T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/532 Esas
KARAR NO :2025/381
DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/12/2013
KARAR TARİHİ:13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde özetle;
" Davacı müvekkil şirket, uluslararası alanda da ticari faaliyet yürüten büyük bir Anonim Ortaklık olması sebebiyle yurt içi ve yurt dışındaki müşterileri ile çok yoğun ticari işlem hacmine sahiptir. Davalı en son; ... seri no. 31-08-2013 tarih, ve kdv dahil 6.309,46 TL bedelli bir adet “depolama hizmetleri” faturası ile iş bu fatura ekinde yer alıp davacı tarafından kendisine teslim edilen tavuk eti ürünlerinin miktarlarını gösteren çizelge halindeki ayrıntılı bir dökümü internet ortamında davacıya göndermiştir. Yukarıda 2. bentte ayrıntısı yer alıp davacı müvekkil şirketin mülkiyetinde olmak üzere davalı tarafından depolanan 134.428 Kg tutarındaki muhtelif türdeki tavuk eti ürününün 99.332 Kg.' lık bölümü, muhtelif müşterilerine sevk edilmek üzere davacı şirket tarafından davalının deposundan teslim alınmış ve sonuç olarak davalının elinde saklanmak üzere 35.126 Kg tutarında davacıya ait muhtelif gramajlardaki tavuk eti ürünü kalmıştır. Hal böyle iken davalı şirket yetkilisi tarafından davacı müvekkil şirket ilgililerine gönderilen muhtelif tarihli e-posta yazışma içerikleri ile de sabit olduğu üzere davalı şirket yetkilisi basiretli tacir gibi hareket etmek yükümü ile hiç bağdaşmayan ve doğrudan hakaret içeren kelimeler de kullanarak elinde 35.126 Kg tutarında tavuk eti ürünü bulunmadığını iddia etmiştir. Davalının yukarıda sunulan “ inkar eylemi” mevcut deliller karşısında haksız ve hukuka aykırıdır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 7.1 maddesi ilgili hükmü gereğince davalı, sözleşmeye aykırı tüm eylemlerinde, davacı ihbarını takip eden 10 gün içinde 200.000,00TL. tutarında “cezai şart” niteliğinde tazminat ödemeyi de taahhüt etmiştir. Yukarıda sunulan nedenler ve yargılama aşamasında belirlenecek sair tüm hususlardan hareketle, davanın açıldığı tarihte alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından HMK. md: 107/1,2 ilgili hükmü kapsamında açtığımız iş bu belirsiz alacak davamızın kabulü ile şimdilik kaydı ile 10.000,00TL kısmi maddi tazminat talebimiz ile 10.000,00 TL sözleşmeden kaynaklanan “cezai şart” niteliğindeki kısmi tazminat talebimizin kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ve yargılama masrafları ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, HMK. md:107/1,2 hükmü kapsamında yargılamanın ilerleyen aşamalarında dava değerinin kesin olarak belirlenmesi kuvvetle muhtemel bulunduğundan bu belirlemenin mümkün olduğu anda davanın başında belirtmiş olduğumuz dava değerini artırma hakkımızı öncelikle saklı tuttuğumuzu.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;
"Öncelikli olarak ,davacı tarafından ikame edilen davanın dava dilekçesi mahkeme tarafından müvekkilime tebliğ edilmeden,mahkemenin görevsizlik kararı ve davacı tarafın temyiz dilekçesi tebliğ edilmiştir. Bu sebeple Uyap aracılığı ile temin ettiğimiz dava dilekçesine karşı cevap dilekçesini sunmaktayız. Şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir.Çünkü alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına kanun izin vermemiştir. Lakin davacı vekili bu olguyu bahane göstererek davalı müvekkil ile aralarında yerleşiklik kazanan uygulama doğrultusunda ürün teslimine ilişkin olarak ayrıca sevk irsaliyesi imzalanmadığını beyan etmiştir. Müvekkil böyle bir sistemde çalışmayı kesinlikle kabul etmemiştir keza bu şekildeki bir çalışma tarzı ,taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.maddesindeki şartlar bölümüne de aykırıdır.Bu durumda davacının sırf uluslar arası alanda faaliyet göstermesi nedeni ile mallarını firmalara sevk irsaliyesiz olarak sevk etmesi kesinlikle müvekkilin problemi olmayıp;sözleşmede de belirtildiği gibi bu malların kaybından yada zayiinden müvekkil sorumlu olmayacaktır.Nitekim bu sebeplerle davacı şirkete Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından usulsüzlük cezaları kesilmiştir.Davacı yan müvekkil şirketin kötü niyetli olduğunu ve dürüst davranma ilkesine aykırı davrandığı iddiasındadır oysa dosyaya sunduğumuz davacının temsilcisinin de kendi yazısı ve imzası olduğu belgelerden anlaşılacağı üzere; davacı kendi müşterisinin malı beğenmemesi gibi durumlar söz konusu olduğunda, malı yeniden müvekkil şirkete ait depoya iade etmekte fakat çıkışı yapılan bu mallar için yeniden giriş irsaliyesi düzenlememektedir.Sözleşme hükümlerine aykırı davranan taraf davacı yandır bu sebeple bu talebin reddi gerekmektedir.Kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemez.Yukarıda açıklanan ve mahkemenizde yapılacak yargılamayla ortaya çıkacak sebeplerden dolayı;öncelikli olarak belirsiz alacak davası olarak açılan iş bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddine,sonrasında esastan reddine,yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini.."savunmuştur.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
İşbu dava dosyasındaki yargılamaya ilk olarak Mahkememizin ... sayılı dosyası ile başlanmıştır.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında toplanan deliller;
Mahkememizin 11/12/2013 tarih ve ...-... sayılı kararı ile "Bu dosyada mahkememiz görevsiz olup, görevli mahkeme İstanbul Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğundan görev nedeniyle davanın usulden Reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/3734 Esas 2014/10972 Karar sayılı, 09.06.2014 tarihli kararıyla "Taraflar arasındaki sözleşmenin başlığı "Tavuk Şoklama ve Soğuk Hava Depoları Kira Sözleşmesi" başlığını taşıyor ise de, sözleşmenin konusu davacının üretmiş olduğu taze ve şoklu piliç eti ve ürünlerinin davalıya ait soğuk hava depolarında şoklanması ve saklanmasıdır. Tüzel kişi tacirler arasında akdedilen sözleşme, içeriği ve taraflara yüklediği edimler itibariyle vedia sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlık ticari dava niteliğindedir. Bu itibarla, uyuşmazlığın çözümü mahkemenin görevinde olmasına rağmen sırf sözleşmenin başlığından hareketle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir." kararın bozulmasına karar vermiştir.
Mahkememizden verilen 11/12/2013 tarih ve ... Esas 2013/284 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.06.2014 tarih ve 2014/3734 Esas 2014/10972 Karar sayılı ilamıyla bozularak dava mahkememizin ... esasına kaydı yapılıp incelenmiştir.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında toplanan deliller;
Duruşmaya geçici yetki ile çıkılmış olması görevlendirmenin bugün sabah itibariyle bildirilmesi nedeniyle dosyanın incelemeye alınmasına, ve Yargıtay bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde gelecek celse karar verilmesine karar verilmiştir.
Usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varılan Yargıtay 11. HD ' nin 09/06/2014 tarihli bozma ilanıma uyulmasına karar verilerek açık yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı vekiline, talebini ve dava değerini açıkça belirtmesi ve harcını yatırması dilekçeden bir sureti karşı tarafa tebliğ ettirmesi için 2 hafta süre verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekiline irsaliyelerin seri numaraları ile asıllarını gelecek celse duruşmada hazır bulundurması için kendisine süre verilmesine karar verilmiştir.
Dosya içinde davacı vekilinin 25/02/2015 tarihli dilekçesi olduğu bir suretin davalı tarafa tebliğe çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin 09/03/2015 havale tarihli dilekçesi ve ekinde bir adet fatura fotokopisi olduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin uyap üzerinden 06/03/2015 havale tarihli dilekçe gönderidiği görüldü, bir suret davalı vekiline tebliğ olunmuştur.
Dosya içinde bir belge fotokopisi sunulduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının İnegöl Bursa adresinde olduğu bildirildiğinden İnegöl Asliye Hukuk Mahkemesine( Asliye Ticaret Sıfatıyla) talimat yazılarak re'sen tayin olunacak Mali Müşavir bilirkişi marifetiyle , tüm dosya kapsamı incelenerek, davalıya ait dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtları ile davaya ilişkin sevk irsaliyesi ve irsaliyeli fatura asılları da incelenerek taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı ile borç alacak ilişkisinin tespiti ile sözleşme şartlarının yerine getirilip getirilmediği, adı geçen ürünlerin davacı tarafından davalı tarafa teslim edilip edilmediği, davalının bu ürünlerin tamamımı davacıya iade edip edmediği , fatura ve irsaliyelerin davalının defterlerin yer alıp almdığı, davacı tarafın davalıdan alacıağı bulunup bulunmadığı ile varsa dava tarihi itibariyle alacak miktarının belirlenmesine ilişkin bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir.
Talimat mahkemesinden alınan 30.08.2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davalı şirketin 2012 ve 2013 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığından, kanunlara uygun olarak tutulduğundan bu davada delil olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup takdir mahkemenindir. Dosyaya konan fatura asılları, sevk irsaliye asılları ve davacı şirketin davalı şirket adına tanzim etmiş olduğu asıl depo çıkış fişlerinin incelenmesi neticesinde taraflar arasında ticari itişkinin olduğu, davaya konu ürünlerin irsaliyeler ile teslim edildiği, yine depo çıkış fişleri ile davacı şirket yetkililerine teslim edildiği, ticari ilişkinin başladığı 22.06.2012 tarihinden itibaren 26.02.2013 tarihine kadar davalı şirkete 1.171.386.67Kg tavuk eti şoklaması için gönderildiği yine 20.09.2013 tarihine kadar 1.174.308.29Kg ürünün teslim edildiği davalı şirketin deposundan (1.174.308.29- 1.171.386.47)2.921Kg fazla çıkış yapıldığı tespit edilmiş olup bu fazla çıkış yanlışlığının çıkış evraklarının sehven tanzim edildiğinden kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. Taraflarca kabul edilen 31.08.2013 tarihine göre 134.428Kg tavuk ürününden Eylül 2013 ayında teslim edilen 133.731Kg ürünün düşüldüğü zaman (134.428Kg- 133.731Kg) 697Kg ürün davalı şirketin stoğunda kalmakta olup zayi olduğu ileri sürülmesine rağmen mahkememizce parasal değerlemesi öngörülürse 137,77&6(KDV Dahil) olmaktadır. Davalı şirketin ticari defterlerinde davacı şirket ile olan ticari işlemlerin karşılığı tanzim edilen şoklama ve depolama faturaları ve yapılan tahsilatları cari hesap şeklinde kayıt altına aldığı ve 30.09.2013 tarihine göre cari hesap bakiyesinden 546,106 davacı şirketten alacaklı olduğu tespit edilmiştir..." rapor edilmiştir.
Davacı vekilince dava takip edilmediğinden HMK 150 madde gereğince taraflardan biri yenileyinceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizin yukarıda numarası yazılı dosyası 05/10/2015 tarihli celsede Başvuruya bırakılmış olup davacı vekili 06.10.2015 havale tarihli dilekçesi ile yenilenmekle incelenerek davanın kaldığı yerden devamına karar verilmiştir.
Dosya içinde davacı vekilinin ... ın adresini bildirir dilekçesi olduğu görülmüştür.
Mahkememizin 10/03/2016 tarihli duruşmada verilen karar gereğince bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, Gıda mühendisi bilirkişinin celse arasında tayinine karar verilmiş olmakla talimat mahkemesinden gelen rapor, bu celse zapta geçen tanık ve diğer beyanlar, dilekçelerde ki beyanlar, davacının defter ve kayıtları, dosyaya celp olunan belge ve bilgiler tüm dosya kapsamı ve kasa evrakı incelenerek sözleşme şartlarının yerine getirilip getirilmediği, adı geçen ürünlerin davacı tarafından davalı tarafa teslim edilip edilmediği, davalının ürünlerin tamamına davacıya iade edip etmediği, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı ile borç alacak ilişkisinin tespiti ile davacının davalı taraftan dava konusu nedeniyle alacağı bulunup bulunmadığı varsa alacak miktarının tespitine ilişkin bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 02.09.2016 tarihli bilirkişi raporundan özetle: "İncelenen davacı şirkete ait 2012-2013 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile yılsonu kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, ticari defterlerin birbirini teyit ettiği ve usulüne uygun tutulduğu, davacı şirket ticari defterlerinde, davalı şirket ile mevcut ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerinin 320 “satıcılar” hesabında takip edildiği, ticari defterlerle uyumlu cari hesap ekstresinde görüldüğü üzere, 30.09.2013 tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yana herhangi bir borcunun bulunmadığı tarafların 31.08.2013 tarihinde depoda kalan ürün miktarında mutabık oldukları, davacı yanın tüm giriş ve çıkışlarının sevk irsaliyelerine bağlı bulunduğu, asılları ile tevsik edilen davacıya ait, davalı şirket deposundan yapılan ürün çıkışlarına ilişkin olarak düzenlenen sevk irsaliyeleri üzerinde yapılan incelemelerde davacı yanın 2013 yılı Eylül ayı içerisinde davalı şirket deposundan toplam 99.332 kg teslim aldığı, bu itibarla davacı yanın davalı yandan 35.093,96 kg ürün alacağının olduğu.." rapor edilmiştir.
Davalı vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği ayrıca bilirkişi raporunun 21/10/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, tebliğden itibaren rapora 2 haftalık süre içinde beyanda bulunacaklarını ifade ettiği anlaşılmıştır.
Davacı vekiline bilirkişi raporuna beyanda bulunmak üzere teblğden itibaren 2 hafta kesin süre verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin mazeretinin kabulüne, kendisine bilirkişi raporuna tebliğden itibaren beyanda bulunması için 2 hafta kesin süre verilmesine karar verilmiştir.
Bir ve iki nolu ara kararları yerine getirildiğine, tarafların rapora beyan dilekçeleri, davacı vekilinin bu celse zapta geçen beyanı ve 06/03/2015 tarihli dilekçesi ve dava dilekçesi de nazara alınarak ve tüm dosya kapsamı incelenerek, taktiri mahkememize ait olmak üze denetime esas olacak şekilde, ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiye dosya teslim tarihinin üzerinden 3 aylık süre geçmemiş olduğu anlaşıldığından dosyanın bilirkişiden dönüşünün beklenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 16.02.2017 tarihli bilirkişi raporundan özetle: "Rapor içerisinde detaylı olarak açıklanan nedenlere binaen, davacı yanın davalı şirketten 32.332,31 kg ürün alacağının bulunduğu, maddi tazminat talebine ilişkin ürünün parasal değerinin 132.562,47 TL olduğu.." rapor edilmiştir.
Bilirkişilerin ek raporunu sunduğu, birer suretin taraflara tebliğ olunduğu, dosya içerisinde davalı vekilinin bilirkişi ek raporuna itirazlarını belirtir dilekçe sunduğu, ekinde bir kıta belge örneğinin olduğu görülmüştür.
Davalı vekilinin dilekçesindeki itirazları ve ekinde sunduğu tüm belge ve bilgiler, zapta geçen beyanlar, tüm dosya kapsamı incelenerek, itirazlar konusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Davalı ... Soğuk Hava Tesisleri A.Ş. vekilinin mazeretinin kabulüne, duruşma gün ve saatinin talebi gibi uyap sisteminden öğrenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişilerin raporlarını vermelerinin beklenilmesine, HMK 274/1 madde gereğince 3 aylık süre geçtiğinde teblig tarihinden itibaren 2 hafta içinde rapor dosyaya sunulmadığı taktirde HMK 274/2 madde gereğince işlem yapılacağını bildirir tebligat çıkartılmasına, tebliğ giderinin davacı tarafından karşılanmasına, rapor geldiğinde taraflara tebliğine, rapora beyanda bulunmaları için tebliğden itibaren 2 hafta kesin süre verilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 29.06.2017 tarihli bilirkişi raporundan özetle:" Rapor içerisinde detaylı olarak açıklanan nedenlere binaen, davacı yanın davalı şirketten 35.093,96 kg ürün alacağının bulunduğu, maddi tazminat talebine ilişkin ürünün parasal değerinin 143.885,24 TL olduğu.." rapor edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumuna göre davalı vekilinin bilirkişi incelemesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen 06/02/2018 tarih ve ....sayılı kararı ile davanın kabulü ile 138.281,25-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının feragati nedeni ile cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2018/3593 Esas ve 2020/715 Karar sayılı, 23/01/2020 tarihli ilamı gereğince "Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde ise, davacı tarafça taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davalı tarafından depolanan 134.428 kg. muhtelif türdeki tavuk eti ürününün 99.332 kg.'lık bölümünün müşterilere sevk edilmek üzere davalının deposundan teslim alındığı ve davalının elinde saklanmak üzere 35.126 kg. tavuk eti ürünü kaldığı, işbu ürünlerin davalı tarafından iade edilmemesi nedeniyle zarara uğranıldığı iddiası ile açılan işbu davada, davacının zararın miktar veya değerini belirleyebilme imkanı var iken davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığı nazara alınmaksızın işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11.H.D'nin 16/03/2022 tarih ve 2020/6494E. 2022/1980K.sayılı kararı ile "Dava, saklama sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı, dava dilekçesinde HMK’nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası açtığını belirterek şimdilik 10.000.-TL maddi tazminat istemiş, mahkemece 24.02.2015 tarihli ara kararla talebin ve dava değerinin açıkça belirtilmesi ve harcın yatırılması yönünde süre verilmesi üzerine henüz tüm deliller toplanmadan ve bilirkişi incelemesi yapılmadan 06.03.2015 tarihli dilekçesi ile dava değerini 138.281,25 TL olarak belirli hale getirip harcını tamamlamış, böylece davasını tam eda davasına dönüştürmüştür. Bu durumda mahkemece davanın esasına girilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından Dairemizin 23.01.2020 tarih ve 2018/3593 E.- 2020/715 K. sayılı ilamı ile “davacının zararın miktar veya değerini belirleyebilme imkanı var iken davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığı” yönündeki bozma ilamı yerinde olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 23.01.2020 tarih ve 2018/3593 E.- 2020/715 K. sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, anılan Dairemiz ilamında bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden, davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir. Davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde 10.000.-TL cezai şartın da tahsilini istemiş, 17.10.2017 tarihli celsede cezai şart talebinden feragat etmiş, mahkemece de cezai şart talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu durumda reddedilen miktar yönünden kendini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi yerinde olmamış, kararın bu yönden davalı yararına değişik gerekçe ile bozulmasını gerektirmiştir." kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen 06/02/2018 tarih ve ....sayılı kararı ile verilen kabul kararı, Yargıtay 11.H.D'nin 16/03/2022 tarih ve 2020/6494E. 2022/1980K.sayılı kararı ile kaldırılarak, yargı yeri mahkememiz olarak belirlenmiş olmakla dosyanın mahkememizin 2022/412 esasına kaydı yapılarak taraflara duruşma günü ile bozma ilamının tebliğine karar verilmiştir.
Mahkememizin 2022/412 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında toplanan deliller;
Usul ve yasaya uygun Yargıtay 11.H.'nin 16/03/2022 tarih ve 2020/6494E. 2022/1980K.sayılı ilamına uyulmasına karar verildi, açıklandı açık duruşmaya devam olunmuştur.
Mahkememizce verilen 18/10/2022 tarih ve 2022/412E. 2022/709K.sayılı kararı ile HMK'nin 107/1. Maddesine göre belirsiz alacak davası açma şartları bulunmadığından HMK'nın 114/1-4B ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 08/05/2024 tarihli, 2023/1282 Esas 2024/3665 Karar sayılı kararında Mahkeme kararının bozulmasına, bozma sebebine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen 18/10/2022 tarih ve 2022/412E. 2022/709K.sayılı kararı ile belirsiz alacak davası açma şartları bulunmadığından verilen red kararı, Yargıtay 11.HD'nin 08/05/2024 tarih ve 2023/1282E. 2024/3665K.sayılı kararı ile bozularak yargı yeri mahkememiz olarak belirlenmiş olmakla dosyanın mahkememizin 2024/532 esasına kaydı yapılmış olup taraflara duruşma günü ile Yargıtay ilamının tebliğine karar verilmiştir.
Mahkememizin 2024/532 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında toplanan deliller;
Yargıtay 11.HD'nin 08/05/2024 tarih ve 2023/1282 E., 2024/3665 K.sayılı kararı bozma ilamı okunmuştur.
Usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 11.HD'nin 08/05/2024 tarih ve 2023/1282 E., 2024/3665 K.sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olunmuştur.
Taraf vekillerine gelecek celseye kadar davalı tarafça davacıya yapıldığı iddia edilen ödemeye ilişkin ilgili bilgi ve belgeleri sunmak üzere kesin süre verilmesine karar verilmiştir.
Geçen celse ara kararı gereği taraf vekillerince beyan dilekçeleri sunulduğu görülmüştür.
.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının UYAP üzerinden dosya arasına alınmasına karar verilmiştir.
1 nolu ara karar ikmal edildiğinde dosyanın bir hesap bilirkişisine tevdii ile, dosyada mevcut Yargıtay bozma ilamları, bilirkişi kök ve ek raporları, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan ödemeler, taraf vekillerinin 28/01/2025 ve 16/02/2025 havale tarihli beyan dilekçeleri ve eki belgeler dikkate alınarak işbu davadaki talep, yargılama gideri, icra dosyasındaki talepler, işlemiş faiz hakkında hüküm tesisine esas olmak üzere bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 19/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirmemiz neticesinde; İşbu dava sonucunda yeniden ilam vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedileceğinden yalnızca davalının 20.04.2018 tarihinde yapmış olduğu ödemeler dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, 20.04.2018 tarihinde toplam alacak 208.563,23TL (144.558,85-TL *64.004,38TL) olup davalı tarafından yapılan 144.558,85TL ödeme TBK md.100 gereği öncelikle faizden düşüldüğünde 64.004,38TL asıl alacak kaldığı, kalan asil alacağa 20.04.2018 tarihinden bu rapor tarihini olan 19.03.2025 tarihinde kadar işlemiş reeskont avans faizinin 99.927,94-TL olduğu.." rapor edilmiştir.
Geçen celse 1 nolu ara karar gereğinin yerine getirildiği görülmüştür.
Geçen celse 3 nolu ara karar gereği eksik avansın ikmal edildiği, 2 nolu ara karar gereği dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin raporunu sunduğu, raporun taraflara tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından rapora karşı itiraz dilekçesi sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi raporuna itirazın yeniden rapor alınmasını gerektirmemesi nedeniyle takdiren reddine karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olunmuştur.
(2) S ö z l ü D e l i l l e r ;
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası 10/03/2016 tarihli 6 nolu celsesinde tanık ...'ın (Tckn:... ) davacı iş yerinde 2011 yılının Ağustos ayında işe başladım, ilk etapda değişik departmanlarda değişik işlerde çalıştım, 3 yıldan bu yana da sevkiyat amir yardımcısı olarak çalışıyorum, benim çalıştığım firma tavuk ve beyaz et sevkiyatı yapmaktadır, ürünler araca yüklendikten sonra depo çıkış fişleri yazılır, araca kaç koli ürün yüklendi ise yazılır , ayrıca araç kantara girdikten sonra palet ve koli darası düşüldükten sonra etin miktarı kg olarak yazılır, soğuk hava deposu davalıya aittir, ürünler soğuk hava deposundan dacıya ait kamyonlara yüklenir, davalıya ait soğuk hava deposuna davacı çalışanı olarak ben veya diğer sorumlu arkadaşlar gider, ürünün başında yükleme esnasında soğuk hava deposunda kim var ise depo fişlerini de o imzalar demiştir.
Tanığa davalı tarafından sonulan ... 2013 yılı Depo C.P çıkışları ... yazılı sarı kaplı ambar çıkış fiş koçanında ki ambar fişleri gösterildi, soruldu; ambar çıkış fişlerinin teslim alan kısmında ki ismim yazılı veya yazılı olmayan imzalar bana aittir, ancak, 30/03/2013 ve 25/09/2013 , 26/09/2013 , 30/09/2013 , 20/03/2013 tarihli teslim fişlerinde ismim yazılmıştır, ancak imzaya yoktur, o belgeleri ben imzalamadım, sevkiyata katılmamışım, bu fişlerde zaten teslim alan kısımlarda imza yoktur, demiştir.
20/09/2013 tarihli ... nolu 1451 adet 24.894 Kg yazılı olan ambar fişindeki teslim alan kısmında ki imza bana ait değildir orada isim de yazmıyor, teslim alan kısmında ki imzanın kime ait olduğunu da bilmiyorum, ayrıca 26/09/2013 tarihli ... nolu, 1.420 Koli yazılı 24.626 kg. Yazılı olan ambar çıkış fişinde teslim alan kısmında ismim yazılıdır ancak imzam yoktur bu ambar çıkış fişini de ben imzalamadım zaten bu fiş imzasızdır demiştir.
1 adet 20/09/2013 fiili sevk tarihi, 20/09/2013 düzenleme tarihli, ... sıra nolu sevk irsaliyesi gösterildi soruldu; bu sevk irsaliyesinde ki teslim alan kısmında E. ... yazıyor, davacı şirket yetkilisidir, teslim eden kısmında isim yazmıyor, imza bana ait değildir, teslim eden kısmında ki imza davacı iş yerinde benimle aynı görevde çalışan ... e aittir bu sevk irsaliyesi beyaz et ve tavukların davacı tarafından davalının soğuk hava deposuna teslim edildiğine ilişkindir , davalı şirket yetkilisi teslim alan olarak imzalamış davacı şirkette benimle aynı bölümde çalışan ... de teslim eden olarak imzalamıştır demiştir.
26/09/2013 tarihli ... sıra nolu sevk irsaliye fotokopi si gösterildi soruldu; bu belgede teslim alan kısmı boştur her hangi bir isim ve imza yoktur, teslim eden kısmında da ... ... İsim ve imzası olup davalı şirket yetkilisine aittir, bu sevk irsaliyesi de benim ismim ve imzam yoktur demiştir.
20/09/2013 tarihli ... nolu 555 koli 9593 kg. Yazılı ambar çıkış fiş fotokopisi gösterildi soruldu; teslim alan kısmında benim ismim yazıyor ancak imza yoktur, bu ambar çıkış fişini de ben imzalamadım, yazıda bana ait değildir, bu ürünler sevk edilmemiştir, sevkiyat yapılmış olsaydı mutlaka teslim alan kısmında davacı çalışanlarından birisinin imzası olması gerekirdidemiştir.
Dosya içinde ki fotokopileri bulunan ambar fişleri gösterildi soruldu; 24/12/2013 tarihli ... , 19/02/2013 tarihli ..., 01/09/2013 tarihli ..., 01/09/2013 tarihli 00262-01/09/2013 tarihli ... nolu ambar çıkış fiş fotokopilerinde ki teslim alan kısmında ki isim ve imza bana aittir bu ürünlerin sevkiyatını ben yapmışım , ambar çıkış fişinide imzalamışım ancak diğer gösterilen 26/09/2013 tarihli ..., 20/09/2013 tarih ..., 25/09/2013 tarih ..., 26/09/2013 tarih ..., 30/09/2013 00269 , 30/03/2013 tarih ..., 25/09/2013 tarih ..., nolu ambar fişlerinde ismim yazmasına rağmen imza yoktur bu ambar fişlerini ben imzalamadım zaten imza kısmı boştur, 11/01/2013 tarihli 00252 , 20/09/2013 tarihli 00265 nolu ambar fişlerindeki imzalar da bana ait değildir demiştir.
26/09/2013 tarihli ... nolu 1.430 koli 24.626 kg. Yazılı ambar çıkış fişi gösterildi soruldu; teslim alan kısmında ... yazılı olup imza yoktur, yazı bana ait değildir, imzada yoktur ben imzalamadım demiştir.
26/09/2013 tarihli ... sıra nolu 1.430 adet - 24.626 kg. Yazılı sevk irsaliye fotokopisi gösterildi soruldu; bu sevk irsaliyesi yukarıda beyanda bulunduğum ... nolu 26/09/2013 tarihli ambar çıkış fişine aittir ancak teslim alan kısmında her hangi bir imza yoktur ben imzalamadım, dolayısıyla bu ambar çıkış fişi ve sevk irsaliyesine ilişkin ürünü ben sevk etmedim, telefonla görüşülüp kesimhaneye sevk edelip edilmediği konusunda da bilgiye sahip değilim demiştir.
Ambar çıkış fiş koçanında ki 20/09/2013 tarihli ... nolu 555 koli 9593kg. Yazan ambar çıkış fişi gösterildi soruldu; bu ambar çıkış fişinde ismim yazıyor ancak imza yoktur, yazıda bana ait değildir, bu sevkiyat yapılmamıştır yapılmış olsaydı davacı şirket çalışanları tarafından sevkiyat sırasında hazır bulunulur ve ambar çıkış fişinin teslim alan kısmı tarafımızdan imzalanırdı, imza yoktur sevkiyat yapılmamıştır demiştir.
Fiil sevk tarihi ve düzenleme tarihi 20/09/2013 olan ... seri nolu 555 koli 9593,9 kg. Yazılı sevk irsaliyesi gösterildi soruldu; bu sevk irsaliyesi yukarıda beyanda bulunduğum 20/09/2013 tarihli ... nolu ambar çıkış fişine aittir, ancak teslim eden kısmında ki imza bana ait değildir, davacı iş yerinde benimle aynı bölümde çalışan ... e ait imzadır, onun tarafından imzalanmıştır dedi.
26/09/2013 tarihli 1.430 adet 24.626 kg. Yazılı 010311 sıra nolu sevk irsaliye fotokopisi gösterildi soruldu; bu sevk irsalileyis 20/09/2013 tarihli ... nolu ambar çıkış fişine ait değildir, farklıdır, zaten altında teslim alan kısmında da isim ve imza yoktur, bu sevk irsaliyesine konu mallarda tarafımızdan teslim alınmamış ve sevkiyatı yapılmamıştır demiştir.
Davalı asil ve vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu; kesinlikle davalı tarafın telefonla bizi araması üzerine soğuk hava deposundan çıkış yapılması talimatı vermiyoruz, davalı tarafla aramızda bu konuda her hangi bir telefon görüşmesi geçmedi, bizzat kendimiz davalıya ait soğuk hava deposuna gidip kamyonun başında bekliyoruz, etler kamyona yüklenince depo çıkış fişlerinin teslim alan kısımlarını imzalıyoruz, kamyon depodan çıkarken mutlaka başında bulunmamız gerekiyor sevk irsaliyesinde ve depo çıkış fişinde bizim imzamız yok ise ürün sevk edilmemiş ve bizim tarafımızdan teslim alınmamış demektir, kesinlikle telefonla sevkiyat yapılmaz, ancak dahili irsaliye ile başında durmadan depodan beyaz ürün alınarak davacıya ait kesimhaneye getirilmesi istenebilir, bunun dışında her hangi bir ürün sevkiyatı başında bulunmadan mümkün değildir dedi..." yönünde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taraflar arasında düzenlendiği ifade olunan Tavuk Şoklama ve Soğuk Hava Depoları Kira sözleşmesi nedeniyle davalı tarafın edimini yerine getirmediğinden bahisle davacının zarara uğradığını ifade ederek tazminat talebine ilişkindir.
Mahkememizin 06/02/2018 tarih ve ....sayılı kararı ile davanın kabulü ile 138.281,25-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının feragati nedeni ile cezai şart talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2018/3593 Esas ve 2020/715 Karar sayılı, 23/01/2020 tarihli ilamı gereğince "Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde ise, davacı tarafça taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davalı tarafından depolanan 134.428 kg. muhtelif türdeki tavuk eti ürününün 99.332 kg.'lık bölümünün müşterilere sevk edilmek üzere davalının deposundan teslim alındığı ve davalının elinde saklanmak üzere 35.126 kg. tavuk eti ürünü kaldığı, işbu ürünlerin davalı tarafından iade edilmemesi nedeniyle zarara uğranıldığı iddiası ile açılan işbu davada, davacının zararın miktar veya değerini belirleyebilme imkanı var iken davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığı nazara alınmaksızın işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." kararın bozulmasına karar verilmiş; davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11.H.D'nin 16/03/2022 tarih ve 2020/6494E. 2022/1980K.sayılı kararı ile karar düzeltme itirazlarının kabulü ile "Dairemizin 23.01.2020 tarih ve 2018/3593 E.- 2020/715 K. sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, anılan Dairemiz ilamında bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden, davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir. Davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde 10.000.-TL cezai şartın da tahsilini istemiş, 17.10.2017 tarihli celsede cezai şart talebinden feragat etmiş, mahkemece de cezai şart talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu durumda reddedilen miktar yönünden kendini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi yerinde olmamış..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; dosya mahkememizin 2022/412 esasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizin 18/10/2022 tarih ve 2022/412E. 2022/709K.sayılı kararı ile HMK'nin 107/1. Maddesine göre belirsiz alacak davası açma şartları bulunmadığından HMK'nın 114/1-4B ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 08/05/2024 tarihli, 2023/1282 Esas 2024/3665 Karar sayılı kararında Mahkeme kararının bozulmasına, bozma sebebine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiş, işbu esas üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
Usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/05/2024 tarih ve 2023/1282 E., 2024/3665 K.sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş; aynı dairenin 16/03/2022 tarih ve 2020/6494E. 2022/1980K.sayılı karar düzeltme kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Mahkememizin 24/01/2025 tarihli celsesinde davacı vekili davalı tarafça 24/04/2018 tarihinde ....İcra Dairesi'ne ... sayılı dosyası kapsamında takip sürecinde haricen davalı tarafça ödeme yapıldığını, yargılamanın yalnızca faiz ve sair yargılama giderleri yönünden devam ettiğini beyan etmiş, davalı taraf da bu hususu teyit etmiş; bu nedenle taraf vekillerine davalı tarafça davacıya yapıldığı iddia edilen ödemeye ilişkin ilgili bilgi ve belgeleri sunmak üzere süre verilmiştir. Taraf vekilleri tarafından beyan dilekçeleri sunulması üzerine dosya dosyada mevcut Yargıtay bozma ilamları, bilirkişi kök ve ek raporları, .... İcra Dairesi'nin 2018/8985 Esas sayılı icra dosyasına yapılan ödemeler, taraf vekillerinin 28/01/2025 ve 16/02/2025 havale tarihli beyan dilekçeleri ve eki belgeler dikkate alınarak işbu davadaki talep, yargılama gideri, icra dosyasındaki talepler, işlemiş faiz hakkında hüküm tesisine esas olmak üzere rapor hazırlamak üzere bir hesap bilirkişisine tevdi edilmiştir. Bilirkişi, 19/03/2025 tarihli raporunda davalının 20.04.2018 tarihinde yapmış olduğu ödemeler dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, 20.04.2018 tarihinde toplam alacak 208.563,23TL (144.558,85-TL +64.004,38TL) olup davalı tarafından yapılan 144.558,85TL ödeme TBK md.100 gereği öncelikle faizden düşüldüğünde 64.004,38TL asıl alacak kaldığı, kalan asıl alacağa 20.04.2018 tarihinden bu rapor tarihini olan 19.03.2025 tarihinde kadar işlemiş reeskont avans faizinin 99.927,94-TL olduğunu tespit etmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/03/2022 tarih ve 2020/6494 E., 2022/1980 K. sayılı karar düzeltme kararında davacının, dava dilekçesinde 10.000.-TL cezai şartın da tahsilini istediği, 17.10.2017 tarihli celsede cezai şart talebinden feragat ettiği, mahkemece de cezai şart talebinin feragat nedeniyle reddine karar verildiği, reddedilen miktar yönünden kendini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Cezai şart istemi yönünden davacı vekilinin 17.10.2017 tarihli celsede cezai şart talebinden feragat ettiği görülmüştür. HMK'nın 307. Maddesi,"Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." şeklindeki hükmü, 309. Maddesi, "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. "şeklindeki hükmü ve aynı kanunun 310/1 maddesi ise, "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir." şeklindeki hükmü amirdir. Davacının işbu talepten feragat ettiği, davacı tarafın HMK'nın 307. ve 309. maddesine uygun feragat beyanının aynı yasanın 311. maddesine göre kesin hükmün hukuki neticelerini ortaya koyduğu ve kesin delil niteliğinde olduğu anlaşılmakla vaki feragat nedeni ile HMK 307 ila 312 maddeleri ve HMKnın 26. maddesi uyarınca cezai şart istemi yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; AAÜT 6 – (1) maddesi uyarınca anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur düzenlemeleri uyarınca vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Tazminat istemi yönünden; Mahkememizin 06/02/2018 tarih ve ....sayılı kararı ile belirtildiği üzere davanın taraflar arasında akdedilen 22/06/2012 tarihli 'Tavuk Şoklama Ve Soğuk Hava Depoları Kira Sözleşmesi'ne dayalı olup sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 561 vd. maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesi (...Sözleşmesi) niteliğinde olduğu, davacı tarafça davalıya teslim edilen ürünün 35.093,96 kg'lık kısmının davalı tarafça davacıya geri teslim edilmediği, kalan ürünün parasal değerinin 143.885,24-TL olduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafından davacıya 20/04/2018 tarihinde 144.558,85 TL ödeme yapıldığı, davacının talebinin 138.281,25 TL tazminat ile 10.000,00 TL cezai şart istemine ilişkin olduğu, 138.281,25 TL istem yönünden 06/12/2013 dava tarihi-20/04/2018 ödeme tarihi arası işlemiş faizin bilirkişice hesaplandığı üzere 63.891,38 TL olduğu, bilirkişi tarafından davacının tazminat bakiye alacağının 64.004,38 TL olduğunun hesaplandığı, bu suretle davalının yaptığı ödemenin davacının 74.276,87 TL alacağını itfa ettiği, zira Yargıtay 12 HD.nin 2018/7452 Esas, 2019/9523 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere TBK'nun 100. maddesi uyarınca, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmiş olması durumunda ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi ve her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu suretle saptanması gerektiği; 74.276,87 TL yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından; bu bedel yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş; vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden yapılan değerlendirmede; 6100 sayılı HMK m. 331(1) hükmü uyarınca dava tarihi itibariyle davacı tarafça açılan davanın haklılığının ortaya konulduğu, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği kanaatine varılmıştır. Bakiye 64.004,38 TL'lik kısım yönünden ise 06/12/2013 dava tarihi-20/04/2018 ödeme tarihi arası işlemiş faizin davalı tarafça ödenmiş bulunduğu, bu nedenle 64.004,38 TL tazminata dava tarihinden itibaren faize hükmedilemeyeceği gözetilerek; ödeme tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş; aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 64.004,38 TL maddi tazminatın 20/04/2018'den itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, bakiye 74.276,87 TL yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Cezai şart istemi yönünden davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.445,99TL harçtan peşin alınan 341,55TL ile tamamlama harcı 2.362,00TL harçların toplamı olan 2.703,55TL'nin mahsup edilerek bakiye 6.742,44TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (daha önceki kararlar gereğince harç tahsilatı yapılmış ise mükerrer tahsilat olmaması kaydıyla)
4-Davacı tarafından yapılan; 24,30TL Başvuru Harcı, 2.362,00TL tamamlama harcı, 341,55TL Peşin/nisbi Harcı, 8.417,00TL Bilirkişi ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.144,85TL yargılama giderinden kabul/ret oranına göre hesaplanan 10393,25TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 751,60TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 1.530,00TL tebligat, posta masrafının kabul ve red durumuna göre 103,18TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye 1426,82 TL'nin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 138.281,25TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Cezai şart istemi yönünden davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 10.000,00 TL üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi.13/05/2025
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır