T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/69 Esas
KARAR NO: 2025/55
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 27/01/2025
KARAR TARİHİ: 27/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davalı/borçlular tarafından 15.07.2023 tarihinde ... İşletme Müdürlüğü sorumluluk sahasında bulunan "..." adresinde yapılan kazı çalışması esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkil şirkete ait yer altı tesisine zarar verildiği tespit edilmiştir.Davalı/borçlular tarafınca hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 469,60-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmış ve borçluya ... ödeme emri gönderilmiştir. (Ek-2:Davalı/borçlu taraf ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz etmiştir. Borçlu itirazında takibe ve takibe konu borca itiraz etmiş olup takibin durdurulmasını talep etmiştir. Borçlunun itirazı ile mezkur icra takibinin durdurulmasının akabinde işbu dava konusunun her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hasebiyle huzurdaki itirazın iptali davası için dava şartı teşkil eden 6102 S.'lı TTK'nın 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, görüşme sonunda anlaşılamaması üzerine taraf vekilleri ve arabulucu tarafından e-imzalı bir şekilde anlaşamama tutanağı tanzim edilmiş olup işbu dava dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemenize sunulmaktadır. Borçlu taraf borca itiraz ederek takibi durdurmuş ise de borçlunun itirazı haksız ve dayanaksızdır. Şöyle ki; davalı her ne kadar borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz etmiş ise de icra takibine konu olan alacak, davalının kusurlu bir şekilde yürüttüğü kazı çalışmaları sebebiyle uğranılan maddi zararlardan ibaret hasar bedeli olup zarar veren davalının bedelden sorumlu olduğu şüphesizdir. Meydana gelen dağıtım tesisi hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıplar müvekkil şirketin maddi zararına sebebiyet vermiştir. Nitekim huzurdaki dava ile birebir aynı mahiyette yüzlerce dava dosyası görülmüş ve müvekkil şirketin delilleri ışığında müvekkil şirket lehine davaların kabulü yönünde kararlar verilmiştir. müvekkil şirket tesislerine hasar verilmiş olup söz konusu zarar verici eylemin niteliği itibariyle haksız fiil teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda "zarar görenin yerleşim yeri" icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören müvekkil şirketin yerleşim yerinin tabi olduğu İstanbul Adliyesinin icra daireleri ve mahkemeleri İİK 50. maddesinin atfı ve HMK'nın 16. maddesi gereği yetkilidir. Söz konusu hasar sebebiyle borç tahakkuku ve akabinde de icra takibine geçilmiştir. Borçlu, haksız fiilden kaynaklı müvekkil kuruma vermiş olduğu zararı henüz tazmin etmemiş, hasar bedeli alacağına ilişkin icra takibine de kötü niyetle itiraz etmiştir. Dilekçemiz ekinde sunduğumuz hasara ilişkin tutanaklar incelendiğinde huzurdaki davamızın haklılığı ve davalının itirazının haksızlığı ortaya çıkacaktır. Davalı/borçlu tarafından ... 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan haksız ve yersiz itirazın iptali ile takibin devamına,
Davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine,
Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil İdare, ... görev alanı içinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere 2560 sayılı Kanun ile kurulmuş, tüzel kişiliği haiz bir kamu kuruluşudur. Müvekkil İdare su ve kanalizasyon hizmetleri noktasında ise tekel manada yetkili ve görevlidir. Dava konusu eylem hizmet kusuru niteliğinde olduğundan görevli mahkeme idare mahkemeleridir. Zira tazminat isteminin dayandırıldığı eylem, müvekkil ... açısından kamu hizmetinin ifasına ilişkin bulunmakta ve hizmet kusuru ile bağımlı olması nedeni ile tam yargı davasının konusunu oluşturmaktadır. Müvekkil ...'nin davacıya sözleşmeye dayalı bir taahhüdü ve borcu yoktur. Bu yüzden ... aleyhine açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin Esas No: ... Karar No: ... Karar Tarih: 29/11/2021, Uyuşmazlık Mahkemesinin Esas No:... Karar No: ... Karar Tarih: 27/12/2021tarihli kararları ile benzer davaların İdari yargı yerinde görülmesi gerektiği yönünde kararlar verilmiş olmakla; kesin ve güncel olarak verilen işbu kararlara göre bu tür davalarda İdari Yargı yolunun görevli olduğu yönünde kararlar verilmektedir.
Sonuç olarak, yargı yolu ve görev itirazlarımızın kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlere göre; öncelikle yargı yolu yönünden inceleme yapılmasını, yargı yolunun İdari yargı yolu olduğunun tespitini, yargı yolunun hatalı olduğunun tespiti halinde görevsizlik kararı verilmesini ve davacının davasının yargı yolu usulüne uygun olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan Reddine karar verilmesini talep ederiz. Görülmekte olan davanın husumet yönünden reddi gerekmektedir. Zira dava konusu hasarla ilgili olarak müvekkil idareye hiçbir sorumluluk ve kusur atfedilemez. Şöyle ki;
Dava konusu yerde, müvekkil idare elemanlarınca değil diğer davalılar olan ... Şti+... Şti İş ortaklığı tarafından yapılan şube yenileme çalışması sırada hasar meydana gelmiştir. İdaremiz ile yüklenici firma arasında bağıtlanan ve taraflar ile üçüncü şahısları bağlayıcı olan "eser sözleşmesi ile İnşaat İşleri Teknik Şartnamesi, İdari Şartname, Yapım işleri Genel Şartnamesi ve Kanalizasyon Özle Teknik Şartnamesi " 4 sinin ilgili hükümleri uyarınca; Müteahhit firma, yaptığı işlerle ilgili olarak ortaya çıkabilecek her türlü kaza, hasar, zarar ve ziyandan sorumlu olacağı hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla, iş bu davada Husumetin müvekkil idareye de yöneltilmesi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup müvekkil İdare açısından davanın husumetten yönünden reddi' ni gerektirmektedir.
Dava konusu hasar, müteahhit firma tarafından verilen zararlardan idaremizin sorumlu olmayacağı muhtelif mahkeme ilamları ile de teyit edilmiştir.
Diğer davalılar müteahhit firmalar sorumludur.İdaremizle yüklenici arasında imzalanan sözleşmenin 15, 17, 22 numaralı maddelerine, İçme Suyu Şebeke İnşaatı Teknik Şartnamesinin 3.4.1 numaralı maddesine, Kanalizasyon İşleri Teknik Şartnamesinin 3.5.1 ve 3.5.2 numaralı maddelerine, İdari Şartnamenin 18 numaralı maddesine, Yapım işleri Genel Şartnamesinin 9, 20, 25, 26 nolu maddeleri ve birim fiyat tariflerine binaen, yüklenici yaptığı işlerle ilgili olarak ortaya çıkabilecek her türlü kaza, hasar, şikayet, zarar ve ziyandan dolayı maddi, manevi, hukuki ve cezai olarak sorumludur. Ayrıca yüklenicinin sigorta kapsamı içinde veya dışında kalan hareket ve fiillerinden dolayı meydana gelecek bütün talep ve iddiaların karşılanması yükümlülüğü de yükleniciye aittir.
Dava konusu iddia haksız fiil iddiası ve tarih itibariyle ihtilaf söz konusu olduğundan, hak kaybı oluşmaması açısından zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazımızı bildiriyoruz.
Haksız fiilden mütevellit zararların tazminini düzenleyen B.K m.49e göre zararın tazmini için kusur-zarar-illiyet bağı şartları oluşmamıştır. Dava konusu hasar iddiasına bağlı tazminat talebinin muhatabı müvekkil İdaremiz değildir, İdaremizin eylem ve işlemlerinden doğan bir zarar yoktur, hukuken sorumluluğu da bulunmamaktadır.
Dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacının karşılıklı kusur durumunun da araştırılması gerektiği kanaatindeyiz. Yani davacıya ait altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde kazı yapılmak suretiyle incelenmesi gerekmektedir. Ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varabilmek mümkün olacaktır. davacı ... a.ş.’nin söz konusu hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğu ve yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belirlenen şekilde döşemediği, bu nedenle zaman zaman tesisatlarına zarar verilmesine kendi eylem ve kusuru ile sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. söz konusu adreste, davacıya ait tesis ve kabloların ilgili yönetmeliğin emredici hükmü ve diğer hükümlerine uygun olarak imal edilmediği ortaya çıkmaktadır.
davacı tarafın, elektrik kablosu döşeme işinin, mevzuata uygun olup olmadığının araştırılmasını talep ediyoruz.
davacıya ait elektrik kablolarının döşeme işinin durumu da gözden kaçmaması gereken önemli noktalardan biridir. söz konusu elektrik hattı, elektrik kuvvetli akım tesisleri yönetmeliği hükümlerine tamamen aykırı olarak döşenmiştir.
idaremiz aleyhine davacı şirket tarafından açılan bazı davalarda dinlenen tanıkların davacı tesisatlarının olması gereken derinlikte olmadığı, tesisatın haritalandırılmadığı, genelde yeterli derinlikte olmadığı ve aksine yüzeyde olduğu yönünde beyanlarda bulundukları görülmektedir.
davacı tarafından yapılan tesisat imalat işinin mevzuatına uygun olup olmadığının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerekir. ilgili mevzuatına aykırı uygulama yapılmış olması sebebiyle, olayın gerçekleşme şekli ve davacının kusurları birlikte değerlendirildiğinde müvekkil iski genel müdürlüğüne herhangi bir kusur atfı mümkün değildir.
davacı şirkete yazı yazılarak söz konusu adresteki tesisatlarının yönetmeliğe uygun olup olmadığının tespiti için gerekli plan, proje, harita diğer tüm tesisat bilgilerinin istenilmesine karar verilmesini talep ederiz.
Keşif talebimiz bilirkişi eşliğinde Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin “Kablolar” başlıklı 58. maddesinin (e) bendine uygun tesisat yapılıp yapılmadığının tespiti yönünden de olup, bu nedenle işbu istemimizin de değerlendirilmesi suretiyle keşif ve bilirkişi incelemesi taleplerimizin kabulüne karar verilmesini talep ederiz.
Davacı tarafın hükmedilmesini talep ettiği tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz istemi hukuka aykırıdır. Müvekkil idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcu yoktur. Müvekkil idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından dava haksız fiile dayalı olarak açıldığından yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebilir. Davada talep edilen hasar bedeli fahiştir. Dava konusu bedelin tarafsız bilirkişiler tarafından yeniden tespit edilmesini talep ediyoruz.
Davacının talep ettiği icra inkar talebinin de reddi gerekmektedir. Zira yukarıda açıkladığımız üzere meydana gelen hasarın müsebbibinin ve gerçek hasar miktarının öncelikle sayın mahkemeniz tarafından tespiti gerekmektedir. Sonuç olarak davacının istemlerinin tümüyle reddine karar verilmesini, davanın görev yönünden reddine yersiz ve mesnetsiz usul ve esastan davanın esastan reddine mahkeme giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava davalı tarafından yapılan çalışma esnasında davacının kablolarına zarar verildiği iddiasıyla tazminat isteminden ibarettir.
Uyuşmazlık Mahkemesi ... E... K sayılı ilamında özetle; "Raportör-Hâkim ...'nun davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... ile Danıştay Savcısı ...’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
16. Dava, adli yargı yerinde davacı şirkete ait alt yapı tesisine hasar verildiğinden bahisle meydana gelen maddi zararın tahsili maksadıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması üzerine, vaki itirazın iptali ile zararın hasar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle; idari yargı yerinde ise, uğranılan maddi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
17. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz ...Müdürlüğünün (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
18. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.
19. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
20. Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak; ... 4. İdare Mahkemesinin 02/10/2023 tarih ve ... sayılı başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarenin kamu hizmeti yürüttüğü esnada kusuru ile davacının kablolarına zarar verildiğinin iddia edilmiş olması ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin emsal mahiyetteki aynı davacı ve aynı davalı bakımından vermiş olduğu karar da dikkate alındığında kamu hizmetinin yürütüldüğü esnada idarenin kusuru nedeniyle açılacak davalarda idare hukuku ilkelerine göre inceleme yapılması gerektiği ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarının tüm yargı mercilerini bağlayıcı nitelikte olması nedeniyle davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-HMK 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL peşin harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince maktu 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda verilen karar miktar itibariyle kesin olmak üzere tensiben karar verildi. 27/01/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır