T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/167 Esas
KARAR NO: 2025/847
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 04/03/2025
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle;" sözleşmeler kapsamında, davalı Şirkette çalışan dava dışı ... tarafından, ... 34. İş Mahkemesi'nin ... E, Sayılı dosyası üzerinden, müvekkil şirket aleyhine, işçilik alacaklarının tahsilini teminen açılan davada, anılan mahkemece verilen 08.08.2017 tarih ve ... E-...K. Sayılı karar, İstanbul BAM 31.H.D.'nin... Esas-... Karar sayılı istinaf kararı ile onanarak Kesinleşmiştir Davadışı işçi vekilince, anılan karar geteği hüküm altına alınan alacaklarının tahsilini teminen, müvekkil şirket aleyhine ... 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası Üzerinden icra takibi açılmıştır. Müvekkil şirket tarafından, anılan icra dosyasına icra tehdidi altında, toplam 26.616,84-TL ödeme yapılmak zorunda kalınmıştır. ... 34. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında mevcut SGK hizmet dökümü incelendiğinde dava dışı işçinin davalı Şirketler nezdinde çalıştığı tespit edilecektir. Müvekkil şirket ile davalılar arasında akdolan ekte bir örneği sunulu Hizmet Alım Sözleşmeleri ile eki İdari Şartname ve Teknik Şartname ile mevcut düzenlemeler ve Hizmet Alımı Genel Şartnamesinin ilgili maddeleri gereğince; işçinin işvereni, sorumlusu ve muhatabı yüklenici davalı şirket olması nedeniyle; dava dışı 3. Kişi olan davalı firma işçisine birkısım işçilik alacakları ve ferileri için müvekkil Şirketçe ödenen söz konusu miktarların davalı yüklenici firmalardan rücuen tahsili gerekmektedir.Davadışı işçiye müvekkil şirketçe yapılan ve rücuen tahsili gereken meblağa ilişkin olarak; davalıların sorumlu olduğu miktarın, davadışı işçiyi çalıştırdığı süreler ve hukuki sorumluluk durumu dikkate alınarak bilirkişi marifetiyle belirlenmesini talep etme zorunluluğumuz doğmuştur. Tarafımızca, alacağın tahsilini teminen, zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş olup, ... Arabuluculuk Bürosunun .... arabuluculuk numaralı arabuluculuk son tutanağının aslı dilekçemiz ekinde dosyaya sunulmuştur. Yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile taraflar arasında akdolunan sözleşme ve eki şartnamelerin ilgili maddeleri ve yargı kararları gereğince, dava dışı işçi ve vekiline icraen ödenen meblağların, davalı Şirketten, davadışı işçiyi çalıştırdığı süre ve hukuki sorumluluğu oranında rücuen tahsili istemiyle işbu davayı ikame etme zorunluluğumuz doğmuştur. Davanın kabulünü..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı taraflara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
... 34. İş Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... E. Sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davalı şirketlere dışı işçi ...'a ait işçilik dosyaları ile tüm özlük dosyalarını mahkememize sunmak üzere iki haftalık KESİN SÜRE verilmesine, aksi halde bu yönde delil sunulamayacağı ve dosyanın mevcut delil durumuna göre karara çıkacağının ihtarına karar verilmiştir.
Dava dışı işçi ...'ın ilgili kişi olarak UYAP taraf kaydının yapılmasına, ara karar ikmal edildiğinde dava dışı işçi ...'ın SGK tüm hizmet dökümünün dosya arasına alınmasına karar verilmiştir.
Dosyanın iş hukuku alanında uzman hesap bilirkişisine tevdii ile tarafların iddia ve savunmaları, dosyada mevcut şartname ve sözleşme hükümleri ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin...esas ... karar sayılı emsal içtihatında belirtilen kriterler gözetilerek davacının davalılardan talep edeceği rücu alacağının olup olmadığı varsa miktarı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 15/09/2025 tarihli raporunda özetle; "Hukuki takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, davacı kurumun dava dışı işçiye ödediği kıdem tazminatı ve yargılama giderleri bakımından davalılara rücu edebileceğine karar verilmesi halinde, davalıların sorumlu oldukları miktar aşağıdaki gibi hesaplanmıştır. ... 5.259,80-TL, ... 600,60-TL, ... POSTA 20.366,72-TL. Davacının 31.10.2017 ve 30.07.2019 tarihlerinde ödediği kıdem tazminatı ve yargılama giderleri bakımından ödediği toplam 26.227,12-TL'nin davalıların payına düşen tutarları oranında rücu edebileceği, ödemenin faizi talebi bakımından, ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz istenebileceği..." rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı tarafça dava dışı işçi ...'a ödenen işçilik alacağının taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri gereğince rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı, 05/09/2022 tarihli ilamında “Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.” yönünde belirleme yapılmıştır.
Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ...esas, ...karar sayılı, 18/04/2022 tarihli ilamında "Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davalıların ödenen bedelin yarısından sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Davalı yükleniciler tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine göre avans oranında faiz istenebilecektir. Bu halde mahkemece hükmedilen alacağa avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi hatalı olmuş kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir." yönünde belirleme yapılmıştır.
İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Konuya ilişkin sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli ... E... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenmiştir.
Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir... Bu durumda, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçilik alacaklarından (fazla mesai ücreti ile ulusal bayram-genel tatil ücreti) davacı asıl işveren .... Genel Müdürlüğü'nün sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığından dava dışı işçilere işçilik alacağından dolayı ödenen bedelden davalı alt yüklenicilerin sorumlu olduğu, yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamayan davacı asıl işverenin rücu hakkı bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekili, ıslah ile artırılan kısım yönünden faizin ıslah tarihi değil ödeme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek mahkemece verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ... E. ...K. sayılı 16/03/2016 tarihli ilamı "...Dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 117/2. maddesinde, sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olmaması halinde haksız iktisap tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebilir ise de, somut olayda, yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebilir. Hüküm altına alınan bedel yönünden davalı borçlunun, dava tarihinden önce TBK'nın 117. maddesine uygun şekilde miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü iddia edilmediği gibi, bu yönde bir delil de ibraz edilememiştir. Bu durumda mahkemece, faizin dava tarihinden başlatılması gerekirken kesinti tarihinden başlatılması doğru olmamıştır." şeklindedir. Yargıtay kararında ifade edildiği üzere sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan davada alacak talebi yönünden dava/ıslah tarihinden önce faiz istenebilmesi için davalının temerrüde düşürülmesi gerekir. Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin... E. ...K. sayılı 21/10/2020 tarihli ilamında bu husus ile ilgili "...İş Mahkemesi davalarında davalı alt işverenlerin davada bulunmaması nedeniyle temerrüde düşmediği, açılan rücuen tazminat davasıyla temerrüde düştüğü göz önünde bulundurulduğunda davalılar yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, ödeme tarihinden itibaren faiz verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda ise dava dışı işçinin, işçi alacağı için açılan davalarda davacı asıl işveren yanında davalı alt işverenlerden yalnızca son yüklenici ... Şirketi bulunması nedeniyle dava tarihinden önce temerrüde düşen davalılardan ... Şirketi yönünden ödeme tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden kısmi alacak talebinin dava tarihinden, ıslah ile artırılan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren ticari avans faize hükmedilmesi gerekirken kısmi alacak taleplerin, tüm davalılar temerrüde düşürülmüş gibi ödeme tarihi esas alınması hatalı olmuştur...".
Tüm bu genel tespitlerden sonra dava dilekçesi, bilirkişi raporu ile birlikte tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar arasında imzalanan hizmet alımına ait sözleşme ve teknik şartnameler incelendiğinde; sözleşme ve şartnamede ihale konusu iş kapsamında çalıştırılacak işçi personellerin ücret ve tazminatlarından davacı asıl işverenin sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı; bu nedenle davacının dava dışı işçiye ödediği işçilik alacakların tamamını dava dışı işçinin davalı alt işverendeki toplam hizmet süresine göre davalı alt işverene rücu edebileceği, Yargıtay’ın yukarıda da değinilen 05/09/2022 tarihli kanun yararına bozma ilamı ile güncel içtihatlarında kabul edildiğinden; bu yönde değerlendirme yapılmıştır.
İşbu dosyamızda iş akdinin yükleniciler ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı olmayıp SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmiştir.
Dava dışı işçinin dava dışı işçinin hizmet süresi dikkate alınmak suretiyle işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak davalı yüklenicilerin işverene karşı sorumlu olduğu kanaatine varılmış; davacı tarafça dava dilekçesinde dava dışı işçi ...'ın davalı... A.Ş. Nezdinde 33 gün çalıştığı belirtilmekle, taleple bağlılık gereği işbu davalı yönünden çalışma süresi 33 gün kabul edilmiştir. Mahkememizce rücu talebine konu ... 34. İş Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası incelendiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı işçinin hizmet süresinin 7 yıl 5 ay 9 gün olduğunun belirtildiği, bunun toplam 2714 güne tekabül ettiği; dava dışı işçinin davalı ... Ltd. Şti. Nezdinde 289 gün çalıştığı, davalı ... Ltd. Şti. Nezdinde 518 gün çalışması olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davalılar bünyesindeki çalışma süresi 2714'e bölünmeliyken, bilirkişi tarafından 33+289+518 toplamı 840'a bölündüğü; yukarıda atıf yapılan içtihatlar doğrultusunda davacının yapılan tüm masrafları davalılara rücu edebileceği; davacı tarafından toplam 26.616,84 TL ödeme yapıldığı, davalılara bu bedelin 840/2714 = 8.238,07 TL'sini rücu edebileceği, fazlaya dair 535,94 TL istemin yerinde olmadığı; davalı ...'ın 26.616,84 TL x 289/2714 = 2.834,29 TL'den sorumlu olduğu; davalı ...'nın 26.616,84 TL x 33/2714 = 323,63 TL'den sorumlu olduğu, davalı ...'ın 26.616,84 TL x 518/2714 = 5.080,14 TL'den sorumlu olduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 16/1. Maddesi kapsamında davalıların tacir olması, dava konusu alacağın davalıların ticari işletmesi ile ilgili olması, TTK m. 19/2 uyarınca taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır yönündeki hüküm de gözetilerek hükmedilen alacağa davacı tarafın talebi doğrultusunda ticari (avans) faiz uygulanmasına, ayrıca faizin başlangıç tarihi açısından son ödeme tarihi olan 30/07/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş; davalıların sorumluluğu esas alınarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
a- 2.834,29 TL rücu alacağının 30/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
b- 323,63 TL rücu alacağının 30/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ŞİRKETİ
'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c- 5.080,14 TL rücu alacağının 30/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından tekrar alınmasına yer olmadığına,
3- 6325 Sayılı Yasanın 18/A maddesinin 13.bendi gereğince Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 4.700,00TL arabulucu ücretinin kabul/red oranı dikkate alınarak 4.412,88-TL'lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 287,12TL'lik kısmının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 615,40TL Başvuru Harcı, 615,40TL Peşin/nisbi Harcı, 7.915,00TL Bilirkişi ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.145,80TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 8.587,09TL'lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye 558,71TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Vekalet ücreti yönünden;
a-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince kabul edilen 2.834,29TL üzerinden hesaplanan 2.834,29TL'nin davalı ... Limited Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
b-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince kabul edilen 323,63TL üzerinden hesaplanan 323,63TL'nin davalı ...Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
c-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince kabul edilen 5.080,14TL üzerinden hesaplanan 5.080,14TL'nin davalı ...Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
6-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE,
Dair, yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin huzurunda, dava konusu miktar HMK'nın 341/2. Maddesindeki sınırın altında kaldığından dolayı KESİN olmak üzere karar verildi.07/10/2025
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır