T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/323 Esas
KARAR NO : 2025/9
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 23/05/2024
KARAR TARİHİ : 07/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilim davacı ..., 17.04.2023 günü ... A.Ş. Nezdinde ... sayılı poliçe ile sigortalı bulunan ... plakalı araçla yolcu konumunda seyir ederken, araç sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen kazada yaralanarak sakat kalmıştır. Olayda müvekkilim ...’ın herhangi bir kastı ya da kusuru bulunmamaktadır. Olay sebebi ile yaralanıp çok erken yaşta sakat kalan müvekkilim davacı ...'ın sürekli iş göremezlik ile bakıcı giderleri kaybı zararlarından dolayı maddi kaybı fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200,00 TL’dir. Davamız belirsiz alacak davası olup hesap bilirkişisi tarafından davacının gerçek zararı tespit edildiğinde davamız ıslah edilip gerçek maddi zararımız talep edilecektir. Bu itibarla davalı ... A.Ş., davacının zararlarını ödemediği için hükmen tazmine karar istihsali için işbu davayı açmak zarureti doğmuştur.
Sürekli iş göremezlik kaybı zararından dolayı 100,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacı ...'a ödenmesine,
Bakıcı giderleri zararından dolayı 100,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacı ...'a ödenmesine, maddi tazminata ilişkin fazlaya dair talep ve dava haklarımızın saklı tutulmasına, adli Yardım Talebimizin Kabulüne hükmolunacak tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yetki kurallarına aykırı olarak yetkisiz mahkemede huzurdaki davayı açmıştır. Davalı şirket merkezinin “...” adresinde bulunduğu göz önüne alındığında huzurdaki davanın yetki bakımından İstanbul Anadolu Mahkemesi yetki alanına girdiği görülecektir. Bu nedenle yetkisiz mahkemede açılan davaya ilişkin olarak yetkisizlik kararı verilmek suretiyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederiz.
sürekli iş göremezlik tazminatı, hak eden kişiye yaşamı boyu için verilecek tazminattır. Bu nedenlerle maluliyet oranının kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi hayati önem taşımaktadır.
Müvekkil şirket, tazmin sorumluluğunu belirlemek için, başvuran tarafın başvurusu üzerine, sunulan tüm hastane evraklarını ve sağlık kurulu raporunu medikal firmaya maluliyet oranını belirleme adına gönderilmiş ve medikal firma... A.Ş. tarafından tıbbi değerlendirmeye tabi tutulmuş olup yapılan incelemede:
“...'ın 17.04.2023 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması “Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine” göre zarar görende fonksiyon kaybı haline neden olmayacağından,... Üniversitesi AraşArma Ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı ... tarih ... sayılı kurul raporunda tespit edildiği bildirilen %6'lik oranın değerlendirmeye alınmaması gerekmektedir. ...'ın 17.04.2023 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması -mevcut belgeler göz önüne alındığında- “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine” göre zarar görende iş göremezlik (çalışma gücü kaybı, meslekte kazanma gücü kaybı) haline neden olmamaktadır.”
şeklinde tespit yapılmıştır.
mahkemece, kazayla ilgili tüm tedavi evrakları celbedilerek yukarda belirtilen açıklamalar ışığında davacıda meydana gelen maluliyet oranının tespit edilmesi, geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesi ve davacının iyileşme döneminde bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olup olmadığının tespit edilmesi için Kurumu'ndan denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…”
Kaldı ki maluliyet oranına açık itirazımız karşısında başvuran vekilince tek taraflı olarak alınan maluliyet raporunun içeriği teyit edilmeden hesaplama yapılmamalıdır.
Dolayısıyla başvuran tarafından sunulan maluliyet raporuna itibar edilmemesini, itirazlarımızın doğrultusunda maluliyet bilirkişi raporu aldırılmasını arz ve talep ederiz. Ayrıca raporlar arasında açık bir çelişki bulunmaktadır.
Zira başvuran tarafından sunulan raporda maluliyet oranı %6 olarak belirtilmiştir. Ancak medikal firma tanzim edilen raporda ise maluliyet %0 olarak tespit edilmiştir.
Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için maluliyet bilirkişi raporu aldırılması gerekirken başvuranın raporu esas alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının trafik kazası sonucu oluşan yaralanmasına dair dosya içerisinde Adli Tıp Kurumu ... şubesine ait 25.10.2005 tarihli, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarihli, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin ...ve ... tarihli raporları mevcut olup, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 24.7.2009 tarihli raporunda davacıda maluliyet oluşmadan iyileşme olduğu bildirilmiş olmasına rağmen, aynı kurumun 6.7.2011 tarihli raporunda ise davacıda %19,2 oranında maluliyet oluştuğu bildirilmiştir. Mahkemece de bu raporlar arasındaki çelişki giderilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiştir. Mahkemece yapılacak iş tarafların itirazları da nazara alınarak maluliyet oranı ve yaralanmanın kaza ile illiyet rabıtası konusunda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Şeklinde hüküm kurulmuş, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporu ile Hastaneden alınan maluliyet raporlarının çelişmesi durumunda atk genel kurulundan rapor alınmaması eksik inceleme nedeniyle bozma sebebi olarak görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazlarımızın kabul edilmemesi halinde her halükarda yeni maluliyet bilirkişi raporu aldırılmasını arz ve talep ederiz.
Müvekkil şirket, tazmin sorumluluğunu belirlemek için dosyada mübrez bulunan tüm hastane evraklarını ve sağlık kurulu raporunu medikal firmaya göndermiş ve medikal firma ... tarafından yapılan değerlendirme neticesinde;
“...'ın 17.04.2023 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması bir başkasının geçici ve sürekli bakımını gerekirmemekle birlikte, 3 (üç) ay geçici iş göremezlik süresine neden olduğunun kabulü gerekmektedir.”
şeklinde tespit yapılmıştır.
Başvuran tarafından sunulan sağlık kurulu raporunda 15 gün geçici bakıcı ihtiyacının söz konusu olacağı tespit edilmiştir. Görüleceği üzere bu noktada başvuran taraf ile uyuşmazlık, geçici bakıcı ve geçici iş göremezlik süresi bakımından mevcuttur.
Nitekim başvuran tarafından sunulan evraklar uzman görüşü kapsamında tıbbi mütalaa almak amacıyla ...’ya iletilmiş ve yapılan detaylı değerlendirmeler sonucunda geçici bakıcı ihtiyacının söz konusu olmayacağı tespit edilmiştir.
Bu çerçevede, başvuran tarafından sunulan raporda gösterilen 15 gün geçici bakıcı süresi hatalı olup işbu rapora itibar edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan başvuranın bakıcı gideri süresinin kesin ve net olarak belirlenmesi amacıyla dosyada mübrez hastane evrakları, maluliyet raporu ve tıbbi mütalaa raporunun alanında uzman bilirkişiye gönderilmesini arz ve talep ederiz.
KTK’ nın 91. maddesi hükmü ile ZMSS’ da sigortacının sorumluluğu aynı yasanın 85/1’nci maddesindeki işletenin sorumluluğu esasına dayandırıldığına göre, işletenin KTK’ nın 86/1 maddesi uyarınca zarar görenin birlikte kusurunu ileri sürebildiği hallerde, onun bu sorumluluğu zarar görene karşı yükümlenen sigortacı da zarar görenin birlikte kusurunu kanıtlayabildiği hallerde yargıç sigortacının sorumlu olduğu tazminat miktarını da indirebilecektir.
Fren durumunda emniyet kemerleri gerilerek yolcuların koltukta kalmalarını sağlar ve yüzlerini/vücutlarını aracın ön konsoluna ya da aracın başka bölgelerine çarpmalarını engelleyerek çarpmanın neden olduğu sarsıntıların azalmasını sağlar ve göğüs, baş omurilik gibi vücudun hassas bölgelerinin bir yere çarpmasını önler.
dosyada mübrez muayene evrakları ve adli kurul raporu incelenerek başvuranın yaralandığı bölgeler dikkate alındığında başvuranın emniyet kemeri takmadığı anlaşıldığı emniyet kemerinin takılması durumunda maluliyetin oluşmayabileceği ve meydana gelen sonuç ile emniyet kemerinin takılmaması arasında nedensellik bağı bulunduğu ve sonuç olarak da başvuranın müterafik kusurunun bulunduğu izahtan varestedir.
Bu minvalde başvuranın kaza nedeniyle vücudunda yaralandığı bölgeler dikkate alındığında emniyet kemeri takmadığı ve bu nedenle zararın artmasına sebep olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıktır.
Çarpma sonucu savrulan bir eşya da olsa insan bedeni de olsa eninde sonunda bir engelle durdurulur. Bir çarpma anında araç saniyenin ilk on salisesinde durmakta ise de eğer emniyet kemeri takılı değilse direksiyon, kontrol paneli ya da ön cam tarafından durdurulana kadar araç içindeki eşyalar ve araçta bulunan kişilerin bedenleri aynı hızdaki hareketlerine devam edeceklerdir.Ayrıca söz konusu olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğu, müvekkil şirketin de yasal olarak işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği göz önüne alındığında haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ise ancak yasal faizin talep edilebileceği izahtan vareste olup Yargıtay kararlarıyla da sabittir. Bu hususta davacının avans faiz istemlerinin reddini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. Maddesinde; "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
(2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. Maddesinde; "(1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile birlikte yetki itirazında bulunulmuş ve İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğu ileri sürülmüştür.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacının ikametgah adresinin ... olduğu, trafik kazasının Suluova/Amasya'da gerçekleştiği, davalının yerleşim yeri adresinin ise ... olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olmakla birlikte HMK'nın 16. Maddesine göre ... ve ... Asliye Ticaret Mahkemeleri de yetkilidir. Ancak davacı tarafından işbu dava yetkisiz olan mahkememizde ikame edilmiş olmakla yetkili mahkemeyi seçme hakkı davalı tarafa geçmiş olup davalı tarafça usulüne uygun yetki itirazında bulunularak İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğu ileri sürülmüş olduğundan mahkememizin yetkisizliğine, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/01/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır