T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/227 Esas
KARAR NO: 2025/537
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/03/2025
KARAR TARİHİ: 24/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Taraflar arasında 18/04/2023 tarihli "... İli ... İlçesi ... Mahallesi 720 Ada 2 Parselde Bulunan ..." imzalanmıştır İmzalanan sözleşmenin 2.4. maddesinde sözleşme konusu işin bedeli 217.480,00 Euro+KDV olarak belirtilmiş, aynı maddede malzeme+malzeme karı bedelleri fatura kesim tarihinde TCMB döviz satış kuru baz alınarak TL’ye çevrilerek, işçilik+işçilik karı bedelleri de sözleşme tarihindeki TCMB döviz satış kuru baz alınarak TL’ye çevrilerek ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 2.7. maddesinde "HAKEDİŞLER VE ÖDEMELER" hususu düzenlenmiştir. Bu kapsamındaki 2.7.3. maddesi uyarınca; hakedişin işverene onaya sunulmasına müteakip işveren tarafından 7 takvim günü içerisinde incelenip onaylanan hakediş için fatura kesileceği belirtilmiştir ve hakedişin fatura kesiminden itibaren 15 gün içinde peşin olarak ödeneceği düzenlenmiştir. Taraflarca sözleşme konusu işin bedelinden ve ödeme usulünden ayrı olarak sözleşmenin "İHZARAT" başlıklı 2.8. Maddesinde yer alan, "İşbu sözleşme kapsamında YÜKLENİCİ’ye ihzarat ödemesi yapılacaktır. Geosentetik donatıların sahaya indirilmesi akabininde ihzarat hakkedişi yapılacaktır. Yapılan hakedişin faturasının kesilmesi ile birlikte peşin olarak ödenecektir." düzenlemesiyle ayrıca ihzarat bedeli ödeneceği, bu bedelin de hakediş faturasının kesilmesi ile birlikte peşin ödeneceği kararlaştırılmıştır. Müvekkil işin görümü sırasında ihzarat ödemesi için 05/06/2023 tarihli hakedişini çıkarmış ancak davalı tarafça bu hakedişin onaylanması ve ancak davalının onayıyla faturalaştırılabildiği tarih olan 23/06/2023 tarihine kadar kur farkından dolayı müvekkil ciddi zarara uğramıştır. Şöyle ki; Faturada da açıklama kısmında belirtildiği üzere hakediş tarihi 05/06/2023'te TCMB Euro satış kuru 22,6513 TL iken fatura tarihi 23/06/2023'te TCMB Euro satış kuru 27,5073 TL olmuştur. Halbuki müvekkil ihzarata konu malı teslim ettiği tarihte hakedişi onaya sunmuş ancak işveren davalı tarafça bu hakedişin faturalaştırılması sürüncemede bıraktırıldığından kur farkı dolayısıyla teslim ettiği malı döviz üzerinden temin eden müvekkil ciddi bir zarara uğramıştır. Bu husus davalı ile görüşülmüş ve davalı tarafın da kabulüyle kur farkı ve vade farkı faturaları tanzim edilmiştir. Ekte buna ilişkin davalıya kur farkı hesabının yer aldığı tablonun ekli olduğu şekliyle 26/04/2024 tarihinde mail gönderilmiştirBu mailleşme akabinde müvekkil şirket tarafından 16/08/2024 tarihli "fiyat farkı" açıklamalı fatura tanzim edilmiş, davalı tarafça 04/09/2024 tarihinde bu fatura kur farkı ve vade farkının ayrı ayrı faturalandırılması istenerek iade edilmiştir (Ek-3). Ne var ki davalı tarafça bu e-faturaya 8 gün içinde itiraz edilmeyerek esasen kabul edilmiş, iade sonrasında gerçekleştirilmiştir. Zira e-fatura tanzim edildiği gün muhatabın hesabına düşmekte olup itiraz süresi de o günden itibaren başlamaktadır. Yani esasen davalı tarafça kendilerinden talep edilen fiyat farkı zaten kabul edilmiş durumdayken akabinde aynı doğrultuda kesilen faturalar da haksız olarak iade edilmiştir. Vade farkı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 27/06/2003 tarihli kararında “özellikle tacirler arasındaki ilişkilerde, süresinde ödenmeyen mal ve hizmet bedeli dolayısıyla, alıcının faiz dışında ödemek zorunda kaldığı ve sözlü akdin inikadı sırasında taraflarca kararlaştırılmış ek bir miktar” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre vade farkının talep edilebilmesi için; taraflar arasında bir fatura verilmesini gerektiren bir ilişki bulunmalı, bu ticari ilişkiye konu bedelin peşin veya belli bir tarihte ödenmesi kararlaştırılmış olmalı, bedel vadesinde ödenmemiş olmalı, vade farkının alınacağına dair sözleşmede açık hüküm bulunmalı veya vade farkı uygulaması, taraflar arasında sürekli uygulanan teamül haline gelmiş olmalıdır.
Tüm şartlar somut olayda gerçekleşmiş olup ayrıca taraflar arasında vade farkı uygulamasının bulunduğu ise taraflar arasındaki cari hesaplarda ve faturalarda geç ödemelerde vade farkı uygulanacağının düzenli olarak belirtilmiş olması ile sabittir. Sözleşmeden ve cari hesaptan doğan her türlü alacak hakkımız saklı kalmak kaydıyla haksız olarak iade edilen faturalardan kaynaklanan alacağımıza mukabil fazlaya ilişkin hak ve taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin 23/06/2023'ten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesi..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Davacı yan huzurda görülen davayı yetkili mahkemede açmamıştır. dolayısı ile mahkemenin yetkisine itiraz eder, dosyanın yetkili mahkeme istanbul anadolu ticaret mahkemelerine gönderilmesi gerekmektedir. Arabuluculuğun konusu ile dava dilekçesinde talep edilen alacak birbiriyle örtüşmemektedir. bu durum, dava konusu alacağın arabuluculuk sürecinde müzakere edilmediğini ve dava şartının usulüne uygun yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddini talep ederiz. tarafımızca kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talep ettiği alacak, fatura alacağına dayanan ve miktarı belirli olmasına rağmen davacı, davayı kısmi dava olarak açmıştır. davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
1.davacının inşa ettiği istinat duvarında meydana gelen ayıplar üzerine müvekkil tarafından yapılan ayıp bildirimine rağmen herhangi bir onarım gerçekleştirilmemiş; delil tespitiyle duvarın ayıplı inşa edildiği saptanmış olup, müvekkilin bundan kaynaklı dava açma hakkı saklıdır.
davacı tarafından müvekkile gönderilen fiyat farkı, kur farkı ve vade farkı faturaları, müvekkil şirketçe süresinde ve açık şekilde reddedilmiş; iade faturaları düzenlenerek davacı yana iletilmiştir. daha önce reddedilen alacakların farklı kalemler altında tekrar fatura edilerek ileri sürülmesi kabulümüzde olmadığı gibi hukuki bir sonuç doğurmamaktadır. taraflarca imza altına 18.04.2023 tarihli eser sözleşmesi kapsamında hakediş ödemeleri sözleşmeye uygun olarak yürütülmüştür. müvekkil şirket, ... numaralı hakediş no: 1 ihzarat ödemesi kapsamında 3.986.007,25-tl tutarındaki bedeli, süresinde faturanın kesildiği 23.06.2023 tarihinden önce ödemiştir. bu nedenle, davacının bu faturadan kaynaklı vade farkı talepleri hukuki dayanaktan yoksun olup davanın reddi gerekmektedir.
taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesinde vade farkının talep edileceği yönünde herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte taraflar arasında bu yönde yerleşmiş bir ticari teamül de bulunmamaktadır. bu nedenle, faturada yer verilen vade farkı ibaresi, sözleşmesel veya teamüli bir dayanağa sahip olmaksızın hukuki sonuç doğurmaz.
davacının yanın yaa...numarasıyla 925.475,90 tl bedelli kur farkı fatura alacağı talebi taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesinin hükümlerine aykırı olup davanın reddini..." talep etmiştir.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
Tarafların bağlı bulundukları vergi dairesine müzekkere yazılarak 2023 ve 2024 yılına ait BA/BS formlarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesi nedeniyle kur farkı ve vade farkı faturalarından kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
HMK'nın 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde açılabilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. ... K. .... T. 4.7.2012 tarihli ve sayılı kararında özetle; ''Yetki sözleşmesi tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde HMK.m.17 uyarınca geçerlidir. Taraflar sözleşmeyle yetkili kıldıkları mahkeme yanında kanunen yetkili olan genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa bunu da sözleşmede belirtmelidirler. Aksi halde davanın yalnız sözleşme ile belirlenen mahkemede açılması gerekir.'' şeklinde belirtilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas, ... Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere "... Tarafların, belli bir dava (uyuşmazlık) için kanunen yetkili olmayan (aslında yetkisiz olan) bir mahkemeyi yetkili kılmak için yaptıkları sözleşmeye yetki sözleşmesi denir. Bu sözleşme usul hukukuna ilişkin bir sözleşmedir, zira asıl etkisini usul hukuku alanında gösterir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C.1, s. 555)... Anılan Kanun’un 17. madde hükmüne göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinin söz konusu olmaması kaydıyla ve (HUMK düzenlemesinde bu yöne ilişkin ayrım bulunmamaktayken) yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri yetki sözleşmesi yapabilir ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava ancak sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılabilir. HMK’nın 17. maddesinin “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” şeklindeki ikinci cümlesi hükmüne göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin, kanunda bu tabir kullanılmamış ise de münhasır yetkili mahkeme olacağı kabul edilmelidir. Münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. Görüldüğü üzere, HUMK hükümlerinden farklı olarak HMK uygulamasında, taraflar salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedirler. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar...".
Somut olayda, taraflar yetki sözleşmesini geçerli bir şekilde akdetmeye ehil taraflar olup, taraflar arasındaki 18/04/2023 tarihli sözleşmenin "İhtilafların Halli ve Yürürlük" başlıklı 2.51. Maddesi, "İyi niyet ile çözümlenemeyen ihtilaflar, T.C. Kanunlarına göre ve İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinde çözümlenecektir" yönünde düzenlenerek yetki anlaşması yapılmış; İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış, davalı vekili cevap süresinde yetkili mahkemenin İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. HMK'nın 116. ve 117. maddesinde, kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itiraz olarak cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu, aksi halde dinlenmeyeceği hususları düzenlenmiştir. Taraflar genel veya özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini istediklerine ilişkin sözleşmeye herhangi bir ibare koymamışlardır. Davalının süresinde yetki itirazı nedeniyle davanın yetki sözleşmesinde kararlaştırılan İstanbul Anadolu Mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış, davalının yetki ilk itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi OLDUĞUNA,
2-HMK 20. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
4-HMK 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin yetkili mahkemece karara bağlanmasına,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi. 24/06/2025
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır