T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/365 Esas
KARAR NO: 2025/594
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/05/2025
KARAR TARİHİ: 02/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil ...'a ait ... plaka sayılı, ... sigorta'da ... poliçe numarası ile sigortalı, ...' ın sevk ve idaresindeki araca karşı taraf olan ...Şirketi' nden ... ( TC: ...) sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı ve ...'da ... poliçe numarası ile sigortalı olan araç 13/01/2025 tarihinde ...istikameti ...çıkış gişeleri 244+150 km 'sinde dikkatsiz ve tedbirsizlik sonucu çarpmıştır. Müvekkile ait araç pert hale gelmiştir. Maddi hasarlı trafik kazası sonucu müvekkile ait... Plakalı aracın hasar tarihindeki hasarsız emsalinin piyasa peşin rayiç değeri Bereket Sigorta tarafından yapılan ...Total ve Rayiç Bedel Mutabakatında 1,125,000.00-TL olarak belirlenmiştir. Bu bedel üzerinden aracın hasarlı haliyle 535.700,00-TL sovtaj bedeli tespit edilmiş ve müvekkile ödenmiştir. Akabinde trafik sigortası teminat limiti olan 300.000,00-TL müvekkile ödenmiştir. Müvekkile ait... plaka sayılı araç için belirlenen hasar tarihindeki hasarsız emsalinin piyasa peşin rayiç değeri olan 1,125,000.00-TL' den ödenen bedeller mahsup edildiğinde bakiye 289.300,00-TL kaldığı görülecektir.
1-Müvekkile ödenen sovtaj bedeli ve sigorta poliçe bedelinin aracın rayiç değerinden mahsubu ile bakiye kalan 289.300,00-TL' nin faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesi,
2-Müvekkil, aracından mahrum kaldığı için müvekkile ait 52 ABB 393 plaka sayılı araç ile aynı segmentte bir aracın kaza tarihi olan 13/01/2025 tarihinden işbu davanın karara bağlandığı karar tarihine kadar mahrum kaldığı güne denk gelen kiralama bedelinin fazlaya dair haklarımız saklı kaymak kaydıyla şimdilik 100-TL' nin tarafımıza ödenmesi3-Müvekkilin aracının çekici vasıtasıyla taşınması gerektiğinden 8.400-TL çekici masrafının tarafımıza ödenmesi,
4-Müvekkilin davalıya çekmiş olduğu ihtar dolayısıyla notere yapmış olduğu 1920,54-TL' nin tarafımıza ödenmesi Müvekkilin yaşadığı kaza sebebiyle manevi acı ve elem duyması, aracının pert olmasından duyduğu
üzüntü ve yıpranmışlık göz önünde bulundurulduğunda 100.000,00-TL manevi tazminatın tarafımıza ödenmesini..." talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "Davalıya ait ... Plakalı aracın hasar tarihindeki hasarsız emsalinin piyasa peşin rayiç değeri ... Sigorta tarafından yapılan Pert Total ve Rayiç Bedel Mutabakatında 1,125,000.00-TL olarak belirlendiği iddia edilmiştir. Bu bedel davalı ait aracın rayiç bedelinden fazla olarak belirlenmiştir. Davalıya ait aracın kilometre, marka, model ve genel durumu incelendiğinde rayiç bedel 1.000.000 TL olduğu görülecektir. Yine sigorta şirketi tarafından ödendiği iddia edilen sovtaj bedeli de yeniden hesap edilmelidir. Davacının müvekkilden talep edebilir hiçbir alacağı bulunmamaktadır. Dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde, davacı yan 1. dereceden asli kusurludur. Davacının diğer feri taleplerinin de reddi gerekmektedir. Ayrıca davacının, kabul anlamına gelmemekle birlikte maddi zarara uğradığı varsayımında dahi aracının hasar görmesi nedeniyle manevi tazminat ödenmesini gerektirecek bir husus yoktur. Aracının pert olması nedeniyle 100.000TL gibi bir manevi tazminat talebi de hakkaniyete aykırıdır. Davaya karşı cevap ve itirazlarımızın kabulü ile davacı tarafından müvekkil aleyhine ikame edilen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini..." savunmuştur.
Dava; maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı olarak tazminat talebine ilişkindir.
Davacının tacir olup olmadığına ilişkin olarak ... Vergi Dairesine, ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne, ... Esnaf ve sanatkarlar Odasına müzekkereler yazılarak, deliller toplanmış, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabında davacının gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı ve ... Vergi Dairesinin cevabında davacının gerçek kişi mükellefiyet kaydının bulunmadığı, Esnaf odasından gelen cevabi yazıda ise esnaf kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir.
HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde davacının gerçek kişi tacir olmadığı, Vergi Dairesinde kaydının bulunmadığı, davacının tacir olmadığı, dolayısıyla tacirler arasında görülen nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, iş bu davanın münhasıran ticari davalar arasında da yer almadığı, genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, görev dava şartı eksikliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden REDDİNE,
2-Davaya bakmaya görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
3-6100 sayılı HMK nın 20. maddesi uyarınca, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde davacılar tarafından yapılacak müracat halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
4-Tarafların yukarıda belirtilen süre içerisinde başvarmamaları halinde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına,
5-6100 sayılı HMK nın 331/2 maddesi uyarınca harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve gider avansı gibi hususların görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/07/2025
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza