T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/809 Esas
KARAR NO : 2025/1092
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/03/2016
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirketin ... A.Ş. ile davalılardan ... A.Ş. (Eski Unvan: ....Tic. A.Ş.) arasında 08.10.2015 tarihinde "2016 Yaz Sezonu Sözleşmesi" ve yine 08.10.2015 tarihli "Ek Protokol" yapıldığını, bu sözleşme uyarınca davalılardan ...'in kendisine bağlı olan ... (...), ... (...), ... (...), ... (...), ... (...), ... (....), ... (...), ... (...) otellerinde ve sözleşmesinin imzalanmasından sonra kendi bünyesine katılacak otellerde sözleşme içindeki detaylar doğrultusunda; otel kategorisi, oda ve yatak adetleri bulunan, ayları ve bunlara karşılık gelen fiyatları belirtilmiş olan odaları müvekkili şirket için rezerve edeceğini, buna karşılık olarak da müvekkili şirket tarafından davalı ...'e bu edimlerinin karşılığı ve sözleşmenin ödeme vasıtası olarak çekler verildiğini, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin ödeme vasıtası olarak verilmiş olan bu çeklerin 12 adet olduğunu, müvekkili şirketin uzun yıllardır sektörde başarılı bir şekilde hizmet verdiğini ve hala en iyi şekilde hizmetlerine devam eden ve Türkiye'nin turizm sektöründe akla ilk gelen firmalarından olduğunu, müvekkili şirketin ... ile yapmış olduğu sözleşme uyarınca birçok müşterisine hizmet sattığını ancak ...'in ekonomik bir darboğaz içine girmesi, kendine bağlı otellerin kapanması ya da kira sözleşmelerinin iptal edilmesi nedenleri ile müşterilerin rezervasyonlarının iptal edilmesi sonucu ile karşılaştığını, müvekkili şirketin müşterilerin gözünde güven kaybetmiş olması ve uğradığı prestij kaybının yanı sıra davalı ...'in sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyecek olmasının aşikar olması nedeni ile büyük bir maddi zarara uğrama ihtimalinin olduğunu, müvekkili şirketin davalı ...'e sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmesi karşılığında, bu edimlerin bedellerinin ödemesini teşkil etmek üzere, 12 adet çeki verildiğini, müvekkili şirket ile davalı ... arasında imzalanmış 08.10.2015 tarihli "2016 Yaz Sezonu Sözleşmesi" uyarınca dava dilekçesinde dökümü yapılan çeklerin tamamının müvekkili şirket tarafından davalı ...'e vadesinde muteber olmak koşulu ile verildiğini ve taraflarca bu çeklerin vadesinden önce çekilemeyeceği ve başkasına devredilemeyeceğinin kararlaştırılarak imza altına alındığını, yine karşılıklı olarak imza altına alınan bu sözleşme gereği sözleşmede düzenlenen hükümler doğrultusunda davalı ...'e ... 18. Noterllğl'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve sözleşmenin ödeme vasıtası olarak verilmiş olan çeklerin iadesinin talep edildiğini, bunun üzerine davalı ...'in müvekkili şirkete ... 53. Noterliği'nin ...tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap vererek, sözleşmesel edimlerini, içinde bulundukları darboğaz nedeni ile yerine getiremediklerini, çekleri vadesi geldiğinde tahsil edilmesi için çeşitli bankalara vermiş olduklarını ve müvekkili tarafından gönderilen ihtarname uyarınca bu ilgili bankalara ihtarnameler göndererek çeklerin tahsil edilmeksizin ve müvekkil şirkete teslim edilmek üzere iadesini istediklerini belirttiklerini, davalılardan ...'den alınan bilgiye göre; çeklerin bir kısmının ... Bank A.Ş. ... Şubesi'ne tahsil edilmesi amacı ite teslim edildiğini, diğer davalı ... Bank A.Ş.'ye 23.10.2015 tarihli çek tevdi bordrosu ile tahsil amacı ile teslim edilen çeklerin aşağıda tabloda görüldüğü gibi 3 adet olduğu, turizm sektöründe Tur Operatörü - Otel ilişkisinde sözleşme kapsamındaki edimlerin karşılığı olan ödemeler için vadesinden önce muteber hale gelmeyecek, devredilmeyecek çekler verilmesinin oldukça yaygın bir uygulama olduğunu, bu şekilde tur operatörü sözleşmenin ödeme vasıtası olarak birtakım çeklerin verilerek bu çeklerin otel tarafından yüklenilen edimler yerine getirildiğinde çek bedellerinin tahsil edilerek alacak - borç ilişkisinin çözüme kavuşturulduğunu, somut olayda düzenlenen sözleşmede bu hususların ayrıntılı olarak düzenlendiğini, verilen çeklerin sözleşmenin ödeme vasıtası olarak verildiğini, vadesinden önce muteber olmayacağının, çekilmeyeceğinin, devredilmeyeceğinin hükme bağlandığını ve edimlerin yerine getirilememesi halinde iade edileceğinin belirtildiğini, davalı ...'in kendisine sözleşmenin ödeme vasıtası olarak verilmiş olan çekleri vadesinde tahsil edilmesi amacı ile diğer davalı ... Bank A.Ş.'ye verdiğini, davalı bankanın bulunduğu konum itibarî ile basiretli bir tacir gibi hareket etmek durumunda olması gerektiğini, itibar müessesesi olan bankaların, bu vasıfları nedeniyle gerekli bilgi ve tecrübelerinin varlığı hususunda kendilerine duyulan güveni boşa çıkarmamaları gerektiğini, yapılan her işlemin hukuk nezdinde basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğu gerçeği göz önünde tutularak değerlendirilmesi gerektiğini, ticari hayatın ortasında olan bankanın, çekleri ancak davalı ...’in yüklendiği edimlerin tam olarak yerine getirmesi halinde tahsil etmek üzere aldığını, davalı ...'in müvekkili şirket ile yapılmış olan 08.10.2015 tarihli "2016 Yaz Sezonu Sözleşmesi'ni çeklerin teslimi sırasında davalı bankaya sunduğu, bu durumun davalı ...’in davalı bankaya çekleri iade etmesi yönünde çekmiş olduğu ... 53. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinden açıkça anlaşıldığını, davalı bankanın hem ticari konumu nedeni ile basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğu için hem de davalı ...'in kendisine gönderdiği ihtarnameden bu sözleşmenin kendilerine sunulduğu aşikâr olduğu için sözleşme hükümlerini bildiğini, dolayısı ile davalı bankanın tahsil amacı ile aldığı bu çeklerin diğer davalı ... tarafından sözleşmesel edimler yerine getirilmez ise tahsil edilmeyerek, müvekkili şirkete iade edileceğini bildiğini, bu noktada davalı bankanın çekleri iade ile yükümlü olmasına rağmen çekleri iade etmediği için işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, davalı ...'in müvekkiline ait çekleri diğer davalı bankaya tahsil etmesi için tevdi ettiğini ve bu hususu da her iki davalının da imza altına almış olduğu çek tevdi bordrosunda açıkça belirtildiğini, tahsil amacı ile yapılan ciro vekâlet hükmünde olduğunu, somut olayda davalı bankanın davalı ... adına, müvekkili şirket tarafından verilmiş olan çekleri, sözleşme hükümleri uyarınca tahsil etmekle yükümlü olduğunu, dolayısı ile bu hizmeti yerine getirirken sözleşme hükümlerine ve davalı ...'in talimatlarına bağlı olduğunu, davalı ...'in sözleşme hükümlerini yerine getiremeyeceğini açıkça belirttiğini ve tahsil için verdiği çeklerin iadesi talimatında bulunmuşsa da davalı banka tarafından bu talimatın yerine getirilmediğini, vekâlet ilişkisinin dışına çıkıldığını, tahsil cirosuyla bir senedi elinde bulunduran kimsenin kendi cirantasının temsilcisi durumunda olduğu cihetle ancak ona vekâleten senet bedelini tahsile veya tahsil için senedi bir başkasına ciro etmeye yetkili olduğunu, bankanın burada, bedelin diğer davalı ... adına tahsili konusunda ...'in vekil hamili olduğunu, bankanın kullanacağı hakların sadece tahsile yönelik haklar olduğunu, müvekkili şirket, davalı ...’e karşı ileri sürebileceği tüm hakları davalı bankaya karşı da ileri sürebileceğini, olayda basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olan bankanın, her şeyden önce bu çekleri tahsil etme amaçlı alırken, çek keşidecisi müvekkili şirket ile diğer davalı ... arasındaki ticari ilişkiyi ve çeklerin verilme amacını araştırmakla yükümlü olduğunu, müvekkili şirket ile davalı ... arasındaki sözleşmenin de çeklerin teslimi aşamasında davalı banka tarafından istendiği ve incelendiğinin açıkça görüldüğünü, davalı bankanın bu sözleşme şartlarına vakıf olup, çeklerin hangi koşullarla tahsil edilebileceğini, hangi koşullarda iade edilmesi gerekeceğini bilebilecek durumda olduğunu, davalı bankanın işbu çekleri alırken müvekkili şirket ile diğer davalı ... arasındaki ticari ilişkinin son bulma ihtimalini ve bunun sonuçlarını da göze aldığını, davalı ...'in sözleşme şartları uyarınca kendisine yüklenilmiş edimleri yerine getiremediğini açıkça belirtiyor iken vekil hamil sıfatındaki davalı bankanın çekleri iade etmiyor olmasının kötü niyetli bir tutum olduğunu, müvekkili şirketin davalı ... ile yapmış olduğu 08.10.2015 tarihli "2016 Yaz Sezonu Sözleşmesi” uyarınca bir borcu doğmadığını, bir yükümlülüğü oluşmadığını, bu nedenle ortada davalı bankanın elinde bulundurduğu çekleri elinde bulundurmaya devam etmesi için gereken hukuki bir sebep olmadığını, davalı bankanın müvekkili şirkete ait bu çekleri tahsil etmesi halinde müvekkili şirketin almadığı ve alamayacağı bir hizmetin bedelini ödemek zorunda bırakılmış olacağını, turizm sektörünün içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı düşünüldüğünde bu durumun müvekkili şirketi telafisi mümkün olmayan zararlara sürükleyeceği ve yeni ihtilaflar doğmasına sebep olacağını, Davalılardan ...’in kendisine bağlı olan ve 08.10.2015 tarihli sözleşme kapsamında bulunan oteller ile anlaşmalarının iptal olduğunu ve otellerin başka şirket ya da şahıslar tarafından işletilmeye başlandığını, Vural ...'in ve kendisine bağlı şirketlerin İflas etmesi nedeni ile bu firmaların Türkiye'deki incoming firması olan davalı ...’in de iflas edeceği konusunda çeşitli haberler çıktığını, davalı ...'in kendi iflasını istediğini ve bu davanın ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile yürütüldüğünün ilan edildiğini belirterek öncelikle 3 adet 550.000.00 TL= 1.650.000.00 TL lık çeklerin davalılar tarafından bankaya ibrazının önlenmesi, ödenmemesi, icra takibine konu edilmemesi için takdir edilecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile müvekkili şirketin davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı bankada bulunan ve yukarıda dökümü yapılmış olan çeklerin istirdatı ile müvekkili şirkete iade edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 20/10/2016 tarihli ön inceleme duruşmasındaki beyanında dava konusu 3 adet çek bedelinin dava tarihinden sonra ödendiğini belirterek ödenen bedellerin istirdatını talep etmiş olup, 25/10/2016 tarihli dilekçesinde aynı içerikte beyanda bulunarak ödemeye ilişkin banka dekontlarını ibraz etmiş olup, incelenmesinde; dava konusu çek bedellerinin 28/06/2016, 22/07/2016, 22/08/2016 tarihlerinde ödendiği anlaşılmıştır.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında 08.10.2015 tarihinde 2016 Yaz Sezonu Sözleşmesi yapıldığını, işbu sözleşme ile müvekkili şirkete ait olan otellerde, tur operatörü konumunda olan davacı şirkete oda rezervasyonu yapıldığını, bu durumun turizm sektöründe yaygın olarak uygulanan bir durum olduğunu, müvekkilinin de davacı şirket ile bu doğrultuda bir sözleşme yaparak, rezervasyonu yapılan odaların bedellerini teşkil etmek üzere davacı şirketten bir takım çekler aldığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında yapılan sözleşme uyarınca, işbu sözleşmede müvekkili tarafından yüklenilen edimlerin karşılığını teşkil edecek şekilde birtakım çekler alındığını, bu çeklerin sözleşmenin ödeme vasıtası olarak alındığını ve müvekkili şirketçe vadesinden önce muteber hale gelmeyeceğinden ötürü çekilmemesi ve devredilmemesi hususunda taahhüt veriidiğini, bunun yanı sıra müvekkili şirketçe yüklenilen ve sözleşmede belirtilmiş olan edimlerin yerine getirilmemesi halinde çeklerin davacı firmaya iade edileceğinin taahhüt altına alındığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki sözleşme imzalandıktan bir süre sonra işbu çeklerin çeşitli bankalara verildiğini, bu çeklerin bankalara verilmesinin amacının tamamen çeklerin vadesi geldiğinde müvekkili şirket adına ve hesabına tahsil edilmesini sağlamak olduğunu, bu şekilde çeklerin müvekkil şirket kasasında unutulması, ibraz süresinin kaçırılması gibi bir takım durumların önüne geçilebildiğini, bankalara tahsil amacı île verilen çeklerin, banka tarafından takip edildiğini ve zamanı geldiğinde tahsil edilerek, tahsil edilen bu bedelin önce doğrudan müvekkili şirket hesaplarına, buradan da virman suretiyle kullanılmış ya da kullanılacak krediler ile ilgili hesaplara konulduğunu, herhangi bir şekilde çeki veren firma ile bir ihtilaf yaşanırsa ve çekin iade ediimesi gerekir ise çekin bankadan alınıp, muhatap şirkete iade edilebildiğini, somut olayda bankaların verilen çekleri alma aşamasında, bu çeklerin veriliş sebebine ilişkin belge ibraz etmemelerini talep ettiklerini ve çeklerle birlikte her üç bankaya davacı ile yapılan 08.10.2015 tarihli 2016 Yaz Sezonu Sözleşmesinin teslim edildiğini, çeklerin teslimi aşamasında bu çeklerin tahsil amacı ile verildiğini gösterecek şekilde çek tevdii bordrolarının banka tarafından düzenlendiğini ve imza altına alındığını, hiçbir surette sözleşmenin ödeme vasıtası olarak alınan bu çekleri bankaya temlik amacı ya da kredinin teminatını sağlatma amaçları olmadığını, bankaların çekin ne koşullar ile verildiğini ve ödeme vasıtası olduğunu bildikleri için çek tevdii bordrolarına özellikle tahsil amacı ile alındığını yazdıklarını, çeklerin tahsil amacı ile bankaya teslim edilmesinden sonra müvekkili şirket alacaklarını tahsil edemediğinden birtakım ekonomik sıkıntılar içine girdiğini, 24 Kasım 2015 tarihinde Türk hava sahasını ihlal eden rus uçağının düşürülmesi sonucunda Rus Hükümetinin yürürlüğe koyduğu yaptırımlar sebebiyle turizm sektörünün ciddi ölçüde olumsuz etkilendiğini, müvekkili şirketin cirosunun önemli yüzdesini oluşturan 2016 yılı yaz sezonu Rus pazarı kontenjan sözleşmelerini tüm çabalarına rağmen yapamadığını ve ön ödeme ( avans) çeklerini alamadığını, ilerleyen günlerde yaşanan terör olayları sebebiyle aynı durumun Avrupa pazarı içinde söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin büyük mali kayıplara uğrayarak ödemelerini yapamayacak ve faaliyetlerini sürdüremeyecek duruma geldiğini, tedarikçi ve bankalarla olan ticari ilişkisinin bozulduğunu, müvekkili şirket hakkında çok sayıda haciz yoluyla icra takipleri başlatıldığını, müvekkili şirketin aktiflerinin pasiflerini karşılayamaz duruma gelmesi sebebiyle aciz haline düştüğünü, bu sebeple Türk Ticaret Kanunun 376.maddesi ve İcra İflas Kanunu'nun 178. maddesi gereğince iflasına karar verilmesinin istendiğini, iflas davasının .... 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...sayılı dosyasında görüldüğünü, bu süreçte oteller ile olan anlaşmalar ve davacının müşterilerinden birçoğunun rezervasyonunun iptal edildiğini, davacı tarafın bunun üzerine, edimlerin yerine getirilemeyeceğini anlayarak sözleşme hükümlerine uygun bir şekilde alacağı hizmetlerin karşılığı olarak verdiği çeklerin iadesini talep ettiğini, bunun üzerine bankalara derhal talimatlar yazıldığını ve ihtarnameler çekilerek tahsil edilmesi için verildiğini, çeklerin tahsil edilmeksizin iade edilmesi gerektiğinin belirtildiğini ancak bankanın müvekkili tarafından verilen talimata uymadığını ve aslında böyle bir durum olmamasına rağmen çeklerin müvekkili tarafından çekilmiş kredilerden dolayı alındığına ilişkin bir takım ibareler kullandığını, bankanın beyanlarına bakıldığında çeklerin alınma amacını açıklayamadıklarının görüleceğini, bankanın savunduğu tek hususun çeklerin tahsilinde müvekkili şirket borcuna mahsup edilmek üzere alındığını beyan etmek olduğunu ancak bu işlemin de özünde bir tahsil işlemi olduğunu, bankanın müvekkilinin nam ve hesabına ve tamamen müvekkilinden aldığı yetkiye dayanarak çeklerin tahsilini sağladığını, tahsil edilen çek bedellerini müvekkili şirket hesaplarına koyduğunu, işlemlerin müvekkilin onayı ve rızası dışında, tamamen bankanın kendi insiyatifi ile yaptığı işlemler olduğunu, bankanın sadece tahsil ile yetkilendirilmiş olmasına ve yine tahsil ile ilgili işlemler yapıyor olmasına rağmen, çek bedellerini doğrudan kendi alacağı için tahsil ediyor gibi gösterdiğini, müvekkilince çeklerin tahsil cirosu amacıyla verildiğini, davalı bankanın, müvekkili tarafından vekil hamil olarak yetkilendirilmiş olmasına rağmen kendi insiyatıfı ile bu şekilde bir uygulama yaptığını, bu nedenle davacı şirketin uğradığı zararlardan sorumluluğun davalı bankaya ait olduğunu, müvekkili tarafından hem çeklerin verilmesi aşamasında hem de sonrasında gerekli özenin gösterilmediğini ve bankalara gerekli talimatların verildiğini ancak bankanın müvekkili tarafından verilen bu talimatlara riayet etmediğini, davacının davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalı bankadan alınarak davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; diğer davalı .... A.Ş. ile İmzaladığı 08.10.2015 tarihli "2016 Yaz Sezonu Sözleşmesi" ve "Ek Protokol" kapsamında diğer davalıya ödeme vasıtası olarak çekler verdiğini ancak diğer davalının ekonomik olarak girdiği darboğaz nedeniyle sözleşmede kendisine yüklenilen edimleri yerine getiremeyeceğinin anlaşılması üzerine çeklerin iadesini talep ettiğini, anılan sözleşme gereğince düzenlenen ve davalı ... A.Ş.'ye teslim edilen çekler nedeni ile son hamil olan müvekkili bankaya karşı sorumlu olmadıklarını iddia etmek suretiyle, borçlu olmadıklarının tespiti ile çeklerin ibrazı halinde ödenmemesi ve icra takibine konu edilememesine ilişkin ihtiyati tedbir talep edildiğinin anlaşıldığını, davacı tarafın borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği çeklerin, davacının iddiasının aksine, müvekkili bankaya temlik cirosuyla devir ve teslim edilen çekler olduğunu, davacının çeklerin tahsil cirosu ile müvekkili bankaya devredildiğine dair iddiasının hiçbir dayanağı olmadığını, çeklerin üzerinde tahsil cirosu ile bankaya verildiğine dair bir kanıt bulunmadığını, Yüksek Mahkemece de bir cironun tahsil cirosu sayılabilmesi için "bedeli tahsil içindir", "kabz içindir" ve/veya "vekaleten" ibaresini taşıması gerektiğinin kabul edildiğini, müvekkili bankanın her gün yüzlerce çek ile işlem yaptığını, çek keşidecileri ile cirantalar arasındaki ticari ilişkiyi inceleme yükümlülüğünün olmadığını, kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği çek üzerinde yer almayan kayıtların iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, aksi bir durumda ticari hayatta çek kullanımının imkânsız hale geleceğini, davacının çeklerin ciro edilmesini, devredilmesini engellemek amacında ise bu hususu çek üzerine yazması gerektiğini, bu durumda basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek çeklerin üzerine gerekli kaydı düşmeyen davacının, sonrasında iyi niyetli müvekkili bankaya karşı bunları ileri sürebilmesnin mümkün olmadığını, 6102 sayılı TTK'nın 818. Maddesinde yer alan yollama ile çeklerde uygulanması gereken 687. madde hükmünden de anlaşılacağı üzere çek borçlusunun lehdarla kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri hamile karşı ileri süremeyeceği hükmünün dava konusuna da uygulanacağı ve diğer davalının sözleşme hükümlerini yerine getiremeyecek olması nedeniyle ileri sürdüğü ödemezlik definin müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, bu durumun istisnasının müvekkili bankanın kötü niyetli olduğunun ispat edilmesi hali olduğunu, davacının, müvekkili banka ile herhangi bir ilişkisi bulunmadığından, müvekkili bankanın iyi niyetli olmadığını bilebilecek ve ispat edebilecek durumda olmadığını, bu durumda kötü niyeti ispat edilemeyen iyi niyetli müvekkili bankaya karşı davacı tarafı tarafından ileri sürülen iddialarının kabulünün mümkün olmadığı gibi hukuken de geçerliliği olmadığını belirterek müvekkili ... Bank A.Ş. hakkında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacı ile davalı .. A.Ş. (Eski Ünvan ... Tic. A.Ş.) arasındaki akdi ilişki nedeni ile davacı tarafından davalı şirkete verilen dava konusu çekler nedeni ile davalılara borçlu bulunulmadığının tespiti ve ödenen çek bedellerinin istirdatı talebine ilişkindir.
Mahkememizce verilen ...E.K. sayılı 13/06/2019 tarihli kararı ile "...A)Davacı tarafından davalı .. Tic. A.Ş. aleyhine açılan menfi tespit davasının kabulü ile davacının davaya konu ... Bankası ... Şubesine ait Keşidecisi ... A.Ş, lehtarı ...Tic.A.Ş (...) olan 24.06.2016 tarihli 883 numaralı 550.000,00-TL bedelli, .... Bankası ... Şubesine ait Keşidecisi ... A.Ş, lehtarı ...Tic. A.Ş (Majesty Hotels) olan ... tarihli ... numaralı 550.000,00 TL bedelli ,... Bankası ... Şubesi'ne ait Keşidecisi ... A.Ş, lehtarı ...Tic. A.Ş (...) olan 26.08.2016 tarihli 885 numaralı 550.000,00-TL bedelli çekler yönünden davalı ... Tic. A.Ş.'ye borçlu olmadığının tespitine,
B)Davacı tarafından davalı ... Bank A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine,
Yasal koşulları oluşmadığından davalı ... Bank A.Ş. Lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesine yer olmadığına..." karar verilmiş, kararın istinafı neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 45. Hukuk Dairesi'nin ... E.K. sayılı ilamıyla "...Somut olayda, davalı Bankanın, diğer davalı ... şirketinden dava konusu çekleri temlik cirosu niteliğini taşıyan beyaz ciro ile devraldığı, yukarıda yer verilen çek tevdi bordrosuna göre çeklerin davalı ... şirketinin borçlarının ödenmesinde kullanılacağının ifade edildiği, davalı ...'in davalı Bankadan kullandığı kredi mevcut olduğu gibi, çeklerin tevdi edildiği gün ayrıca çek bedelleri kadar tutarın davalı Banka tarafından davalı ...'in hesabına EFT yapıldığı, yani davalı ... şirketinin dava konusu çekleri borçlarını ödemek maksadıyla davalı Bankaya ciro ettiği, söz konusu cironun tahsil cirosu olmadığı, yukarıda yer verilen emsal kararlar ışığında değerlendirme yapıldığında gizli rehin cirosu olduğu hususu davacı tarafça iddia edilmediği gibi çekler üzerinde rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı ve bu yönde dosya kapsamında bir delilin de olmadığı, bu tespitler çerçevesinde söz konusu cironun temlik cirosu olduğu, dava konusu çeklerin davalı Banka tarafından ibraz ve tahsil edilerek, davalı ...'in borçlarının ödenmesinde kullanıldığı anlaşılmaktadır.
TTK'nın 818.maddesinin yollaması ile 687/1.maddesinde yer alan "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesi gereği, davacı tarafından davalı Bankanın poliçeyi iktisap ederken bile bile zararına hareket ettiğine dair bir delil sunulmadığı için davalı ... ile arasındaki ilişki nedeniyle şahsi def'ilerin davalı Bankaya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu durumda davalı Banka yetkili hamil olduğundan, mahkemece davalı Banka yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE..." karar verilmiş, anılan kararın temyizi neticesinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin ...E.K. sayılı 06.11.2024 tarihli ilamıyla "... 1. Karar tarihinden önce ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.05.2019 tarih ve ... E.,... K. sayılı ilamıyla davalı şirketin iflasına karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 14.02.2022 tarihinde kesinleştiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2024 tarihli geri çevirme kararı üzerine dosyaya gönderilen İflas Dairesi yazılarından tasfiyenin adi tasfiye şeklinde yapıldığı ve iflas idare memurlarının seçildiğinin bildirildiği, ancak ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığı hususunda herhangi bir bilginin verilmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece; iflas idaresine müzekkere yazılarak, ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığının sorulması, ikinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmamış ise İİK'nın 194. maddesi gereğince ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar davanın durmasına, davaya konu alacak, ikinci alacaklılar toplantısında iflas masasına kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına, alacak kısmen ya da tamamen reddedilmiş ve kayıt kabul davası açılmamış ise asıl ve birleşen davaya kayıt kabul davası olarak devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün re'sen bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle, re'sen HMK'nun 373/1. maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi’nin 12.06.2024 tarih...E., ... K. sayılı kararının KALDIRILARAK, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13.06.2019 tarih ve... E....K. sayılı kararının BOZULMASINA..." karar verilmiş, yargılamaya mahkememizin 2024/809 esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama aşamasında ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Anonim Şirketi'nin ... 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasından verilen karar ile 30.05.2019 gün saat 15:44 itibarıyla iflasının açılmasına karar verilmiş, iflas tasfiye işlemlerinin ... 3. İflas Müdürlüğü'nün ... esas sırası üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır. Davacıya yargılama aşamasında iflas müdürlüğüne alacak kayıt başvurusunda bulunmak ve sonucundan mahkememize bilgi vermek üzere süre verilmiş, yine mahkememizce ilgili iflas müdürlüğüne müzekkere yazılarak iflas dosyası akıbeti hakkında bilgi verilmesi istenilmiştir. ... 3. İflas Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından verilen 30/09/2025 tarihli cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinden; 16.01.2024 tarihinde alacaklı ...Şirket vekilinin kayıt başvurusunun 7.815.562,33-TL'sinin (tamamının) kabulü ile sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verildiği, işbu davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 331/1 maddesi gereğince davanın konusuz kalması halinde dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerekmektedir. Somut olayda davacı yanın dava tarihi itibarıyla müflis şirketten alacaklı olduğu anlaşıldığından davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL'nin başlangıçta peşin alınan 28.177,88-TL'den mahsubu ile bakiye 27.562,48-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan 2.500,00-TL bilirkişi ücreti, 750,20-TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 3.250,20-TL yargılama gideri ve 648,90-TL harç gideri olmak üzere toplam 3.899,10-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davacı vekili lehine takdir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesi gereği ilgili tarafa iadesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda, hükmün taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza