T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/463 Esas
KARAR NO: 2025/870
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 20/06/2025
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; " "müvekkillerinin şirket ekiplerince yapılan incelemede; davalının; "..." adresinde perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi tespit edilmiştir. müvekkil şirket yetkililerince yapılan tespite istinaden elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliği'nin 42. maddesinin 1/b bendi uyarınca ... tahakkuk numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlenmiştir. davalının işbu kaçak elektrik kullanımına istinaden, davalı/borçlu adına; elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda ... numaralı fatura ile 25920.000 kwh enerji tüketimi karşılığı 131.165,07 tl tutarında kaçak tüketim faturası ve ... fatura ile 26640.000 kwh enerji tüketimi karşılığı 54.135,10 tl tutarında kaçak tüketim faturası tahakkuk ettirilmiştir. bu nedenle toplamda davalıya 185.300,17 tl kaçak elektrik kullanım borcu tahakkuk ettirilmiştir. davalının borca itirazı haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur. dolayısıyla takip dosyalarına yapılmış olan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekmektedir.
müvekkil şirket ... a.ş., 1970 yılından bu yana ... ve çevresine elektrik enerjisi sağlayan, 2013 yılında özelleşme kapsamına alınarak ülkemizin 21 elektrik dağıtım bölgesinden biri olan istanbul avrupa yakasının elektrik dağıtım hizmetini "dağıtım şirketi" lisansı ile yaklaşık beş milyon aboneye yılda yaklaşık 27 milyar kwh elektrik dağıtarak sürdüren, tüm iş ve işlemleri epdk ve ilgili kuruluşlarca sürekli denetlenen, yaptığı tüm iş ve işlemlerde mevzuata sıkı sıkıya bağlı olan, her geçen gün artan elektrik ihtiyacını kaliteli, verimli ve kesintisiz bir şekilde karşılayabilmek için şebeke iyileştirme ve tesis kurma alanlarında yatırımlarını aralıksız sürdüren, kar amacından ziyade kamu hizmeti niteliği ağır basan ve yaptığı tüm iş ve işlemlerde basiretli bir tacir olma yükümlülüğüne uygun hareket eden saygın ve köklü bir enerji şirketidir. müvekkil şirketin verdiği hizmetin niteliği gereği mevzuata aykırı işlem yapması kesinlikle mümkün değildir; zira özelleştirme kapsamı gereği şirketin takdir yetkisinde olan hiçbir alan/hizmet yoktur. tüm hizmetler ve alınan kararlar üst kurulun ve belirlediği mevzuatın çizdiği sınırlar dâhilinde olmak zorundadır. bu itibarla müvekkil şirketi klasik kar amacı güden bir özel hukuk tüzel kişisi gibi değerlendirmemek gerekmektedir. kaçak elektrik tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. davalı tarafından kaçak elektrik kullanımının gerçekleştirildiği hususu belgelerle sabittir
müvekkil şirket alacağını yaklaşık olarak ispatlamış olup vadesi gelmiş alacağımız için borçlunun taşınır/taşınmaz mallarının, alacaklarının da haklarının ihtiyaten haczini talep ederiz.dosyanın ... bölge adliye mahkemesi hukuk daireleri başkanlar kuruluna gönderilmesine, karardan bir örneğin bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için hâkimler ve savcılar kurulu genel sekreterliğine gönderilmesine,
bahsi geçen yargıtay ilamının tamamı işbu dilekçenin ekinde sunulmaktadır.
kötü niyetli borçlunun itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.kaçak elektrik kullanımı tüm ülkeyi ilgilendiren bir haksız fiildir ve kaçakla mücadele etmek ülkedeki her bireyin sorumluluğudur. işbu dosya kapsamında arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş olup toplantı anlaşmama olarak sonuçlanmıştır. anlaşmama ve son tutanağı sayın mahkeme huzuruna sunmaktayız. (...) e.sayılı arabuluculuk dosyası)
kaçak elektrik kullanımı eyleminin niteliği itibariyle "haksız fiil" teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda "zarar görenin yerleşim yeri" icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören müvekkil şirketin merkezi yer mahkemesi olan istanbul adliyesinin mahkemeleri de iik 50. maddesinin atfı ile hmk'nın 16. maddesi gereği yetkilidir.
yukarıda arz ve izah olunun sebeplerle duran icra takibine devam edilebilmesi ve %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için iik madde 67 gereğince işbu itirazın iptali davası açılması zarureti hâsıl olmuştur.
davalının ... 11. icra dairesi ... e. sayılı dosyalarına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile icra takibinin devamına, alacağımızı teminen borçlunun taşınmaz, taşınır malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalı'nın %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı taraflara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
... 11. İcra Dairesi'nin ...E.sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmasına karar verilmiştir.
Davacı ... Şirketi'ne müzekkere yazılarak varsa kaçak elektrik tutanağı düzenlenmesine ilişkin görüntü kayıtlarının, davalılara ait elektrik abonelik sözleşme örneği ve sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak tüm kullanım miktarlarını gösterir kayıtların ve...tutanak seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı ve davalılara yansıtılan kaçak elektrik faturası suretinin, kaçak tahakkuk hesap bülteni, kaçak elektrik kullanım nedeniyle düzenlenen faturalar, kaçak elektrik kullanıldığını gösterir olay yerinde kayda alınmış videoların mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Mahkememizin 20/06/2025 tarihli verilen ara kararı ile; İhtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz talep edenin ileride ihtiyati haciz de haksız çıkması halinde borçlu/borçlular ile üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olması kaydı ile ihtiyati haciz isteyen alacaklının şimdilik talebe konu alacak olan 187.486,71-TL'nin kısmen kabul edilen %50'sine denk gelen miktarı olan 93.743,35 -TL'nin %15 (yüzde onbeş) oranınına isabet eden 14.061,50 -TL miktarındaki nakdi teminat tutarını veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu mahkememize yatırdığında veya ibraz ettiğinde davalının gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının yukarıda miktarı yazılı alacağa yetecek kadar kısımlarının ihtiyaten haczine, İhtiyati haciz talep edenin haksız çıktığı taktirde İ.İ.K.’nın 259. md gereğince karşı taraf ve üçüncü şahısların bu karar nedeniyle uğrayacakları zararı ödemek zorunda olduğuna, İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından 93.743,35 -TL'nin %15 (yüzde onbeş) oranınına isabet eden 14.061,50 -TL teminat şartı yerine getirildiğinde ihtiyati haciz kararının kendisine verilmesine ve bu kararın infazı için ... 11. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına tevdiine, İİK'nın 261.maddesi uyarınca karardan itibaren 10 gün içinde ihtiyati haciz kararının icrasının istenmemesi halinde verilen ihtiyati haciz kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağının ihtarına karar verilmiştir.
Davalı taraf için tacir/esnaf araştırması yapılmasına karar verilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ... 11. İcra Dairesinin ...E. sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davalının gerçek kişi olması nedeni ile Mahkememizce öncelikle Mahkememizin işbu davaya bakmaya görevli olup olmadığının tespiti için davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmıştır. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün vermiş olduğu 21/07/2025 tarihli yazı cevabında "İlgi sayılı yazınızda adı geçen Müdürlüğümüz ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... hakkında yapılan sistem kayıtlarımızın tetkiki sonucu, 01/02/2022 tarihinden itibaren ... adresinde ... - çay ocakları, kıraathaneler, kahvehaneler, kafeler (içecek ağırlıklı hizmet veren), meyve suyu salonları ve çay bahçelerinde içecek sunum faaliyeti faaliyetinden basit usul ticari kazanç mükellefi olduğu ve Vergi Usul Kanununun 176-177.maddeleri kapsamında tacir olmadığı" bildirilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin ...Esas,...Karar sayılı, 19/03/2024 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "...Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı gerçek kişinin tacir olup olmadığının araştırılması yönünde Kadifekale Vergi Dairesi ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevaplarının değerlendirilmesi neticesinde ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davacının tacir olmadığı ve bu kapsamda TTK 4. maddesi gereğince iş bu davanın ticari bir dava olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararına karşı ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir...".
Ankara BAM 22. Hukuk Dairesinin ... Esas,... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olay değerlendirildiğinde, dosya içinde yer alan belgelere davalının tacir olmadığı, faturaya dayalı alacak kapsamında davalı hakkında yapılan araştırma ve inceleme doğrultusunda; ... Vergi Dairesi' nin vermiş olduğu 13/07/2018 tarihli yazı cevabında, ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü' nün vermiş olduğu 12/07/2018 tarihli yazı cevabında davalının 31/12/2011 tarihinde mükellefiyeti terk ettiği ve en son beyan ettiği 2011 takvim yılı gelir vergisi beyannamesine göre işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği; böylece davalının tacir olmadığı, yalnızca davacının tacir sıfatını taşıdığının anlaşılmış bulunmasına göre uyuşmazlığın genel mahkemelerde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...".
İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı, 23/05/2023 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "... Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı ile arasındaki abonelik sözleşmesi gereğince elektrik tüketim bedelinin ödenmemesi nedeni ile bedelin tahsilini talep etmekle; aboneliğin bulunduğu yerin dükkan olduğu, yapılan araştırmada ise davalının tacir niteliğinde bulunmadığı esnaf olduğu, davalının 6502 sayılı Kanunda belirtilen “Tüketici” tanımına girmediği, , 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiği, uyuşmazlığın İstanbul Anadolu ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...".
İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı, 20/06/2024 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda davacı kaçak elektrik tüketimi nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali talebinde bulunmuş olup, her ne kadar davalının ticari işletme kaydı bulunmakta ise de davalının dava tarihinden önce ticari faaliyetine son verdiği, tacir sıfatının bulunmadığı, salt aboneliğin iş yeri olmasının davayı ticari hale getirmeyeceği, uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmakla davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.".
Tüm dosya kapsamından; davacının tacir olduğu; her ne kadar davacı tarafça düzenlenen faturada ve kaçak tespit tutanağında davalının abone grubu ticarethane olarak belirtilse de, davalının ticaret siciline kayıtlı olmadığı, ilgili vergi dairesinin müzekkere cevabı uyarınca 01/02/2022 tarihinden itibaren basit usul ticari kazanç mükellefi olduğu ve Vergi Usul Kanununun 176-177.maddeleri kapsamında tacir olmadığı, kaçak elektrik tutanak tarihi ve dava tarihi itibariyle davalının tacir olmadığı, salt aboneliğin işyeri olmasının davayı ticari hale getirmeyeceği anlaşılmakla; davalının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca işbu davanın TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 20 mad. gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı hususunun gerekçeli kararın tebliği suretiyle ihtarına,
3- 6100 sayılı HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,
4-Sair hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı karar verildi.14/10/2025
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır