T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/827 Esas
KARAR NO : 2025/883
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/12/2023
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilimiz, halihazırda işletmekte olduğu... adresinde mukim taşınmaza 10.03.2023 tarihinde taşındığını ve bu tarihten itibaren söz konusu adresteki dükkanı kullandığını, davalı kurum tarafından müvekkilin işletmekte olduğu dükkana gelinerek kaçak elektrik kullanıldığı iddiası ile 11.08.2022 ile 11.08.2023 tarihlerini kapsayan 158.333,95 TL tutarında bir ceza faturasının kesildiğini, akabinde müvekkilin elektrik hizmeti alabilmek için bu faturayı ödemek zorunda kaldığını, ancak müvekkilin söz konusu kaçak elektrik kullanımına dair herhangi bir bilgisi bulunmamakla beraber kesilen ceza, kendisinin dükkanı kullanmaya başladığı tarihten önceki dönemi de ihtiva ettiğini, müvekkilin bu dükkanı 10.03.2023 tarihinden itibaren 7 ay öncesini kapsayacak şekilde tanzim edildiğini, yani kaçak olduğu ihtimalinde dahi 12 aylık faturanın 5 aylık döneminin müvekkile ait olduğunu, Her ne kadar tanzim edilen faturada bir yıllık kaçak kullanım bedeli müvekkile yansıtılmışsa ve müvekkilin hukuki olarak kullanımı fazla görünmekte ise de müvekkilimizin fiili kullanımının bu tarihler arasında olmadığını, bu hususta müvekkilin dava konusu taşınmazı kullanma taşınma tarihini göstermesi açısından sayın mahkemenize taşınmaza ilişkin kira sözleşmesi, internet aboneliği başlangıç tarihine ilişkin mesaj ve dükkana ait ruhsatın ekte sunulduğunu, tüm bu deliller “müvekkilin dükkanı kullanmaya başladığı tarihi açık bir şekilde gösterdiğini, mahkemece dinlenmesi uygun görüldüğü takdirde bu husus tanık anlatımlarıyla da ortaya konacağını, davalı kurumun faturayı kesene kadar müvekkilin kullandığı dükkandaki elektriğin kaçak olduğunu asla bilmediğini, zira kendisi taşınmaza bu fatura tanzim edilmeden sadece birkaç ay önce taşınmış olup taşınmazın sahibiyle yapılan görüşmelerde ise mal sahibi müvekkilimize faturayı birkaç ay kendisinin ödeyeceğini ifade ettiğini, müvekkilin de bunun üzerine elektrik sayımını yapan sayacı inceleme ihtiyacı hissetmediğini, dolayısıyla müvekkilin kaçak elektrik kullanımından kesilen fatura ile haberdar olduğunu, zaten fatura kesilir kesilmez davalı kuruma başvurarak itirazını yazılı bir şekilde sunduğunu, ancak müvekkilin itirazlarının davalı tarafından değerlendirmeye bile alınmadığını, Bunun yanı sıra müvekkilin işletmekte olduğu dükkanda kaçak elektrik kullanımı olup olmadığının tespiti davalı yanca usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmediğini, nitekim tespit edilen bedel fahiş olup neye istinaden bu bedelin belirlendiği anlaşılamadığını, zira dükkanın normal zamandaki aylık fatura bedeli 1.700,00 TL civarında olup bu hususu gösterir emsal fatura mahkemeye sunulduğunu, bu haliyle müvekkilin, hem kullanmadığı döneme ait hem de hangi kıstasların esas alındığı anlaşılamayacak şekilde tanzim edilen faturayla yüksek meblağda kaçak kullanım bedeli ödeyerek yaptırıma uğratıldığını, dolayısıyla davaya konu faturanın hukuka ve usule aykırı bir şekilde tanzim edildiğinin sabit olduğunu, neticede müvekkilin hiçbir şekilde kaçak kullanımdan haberdar olmadığı için kendisinin işbu faturadan sorumlu tutulmaması gerekmekle beraber eğer müvekkilin bir sorumluluğu olduğu kabul edilecekse; kaçak kullanım bedelinin tekrar ve hangi ölçütler esas alınarak belirlendiğinin tespitiyle birlikte sadece müvekkilin sorumlu olduğu ayların kendisine yansıtılmasının gerektiğini, müvekkilin dükkanı kullanmadığı dönem için de sorumlu kabul edilerek tüm faturanın kendisine yansıtılmasının yerinde olmadığını, Bu nedenle her ne kadar tüm fatura müvekkil adına tanzim edilmişse de bu faturanın gerçeği yansıtmadığı sabit olup söz konusu faturada müvekkile ait olmayan borcun tespitiyle beraber müvekkilimizce ödenen bedelin kendisine iadesinin elzem olduğunu, aksi halde muhatabından başkası adına yansıtılan fatura ile hukuka aykırı şekilde gerçekleşen bu işlem neticesinde müvekkilin mağduriyetinin devam edeceğini, tüm bu sebeplerle müvekkile yansıtılan cezayı içerir fatura kapsamında müvekkilimizce haksız yere ödenen bedelin tahsili talepli huzurdaki davayı ikame etmek gerektiğini belirtmiştir. Davacı vekili, davanın kabulü ile müvekkil adına haksız şekilde tanzim edilen elektrik faturası kapsamında müvekkil tarafından haksız yere ödenen bedelin fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL'sinin avans faiziyle beraber davalıdan tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket çalışanlarınca "..." adresinde yapılan kontroller sonucunda davacının kaçak elektrik kullandığı tespit edilmiş olup ... tarihli... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının tutulduğunu, kaçak elektrik tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere davacı tarafça kaçak elektrik kullanıldığını, Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde müvekkilinin kaçak elektrik tutanağının tutulduğu adres olan "..." adresini 10.03.2023 tarihinde kiraladığını iddia ettiğini, dava dilekçesinin ekinde de kira başlangıç tarihi 10.03.2023 olan bir "Kira Sözleşmesi" sunulduğunu, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davaya konu kaçak elektrik tespit tutanağının tutulduğu adresi 10.03.2023 tarihinde kiraladığını, bu nedenle de olsa olsa 10.03.2023 tarihinden sonraki kullanımlardan sorumlu olacağını iddia ettiğini, ancak mahkemece de görüleceği üzere iddialarına dayanak olarak sundukları söz konusu "kira sözleşmesinin adresi ile davaya konu tutanağın tutulduğu adresin farklı olduğunu, Davaya konu tesisatta tutanak tarihi öncesinde ... adına bulunan aboneliğin 20.09.2022 tarihinde sonlandırıldığını, ancak tutanak tutulduktan sonra 28.08.2023 tarihinden sonra davacı Sündüs ...Şirketi adına abonelik tesis , dava dilekçesinde söz konusu tesisata konu adresin 10.03.2023 tarihinden beri kullanılmakta olduğu iddia edildiğini, kabul etmemekle birlikte; diyelim ki davacı gerçekten de davaya konu mahalli 10.03.2023'te kiralamış olsa, belirtildiği üzere davacı tarafından ilgili tesisata dair abonelik sözleşmesi 28.08.2023 günü yapıldığını; yani davacı söz konusu mahalli kiraladıktan aylar sonra abonelik sözleşmesi yaptığını, abonelik sözleşmesinin tarihine bakıldığında görülenin aslında davacı tarafın hiç mi hiç abonelik sözleşmesi yapmaya niyeti olmadığını, sözleşmesiz olarak elektrik kullanmayı seçmiş olan davacının kaçak elektrik kullanımı tespit edilince gidip sözleşme yapmaya karar verdiğini, hakkında tutanak tutulmamış olsaydı belki bugün hala her hangi bir abonelik sözleşmesi yapmamış olacağını, davacı vekilinin sunduğu belgelere göre davacı şirket internet için başvuruda bulunmuş lakin elektrik aboneliği için her hangi bir başvuruda bulunmaya tenezzül etmediğini, internet aboneliğinde kaçak kullanım yapabilmek mümkün olmadığını; ülkemizde elektriğin tüketiciler tarafından kaçak olarak kullanıldığını ve bu yola başvuranların bunu gayet doğal addettiklerini, ...'a yapılan internet aboneliğinin hangi adres için yapıldığının da anlaşılamadığını, sadece bir başvuru yapılmış gözükmekte olduğunu, söz konusu başvurunun; davaya konu adresin 10.03.2023 tarihinden itibaren davacı tarafından kullanılmaya başladığının delili olamayacağını, çünkü belki davacının taraf daha öncesinde başka bir internet servis sağlayıcısını kullandığını ve belirtilen tarihte yeni bir sağlayıcıya başvurduğunu, Davacı vekilinin dava dilekçesinde "Tekrar bildirmek gerekirse davalı kurum faturayı kesene kadar müvekkilimiz, kullandığı dükkandaki elektriğin kaçak olduğunu asla bilmemektedir. Zira kendisi taşınmaza bu fatura tanzim edilmeden sadece birkaç ay önce taşınmış olup taşınmazın sahibiyle yapılan görüşmelerde ise mal sahibi müvekkilimize faturayı birkaç ay kendi ödeyeceğini ifade etmiş, müvekkilim de bunun üzerine elektrik sayımını yapan sayacı inceleme ihtiyacı hissetmemiştir." iddiasında bulunduğunu, sunulan vergi levhasında da görüleceği üzere 2019 yılından beri faaliyette olan bir şirket kiraladığı yerin internet aboneliğini yapmayı bilmesi rağmen elektrik aboneliğini yapmasını bilmemekte olduğunu, söz konusu kira sözleşmesinin 2.maddesinde "Kiralanan yerin su, elektrik, site blok yönetim masrafları kiracıya aittir. "HUSUSİ ŞARTLAR" bölümünün 2.maddesinde "Mecurun aidat, elektrik, su, çöp, çevre temizlik vergileri kiracıya aittir. Bu koşul taraflarca kabul ve taahhüt edilmiştir.” 3.maddesinde de "Kiracı kontrat adresini kanuni tebligat adresi olarak kabul etmiş olup, bu adrese yapılan tebligatları tebellüğ etmiş sayılır. Kiracı elektrik mukavelesini 15 gün içinde kendi adına yapacaktır." ibaresinin yazdığını, bu maddelerde de görüleceği üzere ilgili mahallin elektrik, su vd tüm faturalarından mal sahibi değil bizzat kiracının yani davacının kendisinin sorumlu olduğunu, davacının kendisinin iddialarının delili olarak sunduğu kira sözleşmesinin ilgili maddelerine de uymayıp elektrik aboneliğini sözleşmeyi imzaladığı tarihten itibaren 15 gün içinde üzerine alması şart konulmuş olmasına rağmen elektriği sözleşmesiz ve kaçak olarak direkt bağlantı yaparak kullandığını; ancak kaçak elektrik tutanağı tutulduktan sonra aboneliği üzerine aldığını, ortada tamamen başta EPDK olmak üzere tüm yasal mevzuata aykırı bir kullanımın söz konusu olduğunu, davacının yasaları tamamen hiçe sayarak enerji kullandığı gibi bu kaçak kullanıma dair oluşan borcunu da bu güne kadar ödemediğini, davacının amacının bu anlamda kaçak kullanımlarını legalleştirmeye çalıştığı gibi tükettiği elektrik bedellerini ödememek için bahaneler üretmekten ibaret olduğunu belirterek davanın reddini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava, davalı tarafından kaçak elektrik faturası düzenlenmiş olması nedeniyle davacının elektriğinin kesilmemesi amacıyla yapmış olduğu ödemeden şimdilik kısmi dava olarak 100,00 TL'sinin iade edilmesi gerektiği iddiasından ibaret davadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Davaya konu tutanağın tutulduğu adresle ilgili olarak abonelik sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda ,davacının kaçak elektrik borcundan sorumlu tutulabilmesi için elektriği fiilen kullanan kişi olduğunun ispatı gereklidir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: " Söz konusu tüketimin, EPTHY 42. maddesinin 1. fıkrası c bendi uyarınca kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak değerlendirilmesi ve kaçak dönemi için, 46. maddesi 2. fıkrası esas alınarak da ilgili dönem tarifesinin 1,5 katı esas alınarak hesap yapılması gerekmektedir. Toplam kaçak ve ek tahakkuk bedeli; 52.387,99 TL olarak tespit ve mütalaa edilmiştir. Davacı tarafın davalıya 106.585,30 TL fazla ödeme yaptığı hesaplanmıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Bilindiği üzere lehine hak çıkaracağı iddiayı ileri süren bir kimse iddiasını ispat ile mükelleftir.
Somut olay bakımından davacı tarafından davaya konu adrese 10/03/2023 tarihinde taşındığı, davalı kurum tarafından 11/08/2022-11/08/2023 tarihlerini de kapsayacak şekilde kaçak elektrik kullanım tutanağı ve fatura tanzim edildiği, 10/03/2023 tarihinden önce davacının bahse konu adresi kullanmamasına rağmen elektriğinin kesilmemesi adına fazla ödeme yapmak zorunda kaldığı ileri sürülmüştür.
Davalı şirket tarafından tutulan tutanağın incelenmesinde sözleşmesiz direkt bağlı olarak kullanım yapıldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin emsal mahiyetteki ilamı doğrultusunda davalı şirket tarafından davacının kabul ettiği 10/03/2023 tarihinden önceki tarihlerde de bahse konu adresin davacının kullanımında olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Davalı tarafça buna ilişkin herhangi bir delil sunulamamış olup davacı tarafından bahse konu adrese ilişkin kira sözleşmesi sunulmuştur. Mahkememizce ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden yapılan araştırmada da davacı şirketin 14/03/2023 tarihli karar ile şirket merkez adresinin dava konusu adrese taşınmasına karar verdiği ve sicile bildirdiği anlaşılmıştır. Dava konusu adresten evvel yine ... içerisinde bulunan iki ayrı adreste farklı zamanlarda şirketin faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ispat yükünün davalı şirket üzerinde olmasına rağmen davacının bahse konu adresi 11/08/2022-09/03/2023 tarihleri arasında kullandığını gösterir somut bir delil sunulamadığı, davacının aksine deliller sunduğu, ticaret sicil kayıtları ile davacının sunduğu delillerin örtüştüğü anlaşılmakla davacının tanık dinletmesinin dosyaya bir yenilik katmayacağı anlaşılmakla ulaşılamayan tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmiş ve davalının ispat yükünü yerine getiremediği anlaşılmıştır. Bu bağlamda bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar doğrultusunda 10/03/2023-11/08/2023 tarihleri arası 154 günlük kaçak elektrik kullanım bedelinin 52.381,99 TL olduğu, davacı tarafından davalıya fazladan 106.585,30 TL ödendiği tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile avans faizi talep edilmiş olsa da hangi tarihten itibaren avans faizi talep edildiği belirtilmemiş olduğundan ve davanın kısmi dava olması nedeniyle 100,00 TL'lik kısmına dava tarihinden kalan kısmına ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KABULÜNE,
1-106.585,30 TL'nin 100,00 TL'sinin dava tarihinden, kalan 106.485,30 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 01/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.280,84 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 2.089,85 TL'nin mahsup edilerek bakiye 5.190,99 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 2.089,85 TL peşin ve tamamlama harcı, 269,85 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.359,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 106.585,30 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.255,25 TL tebligat, posta gideri ile 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.755,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/10/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır