilekçesinde özetle;“Sayın bilirkişi müvekkile ait araç kiralama olarak kullanıldığını ve buna göre de hesap yapmış ise de hatalı ve eksik hesaplama yapmıştır.” Tarafımızca yapılan hesaplamalarda, aracın ticari kaybının araç kiralanarak giderilebileceği, bu bağlamda davacı yanın ticari kaybının aracın makul onarım süresi olan 5 gün boyunca muadil araç kiralanması ile sınırlı kalacağı, bu tutarın da kök raporda yer aldığı şekilde toplam 6.250,00 TL olacağı kanaatinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. “Ayıplı ve ayıpsız değerlerinin tespiti yapıldığı yazılmış olunup, maddi hatanın düzeltilerek araç değer kaybı olarak hesaplamanın konulması ve raporun son sayfasının yeniden düzenlenmesini talep ederiz.” Bilirkişi Kök Raporu EK-4'te yer alan ayıplı ve ayıpsız değerlerin tespiti başlıklı hesaplamanın değer kaybı tespiti olarak düzeltilerek değiştirilmesinin uygun olacağı görüş ve tespitlerinin içerir işbu Ek Rapor kanaat olarak Satın Hakimlik'e arz olunur" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
... aleyhine açılan dava bakımından yapılan değerlendirmede;
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca kasko sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkin itirazın iptali davasıdır.
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda; davalı ... vekili müvekkilinin aracını, yargılama aşamasında 30.07.2013 tarihli kiralık plaka sözleşmesi ile ... ve ...'a kiraladığını ve işleten sıfatı bulunmadığını ileri sürmüş, davalı tarafça sunulan '... .Şti' başlık ve logosu taşıyan kiralık plaka sözleşmesinde ... plakalı aracın 30.07.2013-30.07.2014 tarihleri arasında 12 ay süre ile ... ve ... isimli kişilere kiralandığı görülmüştür. Soruşturma dosyası ve tüm dosya kapsamında kaza anında kiralanan aracın kiracılardan ... tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu halde, davalının işleten sıfatının kaza tarihinde ortadan kalktığı anlaşılmakla, davalı işleten sıfatı ile sorumlu tutulamayacağından, yerel mahkemece davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ancak yukarıda bahsi geçen yanılgılı husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve davacı tarafça davanın, aracın kayıt maliki olan davalıya yönetilmesinde bir kusuru bulunmadığından davalı taraf lehine vekalet ücreti hükmeilmesine yer olmadığı hususu gözetilerek, kararın kaldırılıp, HMK'nun 353/1.b-2 maddesi gereğince, yanılgılı husus düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde karar verilmiştir.
Davalı tarafından sunulan 16/11/2021 tarihli "Plaka Komisyon Hizmet Sözleşmesi" başlıklı belgenin incelenmesinde; ... plaka sayılı plakanın ve plakaya bağlı aracın 22/11/2021-22/11/2022 tarihleri arasında 12 ay süre ile ... isimli kişiye kiralandığı anlaşılmıştır. Dava konusu kaza anında ise aracın davalı ... tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır.
Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi ilamı ile birlikte yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar dava konusu kazaya karışan ...plaka sayılı aracın kayıt maliki davalı ... olsa da dosyaya sunulan evraklardan bahse konu aracın kaza tarihinden önce 12 aylık süre ile kiraya verildiği, uzun süreli kiralamanın davalı ..'nın işleten sıfatını kaldıracağı dikkate alınarak pasif husumet ehliyeti yokluğundan ... aleyhine açılan davanın usulden reddine, davacı tarafça davanın aracın kayıt maliki aleyhine yöneltilmesinde bir kusuru bulunmaması sebebiyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
Davanın esası bakımından yapılan değerlendirmede;
15/09/2022 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile dava dışı ... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı araç arasında trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağı, yolun şartları ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'ın KTK'nın 57/1-D ile 84/1-H maddelerini ihlal ettiği kanaati hâsıl olduğundan davalı ...'ın kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Dava konusu kaza nedeniyle davacıya ait aracın sol ön çamurluğunun onanarak boyandığı ve kaza tarihinden önce davacıya ait araçta herhangi bir hasar olmadığı bilirkişilerce tespit edilmiş ve piyasa reel şartları uyarınca yapılan incelemede davacının aracında kaza tarihi itibariyle 46.333,00 TL değer kaybı olacağı hesap edilmiştir. Bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama metodu kök raporun ek-4 kısmında detaylı olarak izah edilmiştir. Bu bağlamda bilirkişiler tarafından sunulan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, usul ve yasaya uygun olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan rapor hükme esas alınmış ve davacının aracında dava konusu kaza nedeniyle 46.333,00 TL'lik değer kaybı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça ayrıca ticari kazanç kaybı da talep edilmiştir. Bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamada davacının uğradığı kazanç kaybı günlük 1.250,00 TL'den 6.250,00 TL olarak hesap edilmiştir. Davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ve kiralama bedeli yöntemi kullanılmaksızın aracın günlük havalimanı transferi de yaptığı gözetilerek yeniden kazanç kaybının hesap edilmesi talep edilmiştir. Davacı vekilinin talebi doğrultusunda mahkememizin 5 numaralı celsesinde ticari kazanç kaybının tespiti amacıyla davacının ticari defterlerinde mali müşavir bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Ancak davacı vekili tarafından takdir edilen bilirkişi ücreti verilen kesin sürede ve bir sonraki celseye kadar yatırılmamış ve belirlenen inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtları da mahkememize sunulmamıştır. Dolayısıyla her ne kadar davacı vekilinin itirazlarına itibar edilerek mahkememizce mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş olsa da davacı vekili tarafından ara kararın gerekleri yerine getirilmediğinden mali müşavir bilirkişiden rapor alınamamış ve dosyanın mevcut hali ile karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. Bu doğrultuda davacının aracının ticari araç olması ve dava konusu kaza nedeniyle onarımının yapılması için serviste kaldığı da dikkate alınarak bilirkişi raporu doğrultusunda 5 günlük davacının ticari kazanç kaybının 6.250,00 TL olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuş ancak 6 numaralı celse 1 numaralı ara kararı doğrultusunda davacı tarafından ticari kazanç kaybı bakımından dava değeri arttırılmadığından taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda 1.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-46.333,00 TL değer kaybı tazminatının davalı ... bakımından kaza tarihi olan 15/09/2022 tarihinden, davalı ... Sigorta için ise temerrüt tarihi olan 01/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,
2-Taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda 1.000,00 TL ticari kazanç kaybının davalı ...'dan kaza tarihi olan 15/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,
4-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.233,32 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 885,90 TL'nin mahsup edilerek bakiye 2.347,42 TL harcın davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazineye irat kaydına, (... Sigorta A.Ş.'nin bu miktarın 3.165,00 TL'sinden sınırlı ve sorumlu olması koşuluyla)
5-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 885,90TL peşin ve tamamlama harcı, 179,90 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.065,80 TL harcın davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. Gereğince hesaplanan 45.000,00 TL'nin davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 1.309,25 TL tebligat, posta gideri ile 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.809,25 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı ... lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı ve davalı... vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/12/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır