T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/821 Esas
KARAR NO: 2025/185
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/12/2024
KARAR TARİHİ: 12/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "06/12/2023 tarihinde, Dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç müvekkilime ait ... plakalı araca çarparak hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Davalııya ait aracın sürücüsü kazanın oluşumunda %100 kusurludur.Müvekkilim ...'e ait araçta, bu kaza neticesinde oluşan değer kaybı davalıların trafik sigorta poliçesinin teminat limitinin dolmasından ötürü işbu davanın genel mahkemelerde açılması gerekmiştir. Hasarın ağır olması sebebiyle bu kaza neticesinde müvekkilin aracının değer bir hayli düşmüştür. Bu nedenle değer kaybı tazminatı talep ediyoruz. Bu kaza sebebiyle müvekkilimin aracında hem değer kaybı oluşmuş, hem de hasarın büyüklüğünden dolayı yaklaşık 2 ay aracın onarımı için geçen süreden dolayı araç mahrumiyet bedeli tazminatı oluşmuştur. Müvekkilimin aracı ile harfiyat işleri yapmakta olup; günlük ortama kazancı 10.000,00 TL civarında olmaktadır.100,00 TL değer kaybı, 100,00 TL araç mahrumiyet bedeli/ticari kazanç kaybı tazminatılarının olay tarihinden itibaren davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri, bilirkişi ücreti ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Öncelikle davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden resen tetkiki ile talebin zamanaşımına uğradığının tespiti halinde süre yönünden reddini talep etmekteyiz. Ayrıca dava şartlarından olan hukuki menfaat koşulunun oluşup-oluşmadığının tetkikini davacının dava hakkı yoksa açılmış bulunan davanın bu yönden reddini istemekteyiz.Kazaya karışan ... sevk ve idaresinde ki ... plakalı araç dava dışı yüklenici firma ... Ltd. Şti. aittir. Teşekkülümüz ile dava dışı ... Şti. arasında "Araç Kiralanması (Sürücülü)" hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır. Görüleceği üzere imzalanan sözleşme gereği üçüncü kişilere verilen zarardan dava dışı yüklenici firma olan ...Ltd. Şti. sorumludur. Teşekkülümüz aleyhine açılan davanın pasif husumetten reddi gerekmektedir. Ayrıca dava konusu olay sebebiyle yapılan yargılamada Teşekkülümüz aleyhine karar verilecek olması durumunda yapılacak ödeme yüklenici firma ile imzalanan hizmet alımı sözleşmesi gereği yüklenici firmaya rücu edeceğinden, davanın ... Şti.'ye ve araç sürücüsü ...'a ihbarını talep ediyoruz.2-Davacı tarafça dava dilekçesinde karşı araç sürücüsünün kazada %100 kusurlu olduğu beyan edilmiş olup, iş bu beyan gerçeği yansıtmamaktadır. Kusur durumunu kabul anlamına gelmemekle birlikte Kaza Tespit Tutanağında her iki araç sürücüsüne %50 oranında kusur verilmiştir. Davacı beyanı hatalı olmakla birlikte yüklenici firmaya ait ... plakalı araca atfedilen kusur oranı da kabul edilemez. Meydana gelen kazada ... plakalı araç KUSURSUZDUR. Kazaya karışan davacıya ait ... plakalı ağır tonajlı aracın sol şeritte seyir halinde olması, hız sınırını aşması meydana gelen kazada %100 kusurlu olduğunu göstermektedir. Diğer taraftan karşı araca arkadan çarptığı beyanı da mevcut olup takip mesafesini korumadığı da açıktır. Fren izine dair herhangi bir bulgu da yer almamaktadır. Bütün bunlar ve dilekçe ekindeki video ve fotoğraflar bir arada değerlendirildiğinde davacı aracın takip mesafesinin korumadığı, hız sınırına uymadığı, fren izine rastlanmaması araç sürücüsünün yolu ve trafik akışını takip etmediğini göstermektedir. Açıklanan sebeplerde davacı araç sürücüsü kusurlu olup, esasen yüklenici firmaya ait ... plakalı araç kusursuz olup, yüklenici aracına atfedilen %50 kusur oranı hatalıdır. Talep edilen değer kaybı ve mahrumiyet bedeli tazminatının ... plakalı araç sürücüsünün Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden karşılanması gerekmektedir. ... plakalı aracın ZMSS sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş.'ne davanın ihbarını talep ediyoruz.
Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini..." savunmuştur.
Dava; maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı olarak tazminat talebine ilişkindir.
Davacının tacir olup olmadığına ilişkin olarak ... Vergi Dairesine, ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na müzekkereler yazılarak, deliller toplanmış, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabında davacının gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı ve ... Vergi Dairesi'den gelen cevabi yazıda davacının işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir.
HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, her ne kadar davalı taraf tacirse de, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazıya göre davacının gerçek kişi tacir olmadığı, Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıya göre işletme hesabına göre defter tuttuğu ancak esnaf/tacir için belirlenen yıllık alım satım miktarlarının altında beyanname verildiği , davacının tacir olmadığı, dolayısıyla tacirler arasında bir davanın söz konusu olmadığı, iş bu davanın münhasıran ticari davalar arasında da yer almadığı, genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, görev dava şartı eksikliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden REDDİNE,
2-Davaya bakmaya görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
3-6100 sayılı HMK nın 20. maddesi uyarınca, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde davacılar tarafından yapılacak müracat halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
4-Tarafların yukarıda belirtilen süre içerisinde başvarmamaları halinde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına,
5-6100 sayılı HMK nın 331/2 maddesi uyarınca harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve gider avansı gibi hususların görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.12/03/2025
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza