T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/94 Esas
KARAR NO : 2025/782
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/02/2024
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davalı sürücü ... sevk ve iradesinde bulunan ... plaka sayılı aracı ile yaya olan müvekkil ...'a 29/04/2023 tarihinde çarparak yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. Müvekkilin kaza neticesinde uğradığı maddi zararların tazmini için davalı sürücünün trafik sigortası poliçe sahibi ... Şirketine tarafımızca başvurulmuş olup, sigorta şirketi tarafından taleplerimiz karşılanmamış, yaralamalı ve maddi hasarlı kazaya ilişkin inceleme dosyası dahi açılmamıştır. İşbu sebeple tarafımızca davalı sürücü ve davalı sigorta şirketine karşı maddi ve manevi tazminat taleplerimize ilişkin beykoz arabuluculuk bürosu ... numaralı dosya ile arabuluculuğa başvurulmuş ancak yapılan arabuluculuk toplantıları sonucunda taraflar ile anlaşamıştır. Tüm bu sebepler ile işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur. Şöyle ki; Davacı müvekkil, ... Tesisleri'nde personel olarak çalışmaktadır. Müvekkil 29/04/2023 tarihinde ..., ... açık adresli iş yerinde su almak için dışarı çıkmış olup, iş yerinin karşısında bulunan ... durağından yaya olarak ...'ye doğru karşıdan karşıya geçerken davalı ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracı ile davacı müvekkile çarpmıştır. Davalı ...'nin 6047 sayılı Kara Yolları Trafik Kanununa, hız sınırlarına ve trafik kurallarına aykırı bir şekilde kullandığı aracı ile davacı müvekkile yüksek hız ile oldukça şiddetli bir şekilde çarpmıştır. Müvekkil çarpmanın şiddeti ile havalanarak yere düşmüş ve yaklaşık 2 metre ileri doğru sürüklenmiştir. İşbu kaza anı ... kurumuna ait güvenlik kameraları tarafından kayda alınmış olup, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü ... Amirliği tarafından yapılan kaza incelemesi neticesinde 15/05/2023 tarihli görüntü inceleme tutanağı tutulmuştur. Polis Amirliği tarafından düzenlenen Görüntü İnceleme Tutanağında kaza anı; " Video tarih ve saatine göre 29.94.23 günü saat 20:43 sıralarında müşteki ... isimli şahıs kamera açısına girmiş, ...'ın saat 20:43:16 sıralarında ...'nin karşısında bulunan duraktan ...'ye doğru yaya olarak geçtiği sırada ... Mahallesinden ... Mahallesi istikameti yönüne doğru gelen ... isimli şahsın sürücülüğünü yaptığı ...plaka sayılı aracın ... isimli şahsa çarptığı, ... isimli şahsın çarpmanın etkisiyle yere düştüğü ve 2 mt. İleri sürüklendiği görülmüş olup, işbu görüntüleme tutanağı ile tanzimle imza altına alınmıştır." şeklinde kayıt altına alınmıştır. Bahse konu kamera kayıtlarının bulunduğu Görüntü İnceleme Tutanağı işbu dilekçe EK'inde mahkemenize sunulmaktadır. ... Polis Merkezinde bulunan Kaza yerine ait kamera kayıtlarının ... İlçe Emniyet Müdürlüğü ... Polis Merkezine müzekkere yazılarak dosyaya celbini sayın mahkemenizden ivedilikle talep ederiz.
Yukarıda bahsi geçen görüntü kayıtları ve kolluk kuvveti tarafından tutulan inceleme tutanakları ile ortaya konduğu üzere müvekkilin iş yerinin ... ye ait tesis olduğu bu sebeple iş yerinin karşısında yol üzerinde ... durağının bulunduğu ve yolun yayaların geçiş güzergahı olduğu bu sebeplerle Kara Yolları tarafından önlemler alınarak Kazanın gerçekleştiği yol üzerinde sürücelere hız kısıtlamasının getirildiği buna ilişkin azami hızı gösterir uyarıcı levhaların bulunduğu ayrıca tff'ye ait tesise giden yolda sürücelerin hız kesmesini sağlamak amacıyla belirli aralıklar tümsekler yapıldığı yapılan kaza yeri incelemeri ile kanıtlanmış olup, yargılama sürecinde yapılacak olan incelemeler ile de ortaya konacaktır. İlgili kurum ve Kara Yolları tarafından alınan hiçbir önleme ve Trafik kurallarına uymayan davalı sürücü azami hız kuralını ihlal ederek yaya geçidinde ve tümseklerde hız kesmeyerek, süratli bir şekilde araç kullanımına devam etmiş akabinde iett durağından karşıdan karşıya geçmek üzere olan davacı müvekkile çarparak yaralanmasına sebep olmuştur.
Kaza neticesinde müvekkil şiddetli çarpma sebebi ile yaralanarak bilincini kaybetmiş, olay yerinde bulunan ... tesisine ait güvenlik görevlileri ve çalışan personeller tarafından Ambulans ve kolluk kuvvetleri kaza yerine çağrılmış, müvekkilin bilincinin yerinde olmaması sebebi ile kaza mahalinde ilk yardım yapılarak müvekkil ambulans ile hastaneye götürülmüştür. Davalı sürücü ise müvekkilin ambulans ile kaza mahalinden ayrılması üzerine kaza ile ilgili ifadesinin alınmasını dahi beklemeden olay yerinden ayrılmış, müvekkilin sağlık durumuyla dahi ilgilenmeyerek gerek insani görevini, gerek kolluk kuvvetlerine gerekli bilgi ve belgeleri sunmayarak vatandaşlık görevini yerine getirmemiştir. Davalı sürücü ihmal ve kusurlu hareketleri ile davacı müvekkilin ciddi hasarlar alarak yaralanmasına sebebiyet vermiş olmasına rağmen kaza yerini sorumluluklarını yerine getirmeden hukuka ve iyiniyete aykırı bir şekilde terketmiştir. İşbu hususların hepsi kaza anına ve sonrasına şahit olan tanıkların beyanları ile sabit olup, dosyaya sunulacak olan tanık bilgileri ile sayın mahkeme huzurunda gerçekleşecek tanık anlatımları dosyaya ışık tutacaktır.
Davacı müvekkil gerçekleşen kaza neticesinde baş ve bel bölgesinden yaralanmış olup, kaza akabinde götürüldüğü ... Devlet Hastanesinde tedavi altına alınmıştır. ... Devlet Hastanesi tarafından yapılan müdahalelerde müvekkilin baş bölgesine 20 dikiş atılmış, aynı zamanda müvekkilin sürüklenme ve yere düşme hızı ile bel bölgesinde kalıcı hasar meydana gelmiştir. Müvekkil uğradığı fiziksel zarar ve gördüğü tedaviler sebebi ile uzun süreli olarak işine devam edememiş, uzun süreli olarak iş görememez raporu almıştır. İşbu raporlar dilekçemiz EK'inde mahkemenize sunulmuştur. Davalı sürücünün oldukça hızlı ve şiddetli bir şekilde müvekkile çarptığı müvekkilin uğradığı fiziksel zarar ve yaralanmalar neticesi ile de açıkça bir şekilde ortadadır. Müvekkil kaza sebebi ile yaşadığı yaralanmalar sonucunda uzun bir süre işe gidememiş, evden dahi çıkamamıştır. Müvekkil yaşadığı yoğun ağrılar sebebi ile evinde bile kendi kendine iş göremez hale gelmiş gerek kişisel gerek ailesinin ihtiyaçlarını karşılayamamıştır. Aile bireyleri müvekkilin ve evin ihtiyaçlarını karşılamak için evde kalmak zorunda kalmış onlar dahi işlerine gidememiş, devamsızlık yapmak zorunda kalmışlardır. Hal böyle olunca müvekkil ve ailesi maddi olarak büyük zarara uğramıştır. Müvekkil halen dahi baş bölgesine atılan 20 dikiş sebebi ile sürekli olarak baş ağrısı çekmekte, şiddetli yere düşme ve sürüklenme sebebi ile de bel bölgesinde meydana gelen hasardan dolayı uzun süre ayakta duramamakta, yürüyememektedir. Yaşadığı ağrılar ve sağlık sorunları sebebi ile belirli zamanlarda işine devam edememekte, rapor alarak devamsızlık yapmaktadır. Müvekkilin ve ailesinin kaza sonucunda tedavi ve ilaç masrafları ile uğradıkları maddi zararın, işlerine devam edemeyerek mahrum kaldıkları kazançlarının telafisi zaruridir. Müvekkil hiçbir kusuru ve ihmali olmadığı halde davalı sürücünün hatalı ve kusurlu davranışları sebebi ile maddi ve manevi olarak büyük bir mağduriyete uğramıştır.
Müvekkil, geçirdiği kaza neticesinde maddi zararın yanında ciddi bir manevi yıkım da yaşamıştır. Müvekkil şiddetli çarpma sonucunda yaralandığı kaza sebebi ile kaza günü ve sonrasında büyük bir şok ve panik yaşamıştır. Müvekkil yaşadığı travma sebebi ile halen duygu durum bozukluğu yaşamaktadır. Kaygı ve panik duygularını düzenlemekte zorluk çeken müvekkil kendisinin ve çocuklarının dışarıda kaza ve yaralanma tehlikesi altında olduğu düşüncesinden kurtulamamıştır. Tüm bu sebepler ile müvekkil gündelik yaşamında ruhsal ve psikolojik çöküntüler yaşamaktadır. Ayrıca kaza günü ve sonrasında Davalı sürücünün müvekkille hiç ilgilenmemesi ve özür bile dilememesi müvekkilin manevi üzüntüsünü daha da artırmıştır. Davalı sürücü kaza gününde dahi müvekkilin sağlık durumu ile hiç ilgilenmemiş, hastane sürecinde yanında olmamış, müvekkilin kaza mahalinde tedavi altına alınmasını dahi beklemeden olay yerini terketmiş daha sonrasında gerek tedavi gerek iyileşme sürecinde müvekkile ulaşmamış, sağlık durumu merak dahi etmemiştir. Tarafımızca kendisine başvurulduğunda telefonlara dahi çıkmamış, tarafımızca dosyaya sunulan, taraflar arasında gerçekleşen arabuluculuk toplantısının tutanakları incelendiğinde davalı sürücünün imzadan imtina ettiğinin tutanak altına alındığı da görülecektir. Davalı ... gerek kaza günü gerek sonrasında yaşanılan süreçte iyiniyetten yoksun bir şekilde davranarak müvekkilin yaşadığı ızdırap ve üzüntüyü daha da arttırmıştır. Tüm bu nedenlerle Müvekkilin telafisi güç manevi zararının bir nebze giderilmesi için fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL maddi, 100.000-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmekteyiz. Haklı davamızın kabulüne,
Fazlaya ilişkin her türlü haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat ile 100.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya ödenmesine yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Sayın Mahkemeniz nezdinde ikame edilen bu dava ile davacı ...'ın 29.04.2023 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması neticesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak dava dilekçesinde, talep edilen 1.000,00-TL maddi tazminat talebinin ne kadarının hangi zararına ilişkin olduğu anlaşılamamaktadır. Açıklanan nedenle Sayın Mahkeme tarafından davacının maddi tazminat talebinin ne kadarının hangi alacak kalemine ilişkin olduğunun açıklattırılmasına karar verilmesini talep ediyoruz. Dava konusu olaya karışan ... plakalı ... adına kayıtlı araç ... poliçe numarası ile 15.05.2022 tarihleri arasında müvekkil şirket nezdinde Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile teminat altına alınmıştır. Müvekkil şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlıdır. Söz konusu poliçeden dolayı sorumluluğumuz, sigortalımızın kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda azami 1.200.000,00-TL ile sınırlıdır. Teminat limiti bildirmemiz davayı kabul anlamına gelmemektedir. Manevi tazminat talepleri Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi teminatı dışındadır. Zorunlu trafik sigortası bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortasıdır. Kısaca açıklamak gerekirse, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusuru oranında bu gerçek zararın tazmini esastır.
dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu belirlendiğinden, haksız ve dayanaksız olduğu anlaşılan davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Müvekkil şirket tarafından kazaya karışan ... plakalı araca ilişkin Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlenmiş olması tek başına poliçede yer alan teminat tutarının tamamının müvekkil şirket tarafından ödeneceği anlamını taşımamaktadır. Öncelikle müvekkil şirket sigortalısı ... plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun davacı tarafından ispatı gerekmektedir.
29.04.2023 tarihli trafik kazası tespit tutanağında; Kaza sonucu yaya ...'ın 2918 sayılı KTK 68/1-a maddesine istinaden kusurlu olduğu, ... plakalı sigortalı araç sürücüsü ...'nin ise kazada bir kusurunun bulunmadığı” kanaati bildirilmiştir. Sigortalı araç sürücüsüne ise herhangi bir kusur atfedilmemiştir. Nitekim dava konusu kazaya ilişkin yürütülen soruşturma dosyasında, sigortalı araç sürücüsü ...'nin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile sigorta şirketlerinin sorumluluğu düzenlenmiş olup, Karayolları Trafik Kanunu’nun 86. Maddesi hükmünde sayılan işletenin sorumlu tutulamadığı durumlarda sigorta şirketlerinin de sorumluluğuna gidilemeyecektir.Trafik kazası tespit tutanağı ve soruşturma dosyası ile davacı yayanın tam kusuruyla kazaya sebebiyet vermiş olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Huzurdaki davaya konu kazada sigortalı araç sürücüsü ve dolayısıyla müvekkil sigorta şirketi sorumluluktan kurtulmuş olup işbu nedenle davanın reddi gerekmektedir. öncelikle davacı tarafından müvekkil şirket sigortalısı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre uzman bir bilirkişiden kusur oranlarının belirlenmesi için rapor alınmaksızın eksik incelemeyle karar verilmesi bozma nedenidir.
Öte yandan dava konusu kazanın hangi sebeple meydana geldiği her durumda araştırılmalı, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı da ayrıca belirlenmelidir. Sigortalı araçta meydana gelen teknik bir arızanın kazanın oluşmasına sebebiyet verip vermediği hususu da ayrıca değerlendirilmelidir.Her şekilde davaya konu olan kazanın meydana gelmesinde etkili olan tüm unsurların irdelenerek tarafların kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nce bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini sayın mahkemenizden talep ediyoruz.
Müvekkil şirketin sigortalı araç sürücüsüne/işletenine rücu hakkı doğuracağından Sayın Mahkemeniz tarafından sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kaza meydana geldiği esnada alkol ve/veya uyuşturucu madde etkisi altında olup olmadığının ve geçerli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığı hususunun Sayın Mahkemeniz vasıtasıyla araştırılmasına karar verilmesini talep ediyoruz. davacı tarafın dava konusu kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı hususu adli tıp kurumu 3. ihtisas kurulu tarafından erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik doğrultusunda incelenmelidir.
Mevzuat hükümleri gereğince dava konusu kazaya ilişkin olarak davacının maluliyetinin var olup olmadığının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş bir raporla ispatı gerekir.
Adli Tıp Kurumu Yasası’nın 16/II-c maddesi ve yerleşik Yargıtay kararları gereğince, davacının dava konusu kaza nedeniyle -var ise- maluliyetinin tespitinde yetkili kurum Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'dur.
Açıklanan nedenlerle, davacının, dava konusu kaza sonucu uğradığı tüm vücut fonksiyon kaybının tespiti amacı ile 20.02.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, muayenesinin de yapılması sureti ile rapor alınması için dosyanın adli tıp kurumu 3. ihtisas kurulu'na tevdiine karar verilmesini talep ediyoruz.
kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde, tazminat hesabının, sigorta aktüerleri yönetmeliği uyarınca hazine müsteşarlığınca yetkilendirilen aktüerler listesine kayıtlı, lisanslı aktüerler tarafından ve trh 2010 ulusal mortalite tablosunda yer alan verilere göre yapılması gerekmektedir.
Bilirkişinin işin özelliğine göre uygun teknik bilgiye sahip olması gerektiği gibi hazırlayacağı raporun uzman olduğu konudaki özel ve teknik bilgiyi içerir nitelikte bulunması gerekmektedir. Davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirket sigortalısının kusurunun bulunduğunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından belirlenmesi halinde destekten yoksun kalma tazminat hesabı Hazine Müsteşarlığının 05.02.2010 tarih ve 2010/4 sayılı genelgesi uyarınca, Müsteşarlık nezdinde tutulan Aktüer Siciline kayıtlı aktüerler tarafından yapılmalıdır. Sayın Mahkemece davacı lehine tazminat hesaplanmasına karar verildiği takdirde, söz konusu hesaplama, ülkemizde yapılan araştırmalar neticesinde şekillenmiş olup, gerçeğe en uygun rakamları içeren TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre yapılmalıdır. Aynı zamanda davacının talep edebileceği maddi tazminata ilişkin yapılacak hesapta davacının mesleği, dava konusu kaza öncesinde ve sonrasında gelir durumu ve tazminata etki edecek diğer tüm hususlar dikkate alınmalıdır. Öte yandan davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, her durumda tazminat tutarına ilişkin yapılacak aktüer incelemesinde davacının aylık ücret tutarına ilişkin SGK kayıtları dikkate alınmalıdır. Tazminat tutarının belirlenmesinde, davacının belirli bir ücretinin olmaması durumunda asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacağı bir gerçektir. tedavi giderlerinden sayılan geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat talebi sigorta poliçesi teminatı dışında olup müvekkil şirketin bu talep nedeniyle sorumluluğu bulunmamaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumunca ölüm nedeniyle bağlanan gelirler, destek görenin bakım ihtiyacını ne ölçüde karşılıyor ise zararın da o ölçüde azalacağı kabul olunmalıdır. Davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı olup olmadığı araştırılmalı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan gelir veya aylık alıp almadığı ayrıca sorulmalıdır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21/4 ve 39.maddeleri uyarınca sigortalıya ve hak sahiplerine bağlanan maaşların ilk peşin sermaye değerinin yarısı için kazaya sebebiyet verene rücu edilir. Bu kapsamda, davacının yaralanması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya bağlanan peşin sermaye değerli bir gelirin olup olmadığı Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan sorulmalı, var ise bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin yarısı ise en son zarardan indirilmelidir.
Açıklanan nedenle, ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu’na müzekkere yazılmak suretiyle dava konusu kaza nedeniyle rücuya tabi bağlanan gelir veya aylığın peşin sermaye değerinin bulunup bulunmadığı ve var ise tutarının sorulmasına karar verilmesini talep ediyoruz. Sigortalı araç sürücüsünün, davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusursuz olması nedeniyle, müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine,
Davacının tedavi gideri, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezliğe ilişkin tazminat talepleri bakımından poliçe kapsamında sorumluluğumuz bulunmadığından bu talepler yönünden davanın reddine, Davaya yönelik tüm beyanlarımız dikkate alınmak suretiyle şartların varlığı halinde sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu hakkımız saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine aksi takdirde hesaplanacak olan tazminat tutarından dilekçemizde belirtilen indirim sebepleri göz önüne alınarak indirim uygulanmasına karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava, davacı tarafından geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminat(tedavi giderleri, geçici iş göremezlik, kazanç kaybı ve çalışma gücü kaybı) ve 100.000,00 TL manevi tazminat isteminden ibaret davadır.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "... plaka numaralı hususi otomobilin sürücüsü davalı ...'nin 650 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, Davacı yaya ...'ın %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, Hadisenin meydana gelmesinde, yaralanma ile sonuçlanmasında, dava konusu zararın doğmasında veya artmasında kusurlu başkaca kişi, kurum, kuruluş ve etkili faktör bulunmadığı, İddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı üzerinde yapmış olduğum inceleme sonucunda, yukarıda arz ve izah edilen hususlar doğrultusunda, dava konusu somut olayda tarafımca; Kazazede'nin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sürekli engellilik oranının olmadığı görüldüğünden maluliyet raporuna istinaden kazazede yönünden sadece Geçici İş Göremezlik hesabı yapıldığı, Geçici İş Göremezlik hesabının Geçmiş (Bilinen) Dönem içerisinde sonlanan bir hesap olması sebebiyle, rapor/hesap tarihine göre yapılacak hesaplamada hangi Yaşam Tablosunun kullanıldığının ve hesap yöntemi olarak Progresif Rant Yöntemi ya da Aktüerya Yöntem kullanılmasının ve de hesap tarihi itibariyle bilinen son güncel kazancın dikkate alınmasının hesaplamaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı, Davalı ya da dava dışı SGK tarafından davacıya yapılan Geçici İş Göremezlik ödemesi tespit edilmediği, davacının hesaplanan zararından bu yönde bir indirim söz konusu olmadığı, Davacının hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararının 13.969,67 TL olduğu, Yargıtay kararlarına istinaden kaza tarihi itibariyle Geçici İş Göremezlik zararının karşılanacağı Kişi Başı Tedavi Teminatı Limitinin 120.000 TL olduğu, teminat limiti aşan zararının olmadığı, Faiz türü bakımından dosya kapsamında davacı tarafın yasal faiz talebi bulunduğu tespit edilmiş olup; hesaplanan tazminata yasal faiz uygulanması gerektiği; Her ne kadar davacı taraf olay tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuşsa da; faiz başlangıcının Karayolları Trafik Kanunu md 99 gereğince 26.10.2023 tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan rapor aldırıldığı ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'nun mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "25/03/1972 doğumlu, ...’ın 29/04/2023 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının... tarihli ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan;1. Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) ay kadar uzayabileceği" şeklinde görüş bildirmiştir.
... CBS'nin... Soruşturma ... K sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekinin kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğinden bahisle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Dosyanın irdelenmesinde savcılık makamınca kolluk kuvvetince düzenlenen kaza tespit tutanağına istinaden takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ceza mahkemelerinin maddi olaya ilişkin kararları ile hukuk hakimlerini bağlayıcı nitelikte olsa da kusur değerlendirmeleri bağlayıcı değildir. Bu bağlamda mahkememizce kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporu alınmış olup bilirkişiler tarafından tespit edilen kural ihlalleri doğrultusunda kusur oranları mahkememizce tespit edilmiştir.
Taraflar arasında meydana gelen kazanın 29/04/2023 günü 20:45 sıralarında davalı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... yolu üzerinde seyir halindeyken ... mevkiine geldiği esnada karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yaya ...'a çarpması şeklinde gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Taşıt yolunun karşı tarafına; yaya ve okul geçitleri ile kavşak giriş ve çıkışlarından, bunların bulunmadığı yerlerde ise, şartlarına uyulmak suretiyle taşıt yolunun uygun kısımlarından geçmek, taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayalar, taşıt yolunu yaya ve okul geçidiyle kavşak giriş ve çıkışlarından geçmek, işıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek, taşıt yolunun karşı tarafına; yaya ve okul geçitleri ile kavşak giriş ve çıkışlarından, bunların bulunmadığı yerlerde ise, şartlarına uyulmak suretiyle taşıt yolunun uygun kısımlarından geçmek zorundadırlar. Yollarda güvenli geçiş, önce sola sonra sağa bakılarak sakınca yoksa taşıt yoluna girmek, geçiş sırasında sola ve sağa bakılarak yürüyüşe devam etmek, taşıt yoluna girmeden güvenle duramayacak kadar yaklaşmış taşıtlar varsa ilk geçiş hakkını onlara verip geçişlerini beklemek suretiyle yapılır. Yaya yollarında, geçitlerde veya mecburi hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek, tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmaları, dikkatsiz hareket etmeleri, oynamaları veya bu yerleri saygısızca kullanmaları yasaktır (K.T.Y. Mad. 94/c, 138/b,d). Vücudunun baş ve bel bölgesinden kesi ve ağrı şeklinde yaralanması ile sonuçlanan olayda yaya olarak bulunduğu cadde yolunda karşıdan karşıya geçmek için 30 metre gerisinde yaya geçidi bulunmasına rağmen aksine davranarak taşıtların ilk geçiş hakkına sahip olduğu kaplama üzerinden geçmeyi tercih eden, gece vakti müteyakkız, tedbirli ve emniyetli davranmayan, trafiğin bünyesinde barındırdığı tehlikeleri ön görmeyen, kendini sakınmayan, kendi can güvenliği ve sağlığına azami dikkat ve özeni göstermeyen, korunmasız halde karşıdan karşıya geçmeden önce kendisini fark etmemiş olabilecek sürücülerin idarelerindeki değişik taşıtlar ile değişik konum, hızlarda seyir veya manevra halinde olabilecekleri kaplama üzerinde sağ tarafından yaklaşan, içten yanmalı motor ve egzoz gürültüsünden, far ışığından fark edilebilir nitelikteki otomobili, hız, mesafe ve konumu dikkate almayan, geçiş hızını ayarlamayan, gerekirse durup veya tehlike bölgesinden uzaklaşıp otomobilin geçmesini, geçiş için tehlikesiz ve uygun anın oluşmasını beklemeyen, yolu ve çevresini gereği gibi etkin şekilde kontrol etmeyen, yolun sol kenarından kaplama üzerine inip dağınık dikkatle ilerlediği, beyanlara göre durup daha sonra hareketlendiği esnada da sağ tarafından emniyetle duramayacak mesafede yaklaşmış durumdaki otomobilin sadmesine maruz kaldığı anlaşılan, dikkatsiz, tedbirsiz, kontrolsüz ve özensiz davrandığı mütalaa edilen kazazede yaya davacı ...'ın %75 oranında kusurlu olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Karayollarından faydalananlar, trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara, trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak (K.T.K. Mad. 47/c,d), yaya geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltmak, hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş mesafesi, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre düzenlemek (K.T.K. Mad. 52/a,b) zorundadırlar. Olayda sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile iki yönlü, iki şeritli cadde yolunun sağ şeridini takiben Kavacık istikametinden Riva istikametine düz seyir halinde iken aksine davranarak azami şartlara uygun olsa da ilerisinde yaya geçidi ve geçidin gerisinden karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya nedeniyle tehlike bölgesi bulunan kesime meskun mahal yolun icap ve şartlarına uygun olmayan bir hızla zamanında yavaşlamadan yaklaşarak kazanın önlenebilme olasılığını azaltan, gece vakti tehlikelere karşı ön tedbirsiz davranan, yolu ve çevresini gereği gibi etkin şekilde kontrol etmeyen, müteyakkız davranmayan, gece vakti yayaların her an yola çıkma tehlikesini ön görmeyen, emniyetle duramayacak mesafede yaklaştığında istikametine karşıdan karşıya geçmek amacıyla istikametine göre sol tarafından kaplama üzerine inerek ilerleyen, beyanlara göre durup sonra hareketlenen yayaya çarpan, korna ve selektör gibi işitsel ve görsel donanımını kullanarak varlığı hususunda uyarmayan, yeterli süre ve mesafesi mevcut iken zamanında etkili fren ve direksiyon manevra tedbiri uygulamayan, uyguladığı anda ise süre, hız ve mesafe nedeniyle etkisiz kaldığı anlaşılan, dikkatsiz, tedbirsiz, kontrolsüz ve özensiz davrandığı mütalaa edilen davalı sürücü ...'nin %25 oranında kusurlu olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Tedavi gideri istemi yönünden yapılan değerlendirmde;
Davacı vekili tarafından 23/09/2025 tarihli celsede tedavi gideri yönünden davadan feragat ettiğini beyan etmiş ve beyanını da imzası ile tasdiklemiştir. Bu bağlamda tedavi gideri istemi yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı bakımından yapılan değerlendirmede;
Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 06/01/2025 tarihli raporunda; davacının sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı ve gerçekleşen kaza nedeniyle 3 aylık geçici iş göremezliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda bilirkişilerce yapılan hesaplamada olayın meydana gelişindeki kusur durumları da dikkate alınarak davacının 6.984,83 TL geçici iş göremezliği bulunduğu hesap edilmiştir. Geçici iş göremezlik tazminatına davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi, davalı ... bakımından ise olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat istemi bakımından yapılan değerlendirmede;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. Maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar şu şekilde düzenlenmiştir:
"Madde 92 – Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,6085
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altındayapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler.
"2918 sayılı KTK'nın 92/f maddesi uyarınca manevi tazminat talepleri ZMSS dışında kaldığından, davalı sigorta şirketi manevi tazminat yönünden sorumlu tutulmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ....E ... K. Sayılı ilamında; "Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, B.K.’nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür." denilmiştir.
Anılan Yargıtay içtihadı ve Borçlar Kanunu'na uygun olarak manevi tazminatın belirlenmesinde ise; davalıya ulaşılamaması nedeniyle mahkememizce sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılamadığı, soruşturma dosyasında ise davalının kendi beyanına göre emekli olduğu ve aylık gelirinin 7.500,00 TL olduğu, UYAP üzerinden yapılan sorgulamada üzerine kayıtlı bir adet araç ile 15 adet taşınmaz bulunduğu, davacının ise ...'de mutfak personeli olduğu aylık 30.000,00 TL gelirinin bulunduğu, eşi ve oğlu ile birlikte yaşadığı dikkate alınarak; davacı bakımından zenginleşme aracı olmaması fakat çektiği acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, davacının yaralanması yönünden 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-6.984,83 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
*Geçici iş göremezlik tazminatına davalı sigorta şirketi bakımından temerrrüt tarihi olan 26/10/2023 tarihinden, davalı ... bakımından ise olay tarihi olan 29/04/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-15.000,00 TL manevi tazminatın 29/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davalı sigorta şirketi aleyhine ikame edilen manevi tazminat davasının reddine,
4-Tedavi giderleri yönünden davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE
Maddi tazminat ve tedavi gideri yönünden;
1a)-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
1b)-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.043,00 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
1c)-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 6.984,83TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 6.984,83 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
1ç)Davalı ... Şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen 6.984,84 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 6.984,84 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
Manevi tazminat yönünden;
2a)Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65 TL harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
2b)Davacı tarafından sarf edilen 1.024,65 TL harcın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
2c)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 15.000,00 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 15.000,00 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
2d)Davalı ... Şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davasının değeri olan 100.000,00 TL üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen maddi tazminat için 615,40 TL harç ile manevi tazminat için 1.024,65 TL'nin toplamının davacı tarafından yatırılan 1.724,83 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 84,78 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan 1.681,00 TL tebligat, posta gideri ile 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.681,00 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 2.219,9 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 2.592,00 TL'sinden davacı tarafın, 608,00 TL'sinden davalı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/09/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır