T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/828 Esas
KARAR NO: 2025/803
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 28/11/2016
KARAR TARİHİ: 30/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "... Plaka sayılı araç, müvekkili şirket nezdinde ... Numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile 27.08.2009-27.08.2010 tarihleri arasında davalı şirket adına sigortalı olduğunu, sigortalı araç, 03.04.2010 tarihinde alkollü sürücü ...'nın sevk ve idaresinde iken ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebep olduğunu, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...Soruşturma No.lu dosyası, ifade tutanakları ve dosyada mübrez belgelerde sigortalı araç sürücüsünün sigortalı ...plakalı araçla ... promil alkollü iken trafik kazasına sebep olduğu ve sürücü ...'nın tam kusurlu olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84.maddesinde yer alan asli kusurlardan "10 manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak" ve 52/1a kurallarını ihlal ettiği tespit edildiğini, meydana gelen kaza sonucunda vefat eden ...'nın mirasçıları tarafından ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkil sigorta şirketi aleyhine destekten yoksun kalma talebiyle açılan tazminat davası neticesinde verilen ... sayılı kararın ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine konu edilmesi üzerine, müvekkili şirket tarafından dosya hesabına 10.08.2015 tarihinde fer'iler dahil toplam 226.853,94 TL. ödeme yapıldığını, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, toplam 226.853,94 TL’nin ödeme tarihi olan 10.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, harç, masraf ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Öncelikle davanın görevsiz mahkemede açılmış olması sebebiyle dava şartı yokluğundan reddine, vekil edenin kazaya karışan araç üzerinde fiili hakimiyetinin sona ermiş olduğu kabul edilerek davanın husumet yokluğundan reddine, husumet itirazlarının reddi halinde kaza tarihinde önce aracı devralan ... Şti.'nin iş bu davanın ihbarı edilmesine, usule ilişkin itirazlarının kabul görmemesi halinde yapılacak tahkikat neticesinde ortaya çıkacak davacının haksız ve hukuka aykırı olarak ikame ettiği davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava dışı hak sahiplerine ödenen tazminatın, davalı sigortalıdan rücuen tahsili talebine ilişkindir.
Mahkememizce ... Esas - ...karar sayısı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamı ile; "Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava dışı hak sahiplerine ödenen tazminatın, davalı sigortalıdan rücuen tahsili talebine ilişkindir.
Eldeki davada, davacı tarafça, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında, dava dışı hak sahiplerine ödenen tazminatın, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle davalıdan rücuen tahsili talep edilmiş, davalı tarafça, taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesi bulunmadığı, müvekkili tarafından davaya konu kazaya karışan aracın kaza tarihinden evvel haricen dava dışı ....şirketine satıldığı, poliçenin adı geçen şirket tarafından yaptırıldığını ve sigorta primlerinin de söz konusu şirket tarafından ödendiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davalının, davacı tarafın akidi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. (6762 sayılı TTK'nin 1263.) maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamıştır. Sigorta ilişkisinin doğması için sigortacı ile sigorta ettirenin sözleşmenin zorunlu unsurları üzerinde yazılı veya sözlü olarak anlaşmaları yeterlidir. Bütün sözleşmeler gibi sigorta sözleşmeleri de iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile oluşur. Sigorta poliçesi taraflar arasında bir sözleşmenin bulunduğunu ispata yarar. Poliçenin bulunmadığı hallerde ise 6100 sayılı HMK'nın 200.maddesi hükümlerine göre ticari defterler, tarafların beyanları vs. gibi delillerden yararlanılarak sözleşmenin varlığı ispatlanabilir.
6102 sayılı TTK'nun 1423/1. maddesinde "sigortacı ile acentesinin sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildireceği" düzenlenmiş,
5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11/3.maddesinde "sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından gerek sözleşmenin kurulması, gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların yönetmelikte düzenleneceği" öngörülmüş anılan yasa hükmüne dayanılarak Hazine Müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinde, "sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu", Yönetmeliğin 7. maddesinde, "bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden herhangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği", Yönetmeliğin 8. maddesinde, "bilgilendirme formu içeriğinden aktedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümlür...vs. bulunacağı", Yönetmeliğin 9.maddesinde "bilgilendirme formunun en az 2 nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği" öngörülmüştür.
Somut olaya dönüldüğünde; davalı vekili, poliçenin müvekkilinin iradesi dışında 3.kişi tarafından düzenlendiğini, müvekkili ile davacı arasında söz konusu poliçenin düzenlenmediğini savunmakta olup, davalının savunması, sigorta poliçesinin inkarını içermektedir. Sigorta akitlerinin şekle tabi olmaması, poliçenin sadece tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren bir ispat aracı olması karşısında, poliçenin davalı tarafından düzenlendiği hususunun davacı tarafça 6100 sayılı HMK'nın 200. (mülga 1086 sayılı HMK'nun 288) vd. maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerekir.
Bu durumda mahkemece, dosya içerisinde bulunan poliçe nüshasında davalı şirketin imzasının bulunmadığı göz önünde bulundurularak, davacıya, davalının imzasını içeren poliçe aslını veya poliçenin yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğine ilişkin davalının imzasını içeren bilgilendirme formunu ibraz etmesi, davacının davalının poliçenin akidi olduğuna ilişkin tüm kesin delillerini sunması, gerekirse davacı sigorta şirketi ile poliçeyi düzenleyen acentenin tüm ticari defter ve kayıtlarında, poliçenin davalı tarafından düzenlenip düzenlenmediği hususunun da konusunda uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır." şeklindeki gerekçe ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamından sonra mahkememizce yukarıda yazılı esas numarası verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememiz dosyasına bozma öncesi alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı, bilirkişinin mahkememiz dosyasına sunmuş oldukları raporda özetle: "Dosyada bulunan delillerin nihai takdiri ve değerlendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Davacı (... Sigorta A.Ş.) tarafından Siyorla Ödçrmesine Dayanan Rucüen Tazminat davasına konu olan 220.853,94-TL tutarın ... 1, Asliye Ticarct Mahkemesi'nin ... E, ... K. kararına istinaden başlatılan ... 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir." şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Yine mahkememiz ara kararı gereği bozma öncesi alınan 2. Bilirkişi raporunda özetle: "... plaka sayıh araç sürücüsü ..., 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun csfi kusur sayılan hüller kurallardan Madde SAZ “Manevraları düzenleyen genci şartlara uymama hallerinde asli kusurlu sayılırlar” ve Madde 52 /l-a “ — Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, herizemin geçitlere, künellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltıhak “maddelerini ihlal etmesi sebebiyle meydancı gelen %100 oranında asti kusurlu, dava konusu zarardan ,...plakalı Hyundai markalı araçın ruhsat sahibi olan ...Tic. Ltd.şti'nin sorumlu olduğu, davacı siporta Şirketinin. davalı şirkete sİgorla sözleşmesinin tarafı ve siparla eltireni sıfatı ile rücu davası açmakta haklı bulunduğu ve 226,853,94 TL talep edebileceği, Dava konusu trafik kazasının dava dışı sürücünün münhasıran güvenli sürüş kabiliyetini kaybedecek derecede alkollü olası nedenine meydana geldiği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 318. Maddesinde; "(1) Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.
" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94. Maddesinde; "(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.
(2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.
(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nce davalı tarafın sözleşmeyi inkarı bulunduğu ve dosyaya sunulan sigorta sözleşmesinde davalının imzasının bulunmadığı da dikkate alınarak taraflar arasında gerçek bir sözleşme bulunduğunu kesin deliller ile davacının ispat yükü altında bulunduğu belirtilerek bu yönde davacıya iddiasını ispat imkanı sunulması gerektiğinden bahisle mahkememizin önceki kararı kaldırılmıştır. Bu kapsamda mahkememizce 31/12/2024 tarihli tensip zaptı ile davacı tarafa "2-Davacı vekiline davalının imzasını içeren poliçe aslını veya poliçenin yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğine ilişkin davalının imzasını içeren bilgilendirme formunu ibraz etmek üzere 1 aylık süre verilmesine,
3-Davacı vekiline davalının poliçenin akidi olduğuna ilişkin tüm kesin delillerini sunması için 1 aylık süre verilmesine, " şeklinde ara karar kurulmak suretiyle davalının poliçe akidi olduğunda ilişkin tüm kesin delillerini ve davalının imzasının içeren poliçe aslı ya da bilgilendirme formunu mahkememize sunmak üzere bir aylık süre verilmiştir. Süresi içerisinde davacı tarafça herhangi bir delil ve beyan sunulmaması ve davalı vekilinin de talepte bulunması sebebiyle bu kez davacı tarafa 05/03/2025 tarihli ara karar ile "2-Davacı vekiline davalının imzasını içeren poliçe aslını veya poliçenin yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğine ilişkin davalının imzasını içeren bilgilendirme formunu ibraz etmek üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmaması halinde mevcut delil durumuna göre karar verileceği hususunun ihtarına (ihtaratın işbu ara kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına)
3-Davacı vekiline, davalının poliçenin akidi olduğuna ilişkin tüm kesin delillerini sunması için 1 aylık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmaması halinde mevcut delil durumuna göre karar verileceği hususunun ihtarına (ihtaratın işbu ara kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına)" aynı mahiyette delillerini sunmak üzere yeniden imkan tanınmış ve HMK'nın 94/2 uyarınca kesin süre verilmiştir. Verilen kesin süre içerisinde ise davacı tarafça bahse konu sözleşme aslının kendi ellerinde olmadığı ancak acentenin elinde olabileceği belirtilerek acenteye müzekkere yazılması talep edilmiştir. Davacı tarafça gerek dava dilekçesi ile gerekse mahkememizce kaldırma ilamından sonra verilen süreler bağlamında ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmamıştır.
Davacı tarafından müzekkere yazılması talebi kabul edilmiş ve acentesi olan ...Şirketi'ne Davalı ile ...A.Ş arasında düzenlenen ... poliçe numaralı 27/08/2009 tanzim tarihli ZMMS poliçesinin ve buna bağlı olarak düzenlenen sigorta poliçesi bilgilendirme ve aydınlatma formu asıllarının gönderilmesi için müzekkere yazılmıştır. ...Şirketi'ne yazılan müzekkerenin adresin yetersiz olduğundan iade edildiği anlaşılmış olup mahkememizce UYAP üzerinden yapılan araştırmada .... Şirketi'nin terkin kaydının bulunduğunun anlaşıldığı ve yine Ticaret Sicil Gazetesi'nden mahkememizce yapılan araştırmada ... Şirketi'nin terkin olduğu, terkinden önceki adresinin ise müzekkerenin gönderildiği adres olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davalı tarafça davacının davaya dayanak yaptığı sigorta sözleşmesi inkar edilmiştir. Sigorta sözleşmesinin incelenmesinde davalı tarafça herhangi bir imza atılmadığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere ve istinaf mahkemesince de belirtildiği üzere her ne kadar sigorta sözleşmeleri şekle tabi olmasa da sözleşmenin varlığının davacı tarafça kesin deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamına istinaden davacı tarafa sözleşmenin aslını sunması ya da davalı tarafın sözleşmenin akidi olduğuna ilişkin kesin delillerini sunmak üzere önce 1 aylık süre akabinde ise 1 aylık kesin süre verilmiştir. Verilen kesin süre ihtaratında da mevcut delil durumuna göre karar verileceği ihtar edilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafça delil olarak sadece ... Şirketi'ne müzekkere yazılmak suretiyle poliçe aslının getirtilmesi deliline dayanılmış olup ticari defter ve kayıtlar gibi başkaca delillere dayanılmamıştır. Mahkememizce ... Şirketi'ne müzekkere yazılmış ancak yazılan müzekkere iade edilmiş ve mahkememizce UYAP ile Ticaret Sicil Gazetesi üzerinde yapılan araştırmalarda bahse konu acentenin terkin durumunda olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla terkin haldeki acentenin defterlerine ulaşma imkanı ve müzekkere ya da başka bir vasıta ile poliçe aslının dosya arasına alınma imkanı fiilen kalmamıştır. Bu bağlamda tarafların basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğü altında bulunduğu ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği hukuk yargılamalarında genel prensip olarak taraflarca getirilme ilkesi de dikkate alınarak davacı tarafın dayandığı delil dosya arasına kazandırılamamış ve kazandırılma imkanı da fiilen ortadan kalkmış ve davacı tarafça da başkaca bir delile dayanılmamış olması ve gerek Sigortacılık Kanunu gerekse kaldırma ilamında zikredilen yönetmelik uyarınca davacı tarafın elinde bulunması gereken imzalı bilgilendirme formunun dahi dosyaya sunulamamış olması hâsebiyle davalının davaya dayanak yapılan sigorta sözleşmesinin akidi olduğunu ispat imkanı bulunmadığı anlaşılmış olup davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 3.874,10 TL'nin mahsup edilerek fazla alınan 3.258,70 TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL tebligat-posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 226.853,94 TL üzerinden hesaplanan 36.296,63 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/09/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır