T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/497 Esas
KARAR NO: 2024/689
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/07/2023
KARAR TARİHİ: 01/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil ... ile davalı ... Şirketi arasında "..." akdedildiği, işbu sözleşme ile davalının ... ili ... ilçesi ... caddesi No: ... adresinde bulunan...'nin renovasyon yatırımının gerçekleştirileceği yaklaşık 12.000 m2'lik otel binasının inşaat işlerinin yıkım ve molozlarının uzaklaştırılması işinin müvekkil tarafından ifası ve davalının bu hizmet karşılığında bedelini ödemesi kararlaştırıldığı, bu sözleşme kapsamında müvekkil tarafından 26.01.2023 - 31.01.2023 tarihleri arasında betonarme kolon perde kırımı ile şantiye molozu ve çöplerinin uzaklaştırılması işi 400.000,00 TL bedel karşılığında gerçekleştirildiği, işbu sözleşmenin ilgili hükümleri uyarınca ek işler ile ilgili olarak yine müvekkil tarafından betonarme bina kırımı işi 10.01.2023 - 16.01.2023 tarihleri arasında, 6. blok moloz sevkiyatı işi 12.01.2023 - 21.01.2023 tarihleri arasında ve şantiye molozu ve çöplerinin uzaklaştırılması işi de 10.01.2023 - 30.04.2023 tarihleri arasında toplam 1.100.000,00 TL bedel karşılığında gerçekleştirildiği, müvekkili tarafından atılı sözleşme hükümleri uyarınca tüm imalatların tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmesine rağmen davalı yanca müvekkil hakedişleri bir türlü ödemediğini, bahse konu şantiye alanında inşaat ruhsatına aykırı pek çok yıkım ve inşaat faaliyeti gerçekleştirildiği, delil tespitine başvurulduğu ancak başvurularının soyut sebeplerle reddedildiği, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına müzekkere yazılmasını ve bilirkişi marifetiyle keşfin icrasını talep ettiklerini, müvekkilinin davalı yan taşeronu olarak gerçekleştirmiş olduğu başta yıkım ve molozlarının uzaklaştırılması olmak üzere — sözleşme kapsamındaki tüm edimlerine karşılığı alacağın fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak ve ileride artırılmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tutarındaki kısmını ve bu alacaklarının hakediş tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizlerinin davalı yandan alınarak müvekkile verilmesine, dava masraf ve ücreti vekaletin davalı yan üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini" talep etmiştir
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu beyan dilekçesinde özetle: "Müvekkilimiz davalı ...A.Ş. otelin inşaat aşamasında ... Firması olarak ...A.Ş. Firmasından maliyet kontrolüne ilişkin hizmet almıştır. İş bu dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemenin dikkatine sunulan ve ... A.Ş. Şirketince tanzim olunan evraktan da tespiti sağlanacağı üzere "davacı tarafından müvekkil namına yapıldığı iddia edilen 1.100.000 TL'lik işlere ilişkin herhangi bir sözleşme , hakediş veya fatura bulunmadığı" tartışmasızdır. Sayın Mahkemenin gerekli görmesi halinde yazı aslının tarafımızca mahkemeye sunulacağını ve yine mahkemenin gerekli görmesi halinde konuya ilişkin olarak ...A.Ş.'ye müzekkere yazılmasını talep ederiz. Önemine binaen tekrar ifade etmek isteriz ki; Müvekkil şirket ve davacı arasında anlaşma sağlanan, sözleşmeye dayanan, edimleri karşılıklı olarak yerine getirilen tek iş ...Yıkım ve Hafriyat İşleri Sözleşmesi olup, ek işlere ilişkin davacı tarafın iddia ettiği gibi herhangi bir anlaşma, sözleşme bulunmamaktadır. Zira davacı tarafından da dosya kapsamına sunulan tek sözleşme ... Yıkım ve Hafriyat İşleri Sözleşmesi olup ek işlere ilişkin herhangi bir anlaşma, sözleşme veya fatura dosya kapsamına sunulmamıştır.
Malum olunduğu üzere 1.100.000,00 TL bedelli bir işin sözleşme imzalanmaksızın ve iş yapıldıktan sonra fatura kesilmeksizin işin var olduğunu iddia etmek basiretli bir tacir davranışı olmayacağı gibi ticari hayatın da olağan akışına aykırıdır. Davacının iddiaları hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsizdir. Davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini müvekkil şirket adına vekaleten" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava; davacı ile davalı arasında otel binasının inşaat işlerinin yıkım ve molozlarının uzaklaştırılması işine ilişkin sözleşme akdedildiği, davacının tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafın edimlerini ifa etmediği iddiasıyla 1.000,00 TL'lik kısmi alacak davası olduğu tespit edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... E...K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.
VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir.
Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir.
Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır.
Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 29/05/2024 tarihli cevabi yazısına göre; davalının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı bildirilmiştir.
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 02/05/2024 tarihli yazı cevabında ise davalıların gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı ve davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davalıların tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; Taraf vekillerinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/10/2024
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır