T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/109 Esas
KARAR NO :2025/383
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:17/02/2024
KARAR TARİHİ:13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "müvekkil kurumun istanbul müdürlüğü bünyesinde, özel güvenlik hizmet alımı kapsamında güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayken emeklilik için istifa ederek kıdem tazminatını talep eden ...'ın kurum bünyesinde çalıştığı sürelere ait kıdem tazminatı hesaplanarak kendisine ödenmiştir. işçiye, kurum bünyesinde görev yaptığı 01.09.2006-09.08.2023 tarihleri arasındaki süre için ödenen damga vergisi dahil 383.369,15 tl tazminatın, belirtilen sürede çalıştığı 9 firmadan, sorumlu oldukları sürelere ait tutarları kuruma rücuen ödemeleri yazılı olarak talep edilmiştir. rücuya ilişkin sorumlu firmalardan ... hiz. ltd. şti. firması, ... ... inşaat hiz. ve tic. ltd. şti. firmasına şirket birleşmesi yoluyla devrolunarak terkin olunmuştur. ... ve eğitim hizmetleri ltd. şti. firması sorumlu olduğu süreye ait 46.990,03 tl tazminatı kurum hesabına ödemiştir. ...iş ortaklığı firmasının ise hak edişlerinden 11.731,99 tl mahsup edilmiştir. diğer firmalardan sorumlu oldukları sürelere ait bakiye 324.647,13 tl tazminat tutarının tahsili için hukuki yollara başvurulması gerekmektedir. davalı firmaların sorumluluklarına ilişkin kurumsal yazışmalar ve sorumluluk tutarları tablosu ekli belgelerde belirtilmiştir. bu itibarla, mezkur sorumluluk tutarlarının tahsil tarihine kadar oluşacak faizleri ile birlikte tahsilini ve vekalet ücretini teminen talebimiz doğrultusunda, fazlaya ilişkin diğer hukuki haklarımız saklı kalmak kaydıyla; dava yoluna başvurma gerekliliği hasıl olmuştur.gerek sözleşme hükümleri, gerek müteselsil sorumlulukta iç ilişkiye yönelik yasal düzenlemeler ve gerekse yüksek mahkemenin emsal mahiyetinde uygulamaya yönelik yeknesak kararları çerçevesinde, kurumumuz tarafından davalı firmaların çalışanı olan ...' a ödenen meblağların asıl muhatabı ve ödemesi gereken yükümlüsü alt işveren yüklenici firmalar olup, emsal kararlar ve sözleşme hükümleri gereğince işçileri çalıştıran ve bu nedenle çalıştırdıkları dönemle sınırlı sorumlulukları bulunan davalı firmalardan paylarına isabet eden tutarların tahsili gerekmektedir. çünkü sosyal güvenlik mevzuatına uygun hareket etmek, çalışanlarının her türlü mevzuattan kaynaklanan haklarını yerine getirmekle yükümlü olan davalı şirketler buna aykırı hareket etmiştir. bunun neticesinde de kurumumuz hiçbir şekilde yükümlüsü ve sorumlusu olmadığı halde, kurumumuz çalışanı olmayan ve davalı şirketlerin çalışanı olan ...'ın sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklı talebiyle karşı karşıya kalmış, neticesinde de yargı organlarını gereksiz meşgul etmeme, ek olarak yargılama gideri, icra harç ve masrafıyla vekalet ücreti de ödememek suretiyle kamu zararını bertaraf etme adına, asıl işveren sıfatı nedeniyle yerleşik içtihatlar gereği kıdem tazminatına dair tutarları ödemek zorunda kalmıştır. ayrıca, kurumumuz imzalanan sözleşmeler gereği davalı firmalara söz konusu kalemleri ihale bedeli kapsamında ödemiş olduğundan, böylece aynı hususlara ilişkin mükerrer ödeme yapılması durumu da söz konusu olmuştur. dava dışı ...' ın çalışmaları, davalı firmalarla imzalanan ve personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı sözleşmelerine dayanmaktadır. davalı firmalar ile yapılan hizmet alım ihale sözleşmelerinin ilgili maddelerindeki hükümlerde davalıların rücuen tazminat sorumlulukları açıktır. (rücuen sorumlu davalı firmalarla akdedilen sözleşmeler dosya boyutu uyap ekte sığmadığı için bilahere sunulacaktır) davalıların çalışanı olan ...'a ödenen tutarların paylarına isabet eden oranda tahsili amacıyla davalı şirketlere rücu etme zorunluluğu hâsıl olmuş ve huzurdaki dava sayın mahkemenizde açılmıştır.
yukarıda izah edilen ve re’sen gözetilecek diğer hususlar çerçevesinde davamızın kabulüne, fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla (yargılama esnasında sayın mahkemece yaptırılacak bilirkişi raporuyla her bir davalı payına düşen kıdem tazminatı tutarının belirlenmesi akabinde söz konusu tutarlar kapsamında ıslah edilmek üzere) davalı firmalar çalışanı davadışı çalışan ...'a ödenen toplam tutarlardan mezkur davalı firmaların sorumluluğundaki ödemelerden 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanunu md.109 hükmü gereğince şimdilik 32.000,00 tl'lik kısmının söz konusu çalışanlara ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte (davalı ... yönünden şimdilik 6.000,00-tl, davalı ... özel güvenlik ve eğitim hizmetleri limited şirketi yönünden 6.000,00-tl, davalı ... ... inşaat hiz. ve tic. ltd. şti. yönünden şimdilik 6.000,00-tl, davalı ... ... limited şirketi yönünden şimdilik 6.000,00-tl, davalı ...sanayi ve ticaret limited şirketi yönünden şimdilik 6.000,00-tl, davalı ... ... limited şirketi yönünden şimdilik 2.000-tl tahsiline, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin de davalılara tahmiline karar verilmesini ..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı ... ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Kamu hizmet alım sözleşmelerine göre işçi çalıştırılan hallerde, işçi aynı kuruma (asıl işveren) bağlı olarak aralıksız şekilde farklı alt işverenlerde çalışması halinde bu durumun İş Kanunu 6. Madde kapsamında "işyeri devri" olarak kabul edilmesi gerektiği Yargıtay kararları ile kararlaştırılmıştır. Davalı müvekkil, ihale sözleşmesi kapsamında çalıştırdığı personeller için Kıdem Tazminatı gideri için kurumdan herhangi bir ödenek almamış olup, asıl işveren olan kurumun tüm maliyeti alt işverenlere devretmesinin kabulü hukuka aykırıdır.
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Genel Tebliğin de yer alan düzenlemeler uyarınca kıdem tazminatı payı ayrı bir teklif bileşeni olarak değerlendirilmemektedir. Bu sebeple, ihale sözleşme maliyetine dahil edilmeyen kıdem tazminatının daha sonra yükleniciye rücu edilmesi söz konusu olmamalıdır.
Kıdem tazminatı payları teklif fiyata dahil olacak masraflar içinde gösterilmemektedir. Kamu İhale Kurumunca, kıdem tazminatı hakkının doğması ihtimale dayalı olan ve idarenin sorumluğunu devam ettiren bir maliyet kalemi olarak değerlendirilmekte ve 4734 sayılı Kanun kapsamında yapılan ihalelerin idari şartname ve sözleşmelerine işçilik maliyeti olarak kabul edilmemektedir..
Sözleşme maliyetine dahil edilmeyen kıdem tazminatı paylarının sonrasında işçiler bakımından mağduriyet oluşturduğu tespiti ile KİK tarafından belirlenmiş olan % 3’lük sözleşme ve genel giderler oranının %4 orana yükseltilmiş olmasının bile sözleşme giderlerini dahi karşılamada yetersiz kaldığı gözetilerek, 10.09.2014 tarihinde kabul edilen 6552 sayılı kanun ile 4857 sayılı kanunun 112. Maddesine eklenen düzenleme ile Kamuda çalışan personellerin kıdem tazminatının sorumluluğu asıl işveren olan idarelere yüklenmiş, alt-işverenlerin işçiye karşı sorumluluğu sona erdirilmiştir.
Davacı kurumun ihale sözleşmesi kapsamında yer almayan bir ödeme kalemini davalı müvekkil şirkete rücu etme hakkı bulunmamaktadır.
Davacı kurumun rücu etme hakkının olmadığı yönündeki itirazlarımızdan vazgeçtiğimiz anlamına gelmemek kaydı ile rücu edilebilecek miktarın hesaplanmasına dair beyanlarımızı da sunmak gerekmiştir.
2.1. Davalı müvekkil, işçinin davalı müvekkilde çalıştığı "süre" ve "çalıştığı dönemdeki ücret" üzerinden sorumlu tutulabilir.
Davacı kurum nezdinde çalışan personel ..., davalı müvekkil şirkette 01.09.2006-14.09.2007 tarihleri arasında 502,98 TL net maaş+ 71,65 TL yol + 54,45 TL yemek ücreti ile çalışmıştır.
Kıdem tazminatının düzenlendiği 1475 sayılı Kanunun 14. maddesini, iş uyuşmazlıkları bakımından görevli Yargıtay Hukuk Dairelerinin içtihatlarını ve temel ilişkiyi oluşturan işçi-işveren ilişkisinin düzenlendiği iş hukuku ilkelerinin gözetilmesi gerekmektedir.
Kıdem tazminatının düzenlendiği 14. Madde bakımından hala yürürlükte bulunan 1475 sayılı Kanunun 2. Fıkrasında işyeri devri halinde işverenlerin sorumluluğu aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Yukarıda açıkladığımız ve resen inceleme sırasında ortaya çıkacak tüm nedenlerle; zamanaşımı ititrazlarımız da göz önüne alınarak davacının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli davsının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini.."talep etmiştir.
CEVAP; Davalı ... ... Ltd. Şti. vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Sayın Mahkemece huzurdaki davanın dayanağı olan personele yapılan ödemeden de anlaşılacağı üzere, Kamu İhale Kurumunun tip sözleşme ve şartnameleri ile ihaleye girerek iş alan müvekkil şirketin personeli işe alıp-çıkarma gibi bir yetkisi söz konusu değildir. Bu durum taraflar arasında imzalanan sözleşmeden tereddüde yer verilmeyecek şekilde ispatlanmaktadır. Davacı ile müvekkil şirket arasında gerçek anlamda işçi- işveren ilişkisinin olmadığı açıktır. Müvekkil şirketin işçilerin işe alınmasında ya da çıkartılmasında hiç bir tasarrufu bulunmamaktadır. Davacı idare alt-işveren konumunda olan müvekkil şirkette bulunması gereken yönetim yetkisini tek taraflı iradesi ile kendisinde bulundurmaktadır. İşçiyi işe alıp-çıkarma, çalışma şekil ve şartlarını belirleme vs. işçiyle ilgili tüm yönetim yetkisi idare ile imzalanan sözleşme ve şartnamelerden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı idarededir. Arada asıl işverenlik - alt işverenlik ilişkisinin kanuni anlamda bulunmadığı açıktır. Bu durum Yargıtay kararı ile de doğrulanmaktadır. Uygulamada da ekseriyetle görüldüğü üzere işçi alacak davalarında taşeron firmalar davalarda muhatap dahi alınmamaktadır. Davacı kurum yetkililerinin personele rızaen yaptığı ödemede, müvekkil şirketin herhangi bir kusuru olmadığından davanın müvekkil şirket yönünden reddi gerekmektedir. Ayrıca 4857 Sayılı İş Kanunun 6. Maddesine göre müvekkilin işçilik alacaklarından kanuni sorumluluğu devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlıdır.Bir an için aksi düşünülse dahi müvekkil firma Kıdem Tazminatı gideri için kurumdan herhangi bir ödenek almamıştır. 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Genel Tebliği gereği kıdem tazminatı ile ilgili giderler kamu ihalelerinde ayrı bir teklif bileşeni olarak değerlendirilmemektedir. Bu hüküm gereği kıdem tazminatı tutarları ihalenin yaklaşık maliyetine dahil edilmemekte ve teklif fiyata dahil olacak masraflar içinde gösterilmemektedir. Böylece aşırı düşük teklif sorgulamasında da kıdem tazminatı tutarı dikkate alınmamaktadır. Kamu İhale Kurumunca da, kıdem tazminatı işçilere ödenmesi ihtimale dayalı olan ve idarenin sorumluğunu devam ettiren bir maliyet kalemi olarak değerlendirilmekte ve 4734 sayılı Kanun kapsamında yapılan ihalelerin idari şartname ve sözleşmelerine işçilik maliyeti olarak dahil edilmemektedir. İlgili Kanun, kıdem tazminatı ile ilgili giderleri % 3 sözleşme ve genel giderler içerisinde kabul ederek, ayrı bir teklif bileşeni olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etmektedir. KİK tarafından belirlenmiş olan % 3’lük sözleşme ve genel giderler oranı, sözleşme giderleri ve işin yürütülmesinde kullanılan genel gider malzemelerini (şartname gereği) dahi karşılamamaktadır. Bu nedenledir ki dava konusu dönemde % 3 olan sözleşme ve genel giderler oranı yapılan son değişiklikler ile % 4 olarak revize edilmiş ve yukarıda ayrıntıları ile belirttiğimiz üzere 10.09.2014 tarihinde kabul edilen 6552 sayılı kanun ile 4857 sayılı kanunun 112. Maddesine eklenen düzenleme ile Kamuda çalışan personellerin kıdem tazminatının sorumluluğu asıl işveren olan idarelere yüklenmiş olup taşeron firmaların sorumluluğu son bulmuştur. Söz konusu dava ile de hukuk kurallarına ve yasaya aykırı olarak verilmeyen bedel müvekkil şirketten istenmektedir. Ayrıca kişilerin serbest iradeleriyle sözleşme yapmaları diğer bir ifade ile kanunların emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla sözleşme prensibi üzerine inşa edilmiş olan borçlar kanununa göre, (bk. md. 27) sözleşen taraflardan birinin hiçbir haklı gerekçe olmadan zarara uğramasına göz yuman gayri adil bir hüküm ihtava edemez. Ayrıca bu durum Medeni kanunun 2. maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. Taraflar arasında akdedilen Özel Güvenlik Hizmet alım sözleşmesinde işçilik alacaklarından tek başına müvekkil firmayı sorumlu kılan bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır.
Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerden da anlaşılacağı üzere başlangıçtan beri asıl işveren bünyesinde çalışan davaya konu işçinin çalışma şekil ve şartlarının da davacı idare tarafından belirlendiğinden açık sözleşme ve kanun hükümleri karşısında ikame edilen haksız dava ve taleplerin reddine karar verilmesini..." talep etmiştir.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
Davacı kuruma müzekkere yazılarak dava dışı işçilere ait iş dosyası ve tüm özlük dosyalarının iki hafta içinde mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davacı kuruma müzekkere yazılarak davalılar ile yapılmış hizmet alım sözleşmelerinin iki hafta içinde mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
...'e yazılan yazılan müzekkerenin tekidine karar verilerek mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davalı ... vekili, davalı Atlas vekili ve davalı ...’ın zamanaşımı definin esas hakkındaki hükümle değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Davalı ...’ın görev ve yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Dava dışı işçi ...’ın UYAP'a ilgili kişi olarak eklenerek SGK kayıtlarının UYAP üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmasına karar verilmiştir.
Davalı ... vekili, davalı ..., ..., ... şirketlerine dışı işçi ...’a (TCKN: ...) ait işçilik dosyaları ile tüm özlük dosyalarını mahkememize sunmak üzere iki haftalık KESİN SÜRE verilmesine karar verilmiştir.
Ara kararlar ikmal edildiğinde dosyanın iş hukuku alanında uzman hesap bilirkişisine tevdii ile tarafların iddia ve savunmaları, dosyada mevcut şartname ve sözleşme hükümleri ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2021/945 esas 2021/3067 karar sayılı emsal içtihatında belirtilen kriterler gözetilerek davacının davalılardan talep edeceği rücu alacağının olup olmadığı varsa miktarı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 27/01/2025 tarihli raporunda özetle; "Dava dışı işçi ... a damga vergisi dahil 3685,39607,1b TL tazmınatı odendiğini, rücuya ilişkin sorumlu firmalardan ... Hiz. Ltd. Şti. firması, ... ... İnşaat Hiz. ve Tic. Ltd. Şti. firmasına şirket birleşmesi yoluyla devrolunarak terkin olunduğunu, ... ve Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. firması sorumlu olduğu süreye ait 46.990,03 TL tazminatı Kurum hesabına ödediğini, ...İş Ortaklığı firmasının ise hak edişlerinden 11.731,99 TL mahsup edildiğini, diğer firmalardan sorumlu oldukları sürelere ait bakiye 324.647,13 TL tazminat tutarı davalılardan hizmet alım sözleşmeleri kapsamında tahsiline karar verilmesi talebine ilişkin olarak; Davacının ... Hiz. Ltd. Şti firmasına davalarını yöneltmediği, bu firma sorumluluğunda olan 22.594,99 TL'nin davacı Kurum sorumluluğunda olduğu, ... ve Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. firması sorumlu olduğu süreye ait 46.990,03 TL tazminatı Kurum hesabına ödediği, yapılan hesaplama ile dava dışı ... ve Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. Sorumluluğunun 46.990,13 TL olduğu, fark 10 kuruşluk tutarın ihmal edilebileceği, bu firma yönüyle sorumluluğun kalmadığı, ...İş Ortaklığı firmasının ise hak edişlerinden 11.731,99 TL mahsup edildiği, yapılan hesaplama ile dava dışı ...İş Ortaklığı sorumluluğunun 11.732,01 TL olduğu, fark 0,02 kuruşluk tutarın ihmal edilebileceği, bu firma yönüyle sorumluluğun kalmadığı, Diğer firma sorumluluklarının aşağıdaki gibi olduğu;¸..." rapor edilmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan 12/03/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; "Kurumumuz tarafından davalılar aleyhine ikame edilen huzurdaki rücu davasında sayın mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Beyanlarımıza konu bilirkişi raporunda sayın bilirkişi dosya kapsamını ve resmi kayıtları inceleyerek davacı müvekkil Kuruma davalı firmalarca rücu edilmesi gereken bedelleri hesaplamıştır. Bilirkişi raporunda tüm davalı firmalar nezdinde toplamda 302.052,80 TL hesaplama yapılmıştır. Sayın Mahkemenizin dava dosyasına sunulmuş olan davalı firmalarla akdedilen sözleşmeler, makbuzlar ilgili güncel yargı kararları ve sair deliller doğrultusunda davalı firmaların rücu sorumluluğu apaçık görülmektedir. Nihayetinde, dava dışı çalışan için ödenen tazminatın ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte yüklenici firmalardan tazminine karar verilmelidir. Bu sebeple, Sayın Mahkemenin takdiri ile davamızı bilirkişi raporuna istinaden 302.052,80 TL olarak ıslah ediyoruz. Yukarıda izah edilen ve re’sen gözetilecek diğer hususlar çerçevesinde ıslah talebimizin ve davamızın kabulüne, fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalı firmalar çalışanı davadışı çalışana ödenen toplam tutardan davalı firmaların sorumluluğundaki 302.052,80 TL ödemenin, ıslah ettiğimiz bedeller üzerinden; 48.666,13 tl'sinin ... ve ticaret limited şirketinden, 18.870,54 tl'sinin ...sanayi ve ticaret limited şirketinden, 143.018,83 tl'sinin ... ... limited şirketinden, 45.252,05 tl'sinin ... özel güvenlik ve eğitim hizmetleri limited şirketinden, 45.314,13 tl'sinin ... ... inşaat hiz. ve tic. ltd. şti. (... hizmetleri limited şirketi'ni devralan) şirketinden, 931,11 tl'sinin ... ... limited şirketinden müvekkil Kurumca dava dışı çalışana yapılan ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin de davalılara tahmiline karar verilmesini..." talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı tarafça dava dışı işçi ...'a ödenen işçilik alacağının taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri gereğince rücuen tahsili talebi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde kıdem tazminatını talep eden ...'ın davacı kurum bünyesinde çalıştığı sürelere ait kıdem tazminatının hesaplanarak ödendiği, ...'ın görev yaptığı 01.09.2006-09.08.2023 tarihleri arasındaki süre için ödenen damga vergisi dahil 383.369,15 tl tazminatın davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesi için işbu rücuen tazminat davasını açmıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/3256 esas, 2022/3847 karar sayılı, 05/09/2022 tarihli ilamında “Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.” yönünde belirleme yapılmıştır.
Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2067 esas, 2022/2176 karar sayılı, 18/04/2022 tarihli ilamında "Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davalıların ödenen bedelin yarısından sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Davalı yükleniciler tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine göre avans oranında faiz istenebilecektir. Bu halde mahkemece hükmedilen alacağa avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi hatalı olmuş kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir." yönünde belirleme yapılmıştır.
İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin 2025/6 Esas, 2025/166 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Konuya ilişkin sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenmiştir.
Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir... Bu durumda, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçilik alacaklarından (fazla mesai ücreti ile ulusal bayram-genel tatil ücreti) davacı asıl işveren .... Genel Müdürlüğü'nün sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığından dava dışı işçilere işçilik alacağından dolayı ödenen bedelden davalı alt yüklenicilerin sorumlu olduğu, yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamayan davacı asıl işverenin rücu hakkı bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekili, ıslah ile artırılan kısım yönünden faizin ıslah tarihi değil ödeme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek mahkemece verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/8139 E. 2016/1628 K. sayılı 16/03/2016 tarihli ilamı "...Dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 117/2. maddesinde, sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olmaması halinde haksız iktisap tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebilir ise de, somut olayda, yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebilir. Hüküm altına alınan bedel yönünden davalı borçlunun, dava tarihinden önce TBK'nın 117. maddesine uygun şekilde miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü iddia edilmediği gibi, bu yönde bir delil de ibraz edilememiştir. Bu durumda mahkemece, faizin dava tarihinden başlatılması gerekirken kesinti tarihinden başlatılması doğru olmamıştır." şeklindedir. Yargıtay kararında ifade edildiği üzere sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan davada alacak talebi yönünden dava/ıslah tarihinden önce faiz istenebilmesi için davalının temerrüde düşürülmesi gerekir. Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2017/2165 E. 2020/3172 K. sayılı 21/10/2020 tarihli ilamında bu husus ile ilgili "...İş Mahkemesi davalarında davalı alt işverenlerin davada bulunmaması nedeniyle temerrüde düşmediği, açılan rücuen tazminat davasıyla temerrüde düştüğü göz önünde bulundurulduğunda davalılar yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, ödeme tarihinden itibaren faiz verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda ise dava dışı işçinin, işçi alacağı için açılan davalarda davacı asıl işveren yanında davalı alt işverenlerden yalnızca son yüklenici ... Özel ... Limited Şirketi bulunması nedeniyle dava tarihinden önce temerrüde düşen davalılardan ... Özel ... Limited Şirketi yönünden ödeme tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden kısmi alacak talebinin dava tarihinden, ıslah ile artırılan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren ticari avans faize hükmedilmesi gerekirken kısmi alacak taleplerin, tüm davalılar temerrüde düşürülmüş gibi ödeme tarihi esas alınması hatalı olmuştur...".
Tüm bu genel tespitlerden sonra dava dilekçesi, bilirkişi raporları ile birlikte tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; zamanaşımı definin TBK m. 146 uyarınca sözleşme ilişkisinden kaynaklanan taleplerde 10 yıllık zamanaşımı süresinin ödeme tarihi olan başlangıç tarihinden itibaren dolmadığı anlaşıldığından reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ile davalılar arasında imzalanan hizmet alımına ait sözleşme ve teknik şartnameler incelendiğinde; sözleşme ve şartnamede ihale konusu iş kapsamında çalıştırılacak işçi personellerin ücret ve tazminatlarından davacı asıl işverenin sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı; bu nedenle davacının dava dışı işçiye ödediği işçilik alacakların tamamını dava dışı işçinin davalı alt işverendeki toplam hizmet süresine göre davalı alt işverene rücu edebileceği, Yargıtay’ın yukarıda da değinilen 05/09/2022 tarihli kanun yararına bozma ilamı ile güncel içtihatlarında kabul edildiğinden; 27/01/2025 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
İşbu dosyamızda iş akdinin yükleniciler ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı olmayıp SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmiştir.
Bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere dava dışı işçi ...'ın 01.09.2006-09.08.2023 tarihleri arasında dava dışı işçinin hizmet süresi dikkate alınmak suretiyle işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak davalı yüklenicilerin işverene karşı sorumlu olduğu kanaatine varılmış; davacı tarafından dava dışı işçi ...'a emeklilik sebebiyle 24.08.2023 tarihinde damga vergisi hariç 380.460,15 TL (damga vergisi dahil 383.369,93 TL) kıdem tazminatı ödendiği, ödeme konusunda anlaşmazlığın bulunmadığı, her bir davalının sorumluluğunun işçiyi çalıştırdığı süre ile sınırlı olduğu, bilirkişi raporu ile her bir davalı nezdinde çalışılan süreleri tespit edildiği ve raporun denetime elverişli ve hükme esas alınabilir olarak düzenlendiği görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nın 16/1. Maddesi kapsamında davalıların tacir olması, dava konusu alacağın davalıların ticari işletmesi ile ilgili olması, TTK m. 19/2 uyarınca taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır yönündeki hüküm de gözetilerek hükmedilen alacağa davacı tarafın talebi doğrultusunda ticari (avans) faiz uygulanmasına, ayrıca faizin başlangıç tarihi açısından her ne kadar davacı tarafça ödeme tarihlerinden itibaren faiz isteminde bulunulmuş ise de, yukarıda atıf yapılan İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin 2025/6 Esas, 2025/166 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere dava tarihinden önce temerrüde düşen davalı yönünden ödeme tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden kısmi alacak talebinin dava tarihinden, ıslah ile artırılan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren ticari avans faize hükmedilmesi gerektiği, dava dilekçesi ekinde davalıların dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir belge sunulmadığı görülmekle, kısmi alacak talebi yönünden dava tarihinden, ıslah ile artırılan kısım yönünden ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş; davalıların sorumluluğu esas alınarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
a- 48.666,13 TL rücu alacağının 6.000,00 TL'lik kısmının 17/02/2024 tarihinden itibaren, 42.666,13 TL’lik kısmının ıslah tarihi olan 12/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
b- 18.870,54 TL rücu alacağının 6.000,00 TL'lik kısmının 17/02/2024 tarihinden itibaren, 12.870,54 TL’lik kısmının ıslah tarihi olan 12/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c- 143.018,83 TL rücu alacağının 6.000,00 TL'lik kısmının 17/02/2024 tarihinden itibaren, 137.018,83 TL’lik kısmının ıslah tarihi olan 12/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ... LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d- 45.252,05 TL rücu alacağının 6.000,00 TL'lik kısmının 17/02/2024 tarihinden itibaren, 39.252,05 TL’lik kısmının ıslah tarihi olan 12/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ÖZEL GÜVENLİK VE EĞİTİM HİZMETLERİ LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e- 45.314,13 TL rücu alacağının 6.000,00 TL'lik kısmının 17/02/2024 tarihinden itibaren, 39.314,13 TL’lik kısmının ıslah tarihi olan 12/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ... İNŞAAT HİZ. VE TİC. LTD. ŞTİ.'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f- 931,11 TL rücu alacağının 17/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ... LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.633,22TL harçtan peşin alınan 546,48TL ile Islah Harcı 4.611,83TL toplamı 5.158,31TL'nin mahsup edilerek bakiye 15.474,91TL harcın, 2.493,29TL'sinin davalı ...'nden, 15.474,92TL'sinin davalı ...Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden, 7.327,21TL'sinin davalı ... ... Limited Şirketi'nden, 2.318,37TL'sinin davalı ... Özel Güvenlik Ve Eğitim Hizmetleri Limited Şirketi'nden, 2.321,56TL'sinin davalı ... ... İnşaat Hiz. Ve Tic. Ltd. Şti.'nden, 47,70TL'sinin davalı ... ... Limited Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına,
3- 6325 Sayılı Yasanın 18/A maddesinin 13.bendi gereğince Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 3.800,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.786,60-TL lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, bakiye yargılama giderinin ise Davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 427,60TL Başvuru Harcı, 546,48TL Peşin/nisbi Harcı, 4.611,83TL Islah Harcı, 10.028,00TL Bilirkişi ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 15.613,91TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 15.558,85-TL lik kısmanın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Vekalet ücreti yönünden;
a-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 48.666,13TL üzerinden hesaplanan 30.000,00TL'nin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine,
b-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 18.870,54TL üzerinden hesaplanan 18.870,54TL'nin ...SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya verilmesine,
c-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 143.018,83TL üzerinden hesaplanan 30.000,00TL'nin ... ... LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya verilmesine,
d-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 45.252,05TL üzerinden hesaplanan 30.000,00TL'nin ... ÖZEL GÜVENLİK ve EĞİTİM HİZMETLERİ LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya verilmesine,
e-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 45.314,13TL üzerinden hesaplanan 30.000,00TL'nin ... ... İNŞAAT HİZ. VE TİC. LTD. ŞTİ.'nden alınarak davacıya verilmesine,
f-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 931,11TL üzerinden hesaplanan 931,11TL'nin ... ... LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya verilmesine,
6-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı karar verildi. 13/05/2025
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır