T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/722 Esas
KARAR NO : 2025/605
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/11/2023
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "
" Müvekkil firma ile davalı arasında cari hesap ilişkisi şeklinde ticari alışveriş bulunmaktadır. Müvekkil şirket, davalıya çeşitli tarihlerde faturalı şekilde ürün satmış ve fatura etmiştir. Davalı ticari ilişki çerçevesinde düzenlenip kendisine tebliğ edilen faturalara yasal süresinde herhangi bir itirazda da bulunmamıştır.Davalının cari hesap ilişkisinde bakiye 5.499,06 USD borcu ödememesi üzerine ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlatılmıştır. Takibin durması üzerine tarafımızdan, ticari davalarda getirilen zorunlu arabuluculuk hükümleri gereğince, arabulucuya başvurulmuştur. Davalı yanın takibe itirazdan amacı, müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmak, zaman kazanmaktır. Takibe konu faturalar, davalı yana tebliğ edilmiş ve kesinleşmiştir. Davalının bu zamana kadar ürünlere ve faturalara ilişkin bir bildirimi yoktur.Davanın kabulüne, davalının ... 2. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline ve takibin asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile devamına, davalı aleyhine takipte asıl alacağın yüzde % 20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine,
Karar verilmesini.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle;
"Dava dilekçesi ile; müvekkil ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisi şeklinde ticari alışveriş bulunduğu, davacı şirketin müvekkile çeşitli tarihlerde faturalı şekilde ürün satmış ve fatura ettiği, cari hesap ilişkisinde bakiye 5.499,06 USD borcun ödememesi üzerine ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, müvekkil tarafından itiraz edildiği gerekçesi ile işbu itirazın iptali talepli huzurdaki dava ikame edilmiştir. Dava dilekçesinde yer alan tüm aleyhe hususlara itiraz etmekle birlikte müvekkilin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını beyan ederiz. Davacı tarafından müvekkile taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki ürünlerin tamamı teslim edilmemiş olup teslim edilen kısımdan ise müvekkilin talep ettiği şekilde edim yerine getirilmemiş ve doğru ürün teslim edilmemiş olması sebebiyle iade edilen ürünler bulunmasına rağmen davacı şirket tarafından sanki tüm ürünler teslim edilmiş ve edimini tam olarak yerine getirmiş gibi takip başlatılmıştır. Keza burada belirtmek gerekir ki, fatura kapsamındaki ürünlerin teslimine ilişkin ispat yükü davacı şirket üzerinde bulunmakta olup davacı tarafından, detaylı olarak ifade etmiş olduğumuz üzere, bu yükümlülük yerine getirilmemiştir. Dosya kapsamına işbu ürünlerin tamamının teslim edilerek edimini ifa ettiğine ilişkin olarak irsaliye veya herhangi bir başkaca delil davacı şirket tarafından ibraz olunmamıştır. Davacı şirket tarafından ikame edilen huzurdaki dava yalnızca haksız kazanç gütme amacı taşımakta olup hakkaniyete ilişkin herhangi bir cümle de içinde barındırmamaktadır. Yukarıda arz ve izah olunan tüm nedenler ile dosya kapsamında araştırılacak sair hususlar kapsamında davanın reddini talep ederiz.
Yukarda arz ve izah edilen gerekçeler ile Mahkemeniz tarafından re'sen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama masraf ve ücret-i vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini.." savunmuştur.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
... 2.İcra Dairesi'ne ait ...E.sayılı dosyasının mahkememiz dosyası arasına alınmasına karar verilmiştir.
Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerine müzekkere yazılarak 2020 yılına ait BA/BS formlarının istenilmesine karar verilmiştir.
Davalı için tacir araştırması yapılmasına karar verilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 31/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle "Bilirkişi görev tanımı doğrultusunda yapılan incelemeler sonucunda; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı şirket tarafından, 01.11.2022 tarihinde davalı şirket aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasından 5.499,06 USD tutarlı ilamsız takip başlatıldığı Usulüne uygun tutulan davacı şirket defterlerine göre; 31.12.2020 tarihi itibariyle davalı şirketin 5.499,05 USD karşılığı 14.227,93 TL borç bakiyesinin bulunduğu, söz konusu bakiyenin takip ve dava konusu edildiği, Usulüne Uygun tutulan davalı şirket defterlerine göre; 10.09.2020 tarihi itibariyle davacı şirketin 37.985,43 TL borç bakiyesinin bulunduğu, Davacı şirket tarafından, alacağına dayanak olarak dosyaya ibraz edilen faturaların, e-arşiv fatura olarak düzenlendiğinin göri dolayısıyla davacı şirkete tebliğ olduğu sonucuna varıldığı, faturaların içeriği ürünlerin davalı şirkete teslimine ilişkin ise dosyada herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı, Davalı şirket tarafından ibraz edilen 17.07.2020 tarihli “..." açıklamalı numarası bulunmayan sevk İrsaliyesi içeriğindeki Ürünlerin, davacı şirket tarafından, alacağına dayanak olarak gösterilen faturalar içeriğindeki ürünlere ilişkin olup olmadığı hususunda dosyada herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı,Ayrıca sevk irsaliyesinin 17.07.2020 tarihli olduğu dikkate alındığında, belirtilen tarihten sonraki 7 gün içinde düzenlenmiş bir iade faturasının bulunmadığının, 01.08.2020 tarihli ... no.lu davalı şirket faturasının ise, davacı şirket kayıtlarında da mevcut olduğunun görüldüğü, Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden gönderilen yazı eklerindeki Ba-Bs formlarının incelenmesinde; davacı şirket satış, davalı şirket alışları yönünden taraflar arasında mutabakat bulunmadığının anlaşıldığı.." rapor edilmiştir.
Davacı vekilinin 07/10/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi üzerine dosya ele alınmıştır. Davacı vekilinin itirazı ve dosya kapsamı incelenmek suretiyle dava dosyasının aynı bilirkişiye tevdii edilerek itirazın tek tek irdelenmek ve cevaplandırılmak kaydı ile ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 17/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "Taraflarca ibraz edilen muavin defter dökümleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; davacı şirket defterlerine göre, 31.12.2020 tarihi itibariyle davalının 5.499,05 USD karşılığı 14.227,93 TL borç bakiyesinin bulunduğu, davalı defterlerine göre ise; 10.09.2020 tarihi itibariyle davacı şirketin 37.985,43 TL borç bakiyesinin bulunduğu yönünde kök raporda yapılan tespitin doğru olup: Ek raporda detaylı olarak açıklandığı ve tabloda gösterildiği Üzere; davacı şirket tarafından davalı hesaplarına borç kaydedilen 9.409,35 USD karşılığı 56.579,11 TL ve davalı hesaplarına alacak kaydedilen 400,00 USD karşılığı 2.302,80 TL lik işlemler ile, 2.062,93 TL lık kur değerleme işleminin davalı kayıtlarında bulunmadığı, Farkı oluşturan işlemlerin döviz bakiyesi ( 9.409,35- 400,00) 9.009,35 USD olup: karşılığı TL bakiyesinin ise (56.579.11- 4.365,73) 52.213,38 TL olduğu, Davalı hesaplarındaki, davacı şirkete ilişkin 37.985,43 TL borç bakiyesine, davacı şirket hesaplarındaki, davalıya İlişkin 14.227,93 TL borç bakiyesi ilave edildiğinde; (37.985,43 * 14.227,93 ) 52.213,36 TL olan taraf bakiyeleri arasındaki fark rakamına ulaşılacağı, Farkı oluşturan İşlemler arasında, davacı şirket alacağına dayanak gösterilen faturaların da bulunduğu, Kök raporda tespit edildiği üzere; faturaların e-fatura oluşu sebebiyle tebliğ edildiği sonucuna varıldığı, alacağa dayanak fatura içeriği ürünlerin teslimine yönelik herhangi bir belge ve bilgi ibraz edilmediğinin ifade edildiği, Ayrıca kök raporda, davalı tarafından ibraz edilen sevk irsaliyesine ilişkin değerlendirme yapıldığı, bu irsaliye ile bağlantılı olma ihtimali bulunan iade faturasının da davacı şirket kayıtlarında mevcut olduğu yönünde tespit yapıldığı, Kök raporda, iade faturalarının davacı şirket kayıtlarında bulunmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme bulunmadığı, Davacı şirketin Ba-Bs formlarına değinilmediği yönündeki itirazının kabulünün mümkün olmadığı; kök raporda” Tarafların Bağlı Bulunduğu Vergi Dairelerinden Gönderilen Ba-Bs Formları İle İlgili Bilgil başlığı altında değerlendirme yapıldığı, Ba-Bs bildirim formlarına göre, davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının, taraflarca bildirime konu edildiği, Ancak davacı şirketin satış bildirimi 20 adet belge karşılığı KDV hariç 171.733,00 TL iken, davalı tarafından 10 adet belge karşılığı KOV hariç 121.970,00 TL alım yapıldığının bildirildiği, Bildirim farkının (20-10) 10 adet belge karşılığı (171.733,00 — 121.970,00 ) KDV hariç 49.763 TL lik davacı şirket satış işleminden kaynaklandığının anlaşıldığı, Söz konusu fark tutarına 6 8 KDV ilave edildiğinde ulaşılan 53.744,04 TL nin ise, 2020 yılında davacı şirketçe düzenlenen, ancak davalı kayıtlarında bulunmayan satış faturaları toplamına eşit olduğunun görüleceği.." rapor edilmiştir.
Bilirkişi ek raporuna itirazın dosyanın yeniden bilirkişiye tevdi edilmesini gerektirmediği kanaati ile takdiren reddine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taraflar arasında cari hesap ilişkisi ve faturadan doğan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vakii itirazın İİK.m.67 hükmü doğrultusunda iptali istemine ilişkindir.
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasının tetkikinde davacı alacaklı tarafından, davalı borçluya yönelik toplam 5.499,06 USD'nin tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, davanın İİK'nın 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
6102 sayılı TTK'nun 18/3 maddesi uyarınca; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 Sayılı TTK'nun 23. maddesi gereğince 8 gün içinde faturaya itiraz edilmemesi, Dairemizin yerleşmiş kararları gereğince, hizmetin verildiğinin delili olarak kabul edilemez. Faturanın içeriğine 8 gün içinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar, yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımaz. Uyuşmazlık halinde hizmetin verildiğinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle, mahkemece, hizmetin verilip verilmediği hususu üzerinde durulmadan sırf faturaya itiraz edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir...".
İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... 6100 sayılı HMK'nun 190. maddesi uyarınca, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Fatura düzenlenmesi ve faturanın tebliğinden sonra yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Somut olayda, ihtarname ile gönderildiği belirtilen takip konusu faturalara davalının itiraz etmemesi sadece faturalarda belirtilen miktarın kesinleşmesi sonucunu doğurur ise de, hizmetin alındığı anlamına gelmez. Kaldı ki bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği de dosya kapsamına göre sabit değildir. O halde davacı tarafından hizmetin verildiğinin usulüne uygun delillerle ispat edilmesi gerekir. Takip konusu faturalar davacının ticari defterlerinde kayıtlı ise de, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi davalının BA formları ile de bildirime konu edilmemiştir. Uyuşmazlığın miktarına göre, 6100 sayılı HMK'nun 200. maddesi uyarınca davacının iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerekmekte olup davalının muvafakati bulunmamasına rağmen dinlenen tanık beyanlarına da itibar edilemez. Bu nedenlerle Mahkemece davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir...".
Uyuşmazlığın çözümü kapsamında ... 2.İcra Dairesi'ne ait ...E.sayılı dosyası, tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2020 yılına ait BA/BS formları celp edilmiş; akabinde dosya tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda rapor hazırlanması için bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi, 31/08/2024 tarihli raporunda usulüne uygun tutulan davacı şirket defterlerine göre; 31.12.2020 tarihi itibariyle davalı şirketin 5.499,05 USD karşılığı 14.227,93 TL borç bakiyesinin bulunduğu, söz konusu bakiyenin takip ve dava konusu edildiği, usulüne uygun tutulan davalı şirket defterlerine göre; 10.09.2020 tarihi itibariyle davacı şirketin 37.985,43 TL borç bakiyesinin bulunduğu, Davacı şirket tarafından, alacağına dayanak olarak dosyaya ibraz edilen faturaların, e-arşiv fatura olarak düzenlendiğinin göri dolayısıyla davacı şirkete tebliğ olduğu sonucuna varıldığı, faturaların içeriği ürünlerin davalı şirkete teslimine ilişkin ise dosyada herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı, Davalı şirket tarafından ibraz edilen 17.07.2020 tarihli “..." açıklamalı numarası bulunmayan sevk irsaliyesi içeriğindeki ürünlerin, davacı şirket tarafından, alacağına dayanak olarak gösterilen faturalar içeriğindeki ürünlere ilişkin olup olmadığı hususunda dosyada herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı, ayrıca sevk irsaliyesinin 17.07.2020 tarihli olduğu dikkate alındığında, belirtilen tarihten sonraki 7 gün içinde düzenlenmiş bir iade faturasının bulunmadığının, 01.08.2020 tarihli ... no.lu davalı şirket faturasının ise, davacı şirket kayıtlarında da mevcut olduğunun görüldüğü, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden gönderilen yazı eklerindeki Ba-Bs formlarının incelenmesinde; davacı şirket satış, davalı şirket alışları yönünden taraflar arasında mutabakat bulunmadığı yönünde tespitte bulunmuştur.
Dosya taraf vekillerinin itirazı üzerine yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 17/04/2025 tarihli ek raporunda davacı şirket tarafından davalı hesaplarına borç kaydedilen 9.409,35 USD karşılığı 56.579,11 TL ve davalı hesaplarına alacak kaydedilen 400,00 USD karşılığı 2.302,80 TL lik işlemler ile, 2.062,93 TL lık kur değerleme işleminin davalı kayıtlarında bulunmadığı, farkı oluşturan işlemlerin döviz bakiyesi ( 9.409,35- 400,00) 9.009,35 USD olup: karşılığı TL bakiyesinin ise (56.579.11- 4.365,73) 52.213,38 TL olduğu, davalı hesaplarındaki, davacı şirkete ilişkin 37.985,43 TL borç bakiyesine, davacı şirket hesaplarındaki, davalıya İlişkin 14.227,93 TL borç bakiyesi ilave edildiğinde; (37.985,43 * 14.227,93 ) 52.213,36 TL olan taraf bakiyeleri arasındaki fark rakamına ulaşılacağı, farkı oluşturan işlemler arasında, davacı şirket alacağına dayanak gösterilen faturaların da bulunduğu, Ba-Bs bildirim formlarına göre, davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının, taraflarca bildirime konu edildiği, Ancak davacı şirketin satış bildirimi 20 adet belge karşılığı KDV hariç 171.733,00 TL iken, davalı tarafından 10 adet belge karşılığı KDV hariç 121.970,00 TL alım yapıldığının bildirildiği, Bildirim farkının (20-10) 10 adet belge karşılığı (171.733,00 — 121.970,00 ) KDV hariç 49.763 TL lik davacı şirket satış işleminden kaynaklandığının anlaşıldığı, söz konusu fark tutarına KDV ilave edildiğinde ulaşılan 53.744,04 TL nin ise, 2020 yılında davacı şirketçe düzenlenen, ancak davalı kayıtlarında bulunmayan satış faturaları toplamına eşit olduğu bildirilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafından mal satışına ilişkin düzenlenen fatura bedelleri toplamının takibe konu edildiği, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafın gönderilen faturalara davalının itirazda bulunmadığını iddia ettiği, davalının ise faturalara konu malları teslim almadığını savunduğu görülmüştür. Alınan bilirkişi kök ve ek raporları uyarınca; HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, davacı tarafça e-faturaların davalıya tebliğ edilmesinin ve davacı ticari defterindeki tek taraflı kaydın faturaların konusu mal tesliminin gerçekleştirildiğine dair delil olarak kabul edilemeyeceği, TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddeleri uyarınca faturaların konusu mal tesliminin gerçekleştirildiğinin varlığını davacının ispat etmesi gerektiği, davacı tarafça bu kapsamda yazılı delil ibraz edilemediği kanaati ile, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın kötü niyet tazminatı istemi yönünden; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. Fıkrasında; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü içermektedir. Düzenleme uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun istemde bulunması, borçluya karşı icra takibi yapılmış olunması ve takibin haksız ve kötüniyetli olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarihli,...Esas,... Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davalı (borçlu)nun üzerindedir. Somut olayda, davacı tarafça icra takibi başlatıldığı uyuşmazlık dışı ise de; kötüniyetin varlığını ispat etmekle yükümlü olan davalının bu yönde bir delil sunmaması, dosya kapsamı itibari ile kötü niyetle icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığından ve kötüniyet tazminatı koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL harçtan peşin alınan 2.167,01TL harcın mahsup edilerek 1.551,61TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava tarihindeki USD efektif satış kuru olan 28,5292 TL üzerinden, dava değerinin dava tarihindeki TL karşılığı olan 156.883,78 TL üzerinden hesaplanan ve yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/4 maddesi gereği takdir olunan 30.000,00TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı karar verildi. 08/07/2025
Katip ...
¸E-imzalıdır
Hakim ...
¸E-imzalıdır