T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/735 Esas
KARAR NO: 2025/856
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/10/2025
KARAR TARİHİ: 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilimiz firma; 2010 yılında serbestleşen ve gelişen elektrik satış sektöründe faaliyet göstermekte olup elektrik enerjisi tedarik etmek üzere ... tarafından kurulmuştur. Müvekkil şirket amaçları doğrultusunda, çeşitli sektörlerdeki önemli firmalara elektrik tedarik etmektedir. Bu yönüyle müvekkil firma, sektöründe iyi bilinen bir firmadır. Davalı - borçlu ile müvekkil firma, davalının elektrik tedariki ihtiyacı üzerine tanışmış ve yapılan görüşmeler neticesinde nihayet 05/05/2023 tarihinde "Elektrik Satış Sözleşmesi" isimli sözleşmenin imzalanması ile birlikte 05/05/2023 tarihinden itibaren müvekkil firma tarafından borçluya elektrik tedarik edilmeye başlanmış ve cari hesap ilişkisi kurulmuştur. 05/05/2023 tarihinde müvekkil firma tarafından başlayan elektrik tedariki borçlunun sözleşmeye aykırı şekilde, herhangi bir fesih bildiriminde bulunmaksızın ve sözleşmede düzenlenen sürelere riayet edilmeksizin 31/03/2024 tarihinde elektrik aboneliğini başka firmaya(tarafımızca öğrenildiği kadarıyla ...A.Ş.) devredilmesi suretiyle sona erdirilmiştir. Müvekkil, davalı tarafından yapılan sonlandırmayı sistem üzerinden sonradan öğrenmiş olup müvekkil şirkete davalı tarafından konu ile ilgili sözlü ya da yazılı herhangi bir bildirim yapılmamıştır. Bu husus davalı borçlunun işbu sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerine aykırı bir hareket olup sadece bildirimsiz olarak feshedilmesi sebebiyle müvekkili maddi zarara uğratmıştır. Zira müvekkilin elektik kullanımları ile ilgili olarak tıpkı davalı borçlu gibi çeşitli limitlerde taahhütleri ve kotaları bulunmaktadır.
Sistemde devir işlemini gören müvekkil, borçlu ile iletişime geçerek konunun aslını öğrenmeye çalıştıysa da kendisine herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu kere müvekkil tahakkuk etmiş kullanımdan kaynaklanan cari borcu ile 05/05/2023 tarihli "Elektrik Satış Sözleşmesi" isimli sözleşmenin 25. Maddesinde düzenlenen fesih(cezai şart) tazminatı bedelini borçludan talep etmiştir.Yukarıda yazılı gelişmeler akabinde borçlu aleyhine ... 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. ( ... 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının, mahkemeniz dosyasına celbi talep olunur) Davalı ile akdedilen sözleşme kapsamında davalının ticari faaliyeti ve gereksinimi nedeniyle davalıya 3 adet sayaç takılmış ve her bir sayaç için ayrı ayrı faturalandırmalar yapılmıştır. Bu kapsamda her bir sayaç için ayrı ayrı cezai şart tazminatının gündeme geleceği ortadadır. Tarafımızca yalnızca iki sayaç açısından davalı taraf aleyhine takibe girişilmişse de davalı tarafça yine de takibe kötü niyetli olarak itiraz edilmiştir. Diğer sayaç için talep ve dava haklarımız ile fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkımızı saklı tutuyoruz. Söz konusu icra dosyası kapsamında Borçlu tarafından ödeme emri 19.09.2024 tarihinde tebliğ alınmıştır. Akabinde borçlu vekilince dosyaya itiraz edilmiştir. Akabinde dava şartı arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirilmişse de "anlaşamama" olarak tutanak düzenleşmiştir. Bu sebeple de huzurdaki iş bu itirazın iptali davasının açılması zorunluluğu hasıl olmuştur.
Borçlu tarafından borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, ferilerine itiraz edilmiştir. Ancak itiraz hukuki dayanaktan yoksun geçerliliği olmayan salt süre kazanmaya yönelik bir itirazdır. Yapmış olduğumuz açıklamalar dikkate alındığında davalı-borçlunun itirazının tamamen müvekkilin ticari alacağını akamete uğratmak için yapılmış, haksız, kötü niyetli ve zaman kazanma amaçlı bir itiraz olduğu ortadadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Somut olayımız bu bağlamda değerlendirildiğinde fesih tazminatı sözleşme içerisinde tarafların serbest iradesi ile belirlenmiş, hangi şartlarda ödeme yükümlülüğü doğacağı açık olarak yazılmış, bedelin ne miktarda olacağı açık olarak belirtilmiş bu suretle de borçlunun sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği an içerisinde bu bedelin ne kadar olacağı ve tüm detayları borçlu tarafından belirlenebilir likit ve belirli bir durumdadır. Bu suretle icra inkar tazminatı için gerek kanunun gerekse de Yargıtay' ın belirlemiş olduğu şartlara uygundur. Bu suretle haksız yere icra dosyasında itirazda bulunarak icra takibinin durdurulmasına sebep olan borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesi gerekir. Davalı-borçlu firma tarafından ... 20. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, Davalı-borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı-borçluya yükletilmesine,
karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu 09/10/2025 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini beyan ettiği görülmüştür.
Davadan feragat, HMK.m.307 ve m.309 hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.
HMK.m.310 hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Feragat bildirimi de HMK.m.310 hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Bu yasal nedenlerle davanın feragat nedeniyle reddine, karar verme gereği doğmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 205,13 TL harcın (duruşmalı ön incelemeden önce feragat olduğundan 1/3'ü alınmıştır.) peşin alınan 1.519,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.314,26 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı adına sunulmuş vekaletname olmadığından davalı adına vekalet ücreti ve ayrıca yargılama gideri takdirine yer olmadığına,
5-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi 14/10/2025
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır