T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/616 Esas
KARAR NO : 2025/878
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/09/2023
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında uzun süredir ticari iş ilişkisi bulunduğu, buna bağlı olarak tutulan muhasebe kayıtları ve cari hesap ekstresinde de görüleceği üzere, davalının davacıya ödenmemiş fatura borcu bulunduğu, “... İli, ... İlçesi, ... Alanı Kentsel Dönüşüm Projesi Kapsamında Uzlaşma ve Mülkiyet İşlemlerinin Yürütülmesi Hizmetlerinin Alınması Hizmet Alım İşi (Kesin Hakediş)” hakkında düzenlenmiş bulunan 31.01.2023 tarihli faturanın toplam tutarının 823.629,53 TL olduğu, alacağını tahsil edemeyen müvekkili tarafından davalı aleyhine... 14. İcra Müdürlüğü'nün E. ... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı; ancak davalının haksız şekilde borca itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu, davalı tarafın ... 22. İcra Dairesi E. ...sayılı takip dosyasına sunmuş olduğu borca itiraz talebinde, “Müvekkil şirketin, alacaklı olarak görünen şirkete herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Talep edilen faiz miktar ve oram da haksız ve fahiştir” beyanında bulunduğu, bu beyanın doğru olmadığı, davalı şirketin müvekkil şirkete borçlu olduğu; muhasebe kayıtları, ticari defter ve belgeler incelendiğinde, davalı tarafın itirazının haksız olduğunun ispat olunacağı, Beyan edilerek; İtirazın iptali ile takibin devamına, Davalı aleyhine 9020'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine, Karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirketin ...'ne ait bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğu, kentsel dönüşüm ve şehir planlamasıyla ilgili çalışmalar yaptığı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında kamu idaresi statüsünde olduğu; Davacı şirketin, müvekkilinden alacağı olduğu iddiasıyla icra takibi başlattığı, ancak 6183 sayılı Kanun'un 22/A maddesi gereğince “Vadesi Geçmiş Borç Durumunu Gösterir Belge" ibraz etmediği, bu belge ibraz edilmediği için ödeme yükümlülüğü doğmadığı, dolayısıyla davacının icra takibinin haksız ve kötüniyetli kabul edildiği, müvekkil şirketin kamu idaresi olduğuna dair belgeler sunulmuş olup, ilgili kentsel dönüşüm projesinin ... tarafından müvekkil şirkete verildiği, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında, 29.04.2022 tarihinde ...Alanı Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında bir hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, Sözleşmeye göre hak ediş ödemelerinin iki ayda bir yapılacağı; Davacı şirketin 31.01.2023 tarihinde 823.629,53 TL'lik bir fatura kestiği, ancak 6183 Sayılı Kanun'un 22/A maddesi gereği, ödemeye ilişkin “Vadesi Geçmiş Borç Durumunu Gösterir Belge” ibraz etmesinin zorunlu olduğu, davacı şirketin SGK ve vergi borçları sebebiyle bu belgeyi ibraz edememesi nedeniyle faturanın yalnızca 393.818,40 TL'lik kısmının ödendiği, geri kalan 429.811,13 TL'lik kısmın ise, mezkür belge ibraz edilmediği için ödenemediği; Davacı şirketin, yukarıda sözü edilen belgeyi bilerek almadığı ve ödemeyi doğrudan Vergi Dairesi'ne yönlendirecek yasal süreci engellemeye çalıştığı; buna rağmen, davacı şirketin müvekkili aleyhine haksız ve kötüniyetli icra takibi başlattığı, üstelik davacının hak ettiği 429.811,13 TL yerine 823.629,53 TL üzerinden takip yaparak haksız kazanç elde etmeye çalıştığı, Müvekkil şirketin ödeme yapmamasının yasal zorunluluktan kaynaklandığı ve ödemezlik def'i hakkı bulunduğu; bu sebeplerle davanın reddi gerektiği, davacı şirketin alacak tartışmalı olduğundan icra inkâr tazminatı da talep edemeyeceği, Beyan edilerek; Davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine, Karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme kapsamında davacının edimlerini ifa etmiş olmasına rağmen davalının ödemelerini yapmadığı iddiasıyla başlatılan ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, Tarafların ibraz olunan ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış noter tasdiklerinin zamanında ve eksiksiz yaptırıldığı görülmekle sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacının ticari defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle davacının kaydi olarak 1.053.114,21 TL davalıdan alacaklı olduğu, Davalının ticari defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle davalı kaydi olarak 429.811,13 TL davacıya borçlu olduğu, Taraf ticari defterlerindeki 623.302,08 TL farkın davalının defterlerinde kayıtlı olduğu halde davacının defterlerinde kayıtlı olmayan davalı tarafından davacı adına yapılan vergi ve SGK prim borç ödemelerinden kaynaklandığı, Davacı faturasının davalı aleyhine borç doğurduğu, Davalının muacceliyete dair savunması Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere, tarafların ticari defter kayıtları, dosya içeriği müzekkere cevabı ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 26.09.2024 tarihli yazısına göre davacının 12.06.2023 (takip) tarihi itibariyle SGK'ya 9.053.268,74 TL ve yine müzekkere cevabı G.İ.B'in 07.10.2024 tarihli yazısına göre davacının 12.06.2023 (takip) tarihi itibariyle vadesi geçmiş vergi borçlarının olduğunun bildirildiği ve davalının davacı adına 623.302,08TL vergi ödemesi yapmış olduğu anlaşılmış olmakla davacının takip ve dava tarihi itibariyle 429.811,13TL davacıya borçlu olduğu kanaatine ulaşıldığı, Dosyaya mübrez belgelerden esasında davacının davalıdan alacaklı olduğu davalının da kabulünde olduğu, zira davalı bu noktada “davacı şirketin SGK ve vergi borçları sebebiyle bu belgeyi ibraz edememesi nedeniyle faturanın yalnızca 393.818,40TL'lik kısmının ödendi geri kalan 429.811,13TL'lik kısım ise söz konusu belge ibraz edilmediği için ödenemediğini' ileri sürmüş, bu savunmasını da 6183 Sayılı Kanun'un 22/A maddesine dayandırdığı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Amme alacağı ödenmeden yapılmayacak işlemler ile işlem yapanların sorumlulukları” başlıklı 22/A maddesi ile bu maddede sayılan ödeme ve işlemler sırasında Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması koşulu getirildiği, 9. Dolayısıyla her ne kadar davacı şirket alacağının muacceliyeti bakımından dosya kapsamında, kanuni şart niteliğini haiz 6183 Sayılı Kanunun 22/A maddesi gereği, davacı şirketin “Vadesi Geçmiş Borç Durumunu Gösterir Belge" ibraz ettiğine dair herhangi bir bilgi yahut belgeye rastlanılamamışsa da evvelce de ifade edildiği üzere davalı ... A.Ş.'nin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu; 5018 Sayılı Kanun kapsamında olmadığı; bağımsız denetime tâbi olduğu; her ne kadar belediye mevzuatı uyarınca kurulmuş ve çeşitli mahalli hizmetlerin yerine getirilmesine katılmakta ise de, bu durumun davalı şirketin 6183 Sayılı Kanun kapsamındaki kamu idaresi olarak bilinen “Devlet”, “il özel idareleri” ve “belediye” arasında kabul edilmesini mümkün kılmayacağı; dolayısıyla taraflar arasında özel hukuk hükümlerine göre akdedilmiş bir sözleşmeden kaynaklanan alacak/borç ilişkisinin 6183 Sayılı Kanun madde 22/A'nın uygulanmasını gerektirir nitelikte olmadığının tespit edildiğinden takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacı şirketin, davalı şirket tarafından da kabul edilen 429.811,13 TL'yi talep edebilmesinin mümkün olduğunun düşünüldüğü, Davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez Bankası verilerinden, 12.06.2023 takip tarihi itibari ile avans faizi oranının 610,75 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına 29.04.2022 takip tarihinden itibaren 410,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor alındığı, bilirkişilerin sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Taraflar arasındaki hizmet alımı işi sözleşmesi sebebiyle davacı şirketin öne sürdüğü alacaklar bakımından, yukarıda işâret edilen ilgili kanunlar ve Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliği uyarınca, ... sayılı Kamu İhale Kanun'na tâbi, belediye iktisâdi teşebbüsü statüsündeki davalı ... A.Ş.'nin mal veya hizmet alımları ile yapım işleri nedeniyle 5.000,- liranın üzerinde yapacağı ödemeler sırasında hak sahiplerinin, yâni somut uyuşmazlıkta davacı şirketin “Vadesi Geçmiş Borç Durumunu Gösterir Belge” sunma zorunluluğu bulunduğunu, İlgili Tebliğ'de bu zorunluluğu öngören düzenlemeye ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle getirilen ek fıkra uyarınca, “Vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması zorunluluğu, 6/2/2023 tarihinde ...'ta meydana gelen depremler nedeniyle 31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak ödemeler için aranılmayacaktır.” şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüş olup Depremin ülke çapındaki ekonomik etkileri göz önüne alınarak yapılan ilgili düzenlemede coğrafi sınır bulunmadığı, bu durumda davacı şirketin “Vadesi Geçmiş Borç Durumunu Gösterir Belge” sunma zorunluluğunun, ilgili Tebliğin ikinci maddesine getirilen ek fıkra hükmüne göre 31/07/2023 tarihinden önce kesinleşmiş alacakları yönünden geçerli olup olmayacağının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği yönünde" kanaat ve görüş bildirilmiştir.
Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra No: 1.'in V. Amme Alacağı Ödenmeden Yapılmayacak İşlemler ile İşlem Yapanların Sorumlulukları başlıklı kısmının 2. Zorunluluk Getirilen Ödeme ve İşlemler başlıklı maddesinin;
"Maddenin Maliye Bakanına verdiği yetkiye istinaden;
a) 1/1/2018 tarihinden itibaren uygulanmak üzere,
i) 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına giren kurumların, mal veya hizmet alımları ile yapım işleri nedeniyle 5.000,- liranın üzerinde yapacakları ödemeler sırasında hak sahiplerinin(..)
Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borçlarının bulunmadığına ilişkin vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu getirilmiştir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; bilirkişilerce yapılan inceleme ve tespitlerde de belirtildiği üzere 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 2/d maddesi; ayrıca Maliye Bakanlığı'nın 6183 sayılı Kanun uyarınca çıkardığı Tebliğ incelendiğinde davalı şirketin, 6183 sayılı Kanun madde 22/A'da geçen “4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına giren kurumlar” arasında bulunduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple davalı şirket tarafından davacı hak sahibine ödeme yapılabilmesi için davacı tarafça davalıya vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge sunulması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ayrıca aynı tebliğe ... tarihli ve ... sayılı Resmi Gazete ile eklenen ek maddede vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması zorunluluğunun 6/2/2023 tarihinde ...'ta meydana gelen depremler nedeniyle 31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak ödemeler için aranılmayacağı da düzenlenmiştir. Dolayısıyla tebliğde yapılan düzenleme nedeniyle 17/02/2023-31/07/2023 tarihleri arasında yapılacak ödemeler için vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranmayacağının düzenlendiği açıktır. Ancak somut olayda davacının alacağı davacı tarafından keşide edilen 31/01/2023 tarihli 823.629,53 TL bedelli fatura ile muaccel hâle gelmiş olup tebliğe getirilen istisna madde kapsamına girmediği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Açıklanan tüm bu sebeplerle davalının 4734 sayılı Kanun kapsamına giren kurumlardan olduğu da gözetilerek davacı tarafından davalıya vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge sunulmamış olması nedeniyle hukuken davalı tarafın ödeme yapamadığı anlaşılmış olup bir kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez prensibi uyarınca davacının davasının reddine, davacının icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, bir takım yasal prosedürlerin yerine getirilmesi hâlinde davacının borcu yok ise alacağını davalıdan alması gerektiği de gözetilerek davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 9.947,39 TL'nin mahsup edilerek fazla alınan 9.331,99 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 823.629,53 TL üzerinden hesaplanan 127.308,13 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
9-Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/10/2025
Katip Hakim
e-imzalıdır e-imzalıdır