T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/635 Esas
KARAR NO: 2024/667
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 03/10/2023
KARAR TARİHİ: 24/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan taşıma sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : "Müvekkil davalı şirketten alacaklısı olduğu Temmuz ayı hakedişi ile ilgili ... 23.İcra Müd.... E sayılı dosyası ile icra takibi başlatmıştır. Davalı şirketin yasal süresi içindeki itirazı ile takip durmuştur. Tarafımızca arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, ... Arabuluculuk bürosu...sayılı dosya ile "Anlaşmama" olarak sonuçlanmıştır. Müvekkil ve davalı şirket, "İş birliği Sözleşmesi" adı altında imza edilen sözleşme uyarınca davalı şirketin taşıma hizmetlerini yürütmek üzere anlaşmışlardır. Sözleşme uyarınca müvekkil, kendi aracı ile Karayolları Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği kapsamında davalı şirket tarafından kendisine verilen talimat doğrultusunda, teslim edilen gönderileri kendi aracı ile adreslerine teslim etmek, iade edilen ürünleri iade edenlerden teslim almak ile yükümlüdür. Bu sözleşmenin eki kapsamında da işin bedeli kararlaştırılmış olup davalı şirket tarafından, taşımacı olan müvekkile taşıma yaptığı gün başına 90 paket garantisi verilmiştir. Müvekkil de minimum 45 adet kendisine teslim edilen paketleri teslimini gerçekleştireceğini garanti etmiştir. Buna göre; İlk 45 adet paket, paket başına 6 TL+KDV İlk 45 paketten sonraki her paket 5,60 TL+KDV olarak ücretlendirilmiştir.
Müvekkil, 31.07.2023 tarihinde davalı şirkete ... nolu 26.500 TL bedelli fatura kesip göndermiştir. Davalı şirketin de işbu faturaya herhangi bir itirazı olmamıştır. Temmuz hakedişini henüz tahsil etmeden, yeni dönem sözleşmesi için ... yetkilileri tarafından 05.08.2023 tarihinde yeni dönem fiyatların açıklanması için tüm ekiple toplantıya çağrılmıştır. Yeni fiyatların açıklanmasının ardından iş yerinde 16 taşımacı işi bırakıp, işverenle pazarlık yapmıştır. Anlaşma sağlanamamıştır. Bu meyanda, bazı taşımacılar yeni sözleşmeyi imza etmiştir. 6.08.2023 tarihi pazar günü haftalık izin günü olan ve çalışmayan müvekkile 08.08.2023 günü itibariyle 3 gün gerekçesiz olarak iş birliği sözleşmesine dayalı devamlılık yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle sözleşmenin feshedildiğini tarafına bildirmişlerdir. Müvekkil, sadece masrafını bile karşılamadığı gerekçesiyle yeni dönem için fiyatta güncelleme talep ederken işbirliği sözleşmesinin feshedildiği bildirimi tarafına gelmiştir. Kaldı ki, bildirim haksız ve gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkilin 3 iş günü devamsızlığı dahi olmamıştır. Bu husus tanık delili ile de ispat edilecektir. Müvekkile kusur isnat ederek tek taraflı fesih hakkını kullanmak isteyen davalı şirket müvekkile aynı gün geçmiş tarihli olarak 31.07.2023 tarihli ... fatura nolu 60.542,62 TL.bedelli cezai şart içerikli fatura tebliğ etmiştir. Faturayı iade eden müvekkil hakkında davalı şirket alacağı kesinleşmediğinden, alacaklarını tahsil edebilmek için işbu davayı açmak durumunda kalmıştır. Davamızın kabulü ile ... 23.İcra... E sayılı dosyadaki itirazın iptaline, 2-Davalı şirketin haksız ve dayanaksız itirazı kötü niyetli olduğundan alacağın %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine ” karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: “Davacı yan, müvekkil şirket ile arasındaki 13.12.2022 tarihli işbirliği sözleşmesi uyarınca müvekkil şirketin kargo dağıtım operasyonlarında eşi Yiğit Bilgin vasıtasıyla taşıma tedarikçisi olarak çalışmıştır, Davacı yan fesih bildirim ve sürelerine uymaksızın ve anılan sözleşmenin başta Taşımacı Hak ve Yükümlülükleri başlıklı 2.2. Maddesi ile 4.5. Maddesine ve tüm sözleşmeye aykırı davranarak şirketimizdeki çalışmasını sonlandırmıştır. Taşımacının sözleşmeyi hangi süre ve koşullarda feshedeceğine ilişkin işbirliği sözleşmesinin 5. maddesinin 2. fıkrası: "Taşımacının herhangi bir zamanda ve yerde, herhangi bir gerekçe göstermeksizin 60 gün öncesinden bildirimde bulunmak şartıyla, sözleşmeyi tek taraflı olarak ve tazminatsız feshedebileceği'' şeklindedir. Sözleşmede açıkça düzenlendiği üzere davacının anılan sözleşmeyi haklı sebep olmaksızın feshetmesi ve çalışmasını sonlandırabilmesi için ancak 60 günlük bildirim süresine uyması halinde mümkündür. Ancak davacı yan, hiç bir şekilde yazılı/sözlü bilgi vermeksizin sözleşmeyi esaslı şekilde ihlal ederek 05.08.2023 itibariyle dağıtımı durdurmuştur. Bu kapsamda sözleşmesi 05-07-08 Ağustos 2023 tarihlerinde de herhangi bir geçerli mazeret iletmediği için yazılı olarak feshedilmiştir. Sözleşmenin tarafları tacirdir. TTK'nin 20/2 maddesine göre tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli bir tacir gibi davranması esastır. Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bir ilkedir. Davacı müvekkil şirketin operasyonlarına sözleşmeye de aykırı olarak çok ciddi zarar vermiştir. Bu nedenle kendisine aşağıda detayları mevcut ve sözleşmenin 4.5. Maddesi ve 5.7. Maddesi gereğince cezai şart faturası kesilmiştir. Davacı yanın fesih bildirim sürelerine ve sözleşmedeki taşıma yükümülülüklerine aykırı olarak müvekkil şirkete maddi zarar verecek şekilde sözleşmeyi sonlandırmış, müvekkil şirketteki çalışmasını bırakmıştır. Sözleşmeye aykırı olarak çalışmasını sonlandırması sebebiyle cezai şart, davacının hak edişlerinden mahsup edilmiştir. Bu husus İşbirliği sözleşmesinin 5. Maddesinin 7. Fıkrasında: "Taşımacı'nın, işbu sözleşmeyi bildirim yükümlülüğüne uymaksızın sona erdirmesi halinde ...'e 10.000 TL'den az olmamak kaydıyla, fesih tarihine kadar Taşımacı'ya ödemiş olduğu en yüksek hak ediş tutarının
iki katı tutarında cezai şart ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Ayrıca, bu durumda ...'nin hesaplanan cezai şart bedelini Taşımacı'nın hak edişlerinden ve Taşımacı tarafından kendisine teminat senedinden ve/veya nakit teminattan mahsup ve fazlası için yasal yollara başvurma haklı saklı olacaktır." şeklinde açıklanmıştır. Açıklanan nedenlerle müvekkil şirket tarafından davacı yan adına ... no. 31.07.2023 tarihli "Cezai Şart Bedeli" faturası düzenlenmiştir. Öte yandan davacının haksız olarak müvekkil şirkete yönelik kestiği ... nolu ve 31.07.2023 tarihli faturasına karşılık olarak müvekkil şirketçe ... no.lu ve 02.08.2023 tarihli iade faturası kesilmiştir. Davacı yana sözleşmenin "Fesih ve Süre" başlıklı 5. Maddesinin 2. Fıkrasına aykırı davranması sebebiyle sözleşmenin 5. Maddesinin 7. Fıkrası gereği ceza şart bedeli içeren fatura düzenlenmiş ve davacı yan bu husus bildirilmiştir. Sözleşme uyarınca müvekkil şirketin cezai şart alacağını davacının hak edişinden mahsup etme hakkı vardır. Bu sebeple cezai şart bedeli davacının hak edişleri mahsup edilmiştir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Mahkeme'nin re'sen tespit edeceği hususlar ışığında, 1-Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, ... 23. İcra Dairesi ... E. sayılı icra takibinin iptaline, Kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava ... 23.İcra Müdürlüğünün ...E. taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinin feshedilmesi neticesinde doğan alacağının tahsili amacıyla ... 23.İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyada başlatılan icra takibine vakii itirazın İİK.m.67 hükmü doğrultusunda iptali talebi mahiyetinde olduğu anlaşıldı.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu," denilmek suretiyle davanın taraflarının dava tarihi itibariyle tacir olması gerektiği vurgulanmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "6102 Sayılı TTK’nın 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Aynı Yasa'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Ticari davadan söz edebilmek için, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir.
Öte yandan 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler, tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı, üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden, esnaf sayılmasını gerektirmez.
TTK'nın 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmış olup, ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık satım sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturadan kaynaklanmakta olup satım sözleşmesi TTK’da düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. İşbu davada, davalının tacir sıfatını haiz olup olmadığının tesbiti gerekmektedir. Mahkemece bu konuda uyup üzerinden yapılan sorgulama ile davalının araç satış işi ile iştigal ettiğinin anlaşılması görevi belirlemede yeterli değildir.
Bu hukuki açıklamalara göre, ilk derece mahkemesinin öncelikle görevli olup olmadığı konusunda gerekli araştırmaları yapması ve yaptığı araştırma sonucunda görevsiz olduğunu tespit etmesi halinde, görevsizlik kararı vermesi gerekir.
O halde ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen tacir-esnaf ayrımına ilişkin esaslar dikkate alınarak, gerekli araştırmalar yapılıp, davalının dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra mahkemenin somut uyuşmazlığın çözümünde görevli olup olmadığına karar vermesi gerekir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizce Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. Adana Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabına göre ise davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı, dava tarihi itibariyle davacının TTK 11/2'de belirlenen sınırları aşar mahiyette vergi mükellefiyetinin bulunmadığı ve gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı ve tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını değerlendirme görev ve yetkisinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaati hâsıl olmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
4-Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılması yönünde karar itirazına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekillerinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/09/2024
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır