T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/717 Esas
KARAR NO: 2025/516
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/11/2024
KARAR TARİHİ: 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "...' nun işletmesinin davacı şirket tarafından yürütüldüğünün, davalıya ait muhtelif plakalı araçlar ile muhtelif tarihlerde ücret ödenmeksizin ihlalli geçişlerin yapıldığının, geçiş ücretlerinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine davacı şirket davalı aleyhine ... 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve tahakkuk ettirilen gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığının, ancak davalının borcun tamamına, faize, faiz oranına ve her türlü ferilerine itiraz ettiğinin, ilgili icra müdürlüğünce de söz konusu itirazın süresinde olması halinde takibin durdurulmasına karar verildiğinin, davalının borcun tamamına yönelik itirazlarının asılsız olduğunun, davalının kendi ihmal ve kusurunun sonuçlarından davacı şirketi sorumlu tutmaya çalışmasının kabul edilemez olduğunun, davalıya ait muhtelif plakalı araçlar ile işletme hakkı davacıya ait otoyolda muhtelif tarihlerde ücret ödemeksizin ihlalli geçişlerin yapıldığının, davalıya ait araçların otoyolu kullandığı anlarda HGS/OGS hesaplarının müsait olmadığının, HGS/OGS hesabını müsait tutmak ve geçiş ücretini ödemeye yetecek bakiye bulundurmanın davalının sorumluluğunda olduğunun, bununla birlikte otoyoldaki tüm levha ve uyarılarla yolun genel durumuna dikkat ederek araç kullanmak araç sahiplerinin ve sürücülerin kendi sorumluluğunda olduğunun, ücretli otoyolları kullanan davalı HGS/OGS hesabını müsait tutmayarak davacının sağladığı hizmetin karşılığında ücret ödeme yükümlülüğünü kendi kusurlarıyla ihlal ettiğinin, davalının kendi ihmal ve kusurunun neticesini davacıya yüklemeye çalışmasının kabul edilemez olduğunun, hesabı müsait olmayan ve geçişe ilişkin banka provizyon sorgusu kontrolü olumsuz dönen OGS/HGS etiketinden geçiş ücreti çekilemediğinin ve ücreti ödenmeyen geçişleri için geçiş ücreti ve bu geçiş için ceza bedeli borçları tahakkuk ettirildiğinin, yapılacak olan hesaplamayla da görüleceği üzere davacı kanuna uygun olarak ihlalli geçiş ücreti tahakkuk ettirdiğinin ve cezai yaptırım uyguladığının, davacı tarafından geçiş yapan araçlara ait OGS veya HGS hesaplarından geçiş ücretinin tahsil edildiğinin, OGS veya HGS cihaz ve hesaplarının uygun olmaması halinde araç sahipleri ihlalli geçiş tarihinden başlayarak 15 gün süre içerisinde geçişi bedellerinin cezasız olarak ödeyebildiklerinin, belirtilen süre içerisinde ücretini ödemeyenler hakkında ise kanunun açık hükmü uyarınca ücretin dört katı tutarında ceza uygulandığının, davacının söz konusu cezayı uygulamaması kanuna aykırılık teşkil edeceğinden bu konuda davacıya bir sorumluluk yüklenmesinin hukuka aykırı olacağının, ihlalli geçişi yapan araç sahibinin birçok kanaldan ihlalli geçiş sorgulaması yaparak yasal takip aşamasına gelmeden borcunu ödeyebildiği, davalının ... 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini..." talep ve dava etmiştir.
Dava İİK 67. Madde uyarınca icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalının tacir olup olmadığına ilişkin olarak Vergi Dairelerine , ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne, ... Esnaf ve sanatkarlar Odasına müzekkereler yazılarak, deliller toplanmış, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabında davalının gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı ve ... Vergi Dairesi cevabi yazısında davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilmiş ş, ... Esnaf ve sanatkarlar Odasından gelen cevabi yazıda ise davalının esnaf kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir.
HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, her ne kadar davalı taraf tacirse de, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazıya göre davacının gerçek kişi tacir olmadığı, Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıya göre işletme hesabına göre defter tuttuğu ancak esnaf/tacir için belirlenen yıllık alım satım miktarlarının altında beyanname verildiği, davacının tacir olmadığı, dolayısıyla tacirler arasında bir davanın söz konusu olmadığı, iş bu davanın münhasıran ticari davalar arasında da yer almadığı, genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, görev dava şartı eksikliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden REDDİNE,
2-Davaya bakmaya görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
3-6100 sayılı HMK nın 20. maddesi uyarınca, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde davacılar tarafından yapılacak müracat halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
4-Tarafların yukarıda belirtilen süre içerisinde başvarmamaları halinde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına,
5-6100 sayılı HMK nın 331/2 maddesi uyarınca harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve gider avansı gibi hususların görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
18/06/2025
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza