T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/476 Esas
KARAR NO: 2025/572
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 24/06/2025
KARAR TARİHİ: 01/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Davalının, takip dayanağı faturaları ödememesi üzerine, ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının işbu icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla, davalının, icra takibine ilişkin, borca itirazının iptalini, takibin takip talebindeki şartlarla devamını, icra takibinde yazılı asıl ve feri alacaklarının davalıdan tahsilini, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davaya konu takip dosyasının ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından açıldığını, müvekkilinin işbu dosyaya 04.11.2019 tarihinde itiraz ederek takibi durdurduğunu, davacının ise söz konusu takibe ilişkin davayı 26.01.2021 tarihinde açtığını, itirazın iptali davasının itiraz tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılması gerektiğini, işbu davanın süresinde açılmadığını, davacının icra takibini ve arabuluculuk başvurusunu Bakırköy'de yaptığını, ancak söz konusu davayı İstanbul Mahkemelerinde açtığını, genel yetki kuralı gereği açılan davaya yetki yönünden itirazlarının olduğunu, müvekkilinin ikametgah adresinin ... olduğunu, davaya bakmakta ... Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin davaya konu elektrik aboneliğinin işyerine ait olduğunu, bu işyerinin Büyükçekmece de yazlık bölgede olduğunu, yılın 3-4 ayı aktif çalıştığını, geri kalan zamanlarda ise kapalı olduğunu, müvekkilinin işyerinin lokanta olması sebebiyle bozulacak eşyalar bulunabileceğinden kapalı olduğu dönemlerde de dondurucu ve dolapların çalıştığını, müvekkilinin 21.02.2021 tarihinde geçmiş dönem tüm borçlarını ödeyerek ...A.Ş.'den "borç yoktur kağıdı" aldığını ve yeni abonelik yaptırdığını, akabinde Mart 2017 tarihinde kendisine 210,30-TL fatura geldiğini, sonra Mayıs 2017 de 12.803,35-TL, Ağustos 2017 de ise 7.761,56-TL fatura geldiğini, gelen faturalara bakıldığında güncel borç ile toplam borç arasında büyük bir fark olduğunu, müvekkilinin yalnızca Haziran - Temmuz - Ağustos aylarında aktif çalıştığı işyerine halihazırda Şubat ayında borç yoktur yazısı almışken işyerinin henüz açılmadığı Mayıs ayında fahiş miktarda fatura gelmesini anlayamadığını, sonraki faturalarda da bu durumun devam ettiğini, müvekkilinin elinden geldiğince işyerine gelen faturaları ödediğini, ancak bir kısım elektrik borcunun da kaldığını, müvekkilinin elektrik saatinin 2017 ve 2018 yıllarında işyerinin içinde bulunduğunu, müvekkilinin işyerinin bu dönemlerde çalışmadığı aylarda kapalı olması sebebiyle elektriğin kimi zaman okunmadığını, kimi zamanda toplu fatura geldiğini, yaklaşık 1-2 yıl önce de davacı şirket çalışanları işyerine gelerek elektrik saatini işyeri dışına alarak mühürleme işlemi yaptığını, gerekçe olarak da müvekkiline abonesiz kullanım yaptığını belirttiklerini, sonrasında ise davacı şirket müvekkiline yüklü miktarda borç çıkardığını ve bunu kaçak kullanıma soktuğunu, müvekkilininin elektrik kesildiğine dair imzaladığı bir evrakında mevcut olmadığını, davacı şirketin Perakende ve Dağıtım olarak ayrıldığını, müvekkilinin yaklaşık 2 ay önce kadar perakendeye olan tüm borcunu ödediğini ve yeni abonelik aldığını, davacı şirketin Perakende bölümü elektriği dağıtımın bağlayacağını belirttiğini ve dağıtımın gelip elektriği bağladığını, müvekkilinin bu elektriği 3 gün kullandığını ancak sonrasında dağıtımdan gelen kişilerin tekrardan davaya konu borcun ödenmediğini belirterek elektriği hukuka aykırı olarak kestiğini, müvekkilinin halihazırda kesinleşmiş bir borcu olmamasına rağmen davacı şirketin dağıtım bölümünün müvekkilinin elektrik kullanımını haksız olarak engellediğini, müvekkilinin mağduriyetinin çok büyük olduğunu beyanla, davacının itirazın iptali talebinin, ihtiyati haciz talebinin ve icra inkar tazminatı talebinin tümüyle reddini, davacı aleyhine icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, haksız eylemden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar 13/03/2025 tarihli görevsizlik kararıyla dosya mahkememize gelmiş olup, esasımıza kaydı yapılarak dosya bir bütün halinde incelenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin... E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.
VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir.
Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir.
Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır.
Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "6100 sayılı HMK'nın 2/1. maddesinde “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda davacı, kaçak elektrik tüketim bedelinden dolayı başlatılan takibe yönelik itirazın iptali talebinde bulunmuş olup, dosya kapsamında davalının tacir sıfatını haiz olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığı. kaçak elektrik kullanıldığı iddia edilen yerin salt iş yeri olmasının, davacıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı, davalının tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca ... 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Dava, kaçak elektrik kullanım iddiasından kaynaklı tahakkuk ettirilen faturalardan dolayı borçlu olunmadığına dair menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki abonelik sözleşmesine dayalı düzenlenen faturada kaçak elektrik tahakkuk ettirilen yer ticarethane olarak belirtildiği gibi davacı taraf da dilekçesinde kaçak elektrik tahakkuk ettirilen yerin kuaför olarak işletilen yer olduğunu açıklamış olması karşısında davacının tüketici sıfatı bulunmayıp, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ... E ...K sayılı ilamında özetle; "Dava, bir icra takibi yönünden elektrik aboneliği kapsamında elektrik kullanımından, kaçak elektrik kullanımından kaynaklı olarak yapılan icra takibinden dolayı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Abonelikten kaynaklı elektrik hizmeti alan yerin taraf beyanları ve sözleşme içeriğine göre işyeri olduğu ihtilafsızdır.Dolayısıyla davalı taraf tüketici tanımına uymamaktadır. Abonelik sözleşmesine konu işyerinin, TTK anlamında işletme olduğu, gelen vergi kaydına göre tutanağın tutulduğu yılı itibari ile davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu, abonelik konusu yerin niteliği de dikkate alınarak nisbi ticari dava konusu olan uyuşmazlık bakımından İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir." şeklinde karar verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 13/11/2024 tarihli cevabi yazısına göre; davalının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kayıtlı sayaç üzerinden sözleşmesiz elektrik kullanımından bahisle kesilen kaçak elektrik faturasının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı yani bir başka deyişle esnaf sınırında kaldığı ve kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği yerin lokanta olduğu da dikkate alınarak; dava ve takip tarihi itibariyle davalının 1. Sınıf (bilanço esasına göre defter tutan) tacir olmaması yani esnaf olması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Görevli Mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
3-Daha önce aynı konuda ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş görevsizlik kararı bulunduğundan mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır