T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/683 Esas
KARAR NO : 2025/133
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/11/2024
KARAR TARİHİ : 21/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Taraflar arasında 21. Mayıs .2024 tarihi ve 25. Mayıs .2024 tarihli yazılı sözleşme vardır. Bu sözleşmelerde yapılacak işler ve bedelleri , işin kaç günde bitirileceği yazılıdır. Ayrıca yetkili mahkemelerde bildirilmiştir. Davacı tarafından davalıya ödenmesi gereken 240.000 TL'dir. Davacı davalıya 200.000 Tl'sini banka havaleleri ile ödemiş. Ancak davalı işini 20 gün içinde bitirmeyince davalı sözleşmeyi fesh ederek yarım kalmış işleri 3. Kişilere tamamlattırmıştır. Davacı davalıya ... 7. Noterliğinden ... tarih ve ... y. Nolu ihtarname keşide etmiş , davalı bu ihtara karşılık ... 3. Noterliğinden...tarih ve ... y. Nolu cevabi ihtarname keşide etmiştir.
Davacı, davalının yarım bıraktığı işleri 3k Taahhüt ve Elektrik 'e 40.000 Tl ...'a 9000 TL ... 30.000 TL + 12.000 TL , ... 'a 33.000 + 7.900 TL (131.900 TL) yapmıştır.
Davacı eksik işlerin tesbitini elektrik Elektronik Mühendisi ... 'a yaptırmıştır.
Şimdilik fazlaya ait haklarımızı saklı tutarak , şimdilik 30.000 Tl'nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine , mahkeme masraflarının ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasını..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "İddia Edilen Eksiklikler ve işin yarım kalmasıyla ilgili olarak belirtilenler ve nedenler gerçek dışıdır. İşin aksaması veya uzaması Müvekkilim geçici Sgk.lı İşçi ... den kaynaklanmamaktadır. Bilakis keşideci İş sahibi Mimar ... ın işini takip etmemesi ,ödemeleri zamanında sözleşmedeki tarihlerde ve miktarda yapmaması ,sürekli geç gelip, işi takip etmemesinden kaynaklanmaktadır.İşin belirli bir kısmının belirtilen tarihte tamamlandığını ancak bazı beklenmeyen ve İş sahibi Mimar Keşidesi den kaynaklanan sebepler nedeniyle işin tamamlanamadığını, bu durumun Müvekkilim ... nin kontrolü dışında geliştiğini ve verilen sürenin yetersiz dmasından ve takipsizlikten kaynaklanmıştır. Ayrıca projede belirtilen yeni işler ve planlar nedeni ile iş uzamış ve Müvekkilimin yeni alacak talepleri oluşmuş ve bunları da alamamıştır.Bilakis Müvekkilim keşideciden alacaklıdır ve mağdur edilmiştir.Bu nedenle İhtarnameye ve ödeme talebine yasal süresinde itiraz ediyoruz. Bilakis Müvekkilimin mağduriyetine ve zaraları hakkındaki yasal başvuru haklarımızı saklı tutuyoruz.
İhtarnamede talep edilen işin yarım bırakılması nedeniyle 65 000 tl ilgili olarak ödeme yükümlülüğünüzün olmadığını ve borcun yasal dayanağının olmamasıı nedeni ile yasal süresinde ihtarnameye cevaben itiraz ediyoruz. İhtarnamede iddia edilen İşin tamamlanmamış olması müvekkili ... nin hatasından kaynaklanmadığı ve Keşideci Mimar ... ın hatalarından ve takipsizliğinden sözleşme dışında sonradan eklenen yeni işler ve değişikliklerden kaynaklanması dolayısıyla ödeme yapmamızın hukuki bir dayanağı olmadığını ifade ediyoruz. İhtarnamenin ekinde bir tespit raporu ya da yasal bir evrak yoktur. Olay muhtaç ı muhakemedir. Bu nedenle tüm alacak talebine ve ferilerine itiraz ediyoruz.
Bu itiraz ihtarnamesi ile, söz konusu ihtarnameye/ödeme talebine itiraz ettiğimizi ve konuyla ilgili olarak tüm yasal haklarımı saklı tuttuğumuzu İhtarnameye cevaben bilvekale bildiriyoruz. Ayrıca, bu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde tarafınızdan olumlu bir cevap alamadığım takdirde, yasal yollara başvuracağımı bilgilerinize sunarız.
Davacının yukarıda belirtilen kusurlu davranışları neticesinde müvekkilim, işin tamamlanması sürecinde ilave maliyetlere katlanmak zorunda kalmış ve davacıdan kaynaklanan gecikmeler nedeniyle iş kaybına uğramıştır.Bu husustaki mesaj kayıtlarını ekte ibraz ediyoruz. Bu zararların miktarını kanıtlar nitelikteki belgeler ve deliller tarafımızdan sunulacaktır.Bu husustaki yasal başvuru haklarımızı saklı tutuyoruz.
Davacının, sözleşme şartlarını yerine getirmediği açıkça ortadayken, işin eksik ve kusurlu yapılmasına rağmen müvekkilimden alacak talep etmesi hakkaniyete aykırıdır. Ayrıca, davacının talep ettiği tutar, müvekkilimin zararlarını ve sözleşme kapsamındaki eksiklikleri dikkate almadığı için haksız bir taleptir. Davacının haksız ve dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..." talep etmiştir.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
Tarafların bağlı bulundukları vergi dairesine müzekkere yazılarak 2024 yılına ait BA/BS formlarının iki hafta içinde mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Taraflar hakkında tacir araştırması yapılmasına karar verilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında yazılı akdedilen sözleşmelere göre tespit edilecek eksik işlerin bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi istemine ilişkindir.
Davanın taraflarının gerçek kişi olması nedeni ile Mahkememizce öncelikle Mahkememizin işbu davaya bakmaya görevli olup olmadığının tespiti için tarafların tacir olup olmadıkları hususunda araştırma yapılmıştır.
... Vergi Dairesi Müdürlüğünün vermiş olduğu 06/12/2024 tarihli yazı cevabında davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, ticari kazanç usulüne göre vergilendirildiği görülmüş iken; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün vermiş olduğu 20/11/2024 tarihli yazı cevabında "Dairemizin 329 051 3541 vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi ... hakkında bilgisayar kayıtlarımızın tetkiki neticesinde 23/07/2013 tarihi itibariyle mükellefiyet kaydının yapıldığı ve 28/02/2015 tarihi itibariyle mükellefiyetini terk ettiği bilahare 01/04/2021 tarihi itibariyle mükellefiyet kaydının yapıldığı 18/01/2024 tarihi itibariyle mükellefiyetini terk ettiği, faaliyet kodunun son olarak "Belirli Bir Mala Tahsis Edilmiş Mağazalarda Evde Kullanım Amaçlı Elektrik Tesisat Malzemesi Perakende Ticareti (Transformatör, Sigorta, Röle, Pil Ve Batarya, Elektrik Akü Koaksiyel Kablo, Elektrik İletkenleri, Anahtar, Duy, Bys. Fiş, Priz, Vb.)" şeklinde olduğu görülmüştür. Ödevlinin Dairemizdeki mükellefiyeti nedeniyle son olarak 213 Sayılı VUK kapsamında İşletme Hesabı Esasına göre defter tutma yükümlülüğü bulunduğu anlaşılmıştır." bildirilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin .. Esas, ... Karar sayılı, 19/03/2024 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "...Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı gerçek kişinin tacir olup olmadığının araştırılması yönünde ... Vergi Dairesi ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevaplarının değerlendirilmesi neticesinde ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davacının tacir olmadığı ve bu kapsamda TTK 4. maddesi gereğince iş bu davanın ticari bir dava olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararına karşı ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir...".
... BAM 22. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olay değerlendirildiğinde, dosya içinde yer alan belgelere davalının tacir olmadığı, faturaya dayalı alacak kapsamında davalı hakkında yapılan araştırma ve inceleme doğrultusunda; ... Vergi Dairesi' nin vermiş olduğu 13/07/2018 tarihli yazı cevabında, ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü' nün vermiş olduğu 12/07/2018 tarihli yazı cevabında davalının 31/12/2011 tarihinde mükellefiyeti terk ettiği ve en son beyan ettiği 2011 takvim yılı gelir vergisi beyannamesine göre işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği; böylece davalının tacir olmadığı, yalnızca davacının tacir sıfatını taşıdığının anlaşılmış bulunmasına göre uyuşmazlığın genel mahkemelerde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...".
Tüm dosya kapsamından; davacının tacir olduğu; davalının ise 23/07/2013 tarihi itibariyle mükellefiyet kaydının yapıldığı ve 28/02/2015 tarihi itibariyle mükellefiyetini terk ettiği, bilahare 01/04/2021 tarihi itibariyle mükellefiyet kaydının yapıldığı, 18/01/2024 tarihi itibariyle mükellefiyetini terk ettiği, mükellefiyeti nedeniyle son olarak 213 Sayılı VUK kapsamında İşletme Hesabı Esasına göre defter tutma yükümlülüğü bulunduğu, işbu davanın ise taraflar arasındaki 21/05/2024 ve 25/05/2024 tarihli sözleşmelerden kaynaklı alacak istemine dayalı olduğu, iddia edilen alacağın doğduğu tarihte davalının tacir olmadığı, davalının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca işbu davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 20 mad. gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı hususunun iş bu gerekçeli kararın tebliği suretiyle ihtarına,
3- 6100 sayılı HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,
4-Sair hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/02/2025
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır