T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/793 Esas
KARAR NO: 2025/555
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 19/12/2024
KARAR TARİHİ: 25/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilim...Odası'na bağlı servis aracı işletmeciliği yapmakta, servis taşımacılık sektöründe faaliyet göstermektedir. Davalı borçlu şirket müvekkilimden servisle personel taşıma hizmeti almış ve bunun karşılığında müvekkil şirket tarafından davalı borçlu şirkete ekte sunduğumuz 31/08/2024 tarih ve ... sayılı 60.060,00-TL tutarlı ticari fatura keşide edilmiş ve davalı borçluya gönderilmiştir. Bu faturalara karşı davalı-borçlu şirketin herhangi bir itirazı olmamış, dolayısı ile bu fatura kesinleşmiştir.Davalı borçlu şirket bu faturaya konu ödemeleri yapmamış olup, halihazırda bu faturalar nedeniyle müvekkilin alacağı mevcuttur. Sayın Mahkemenizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi marifetiyle yapılacak inceleme neticesinde bu husus ortaya konulacaktır. Davalıya kesilen fatura davalıca kayıtlara alınmış ve vergi dairesine bildirilmiştir. İlgili vergi dairesinden ba-bs formaları istendiği taktirde faturanın kayıtlı olduğu görülecektir. Aynı zamanda Davalı şirket yetkilisi ile yapılan görüşmelerde de borcu kabul etmelerine rağmen ödemeler yapılmamıştır.
Müvekkilin Davalı borçludan alacağının tahsili için ... 9. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davalı borçlunun 01/11/2024 tarihli itiraz dilekçesi sebebiyle icra müdürlüğünce 04/11/2024 tarihli tensip ile takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Davamızın kabulüne, davalı borçlunun ... 9. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasında vaki itirazın iptaline ve takibin devamına, alacak tutarının %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı müvekkilinin şirketi olduğunu bu şirket vasıtası ile müvekkil şirket ile ticari ilişki kurduğunu, müvekkil şirketin dava dışı şirketten hizmet aldığını iddia etmiştir. Söz konusu iddia haksız ve mesnetsiz olup müvekkil, davacı veyahut davacının dilekçesinde bahsettiği şirketten herhangi bir hizmet almamıştır. Davacı her ne kadar müvekkil şirketin hizmet aldığını iddia etmiş ise de buna ilişkin olarak faturadan başka bir delil dosyaya sunmamıştır. Davacı ile müvekkil şirketin aralarında böyle bir ticari ilişki olduğuna dair sözleşme de bulunmamaktadır. Yine hizmetin müvekkil şirkete tam ve eksiksiz olarak verildiğine dair ispat yükü davacıdadır. Davacının dosyaya sunmuş olduğu müvekkilin imzasının dahi bulunmadığı faturadan hizmetin nasıl ve ne zaman yapıldığı dahi anlaşılmamakta olup böyle bir hizmetin nasıl ve ne zaman verildiğine dair iddiasının ispatı davacıdadır. Fatura tanzim eden davacının müvekkil şirket ile arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmamakta ve bu nedenle fatura herhangi bir akdin ifası olarak da düzenlenmemiştir. Fatura sözleşmenin kurulması ile değil ifasına ilişkin olduğundan öncelikle bir hizmetin verildiği davacı tarafından ispat edilmelidir. Kabul anlamına gelmemekle kaydıyla, fatura ile talep edilen bedel fahiştir. Davacının müvekkil şirkete vermiş olduğu bir hizmet bulunmamakta olup bu durum her iki tarafın da ticari defterlerinin incelenmesi durumunda anlaşılacaktır ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirkete davacı tarafından böyle bir hizmet verilmiş olsa dahi yapılan faturalandırılma fahiştir. Görevsiz Mahkemede açılan iş bu davanın usulden reddine,
* Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine,
Takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." savunmuştur.
DELİLLER:
... 9.İcra Dairesi'nin ...E.sayılı dosyası, 26/04/2025 tarihli bilirkişi raporu, faturalar, taraflara ait BA/BS formları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; sözleşme ve faturadan kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67. madde uyarınca iptali talebine ilişkindir.
Her ne kadar davalı tarafça zamanaşımı itirazında bulunulmuşsa da alacağın sözleşme ve faturadan kaynaklı bir alacak olması ve TBK 146. Madde de ön görülen zamanaşımı süresinin dolmamış olması nedeniyle davalı yanın zamanaşımı itirazı kabul edilmemiştir.
Davalı tarafça görev itirazanda bulunulmuşsa da, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde davacı asilinde gerçek kişi tacir olduğu, eldeki davanın tacirler arasında görülen nispi ticari dava niteliğinde bir dava olduğu ve davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Ticaret mahkemesi olması nedeniyle görev itirazı kabul edilmemiştir.
... 9.İcra Dairesi'nin... takip sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısı ... tarafından, borçlu ... Şirketi aleyhine 64.310,00TL fatura alacağının icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %51,75 oranında faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişiden alınan 26/04/2025 tarihli raporda özetle; " davacı ...'ın yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2024 yıllarında vergi mükellefi olarak bu vergi dönemine ait Yevmiye Defteri, Envanter Defteri ve Defter-i Kebir Açılış ve Kapanış Noter tastiklerinin tam ve süresinde alındığı, ticari defterlerin T.T.K nu ve V.U.K nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, bu nitelikleri dahilinde sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, 31/08/2024 tanzim tarihli ve 60.060,00 TL bedelli faturanın Davacının Ticari Defter ve Kayıtlarına usulüne uygun işlendiği, 31/08/2024 tanzim tarihli ve 60.060,00 TL bedelli faturanın Davalı tarafından BA ve BS Formları marifetiyle Vergi Dairesine bildiriminin yapılmadığı, Taraflar arasında yazılı şekilde ve ıslak imzalı bir Hizmet Sözleşmesinin kurulmadığı, ancak Carin Hesap (Muavin) Defterinde geçmiş tarihlere yönelik olarak çok sayıda Satış ve Ödeme kayıtlarının varlığı sebebiyle Taraflar arasında Ticari İlişkinin varlığının tespit edildiği, Davacı tarafça tanzim edilen Fatura muhteviyatındaki, “Verilen Taşıma Hizmetinin” Teslimini ispat eden herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı Teslimin başkaca vakıalarla ispat edilmesi halinde; ... 9.İcra Dairesi ... ICRA sayılı İcra dosyası nezdinde Davacı Alacaklı ...'ın Davalı Borçiu ...Şti.'nden Toplam 64.317,68 TL tutarında Alacaklı olduğunun hesaplandığı (Talep: 64.310,00 TL) .." rapor edilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
... tarihli ve ... sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “Diğer Tarafın Ticari Defterlerini ibraz etmemes” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.
Nitekim, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi...Esas, ... Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yazılı olmayan taşımacılık sözleşmesinden kaynaklı ticari bir ilişki bulunduğu, davacı tarafça verilen hizmete ilişkin ücretlerin ödenmediği iddiasıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafa, ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, ibraz edemiyorsa mazeretini ile birlikte ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere bulundukları yeri bildirmesi, ticari defter ve belgeleri ibraz etmez ve mazerette bildirmez ise, defter ibrazından kaçınmış sayılacağı ve davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağı ihtaratı 14/02/20255 tarihli duruşmada yapılmış, davalı tarafça defter inceleme günün de defterler ibraz edilmediği için davalı yan ticari defterleri incelenmemiş HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmıştır. Davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur. Davacı taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde düzenlenen rapora göre, davacı yanın takip tarihi itibariyle davalı yandan takibe konu faturadan kaynaklı olarak 60.060,00 TL asıl alacağının bulunduğu, davalı yanın takip öncesinde temerrüte düşürülmemiş olması nedeniyle takibe kadar işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davalı yanın borcunu ödediğini iddia ve ispat edemediği,bu nedenle icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, alacağın faturadan kaynaklı likit bir alacak olması nedeniyle davacı lehine % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı yanın ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 60.060,00 TL üzerinden ve takip talebindeki diğer hal ve şartlar üzerinden devamına, takibe kadar işlemiş faiz talebinin reddine,
2-60.060,00TL'nin %20'si oranında hesaplanan 12.020,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.102,70TL harçtan peşin alınan 776,71TL'nin ve davacı tarafça icra dosyasına yatırılan 321,55TL harçların toplamı olan 1.098,26TL'nin mahsup edilerek bakiye 3.004,44TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 237,90TL'sinden davacı tarafın, 3.362,10TL'sinden davalı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 1.098,26TL peşin harç, 427,60TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.525,86TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen kabul edilen 60.060,00TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen red edilen 4.250,00TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 4.250,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 103,00TL tebligat, posta gideri ile 9.000,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.103,00TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 8.501,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.25/06/2025
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza