T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/587 Esas
KARAR NO: 2024/68
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/09/2023
KARAR TARİHİ: 06/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Dava dilekçesi özetle şöyledir :
"İstanbul 2. icra hukuk mahkemesi'nde ikame edilen imzaya itiraz davasında, mahkeme'nin 10.02.20231 tarihli ara kararı ile ''asıl alacağın tamamı oranında nakti veya muteber banka teminat mektubunun icra dosyasına depo edilmesi halinde takibin davacılar yönünden dava hakkında hüküm verilinceye kadar tedbiren durdurulmasına'' yönelik karar verilmiştir. türkiye iş bankası'nın 23.03.2021 tarih ...mektup numaralı, 163.000,00 tl tutarındaki teminat mektubu ile takip tutarı icra dosyasına depo edilerek icra takibi durdurulmuştur. . davalı- takip alacaklısı da bir dönem müvekkil şirket bünyesinde şoför olarak çalışmış sonrasında problemli olarak işyerinden ayrılmıştır. bonoda lehdar olarak görülen "metin emin" adında birisinin gerçekte var olmadığı bu ismin ve bu isme ait cironun davalı ... tarafından organize edildiği açıktır. zira bu isme ait arka yüzdeki cironun altına bilinçli olarak tc kimlik no yazılmış süsü verilerek 10 haneden ibaret bir sayı yazılmıştır. senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkil aleyhine başlatılan icra takibi dolayısıyla takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerekmektedir. borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, davacı talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. bu nedenle davalı aleyhine takip alacağının % 20‘sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi..." Talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"Davacı taraf dava dilekçesinde; Takibe konu borca ve imzaya itiraz etmiş ve işbu menfi tespit davasını açmıştır. Açılan dava ve davaya konu iddialar hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerekir. İcra Müdürlüğü tarafından hazırlanan dosya hesap raporunda, işbu dava tarihi itibariyle dosya borcu 189.513,95 TL. olarak hesaplanmıştır. Kanun hükmü gereği verilen tedbir kararında, dosya alacağı üzerinden teminat hesaplanması gerekirken, sehven takip miktarı üzerinden teminata hükmedilmesi açıkça kanuna aykırıdır. Tedbir kararının bu yönüyle itirazen yeniden değerlendirilmesini talep ediyoruz. Davacı- Borçlu aleyhine, ... 1. İcra Müd. ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapılmıştır. Takip konusu borç ve imzaya Davacı-Borçlu tarafından itiraz edilmiş ve ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nde (... E.) dava açılmıştır. Dosya kapsamında alınan Bilirkişi raporunda; takibe konu senet üzerindeki imzanın Davacı-Borçlu eli ürünü olduğu tespit edilmiş ve açılan dava reddedilmiştir. Davacı- Borçlu taraf, açmış olduğu işbu menfi tespit davasındaki iddiaları da hukuki dayanaktan yoksundur. Takibe konu senet üzerindeki imza Davacı-Borçluya aittir. Yapılacak imza incelemesinde bu husus ortaya çıkacaktır. Davacı taraf sair iddialarını HMK 200 vd. mad. gereği yazılı delil ile ispat edememiştir." Talep etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasına dayanak olarak düzenlenen 21/05/2018 düzenleme tarihli 129.000,00 TL bedelli 19/10/2020 vade tarihli bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı ve davalı tarafından sahte olarak tanzim edilmiş olduğu iddia edilerek menfi tespit istemine ilişkindir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. Maddesinde; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Mahkememizin 14/09/2023 tarihli tensip tutanağının 16 numaralı ara kararında; "Davanın 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesi hükümlerine göre, dava öncesi dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğunun, arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulmamış olduğunun tespitine, davacıya, arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucuk tarafından onaylanmış bir örneğinin, 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize sunulması gerektiğinin, aksi halde davanın usulden reddedileceğinin İHTARINA, (işbu tensip zaptının tebliğine, tebligatın ihtar yerine geçmesine.)" şeklinde karar verilmiştir. Söz konusu karar 20/09/2023 tarihinde davacı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili tarafından 06/02/2024 tarihli duruşmada; "Yazılı beyanlarımızı tekrar ederiz, arabuluculuk son tutanağı e imzalı suretinin bugün uyap üzerinden ibraz ettik, dava açarken arabuluculuğa başvurmamıştık, çünkü biz dava ile birlikte tedbir de talep ettik arabuluculuğa başvurmamız halinde tedbir kararı alamayacaktık bu durumda davanın açılmasını anlamsız kalacaktı, müvekkilin zararına sebebiyet verecekti, imza örneklerini ve delilleri sunmak üzere süre talep ederiz, davamızın kabulüne karar verilmesini talep ederiz" şeklinde beyanda bulunulmuştur.
6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesinde arabulucuya başvurulmadan dava açılması halinde davanın usulden reddedileceğinin emredici bir şekilde düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar 06/02/2024 tarihli duruşmada davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının duruşma günü itibariyle ibraz edildiği beyan edilmiş olsa da arabuluculuk süreci işletilmeksizin dava açılmasının davalı bakımından usuli kazanılmış hak teşkil edeceği ve tamamlanabilir dava şartlarından olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacı vekili tarafından huzurdaki dava ile birlikte tedbir de talep edildiği, bu sebeple arabulucuya başvurmadan dava açmak zorunda kaldığı savunulmuş ise de tedbir talebinin dava açılmadan evvel de HMK 389 vd uyarınca ihtiyati tedbir talep edilebileceği düzenlenmiş olduğundan bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir.
Mahkememiz dosyasının incelenmesinde davacı vekilince arabuluculuk süreci işletilmeksizin dava açıldığının ikrar edilmiş olması, arabuluculuk son tutanağının verilen süre içerisinde sunulmamış olması, 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesinde açıkça arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde davanın usulden reddedileceğinin düzenlenmiş olması, menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açılamayacağı anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde 19/09/2023 tarihli ara karar ile ... 1. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi için İİK 72/3. Madde gereğince konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL karar harcından, 2.225,82TL peşin harcı toplamının mahsubu ile fazla alınan kalan 1.798,22TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 gereği hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
7-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi. 06/02/2024
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır