T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/265 Esas
KARAR NO : 2025/515
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2017
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili ... Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında 11/05/2012 tarihli Yetkili Sigorta Acenteliği Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin 11/05/2012 ila 26/04/2017 tarihleri arasında davalı sigorta şirketinin yetkili acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, sözleşme süresi boyunca sadece davalının acenteliğini yaptığını ancak davalının ... 47. Noterliği'nin ... tarihli ihtarnamesi ile hiçbir geçerli neden göstermeksizin sözleşmeyi 3 ay sonra fesh edeceğini bildirerek fesih tarihine kadar kara araçları kasko ve trafik branşlarındaki komisyonun %7 olarak tahakkuk ettirileceğini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalıya, ödenmeyen komisyon bedellerinin derhal ödenmesi ve komisyon oranının düşürülmesinin kabul edilmediğini bildirir noter ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnameden sonra davalı tarafından kötü niyetli olarak müvekkilinin ekranlarının kapatıldığını, TTK'nın 121/4 maddesi uyarınca davalının müvekkilinin zararını tazmin etmek zorunda olduğunu, 3 aylık fesih süresi dolmadan ekranları kapatması ve müvekkili tarafından sigortalıların takip edilememesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, taraflar arasında yapılan acentelik sözleşmesinde komisyon oranlarının yapılan aylık performansa ve fon büyüklüğüne göre değişmekte olduğunu, satışları layığı ile yerine getiren ve bugüne kadar basiretli tacir sıfatına uygun davranan müvekkilinin tazminat hesabında tüm kazançlarının dikkate alınması gerektiğini, kanun koyucunun, ana firmaların haksız olarak feshettikleri acentelik sözleşmeleri sonrasında acentelerin portföyüne el koyduklarını ve bu sayede haksız kazanç elde ettiklerini görerek Sigortacılık Kanunu'nda düzenleme yoluna gittiğini, buna göre müvekkilinin davacıdan denkleştirme tazminatı talep etme hakkının doğduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı taraf her ne kadar sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini iddia etmiş ise de; sözleşmenin 24. maddesinde taraflardan her birinin diğer tarafa taahhütlü bir mektupla 3 ay evvelden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman feshedebileceğinin düzenlendiğini, bu maddenin TTK' nın 121. maddesine uygun olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak 3 ay önceden feshi davacıya bildirildiğini, davacının portföy tazminatı talebinin dayanaksız olduğunu ve koşullarının gerçekleşmediğini, davacının müvekkiline portföy tazminatının koşullarından olan hiçbir menfaati sağlamadığı gibi verimli şekilde de çalışmadığını, bu nedenle sözleşmesinin feshedildiğini, davacının sadece trafik branşında poliçe düzenlediğini, çeşitli ve verimli çalışmadığını, trafik branşından kaynaklı bir portföyden bahsedilemeyeceğini, davacının sürekli bir müşteri çevresi sağlayamadığını, bu nedenle müvekkilinin müşteri portföyünü genişletmediğini ve müvekkiline sağlanan sürekli bir menfaatin oluşmadığını beyanla davanın reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
19/09/2024 tarihli bilirkişi raporu, 08/05/2025 tarihli bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı, davasıdır.
Mahkememizin 2018/266 Esas 2020/201karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş verilen karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... esas ... karar sayılı ilamı ile "...Mahkemece, denkleştirme tazminatının belirlenmesi için rapor alınmış ise de, raporda, davalı şirket nezdinde davacı acentenin kazandırdığı müşterilerin daha sonra poliçe yaptırıp yaptırmadıklarının tespit edilemediği ifade edilmiştir. Ancak, denkleştirme tazminatının belirlenebilmesi için bu hususun açıklığa kavuşması şarttır. Dolayısıyla dosyada bulunan bilirkişi raporu da hüküm vermeye elverişli değildir.
Davacının talep ettiği denkleştirme yani portföy tazminatı belirlenirken, tazminatı belirleme noktasında, sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, kazandırılan müşteri sayısı, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar bir bütün olarak dikkate alınması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 30/06/2020 Tarih ve... -... E-K sayılı kararı). Bahsi geçen hususlar hakimin hukuk bilgisiyle açıklığa kavuşturulamayacağından HMK'nın 266. Maddesindeki, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir, şeklindeki düzenlemeye uygun olarak bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Ayrıca bilirkişi raporunda davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalının ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları tartışılmalıdır.
Bu halde, ilk derece mahkemesince sigortacılık alanında uzman bir bilirkişi ile mali müşavir bilirkişi heyetinden, davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalının acentenin portföyünden ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarının değerlendirilmesi suretiyle varsa denkleştirme tazminatının hesaplanması yönünde rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir..." gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılarak dosya kaldırma kararı doğrultusunda yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda oluşturulan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinden alınan 19/09/2024 tarihli raporda özetle; "Davalı sigorta şirketinin ibraz ettiği poliçe listesine göre toplam 18.243 TL prim tahsilatlı poliçe üretimi olduğu, toplam poliçe prim tutarları dikkate alındığında sigorta şirketinin önemli menfaat elde etmediği, dosyadaki mevcut verilere göre acentenin denkleştirme tazminatı talebinin şartlarının gerçekleşmediği..." rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 08/05/2025 tarihli ek raporunda özetle; "Davalı sigorta şirketinin toplam 18.243 TL prim tahsilatlı poliçe üretimi olduğu, toplam poliçe prim tutarları dikkate alındığında sigorta şirketinin önemli menfaat elde etmediği, dosyadaki mevcut verilere göre acentenin denkleştirme tazminatı talebinin şartlarının gerçekleşmediği..." rapor edilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi; "Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir." düzenlemesini ve Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi " Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer." düzenlemesi yer almaktadır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 11/05/2012 tarihli yetkili sigorta acenteliği sözleşmesinin akdedildiği, bu sözleşme ile davacının, davalının acenteliğini yapmaya başladığı, davalı tarafından davacıya gönderilen 25/01/2017 tarihli ihtarname ile; sözleşmenin 24. maddesi gereğince ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren üç ayın bitiminde acentelik sözleşmesinin fesh olacağının, ihtarname tarihinden iki ay sonra başlamak üzere sözleşmenin fesih tarihine kadar kara araçları kasko ve trafik branşlarındaki acente komisyonunun % 7 olarak tahakkuk edeceğinin davacıya ihtar edildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 24/04/2017 tarihli ihtarname ile değiştirilen komisyon oranının kabul edilmediğinin ve 2017 Ocak-Şubat-Mart ayı komisyon bedellerinin 7 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, sözleşmenin 02/05/2017 tarihinde feshedildiği, davacı tarafça davalı ile aralarında bulunan acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği ve davalıya yeni müşteri çevresi kazandırıldığından bahisle denkleştirme tazminatı talep edildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 121/1. maddesine göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesinde de üç ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmenin feshedilebileceği düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere davalı tarafça sözleşme üç ay önce bildirimde bulunularak feshedilmiş olup, buna göre, sözleşmenin TTK'nın 121/1 ilk cümle uyarınca usulüne uygun feshedildiği anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı anlaşma ile acentelik sözleşmesini sona erdirmeleri ya da taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi acentenin ölümü veya kısıtlanması sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmaz. Taraflar arasındaki sözleşme olağan fesihle sona ermiş olup, sözleşmenin acente tarafından haksız feshi vaya davalı tarafından acentenin kusuru sebebiyle haklı sebeplerle feshedilmesi durumu söz konusu olmadığından acentenin denkleştirme tazminatı istemesine bir engel yoktur. Davacının denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde edilmesi ve tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi gerekmektedir. Mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketinin ibraz ettiği poliçe listesine göre toplam 18.243,00 TL prim tahsilatlı poliçe üretimi olduğu, toplam poliçe prim tutarları dikkate alındığında sigorta şirketinin önemli menfaat elde etmediği, prim tahsilatı miktarı ve hakkaniyet ilkesi gereğince davacı lehine denkleştirme tazminatına ilişkin koşulların oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL harçtan peşin-ıslah olarak alınan 343,40TL'nin mahsup edilerek bakiye 272,00TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 1.000,00TL üzerinden hesaplanan 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/06/2025
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza