T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/65 Esas
KARAR NO: 2025/267
DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/01/2025
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilimiz ...A.Ş., boya sektöründe faaliyet göstermekte olup ...- ... ise müvekkilimizin alt bayisidir.Müvekkilimiz, Türkiye çapında bayilerine farklı boya renkleri oluşturabilmeleri adına renklendirme ve karıştırma makineleri ve bu makinelerin kullanılmasını sağlayan bilgisayar ve ekipmanlarını gerekli yazılımları ile birlikte ödünç vermektedir. Bu işleyiş kapsamında müvekkilimiz bayisi ...- ...'ya maliki olduğu, sözleşmede sayılan ve aşağıda detayları verilen taşınırları karşılıksız olarak kullanıma bırakmış olup sözleşmenin sona ermesi halinde ihtara gerek kalmadan veya dilediği zaman ihtar ile sözleşmeyi fesih ederek taşınırları geri alabileceğine ilişkin bir ödünç sözleşmesi imzalamıştır. Bu taşınırlar;
1 adet ... marka ... seri numaralı renklendirme makinesi,
1 adet ... marka ... seri numaralı karıştırma makinesi ve 1 adet ... marka bilgisayar ve ekipmanlarıdır.
Müvekkilimiz tarafından davalıya ... 32. Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numarası ile ödünç ilişkisinin sona erdiği ve taşınırların iade edilmesi gerektiği içerikli bir ihtarname gönderilmiştir.Sözleşme hükümleri ve Türk Borçlar Kanunu madde 383 uyarınca, sona ermenin ardından ödünç verilen taşınırların davalı tarafından herhangi bir ihtara gerek kalmadan iade edilmesi gerekmektedir. Bununla beraber davalı taşınırları iade etmemiş, tüm sözlü uyarılar ve talepler ise süreç içerisinde sonuçsuz kalmıştır. Bu kapsamda müvekkilimiz tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmış olup süreç anlaşamama ile sonuçlanmıştır.Açıklanan tüm nedenlerle, ödünç ilişkisine aykırı davranan davalıdan taşınırların iadesini, iadenin mümkün olmaması halinde taşınırların bedelinin tespitini, geçici talep sonucumuz 25.000 TL'nin müvekkilimize ödenmesi talepli konu davanın açılması zarureti doğmuştur.
Sona eren ödünç ilişkisi akabinde kötü niyetli zilyet sıfatını haiz davalıdan taşınırların iadesini, iadenin mümkün olmaması halinde taşınırların bedellerinin tespiti, (şimdilik geçici talep sonucumuz) 25.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
Davalı için tacir-esnaf araştırması yapılmasına karar verilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Tarafların bağlı bulunduğu Gelir İdaresi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak taraflara ilişkin 2021-2022-2023 ve 2024 yıllarına ait BA/BS formlarının araştırılarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; maliki davacı tarafından davalıya teslim edilen boya karıştırma makinesi, bilgisayar ve renklendirme makinelerinin iadesi, mümkün olmazsa bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
Davalının gerçek kişi olması nedeni ile Mahkememizce öncelikle Mahkememizin işbu davaya bakmaya görevli olup olmadığının tespiti için davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmıştır. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün vermiş olduğu 27/01/2025 tarihli yazı cevabında davalının " 07.10.2019-31.08.2023 tarihleri arasında dairemiz mükellefi olup,Çimento, Alçı, Harç, Kireç, Mozaik vb. İnşaat Malzemeleri Toptan Ticareti faaliyetiyle iştigal etmiştir.31.08.2023 tarihinde mükellefin terk işlemi gerçekleşmiştir.Mükellef bilanço esasına göre defter tutmuştur." bildirilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin... Esas, ...Karar sayılı, 19/03/2024 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "...Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı gerçek kişinin tacir olup olmadığının araştırılması yönünde Kadifekale Vergi Dairesi ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevaplarının değerlendirilmesi neticesinde ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davacının tacir olmadığı ve bu kapsamda TTK 4. maddesi gereğince iş bu davanın ticari bir dava olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararına karşı ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir...".
Ankara BAM 22. Hukuk Dairesinin... Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olay değerlendirildiğinde, dosya içinde yer alan belgelere davalının tacir olmadığı, faturaya dayalı alacak kapsamında davalı hakkında yapılan araştırma ve inceleme doğrultusunda; ... Vergi Dairesi' nin vermiş olduğu 13/07/2018 tarihli yazı cevabında, ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü' nün vermiş olduğu 12/07/2018 tarihli yazı cevabında davalının 31/12/2011 tarihinde mükellefiyeti terk ettiği ve en son beyan ettiği 2011 takvim yılı gelir vergisi beyannamesine göre işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği; böylece davalının tacir olmadığı, yalnızca davacının tacir sıfatını taşıdığının anlaşılmış bulunmasına göre uyuşmazlığın genel mahkemelerde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...".
İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı, 20/06/2024 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda davacı kaçak elektrik tüketimi nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali talebinde bulunmuş olup, her ne kadar davalının ticari işletme kaydı bulunmakta ise de davalının dava tarihinden önce ticari faaliyetine son verdiği, tacir sıfatının bulunmadığı, salt aboneliğin iş yeri olmasının davayı ticari hale getirmeyeceği, uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmakla davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.".
Tüm dosya kapsamından; davacının tacir olduğu; davalının ise 07.10.2019-31.08.2023 tarihleri arasında bilanço esasına göre defter tutmuş olup, 31/08/2023 tarihinde mükellefiyetini terk ettiği, işbu davanın konusunun ise 03/06/2021 tarihli "Renklendirme Sistemi Kullanım Ödüncü Sözleşmesi"nin davacı tarafça feshi nedeniyle doğan iade borcuna ilişkin olduğu, sözleşmenin fesih tarihinin noter ihtarname tarihi olan 23/09/2024 tarihi olduğu, iade borcunun doğduğu tarih olan fesih tarihinde ve dava tarihi olan 23/01/2025 tarihinde davalının tacir olmadığı, davalının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca işbu davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 20 mad. gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı hususunun gerekçeli kararın tebliği suretiyle ihtarına,
3- 6100 sayılı HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,
4-Sair hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı karar verildi. 10/04/2025
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır