T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/104 Esas
KARAR NO : 2025/806
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/02/2024
KARAR TARİHİ : 30/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket ile ... A.Ş. Arasında 06.12.1999 tarihinde Acentecilik Sözleşmesi akdedildiğini, Müvekkilinin sözleşmenin akdedildiği işbu tarihten itibaren davalı yanın satın alımını gerçekleştirdiği ... A.Ş.'ye kazanım ve portföy sağladığını, Acentecilik Sözleşmesi devam ederken; ... Sigorta A.Ş. Tarafından ... tarihinde ... 13. Noterliği'nin ... Y. Numaralı evrakı ile müvekkile azilname gönderildiğini, Bahse konu azilnamenin açık bir şekilde haksız ve hakkaniyete aykırı olup ... A.Ş. Tarafından da azil içeriğinde herhangi bir neden sunulmadığını, Davalı yan sigortanın azilnamesine kadar geçen süreçte davalı yan sigorta şirketine kazanım ve portföy sağladığını, ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilen haksız fesih nedeniyle; davalı sigorta şirketinin, müvekkil şirket tarafından sağlanan müşteri çevresinden faydalanmaya devam ettiğini, Müvekkilinin ise; acentecilik sözleşmesinin haksız ve hukuka yakırı bir şekilde feshedilmiş olması sebebi ile kar mahrumiyetine uğradığını, müvekkilinin eldeki davaya açmakta haklı olduğunu, kanunda düzenlenen talep şartlarını taşıdığını, Zorunlu ticari dava şartı olarak Arabuluculuk Bürosu'na başvuru yapıldığını,... Başvuru Numaralı, ... Arabuluculuk Numaralı dosya kapsamında yapılan görüşmeler neticesinde davalı yan ile herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, ... A.Ş. ile müvekkil şirket arasında akdedilen 26.11.1999 tarihli Acentecilik Sözleşmesi'nin ... 13. Noterliği'nin ... tarihli ve ... Y. Nolu Azilnamesi ile feshine ilişkin müvekkilin hak etmiş olduğu şimdilik 50.000,00-TL portföy tazminatının, haksız azil tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine karar verilmesi amacı ile işbu davayı açma zorunluluğunun olduğunu, ... A.Ş. ile müvekkil şirket arasında akdedilen 26.11.1999 tarihli Acentecilik Sözleşmesi'nin ... 13. Noterliği'nin ... tarihli ve ... Y. Nolu Azilnamesi ile feshine ilişkin müvekkilin hak etmiş olduğu şimdilik 50.000,00-TL portföy tazminatının, haksız azil tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, her türlü yargılama harç ve giderleri ile net vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini " talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: ""Müvekkil şirketin acenteliğini yapmakta iken acentelik sözleşmesinde öngörülen yükümlülüklere aykırılığı sebebiyle sözleşmesi feshedilen davalı acenteliğin portföy/denkleştirme tazminatı adı altında açtığı işbu davanın reddinin gerektiğini, Davacı acenteliğin müvekkil şirketten hiçbir alacağı bulunmadığını, Aşağıda yazılı sebeplerle davanın reddini talep ediyoruz. Davacı acentenin, fesihten sonra; ya üretiminin tamamına yakın denecek önemli bir bölümünü (varsa) birlikte götürmüş ve çalıştığı diğer sigorta şirketlerine nakletmiş ya da zaten kalan bu üretim kendi portföyünde olmayan tamamen müvekkil şirkette kalmak isteyen sigortalılara ait bir üretim olduğu için portföy tazminatına konu edilmeyecek bir üretim olduğunu, Sayın Mahkemece ileride yaptırılacak olan bilirkişi incelemesinde; "fesihten önceki dönemlerde davacı acentenin portföyünde olup fesihten sonraki 1 yıllık dönemde müvekkil şirkette sürdürülmüş herhangi bir üretim olmadığı, hatta hiçbir üretim bulunmadığı" çok net bir biçimde saptanacağını, davacı acentenin hayat branşındaki son 5 yıllık üretimine isabet eden komisyon bedelinin yalnızca 761,87 TL olduğunu,
Davacının üretimi bir emek, kişisel beceri veya özel bir çaba ile oluşmuş bir üretim değildir, daha çok zorunlu sigortalara veya süreklilik arzetmeyen/arızi sigortalar gibi sigorta şirketinin fiyatlarının ve verdiği hizmetlerin esas alındığı (sigorta şirketinin portföyü sayılabilecek) bir üretimi olduğunu,
Yukarıda arz edildiği üzere sözleşme haksız bir biçimde feshedilmediğini,
Fesihten sonra hangi poliçe dolayısıyla ve ne tür bir gelir kaybı yaşadığını ortaya koyacak bilgiler davacı tarafından sunulamadığını,
Yine yukarıda belirtildiği üzere davacı, somut bir zarar ortaya koymadığını, herhangi bir poliçe numarasından, sigortalı isminden veya proje isminden söz etmediğini,
Sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin hangi üretiminden önemli menfaat elde edildiği ve elde edilen bu menfaatin miktarının ne olduğu bildirilmediğini,
Ekte ibraz ettiğimiz emsal kararlarda da görüleceği üzere "acente, hangi poliçe/hangi müşteri/hangi proje dolayısıyla ve ne miktarda zarara uğradığını ortaya koymadığı sürece portföy tazminatına hak kazanamaz." Bu tazminat;
Fesih % 100 haksız olsa bile her fesihte otomatik olarak hak kazanılacak bir tazminat olmadığını,
Somut bir poliçe, proje veya müşteri numarası/ismi bildirilmediği sürece belirlenebilecek bir tazminat olmadığını, Ve bu isim/numara ile zarar miktarlarının nelerden ibaret olduğunu somut olarak bildirebilecek tek kişi de bu kayba uğradığını iddia eden acentenin dışında kimsenin bilebileceği bir tazminat olmadığını,
davanın reddine, masraf ve yargılama giderlerinin davacı şirkete yüklenmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava; davacı şirket davalı şirket ile arasında 06/12/1999 tarihinden itibaren acentelik ilişkisi olduğunu ancak davalı şirketin 13/09/2023 tarihinde davacıyı azlettiğini, azil içerisinde herhangi bir haklı sebep ileri sürmediğini iddia ederek portföy tazminatı isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 121. Maddesinde; "(1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir.
(2) Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir.
(3) Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır.
(4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.
(5) Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası sebebiyle acentelik sözleşmesi sona ererse, işlerin tamamlanması hâlinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına oranlanarak belirlenecek uygun bir tazminat acenteye ya da bu maddede yazılı hâllere göre onun yerine geçenlere verilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. Maddesinde; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 39. Maddesinde; "İşbu sözleşme 26.11.1999 tarihinde başlamak 26.11.2000 tarihine kadar geçerli olmak üzere taraflarca aktedilmiştir. Bu sürenin bitiminde taraflardan biri Acentelik Sözleşmesinin devamını istemediği takdirde diğer tarafı sürenin bitiminden bir ay evvel iadeli taahhütlü bir mektupla haberdar edecektir. Böyle bir ihbar yapılmadığı takdirde bu sözleşme kendiliğinden aynı şartlarda bir yıl için uzatılmış olur." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman mali bilirkişiden rapor aldırtıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Davacı ... A.Ş.'nin ticari defterlerinin TTK.’na göre usulüne uygun tutulduğu, açılış kapanış onaylarının yapıldığı, Davacı ... A.Ş.'ne ait 2019-2020-2021-2022 ve 2023 yıllarında Yevmiye Defterleri ve Kebir Defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu, sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, Davacının inceleme için sunduğu defterler içerisinde 2024 yılı ticari defterlerinin olmadığı, 120.G.01 ... A.Ş muavin hesabının, dava tarihi itibariyle 110,12 TL Borç bakiyesinin olduğu, 120.A.03 ... Sigorta A.Ş. muavin hesabının, dava tarihi itibariyle 17.648,46 TL Borç bakiyesinin olduğu, 120.G.00 ... Sigorta A.Ş. muavin hesabının, dava tarihi itibariyle 79.476,78 TL Borç bakiyesinin olduğu, " şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Yine mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı, bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra acentenin bulduğu ve sigorta şirketinin portföyünde kalan yeni müşteriler sayesinde davalı sigorta şirketinin önemli menfaatler elde etmediği, denkleştirme tazminatı talep şartlarının oluşmadığı, Tarafların ne zaman sona ereceği kesin bir vade ile belirlenmiş sürekli bir sözleşme akdettiği, fakat, dosyaya mübrez sözleşmenin bir yıl geçtikten sonra feshedildiğine dair bir belgeye rastlanılamadığı, sözleşmenin artık belirsiz süreli hale geldiği, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin belirsiz süreli sürekli borç ilişkisi kapsamında olduğu, Somut ihtilafta sözleşme maddesinde her ne kadar bir ay önce ihtar gönderilmesi gerektiği düzenlenmişse de dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin detaylı bir şekilde incelenmesi neticesinde davalının, TTK'da yer alan sürelere riayet ederek davacı şirket ile aralarındaki belirsiz süreli akdi ilişkiyi sona erdirme iradesini ortaya koymuş ve böylelikle sözleşmeyi feshettiği görüldüğü, huzurdaki davada, keşidecisinin davalı olduğu, ... 13. Noterliğince düzenlenen ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin 3 ayın sonunda feshedileceğinin bildirildiği, ... 13.Noterliğinin ... yevmiye numaralı... tarihli azilname ile sözleşmenin feshedildiği ihtar edildiği, Taraflar arasındaki akdi ilişki 13.09.2023 tarihi itibariyle sona ermiş, huzurdaki dava ise 15.02.2024 tarihinde ikâme edildiği, hâl böyle olunca yapılan inceleme sonucu oluşan kanaatimiz, TIK m. 122/f.4 hükmünde kabul edilen bir yıllık sürenin sona ermediği, denkleştirme tazminatının talep edilme koşullarına ilişkin acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra acentenin bulduğu ve sigorta şirketinin portföyünde kalan yeni müşteriler sayesinde davalı sigorta şirketinin önemli menfaatler elde etmediği, dolayısıyla davacı şirket tarafında denkleştirme tazminatı talep edilemeyeceği ifade edilebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
... A.Ş tarafından ... 13. Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile davacıya çekilen fesih ihbarının incelenmesinde TTK 121/1 uyarınca ihtarnamenin tebliğinden itibaren geçecek üç ayın sonunda sözleşmenin fesih edileceği bildirilmiştir. Fesih ihbarının 09/06/2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Akabinde ise aynı noterlik kanalıyla 13/09/2023 tarihli 14510 yevmiye numaralı azilnamenin davacı tarafa keşide edildiği ve 28/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasında 26/11/1999 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli acentelik sözleşmesi akdedildiği, taraflarca sözleşmenin sona erme tarihinden bir ay evvel ihbarda bulunulmaması hâlinde sözleşmenin bir yıl için uzatılmış olacağının kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin 2023 yılına kadar devam ettiği ve sözleşmenin belirsiz süreli sözleşmeye dönüştüğü hususu çekişme konusu değildir. TTK 121/1'de düzenlendiği üzere belirsiz süreli sözleşmelerin 3 aylık ihbar süresine uyulmak koşuluyla taraflarca her zaman feshedilebileceği aşikardır. Somut olay bakımından da davalı tarafça keşide edilen fesih ihbarı ve azilname incelendiğinde "haklı fesih" olgusuna dayanılmadığı ve TTK 121/1 uyarınca sözleşmenin ihbar sürelerine uyulmak kaydıyla feshedildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalı tarafın davacı ile arasındaki sözleşmeyi haklı bir sebeple feshetmediği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Bu bağlamda TTK 122/1 kapsamındaki şartlardan birini sağlamak kaydıyla davacının denkleştirme tazminatı isteme hakkı bulunmaktadır. Ancak bilirkişilerce yapılan incelemelerde taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra davalı tarafça yalnızca kasko branşında 5.176,32 TL karşılığında poliçe yenilemesi yapıldığı, diğer branşlardan herhangi bir poliçe yenilemesi yapılmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme sona erdikten sonra davacı acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde davalının önemli menfaatler elde ettiğinin kabulü mümkün görülmemiştir. Benzer mahiyette sunulan bilirkişi raporu da usule, yasaya ve hukuka uygun olduğundan mahkememizce hükme esas alınmış ve davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra davacının bulduğu müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde ettiğinin ispat edilememesi sebebiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 853,88 TL'nin mahsup edilerek bakiye 238,48 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 50.000,00 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.30/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır