T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/230 Esas
KARAR NO : 2025/884
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/04/2024
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil ile davalı şirket arasında ilk olarak 18/08/2021 tarihinde iki yıl müddetli Franchise sözleşmesi imzalandığı ve müvekkilin, imzalanan sözleşme uyarınca ... adresinde satış ve teslimat faaliyetine başladığı. Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirket tarafından tedarik edilen gıda malzemelerinin davalı şirketin markası altında müvekkil tarafından kiralanmış taşınmazda depolandığı ve gelen siparişler üzerine motorlu kuryeler vasıtasıyla sipariş veren şahsılara teslim edildiği. Müvekkil ile davalı şirket arasındaki Franchise sözleşmesinin müddeti her ne kadar iki yıl olsa da taraflar arasında imzalanan 31/03/2022 tarihli ve 11/05/2022 tarihli ek protokoller ile sözleşme müddetinin bir yıl uzayarak 3 yıl olmasına karar verildiği. Müvekkilin davalı şirket ile arasında imzalanmış olan sözleşmeler uyarınca faaliyetlerine devam ediyor olsa da ... 26. Noterliği tarafından keşide edilmiş olan... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile 19/02/2024 tarihi itibariyle Franchise sözleşmesine son verildiği edilerek davalı şirketçe tedarik edilmiş olan her türlü malzemenin iade edilmesinin talep edildiği. Müvekkilin ise ihtarname mucibince davalı şirket tarafından kendisine teslim edilen malzemeleri iade ederek faaliyetine son vermiş olduğu. Davalı şirketçe keşide edilmiş olan ihtarnamede müvekkilin sözleşmeden kaynaklanan mesuliyetlerini ve taahhütlerini gereği gibi ifa etmediği, siparişlerin iptal edildiği ve iptal edilen siparişlerin müşteri memnuniyetsizliğine yol açtığının ileri sürüldüğü ve taraflar arasındaki sözleşmenin 9.2.1, 9.2.2 ve 9.211 numaralı maddelerine istinaden sözleşmeye son verilmişse de davalı tarafın feshinin haksız fesih mahiyetinde olduğu. Davalı şirketçe keşide edilmiş olan ihtarnamede fesih sebebi olarak sadece müvekkilce iptal edilen siparişlerin sayısının arttığının ileri si ü. Ancak davalı şirketçe gerekli usullere riayet edilmediği ve sözleşmede yer alan genel işlem şartı mahiyetindeki umumi ve yuvarlak ifadelere istinaden sözleşmeye haksız olarak son verildiği, Davalı şirketçe fesih sebebi olarak ileri sürülen sipariş iptali hususunun ilk olarak Ocak ayının ortalarında bizzat müvekkil tarafından tespit edildiği. Müvekkilin Aralık ayına nispetle sipariş iptallerinde artış olduğunu tespit etmesi üzerine ilk başta durumun sistemden kaynaklandığını . Bunun üzerine 18/01/2024 ile 20/01/2024 tarihlerinde elindeki verilere istinaden davalı şirketin ... adresine mail attığı, sipariş iptallerinde artış olduğunu söylemiş ve bunun sistemden kaynaklı olup olmadığının araştırılmasını talep ettiği. ... adresinden gelen mailde teknik mevzularla alakalı olmadıkları ve mevzunun alakalı ekiplere iletilmesi gerektiğinin ifade edildiği. Müvekkilin 21/01/2024 tarihinde mevzunun alakalı ekiplere iletilmesini talep eden bir mail attığı ama davalı şirketçe müspet yahut menfi herhangi bir dönüş yapılmaması üzerine 30/01/2024 tarihinde mevcut durumun tekrar hatırlatarak mesele ile alakadar olunmasını talep ettikleri. Ancak davalı şirketçe müvekkile yazılı olarak müspet yahut menfi hiçbir şekilde cevap verilmediği. (Bu hususta müvekkil ile davalı şirketin destek servisi arasında mail yazışmalarının dava dilekçesinin ekinde sunulduğu.) Müvekkilin izah edildiği ve dilekçe ekinde sunulan mail kayıtlarından da anlaşıldığı üzere her ne kadar sipariş iptalleri ile alakalı meseleyi halletmeye çalışmış olsa da davalı şirketçe kendisine hiçbir şekilde cevap verilmediği ve gerekli alakanın gösterilmediği. Buna rağmen davalı şirketçe ... 26. Noterliği tarafından keşide edilmiş olan... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile 19/02/2024 tarihi itibariyle Franchise sözleşmesine son verilmiş olduğu, ... 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2021 tarihli,... E. Ve ... K. Sayılı ilamında da "Sürekli bir borç ilişkisi niteliğindeki franchise sözleşmesinde taraflar arasındaki güven ilişkisi ve işbirliğini ortadan kaldıran sebepler, haklı neden olarak nitelendirilir. (Osman Berat Gürzumar, Franchise Sözleşmeleri, sh.172-173). Ancak belirtmek gerekir ki özellikle sözleşmeye aykırı her davranış haklı neden oluşturmaz, sözleşmeye aykırı davranışın, sözleşmenin karşı tarafı için sözleşmenin devamını çekilmez hale getirecek ve güven ilişkisini kaldıracak kadar ağır ve önemli olması gerekir." Denildiği. Ancak dava mevzuu hadisede yukarıda tafsilatlı bir şekilde ifade edildiği üzere "sözleşme ve sözleşme eklerine aykırı davranması" gibi ucu açık ifadeler ile davalı şirkete keyfi bir şekilde derhal fesih hakkı tanındığı ve hiçbir müddet tanınmadan sözleşmeye son verildiği. Ancak davalı şirketçe fesih sebebi olarak artan iptallerin öne sürüldüğü ve bu durumun düzeltme müddeti tanınmak suretiyle de halledilebileceği dikkate alındığında davalı tarafça sözleşmeye haksız olarak son verilmesinin olağanüstü feshin son çare olması prensibine aykırılık teşkil ettiği. Bu sebeple her halükarda davalı şirketin fesih beyanının haksız fesih mahiyetinde olduğu. Yukarıda izah edilen hususlardan da anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki sözleşmeye davalı tarafça fesih usullerine riayet edilmeksizin sözleşmenin sona erme tarihinden evvel haksız olarak son verildiği Müvekkilin sözleşmeye sona erme tarihinde evvel davalı tarafça haksız olarak son verildiği için elde etmesi muhtemel kardan mahrum kaldığı. Bu durumda müvekkilin mahrum kalınan kar tazminatına hak kazandığı hususunda ise bir şüphe bulunmadığı. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/03/2019 tarihli, ... E. ve...K. Sayılı ilamında "Davacı vekili taraflar arasında imzalanan franchise sözleşmesinin erken feshedilmesi nedeniyle uğradığı zararı istemiş ve mahkemece de fesih tarihi olan 2010 ila sözleşmenin sona erme tarihi olan 2012 yılları arası için zarar hesaplaması yapılan bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmenin haksız feshi halinde talep edilebilecek zararın hesaplanma yöntemine ilişkin özel bir düzenleme yapılmamış olması karşısında davacının zararının, genel hükümler ve Dairemizin bu konudaki yerleşik içtihatlarında belirtilen ilkelere göre hesaplanması gerekmektedir. Buna göre mahkemece, aralarında davaya konu sözleşmenin ilgili olduğu alanda bir uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile öncelikle davacının 3.şahıslarla aynı nitelikte benzer bir sözleşmeyi yapabileceği makul bir sürenin belirlenmesi, davacının sözleşme haksız olarak feshedilmeseydi bu makul süre içinde elde etmesi muhtemel gelirinin tespit edilmesi ve sonrasında bu geliri elde etmek için yapacağı tüm harcama ve giderlerin de mahsup edilmesi sonrasında belirlenecek miktarın sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle mahrum kalınan kâr olarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde fesih tarihinden sözleşme süresinin sonuna kadar olan süre dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir." denilmek suretiyle franchise sözleşmesine haksız bir şekilde son verilmesi “durumunda mahrum kalınan karın tazmin edilmesi gerektiğinin açık bir şekilde ifade edildiği. Yukarıda izah edilen hususlar ile davalı şirketçe fesih usulüne riayet edilmediği, fesih sebebi olarak ileri sürülen hususların vaki olmadığı ve taraflar arasında bulunan franchise sözleşmesine haksız olarak son verildiği hususunda bir şüphe bulunmadığı.. Bu durumda müvekkilin sözleşmeye bitiş tarihinden evvel son verildiği için mahrum kaldığı karının da yukarıda iktibas edilen Yargıtay ilamları doğrultusunda tazmin edilmesi gerekmektiği. Her ne kadar müvekkilin sözleşmeye son verilmeden evvelki karı ve zararı tarafımızca takriben biliniyor olsa da iktibas edilen Yargıtay ilamlarında da belirtildiği üzere mahrum kalınan karın tespitinin bilirkişi incelemesine bağlı olduğundan sayın mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasını ve müvekkilin mahrum kaldığı karın hesaplı talep ettikleri. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 7.36 numaralı maddesi ile müvekkil tarihinden itibaren 1 yıl boyunca rekabet yasağı tanzim edildiği. Bu sebeple müvekkilin fesihten itibaren 1 yıl boyunca benzeri bir sözleşmeyi imzalayamayacağının makul sürenin hesaplanmasında dikkate alınmasını talep ettikleri. Müvekkilin mahrum kaldığı karın tam tespit edilebilmesi için bilirkişice ekte sunmuş oldukları fatura suretlerinin dikkate alınmasını; müvekkilin ...adresinde faaliyet gösteren muhasebecisi SMMM ... muhasebe bürosuna müzekkere yazılarak müvekkile ait muhasebe kayıtları ile ilgili ticari defterlerin celbini; müvekkilin faaliyet gösterdiği ... ili, ilçeleri ve mücavir illerde faaliyet gösteren davalı şirket, ... Anonim Şirketi, ... ve ... gibi emsal şirketlerin Ocak, Şubat ve Mart 2024 tarihlerine ait karlarının tespit edilmesini ve bütün bu veriler dikkate alınarak mahrum kalınan karın hesaplanmasını talep ettikleri. (Müvekkilce kesilmiş olan fesihten önceki son üç aya ait fatura suretlerinin ekte olduğu) Yukarıda izah edilen hususlar sebebiyle taraflarınca Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ... arabuluculuk dosya numarasıyla arabuluculuğa başvurulduğu ve 14/03/2024 tarihinde ticari uyuşmazlıklarına dava şartı arabuluculuk son tutanağının düzenlenmiş olup müzakereler sonucunda anlaşmaya varılamadığı İşbu sebeple sayın mahkeme huzurunda işbu davanın ikame edilmesi zaruretinin hasıl olduğu. Yukarıda izah edilen ve sayın mahkemece re'sen dikkate alınacak hususlar sebebiyle; Haklı davalarının kabulüne, sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olması sebebiyle kısmı dava olarak bilirkişi raporundan sonra eksik harç ikmal edilmek üzere şimdilik harca esas değer 100,00-tl müspet zararın (mahrum kalınan kar) sözleşmenin feshedildiği 19/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsil edilerek müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı şirket üzerine tahmil edilmesine karar verilmesini” arz ve talep ettikleri görülmüştür.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Taraflar arasında akdedilmiş olan Franchise Sözleşmesi'nin (“Sözleşme”) Davacı Müvekkil tarafından haksız olarak feshedildiğini, Davalı tarafından Sözleşme'nin feshine gerekçe olarak sipariş iptallerinin gösterildiğini; oysa iptallerin Davacı tarafça gerçekleştirilmemiş olduğu.; Taraflar arasındaki Sözleşme'nin feshe ilişkin hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde olduğu ve bu sebeple geçersiz sayılması gerektiği; Bu hususu kendileri de tespit ederek Davalı şirket ile iletişime geçtiklerini ancak bu konuda kendilerine dönüş yapılmadığını” iddia ettiği. Bu iddialarına bağlı olarak kısmi dava açtığı ve şimdilik 100 TL'lik müspet zarar talebinin kabulünü talep ettiği. Huzurdaki dava ve taleplerin tamamen asılsız ve mesnetsiz olup, davanın reddine karar verilmesi gerektiği. Davacının, taraflar arasındaki sözleşme'nin bazı hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde olması sebebiyle kesin hükümsüz olduğunu iddia etmekte olduğu. Oysa ilgili sözleşmenin, imza aşamasında iken taraflar arasında müzakere edildiği, bazı hükümlerinde değişiklikler yapıldığı ve bu şekilde imza altına alındığı. Dolayısıyla genel işlem şartı niteliğinde kabul edilmesinin imkansız olduğu. Davacı tarafın dava dilekçesinde, taraflar arasındaki Sözleşme'nin bazı hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu iddia ederek, bu hükümlerin kesin hükümsüz olduklarını ifade ettikleri. Bu iddianın, son derece kötü niyetli, gerçekten uzak, sadece “çamur at izi kalsın” mantığı ile ortaya atılmış, asılsız bir iddia olduğu. Taraflar arasındaki Franchise Sözleşmesinin, imzalanmış olduğu 2021 senesinde taraflar arasında müzakere edildiği; tartışıldığı, bazı maddelerinde Davacı'nın talebi doğrultusunda değişiklikler yapıldığı ve o şekilde imza altına alındığı. Sözleşme hükümlerinin Taraflar arasında tartışıldığı ve Sözleşme üzerinde bu müzakereler doğrultusunda değişiklikler yapıldığı açık olup, Davacı'nın Genel İşlem Şartı iddiasının asılsızlığının ortada olduğu. Davacı'nın “küçük bir şehirde ticaret yapan müvekkilin karşısında bütün memleket çapında meşhur ve faaliyet gösteren bir şirketin olduğu dikkate alınınca genel işlem şartlarının tatbikinin ehemmiyeti anlaşılmaktadır” şeklindeki beyanının ise hukuken tamamen geçersiz olduğu. Bu iddia kabul edilecek olursa, ülke çapında (yahut uluslararası düzeyde) faaliyet gösteren şirketlerin daha küçük şirketlerle imzaladıkları tüm sözleşmelerin “genel işlem şartı” sayılarak geçersiz addedilmesi lazım gelir ki, hukuk düzeninin bunu korumayacağının açık olduğu. Sayın Mahkemece de malum olduğu üzere, Türk Borçlar Kanunu'nun (“TBK”) genel işlem koşullarını düzenleyen 21. Maddesinin aşağıdaki şekilde olduğu “Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.” Taraflar arasındaki sözleşmenin Davacı'ya imza öncesi gönderildiği; Davacı tarafından okunduğu incelendiği ve kabul edilerek taraflarca imza altına alındığı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E., ...K. Sayılı ve 04.12.2019 tarihli kararında aşağıdaki şekilde hüküm tesis ettiği: “(...) aynı Kanun'un 21. maddesinde ise, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğu, aksi takdirde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşullarının da yazılmamış sayılacağı düzenlenmiştir.” Yukarıda yer alan açıklamanın sözleşmeyi düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında bilgi verilmesi ve bunların içeriğinin öğrenilmesi imkanı sağlandığı takdirde, bunların genel işlem koşulu sayılmayacağı sonucuna varılabileceği. Somut durumda da, tarafların iki tacir olarak sözleşme hükümleri üzerinde tartıştığı ve mutabakata vararak bu Sözleşme'yi imza altına almış oldukları. Davacı'nın sözleşme imzalandıktan 3 yıl geçtikten ve Sözleşme feshedildikten sonra genel işlem koşulu iddiasında bulunmasının, en hafif ifadeyle kötü niyet göstergesi olduğu. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin... E., ...K. Sayılı ve 23.01.2018 tarihli kararında şu şekilde hüküm kurulduğu: “Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir.” Davacının, İlk sözleşmeyi uygulamakla da kalmadığı; bizzat dosyaya sunmuş olduğu ek protokoller ile Sözleşme'nin süresini uzattığı bazı sözleşme hükümlerinde değişiklik gerçekleştirdiği. Sadece bu durumun dahi, Sözleşme hükümlerinin taraflar arasında tartışılmadan, Davacı bu konuda bilgilendirilmeden sözleşmenin imzalanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını; Sözleşme imzalandıktan sonra dahi taraflar arasında belli hususların değiştirilmesine ilişkin ek protokoller imzalandığını göstermekte olduğu. Davacı tarafın, Sözleşme'den ve Sözleşme hükümlerinden, bunları genel işlem koşulu olmakla itham edecek kadar memnun olmasaydı, ek protokoller ile Sözleşme'nin süresinin uzatılması hususunda Davalı Müvekkil ile anlaşma yapmayacağını. Belli ki, arada geçen sürede Davacının da Davalı müvekkil ile Franchise Sözleşmesi içerisinde bulunmaktan memnun olduğu, Sözleşme şartlarının kendisine ağır gelmediği ve ek protokoller ile Sözleşme süresinin uzatılmasını ve farklı sair hükümlerde değişiklik yapılmasını kararlaştırdıkları. Özellikle dava dilekçesinde yer alan “tarafların fesih hakları eşit değildir, o zaman bu bir genel işlem koşuludur” şeklindeki beyanı ise taraflarınca hayretle karşıladıkları. Sayın mahkemece de malum olduğu üzere, bir sözleşmede tarafların tüm haklarının eşit olması gerektiği yönünde bir kural bulunmadığı, meslek gereği değerlendirmeden geçen yüzlerce, binlerce sözleşmenin hiçbirinde tarafların her konuda eşit haklara sahip olması gibi bir durumun söz konusu olmadığı. Zaten böyle bir durumun da mümkün olmadığı, her sözleşmenin, her ticari ilişkinin dinamiklerinin birbirinden farklı olması sebebiyle, aradaki ticari ilişkinin, tarafların konumunun gereklilikleri uyarınca farklı sözleşmesel düzenlemeler yapılmakta olduğu. Açıklanan sebeplerle, Davacı'nın öncelikle genel işlem koşuluna ilişkin iddialarının asılsızlığınun açık olduğu ve sözleşmenin tüm hükümlerinin, ilgili dönemde geçerli olarak akdedildiği, Davacı'nın iddialarının gerçeği yansıtmadığı. Müvekkil şirket tarafından sözleşme'nin feshedilmesine sebep olan sipariş iptallerinin, davalı tarafça (davalı'nın kardeşi tarafından) yapılmış olduğu, bu hususun dilekçe ekinde sunulan teknik belgelerle sabit olduğu. Davalı Müvekkilin, taraflar arasındaki Sözleşme'yi Davacı tarafından gerçekleştirilen sipariş iptallerinin sayılarının artmasının müşteri memnuniyetsizliğine ve bunun davalı müvekkil nezdinde geri dönüşü mümkün olmayan zararlara yol açması sebebiyle feshettiği. (EK.I: Davalı Müvekkil tarafından Davacı'ya gönderilen, ... 26. Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye numaralı fesih bildirimi.) Her ne kadar davacı tarafça söz konusu sipariş iptallerinin kendilerince yapılmadığı iddia edilmekte isede, bu iddianın doğru olmadığı, başka bir deyişle söz konusu sipariş iptallerinin davacı'nın kardeşi tarafından yapıldığının, taraflarınca dosyaya ibraz edilen belgelerle sabit olduğu. (Ek.2: İptallerin Davacı'nın sisteminden yapıldığını gösteren sistem kayıtları.) Davacı'ya ait depoda yaşanan iptallerin, başta Davacı tarafından kabul edilmese de, Davalı Müvekkil Şirket'in teknik ekiplerince yapılan sistemsel kontroller neticesinde, Davacı'nın deposunda sorumlu olarak bulunan kardeşi tarafından yapıldığının tespit edildiği. Ve bu hususun Davacı'ya telefon görüşmelerinde bildirildiği. Davacı'nın bu husustaki sorularına Müvekkil Şirket tarafından olumlu ya da olumsuz yanıt verilmediği yönündeki iddiaların asılsız olduğu. Davalı Müvekkil Şirket yetkilileri tarafından Davacı'ya iptallerin Davacı'nın kardeşi tarafından yapıldığının bildirilmesi üzerine Davacı, kardeşinin iptalleri yapmayacağını düşündüğü için siparişlerin sistem tarafından otomatik iptal edildiğini düşünerek dispatch desteğe mail göndermiş olduğu, fakat sistem destek ekipleri tarafından yapılan kontrollerde, sipariş iptallerinin depo tarafından, sipariş düştükten 10-15 saniye gibi kısa süreler içerisinde yapıldığının tespit edildiği. Sipariş iptallerinin, Müvekkil Şirket tarafından Davacı'ya bildirildiği, depo ziyaretlerinde birkaç kez sözlü olarak Müvekkil Şirket yetkilisi Bekir Sıddık Korkmaz tarafından Davacı'ya bildiril sonrasında da kendisine konuyla ilgili olarak mail atıldığı. Ayrıca, Müvekkil'in tüm franchise depolarına sistem tarafından bir öi in verilerinin e-mail olarak iletilmekte olduğu, Davacı'ya da iptal durumlarına ilişkin bilgilerin, sistem üzerinden gönderildiği. Kısaca; Müvekkil Şirket yetkilileri tarafından Davacı'ya durumun (iptallerin Davacı'nın depo sorumlusu olan kardeşi tarafından yapıldığı) şifahen bildirildiği, Davacının başta bunu kabul etmese de, kardeşi ile görüştükten sonra kendisinin de durumun bilincinde olduğunu Davalı Müvekkil Şirket yetkililerine bildirdiği, Bu hususta, 2024 Ocak ayına ilişkin olarak Müvekkil'in teknik ekiplerince yapılan sistem kontrolünün sonuçlarını ekte Sayın Mahkemeye sundukları. (EK.3: 2024 Ocak ayına ilişkin sipariş iptallerini gösteren döküm). Sunulan döküm incelendiğinde, 2024 Ocak ayında yapılan sipariş iptallerinin büyük çoğunun Davacı tarafından gerçekleştirildiğinin görüleceği. Davacı'ya ait depodaki sipariş iptallerinin arttığının tespiti üzerine yapılan kontrollerde, siparişler depoya düştükten sonra maksimum 2 dakika içinde deponun kullanımda olan “hurrier” adlı program üzerinden bunların iptal edildiği tespit edilmiştir. Bu durum müşteri memnuniyetsizliği ve kayıplarına yol açmakta olup, 2024 Ocak ayı içerisinde gerçekleşen 269 adet iptalin 243 tanesinin depo (Davacı) tarafından yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki, Müvekkil Şirket Türkiye çapında faaliyet gösteren bir şirket olup, bu sistem tüm Türkiye'de çalışırken sadece Davacı'nın deposunda sistemin kendiliğinden iptal yapması, çok akla yatkın bir ihtimal değildir. İptallerin insan eliyle, sisteme komut verilerek gerçekleştirildiği, bilirkişi incelemelerinde rahatlıkla tespit edilebilecektir. Gelinen noktada, 2024 yılı sene başlarında artan sipariş iptallerinin, Davacı'dan (ve/veya Davacı'nın davranışlarından sorumlu olduğu çalışanlarından/kardeşinden) kaynaklandığının teknik belgelerle ispatlanmışken, Franchise Alan'ın “sürümü sağlama ve artırma” yükümlülüğünü yerine getiremediği nin açıkça belli olduğu. Franchise Alan'ın söz konusu yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle, ciddi ölçüde müşteri memnuniyetsizliği söz konusu olduğu, bu hususta Müvekkil Şirket'e gelen pek çok şikayetin söz konusu olduğu, Davalı Müvekkilin, bu memnuniyetsizlik ve -haklı- fesih süreci sebebiyle ciro ve müşteri kaybına da uğramış olduğu, bu hususta her tür talep ve dava haklarını saklı tuttukları. Kısacası; Taraflar arasındaki Sözleşme'nin feshine, yapılan teknik araştırmalar sonucunda Davacı tarafından (Davacı'nın deposunda müdür olan kardeşi ... adlı şahıs tarafından), Davacı'nın kullandığı “...” adlı sistem üzerinden gerçekleştirilen sipariş iptallerinin sebep olduğu. Her ne kadar Davacı tarafça bu iptallerin sebebinin araştırılması için Davalı Müvekkil'e yazıldığı; ancak Davalı tarafından kendisine olumlu/olumsuz dönüş yapılmadığı iddia edilmekte ise de bu hususun da gerçeği yansıtmamakta olduğu, yapılan teknik araştırmalar sonucu yukarıdaki hususun (iptallerin Davacı'nın kardeşi tarafından yapıldığı) tespit edildiğinde bu durumun Davacı'ya bildirildiği; kendisinin başta kabullenmese de daha sonra kardeşi ile görüşerek durumu kabul ettiği. Yapılan uyarılara rağmen sipariş iptallerinin devam etmesi sebebiyle Müvekkil'in yaşadığı imaj zedelenmesi, ciro ve müşteri kaybı sebebiyle sözleşmenin feshedilmesinin kaçınılmaz hale geldiği, Yukarıda izah edilen durum çerçevesinde, huzurda ikame edilen davada öne sürülen iddiaların asılsız ve gerçeğe aykırı olduğu, bu süreçte mağdur olan bir taraf varsa, o tarafın Davalı Müvekkil olduğu. Davacı'nın ihlalleri sebebiyle hem marka imajının zarar gördüğü; hem de ciro ve müşteri kaybına maruz kalındığı. Anılan sebeplerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği. Davalı Müvekkil'in Davalı'nın ihlallerinden doğan zararlarına ilişkin her tür talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” arz ve talep ettikleri görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava, taraflar arasında franchise sözleşmesi kurulduğu, davacının faaliyetine devam ederken davalı tarafından haksız olarak sözleşmeye son verildiği iddiasıyla mahrum kalınan kar kaybı isteminden ibarettir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor alındığı, bilirkişilerin mahkememize vermiş oldukları raporda özetle: "Davalı ...A.Ş. tarafından incelemeye sunulan 2021-2022-2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu görülmüştür. Davalının sunmuş olduğu cari hesap ekstresine göre Davacı ile ilgili Cari hesabın sıfır olduğu, yapılan teknik inceleme ve değerlendirme sonucu iptal işlemlerinin davalı veya davacı tarafından yapılıp yapılmadığı gösterir detayda bir belge sunulmadığı için Sayın Mahkemenin talebi doğrultusunda teknik bir sonuc elde edilmesi mümkün değildir. Tarafların, Mahkemenin talebi doğrultusunda yüksek çözünürlükte olmak kaydıyla iptal edilen tarih aralığını kapsayacak şekilde iptal edilen ve edilmeyen tüm siparişlerin listesini gösterir detay belgeler, yazışmaların tamamını sunması halinde gerekli incelemenin yapılabileceği, Teknik incelemenin akabinde oluşacak sonuca göre, nitelikli hesaplama yönünden değerlendirme yapılabileceği, Tarafların, inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı, bilirkişilerin sunmuş olduğu ek raporda özetle: "Bu raporun Tespit ve Değerlendirmeler başlığında detayları paylaşıldığı üzere rapor konusu İptal siparişlerin davacı tarafından gerçekleştirildiği kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin olağanüstü fesih sebebine dayalı olarak sona erdirildiği buna gerekçe olarak ise “davacı tarafından Sözleşmesel yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmemesi durumunun devam etmesi ve sipariş iptallerinin süreklilik arz ederek müşteri memnuniyetsizliğine yol açması” ve benzeri nedenlere dayandırıldığı, Bu hususta “tespit ve değerlendirmeler” başlığı altında teknik açısından yapılan değerlendirmeler esas alınarak değerlendirme yapılması durumunda ilgili başlıkta da ifade edildiği üzere sipariş iptallerinin davalı tarafın iptal etmesi durumunun çok kısa zaman sonrasında sipariş oluşması görüldüğünden düşük olasılıkta değerlendirildiği, bunun yanı sıra iptal siparişlerin davacı tarafından gerçekleştirildiği kanaatine varıldığı, Hâl böyle olunca Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davalı tarafından sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve dolayısıyla feshin haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirildiği kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, buna karşın Muhterem Mahkemece davalı tarafından ileri sürülen sebeplerin sözleşmenin olağanüstü sebeple feshini gerektirecek nitelikte olmadığı kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanmayacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle zararlarının tazmini yönünden talepte bulunmasının mümkün olacağı, Davacının müspet zarar talebinde bulunabileceği kanaatinde olunması ihtimaline binaen devam edildiğinde 11.10.2024 Tarihinde ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunulan Talimat Bilirkişi raporunda Davacı tarafa ait mahrum kalınacak süre ve tutarın 162.485,29-TL olduğunun hesaplandığı, Ancak bahse konu raporda süre yönünden 245 gün yani yaklaşık 8 ay üzerinden sonuca ulaşıldığı, Sayın Mahkemece 8 aylık sürenin makul olduğu kanaatinde olunması durumunda talimat raporundaki hesaplamanın esas alınmasının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Buna karşın Sayın Mahkemece 8 aylık sürenin makul süre olmadığı kanaatinde olunması durumuna binaen (makul sürenin ne kadar olduğu heyetimiz uzmanlık alanı dışında kaldığından) 1, 3, 6 aylık süreler de esas alınarak takdiri Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere hesaplama yoluna gidildiğinde, Makul sürenin 1 ay olduğu kanaatinde kar mahrumiyeti (2.170.490,00/360)*30z— 180.874,16- TL* %11.— 19.896,15-TL, Makul sürenin 3 ay olduğu kanaatinde kar mahrumiyeti (2.170.490,00/360)*90-542.622,50-TL %11-59.688,47-TL, Makul sürenin 6 ay olduğu kanaatinde kar mahrumiyeti (2.170.490,00/360)*180—1.085.245,00-TL*%11z 111.376,95-TL Olabileceği, Tarafların, inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tanık talimatı yazıldığı, mahkemenin 24/12/2024 tarih 1 numaralı celse, ... Talimat sayılı dosyasında davacı tanığı ... duruşmada ki beyanında: "Davacı benim işverenim olmaktaydı bu sebeple kendisini tanırım, davacı ile ... arasında bildiğim kadarıyla bir sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmenin temelinde bildiğim kadarıyla davalı aracılığı ile gelen ürünlerin müşterilere zamanında eksiksiz olarak teslim edilmesinden ibaretti, sözleşmeyi davalı şirket bildiğim kadarıyla fesh etmiştir. Fesihten önceki iki ay öncesine kadar iptal edilen siparişler çoğalmaya başlamıştı, biz bu hususu hem sözlü hem de mail yolu ile davalıya bildirdik. Bu hususların teknik nedenlerden olabileceğini tahmin ederek davalı yana başvuruda bulunduk, benim öğrendiğim kadarıyla akşam vardiyesinde çalışan depo sorumlusu ... isimli kişi bildiğim kadarıyla kendi isteği ile gelen siparişleri iptal ediyormuş, ben bu hususu bizzat ...'dan duymadım bana söylenen bu şekildeydi ... gece mesaisinde çalışırdı depo sorumlusuydu, ... isimli kişinin depo sorumlusu olarak gelen siparişi iptal etme yetkisi vardır ben davacı yanında gündüz depo sorumlusu olarak çalışırım, ben şimdiye kadar mesaimde keyfi herhangi bir sipariş iptali yapmadım gece depo sorumlusu olan ...'ın da sipariş iptal ettiğini görmedim, sözleşmenin feshi neticesinde muhakkak davacının bir zararı meydana gelmiştir davacı da bizler de işletmeden gelir elde etmekteydik, davacı taraf ...'ın bu şekilde yaptığını öğrendikten sonra ...'ın işine son verdi, fakat yerine herhangi bir alım yapılmadı, benim başka bilgi ve görgüm yoktur, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tanık talimatı yazıldığı, mahkemenin 24/12/2024 tarih 1 numaralı celse, ... Talimat sayılı dosyasında davacı tanığı ... duruşmada ki beyanında: " Davacıyı iş yerinden tanırım kendisi benim işverenim olur, davacı ile davalı arasında bir sözleşme veya herhangi bir franchaizing sözleşmesi yapıldığını bilmiyorum, davacı ... dükkan sahibidir, aynı zamanda deponun sahibidir bildiğim kadarıyla gıda üzerine ticaret yapılmaktaydı, ... uygulamasından sipariş gelmekteydi bu sipariş üzerine de depoda gıda malzemeleri hazırlanıp yollanırdı. Gelen siparişlerde iptal olabilmekteydi iptaller teknik sebeplerden dolayı olabileceğini düşündük bu nedenle mail attık, ben bu iptallerin teknik nedenlerden dolayı olduğunu düşünüyorum. Davacı ... daha sonrasında bu depoyu kapatmıştır. Bu nedenle davacının bir zararı olup olmadığı hususunda bilgim yoktur, sipariş iptallerinin kaynağını bilmiyorum, neden dolayı yapıldığını bilmiyorum, benim başka bilgi ve görgüm yoktur, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tanık talimatı yazıldığı, mahkemenin 24/12/2024 tarih 1 numaralı celse, ...Talimat sayılı dosyasında davacı tanığı ... duruşmada ki beyanında:"davacı benim kuzenim olur, davacı ile ... arasında sözleşme olduğunu biliyorum. Bildiğim kadarıyla Yemeksepeti alışveriş siparişleri üzerine yapılan bir sözleşmedir, malzeme bildiğim kadarıyla davalı firmadan temin edilirdi, davacı taraf davalı tarafın tutmuş olduğu depoya malzemeleri getirir burada paket servisi üzerine çalışma yapardı, siparişlerin herhangi bir şekilde iptaline dair bilgim yoktur. Ben davacının muhasebe işlerini yapan işletmede çalışmaktayım davacının iş yerinde direk olarak çalışmadım, siparişlerin iptali hakkında bilgim yoktur, davacı taraf sipariş iptallerine ilişkin bana beyanda bulundu ben de doğrudan iletişim sağlayamayacağımızı öncelikle karşı tarafa mail atmasını söyledim. Davacı taraf davalıya mail attığını söyledi fakat bundan sonraki olaylar hakkında bilgim yoktur sonrasında sözleşmesinin feshine ilişkin bilgim yoktur davacının bu olay nedeniyle zararı olmuştur ancak net birşey söyleyemem, benim başka bilgi ve görgüm yoktur, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili tanık dinletme talebinde bulunduğu, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2024 tarih ... Talimat sayılı dosyasında tanık dinlendiği, davalı tanığı ...duruşmada: "biz davacıya işletme ve ticareti geliştirme amacı ile Franchaise verdik, müşterilerin sipariş verdiği ve ödemesini yaptığı siparişlerin işletme tarafından müşterilere keyfi olarak teslim edilmediği durumunu tespit ettik, buna bizim sistemimizde siparişi iptal denir, bunun üzerine işletmeci ile önce telefonda konuştuk, sonra ...'ya davet ettik ofisimizde yüz yüze görüşme sağladık, davacı ...'da idi bu ilde hizmet vermekteydi, davacı ...'ya geldi, davacı, ben ve diğer tanık ... olarak üçümüz toplantı yaptık, davacıya iptalleri gösterdik, başta kabul etmedi, sonrasında gün ve saat olarak tekrar kendisine gösterdik, kendisi iline dönünce bunları araştıracağını, bakacağını, bizim haklılık payı varsa kendisinin işletmeyi kapatacağını söyledi, hatta işin davalık olacağını kendisi de ön görmüş olacak ki siz bana 300.000,00 TL verin depodaki malları bana bırakın, işletmeyi istediğiniz gibi kapatın gidin demiştir, ancak biz ticaretin devamı için uyarılarımızı yapmakla yetindik, sonra kendisi iline döndü, biz aylık olarak bu depoları bir kere ziyaret eder denetleriz, denetime giden diğer arkadaşım Bekir Bey depoyu ziyaret etti, ... Bey bizim ...'daki tespitlerimizin doğru olduğunu söyledi, iptalleri işletmeyi yöneten kardeşinin spor müsabakalarına denk gelen gün ve saatlerde yaptığını söyledi, kardeşini bu sebeple işletmeden gönderdiğini söyledi, bunun üzerine düzelme olmadı, sonradan öğrendiğimize göre personel bulamadığı için kardeşini tekrar işletmeye geri çağırmış, benzer iptal durumları devam etti, biz genel müdürlüğe bilgi veririz, sözleşmeleri fesih etmek ile genel müdürlük ilgilenir, biz sadece durum hakkında bilgi veririz, aksaklıkları gidermek için çalışırız, fesih yetkimiz yoktur, biz iş feshe gitmesin diye davacıya gerek telefonda gerek yüz yüze görüşerek tüm iyi niyetimiz ile gerekli olan her şeyi yaptık, olaya ilişkin görgüm, bilgim bundan ibarettir. Söz konusu işletmeye hem işletmenin kurulumu hem satılan ürünlerin tarafınızdan mı verilir dedi, tanık soruya cevaben evet biz veririz, işletmeyi de tüm giderleri ile biz kurarız, sonrasında devrederiz, işletimini sözleşmeyi yaptığımız kişi yapar dedi. Davalı vekili ikinci soru olarak iptallerin müşteriler tarafından mı yoksa davalı firma tarafından mı yapılmıştır, siz bunu sistemden görebiliyor musunuz, ayrıca iptaller zamana dağılmış midir belli bir zaman dilimini mi kapsamıştır dedi, tanık cevabında iptaller sistem üzerinden görüntülenebilir ve tamamı davacı ... Beyin işletmesi tarafından tarafından yapılmıştır, iptal sistemine erişim yetkileri vardır, kişi bir spor takımını tutmaktadır, o spor takımının maçının olduğu gün iptallerin arttığını gözlemledik, ayrıca siparişler haritada görüntülenebilmektedir, uzaktan gelen siparişleri de benzin parası çok tutacağı için iptal ettiğini gördük dedi. Davalı vekili üçüncü soru olarak bu siparişlerin iptalinden dolayı müvekkil şirketin bir zararının söz konusu mudur dedi. Tanık cevabında evet ticari olarak bir zararımızı söz konusu ve müşteri memnuniyeti açısından marka bilinirliği açısından zararımızı söz konusudur, ticari olarak da kayıp yaşadık çünkü parasını ödemiş insanların siparişini gönderemedik" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ...beyanında: " davacıyla sözleşme kurulurken ben yoktum, henüz davalı şirkette çalışmıyordum ancak franchaise sistemi sözleşmesi bulunmaktadır, bu sözleşmelerde şirketin uygulaması bellidir, ben ayda bir kere depoyu ziyaret ediyorum, yaptığım ziyaretlerde belli bir çizelge üzerinden uygunluğunu denetliyorum, davacı işletmeye yaptığım ziyarette belli bir zaman aralığında sürekli iptallerin gerçekleştiğini gördüm, hatırladığım kadarıyla bir ay içerisinde 269 sipariş iptal edilmiştir, depoya günlük yaptığı iptaller ertesi günü mail olarak düşmektedir, kendisine her türlü bilgilendirme yapılmıştır, depoya gidip uyardığımda kardeşi ile ilgili sorun olduğunu söyledi, biz kendisini ...'ya davet ettik, ...'da yüz yüze görüşmemiz oldu, kendisine iptalleri gün gün ve hepsini belirttik, bu saatler diliminde benim kardeşim vardı, eğer durum böyle ise hiçbir hak iddia etmeden depoyu kapatır giderim dedi, sonra deposuna gitti araştırma yaptı ve doğru söylediğimizi, kardeşinin bu şekilde yaptığını bildirdi, bu konular ile ilgili bana fesih yapmayın, bana 300.000,00 TL verin ya da depomu kapatmayın, durumu düzelteceğim dedi, kardeşi çalışmaya devam etti, iptaller de devam etti, özellikle ... ve ... maçlarının olduğu gün akşam 7 ile 9 arası iptallerin daha çok olduğunu gördük, sistemimiz üzerinden siparişleri kendisinin iptal ettiğini görebiliyoruz, biz ticaret devam etsin diye elimizden geleni yaptık, davacıya tüm uyarıları da yaptık ancak durum düzelmedi, ben bu durumları tespit ettim hukuk birimimize aktardım, fesih yetkisi bizde değildir, benim olaya ilişkin görgüm ve bilgim bundan ibarettirdavalı vekili sorularım vardır dedi, ilk olarak davacıya verilen tüm malzemeler ve satış ürünlerinin davalı şirket tarafından mı sağlanmaktadır dedi. Tanık beyanında evet tüm malzeme ve satış ürünleri yemek sepeti tarafından sağlanmaktadır dedi. Davalı vekili ikinci soru olarak söz konusu iptallerden dolayı davalının bir zararı doğmuş mudur dedi. Tanık beyanında hem gelir anlamında hem de müşteri memnuniyeti açısından firmamızın adını kötüye kullanmıştır, zararımız vardır, dedi. Tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Talimat sayılı dosyasında bilirkişi incelemesi için talimat yazıldığı, bilirkişilerin mahkemeye sunmuş oldukları raporda özetle: "Vergi Dairesi kayıtlarında, davacı ... 18.08.2021 tarihinde “radyo, Tv, Posta, veya İnternet Üzerinden yapılan Perakende Ticareti yönünden tacir kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. 18.08.2021 tarihinde kuruluş işlemleri yapılan ... işletmesi 2021 yılı hesap döneminde 121.698,73 TL hasılat 14.614,35 TL diğer gelirler olmak üzere toplam 136.313,08 TL gelir elde etmiş, kuruluş ve örgütlenme aşamasındaki işletmenin 2021 yılı faaliyeti 34.762,15 TL zarar ile kapanmıştır. ... işletmesi, 2022 yılı hesap döneminde 660.529,90 TL hasılat elde etmiştir. 2022 yılı hesap dönemi faaliyeti de 23.513,03 TL zarar ile kapanmıştır. Kuruluş ve örgütlenme aşamasını tamamlayan ... işletmesi 2023 yılı hesap döneminde 1.317.285,19 TL Yurtiçi satış hasılatı elde etmiştir. 2023 yılı hesap dönemi sonunda 16.586,50 TL Kar beyan etmiştir. TÜİK verilerine göre 2023 yılında yıllık enflasyon yüzde 64,77 olmuştur. ... işletmesinin yıllık cirosu 2024 yılına endekslendiğinde (1.317.285,19 * NV 64,77) yıllık yurtiçi satış hasılatı 2.170.490,00 TL olarak hesaplanmıştır. Mahrum kalınacak karın hesaplanacağı 13.02.2024 — 18.08.2024 tarihler arası 245 gün hesaplanan yurtiçi satış hasılatı (2.170,490,00 /360)*245 — 1.477.139,00 TL dır. Posta ve internet üzerinden yapılan perakende ticareti sektöründe Ticaret odalarının Türkiye ortalaması net kar oranı 0 10-12 olarak tespit edilmiş olup, tarafımızdan %11 olarak alınacaktır. 13.02.2024-18.08.2024 tarihleri arası 245 gün için mahrum kalınacak kar 1.477.139,00 * %11 = 162.485,29 TL" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; bilirkişiler tarafından yapılan incelemelere göre yoğun iptal siparişlerin olduğu 26 Ocak 2024 tarihindeki aşağıda yer alan resimdeki kırmızı ile işaretli siparişler yaklaşık sipariş geliş tarihinden 17-40 saniye içerisinde teknik sorun kodu ile iptal edildiği, sipariş iptal girişinin akabinde 4-5 dakika sonra ise yeni siparişler kabul edilerek teslimat yapıldığı, bu kadar kısa sürede teknik sorunlar yaşanıp çözülmesi bilgisayar sistemlerinde olağan bir durum olarak değerlendirilmediği, 26 Ocak 2024 tarihinde 23:17 ile 23:45 arasında gelen siparişlerin hepsine bayinin kapanış saati olan 00:00'dan önce 23:58'de Teknik Problem ve Yanlış Adres konum kodları ile sipariş iptalleri gerçekleştirildiği, kapanış saatlerine yakın toplu teknik problem kodu ile sipariş iptallerinin 19/01/2024, 28/12/2023 ve 8/10/2023 tarihlerinde de rastlandığı, 258 adet siparişin 30 saniyeden daha kısa sürede davacı şirketçe iptal edildiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda davacı tarafından sözleşme yükümlülüklerinin gereği gibi yerine getirilmediği, sipariş iptallerinin süreklilik arz edildiği, davacı tarafından sipariş iptallerinin yapılmasına rağmen davalı tarafından sipariş girişinin devam ettiği anlaşılmıştır. Tüm bu tespitler doğrultusunda davacı tarafından gerçekleştirilen sipariş iptallerinin süreklilik arz ettiği, farklı günlerde ve özellikle dükkanın kapanış saatine yakın saatlerde teknik sorun koduyla sipariş iptallerinin gerçekleştiği ve sözleşmenin davalı tarafından çekilmez hâle geldiği anlaşılmakla davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL'nin mahsup edilerek bakiye 187,8 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 100,00 TL üzerinden hesaplanan 100,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/10/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır