T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/04/2025
NUMARASI:....
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 09/07/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 10/07/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.12.2016 günü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen kazada araçta yolcu olan davacının malul-sakat kaldığını, trafik kazası tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının maluliyet tazminatının alınması amacıyla davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu, davalı yanla başvuru aşamasında uzlaşma sağlanamadığını belirterek, HMK 107/1-2 maddesine göre, dava değerini artırma ve diğer fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 3.200,00-TL malullük – sakatlık (geçici ve daimi iş göremezlik) tazminatının davalıdan tahsiline, davalıya başvuru tarihini takip eden 8 iş günü sonrası temerrüt tarihi olduğundan bu tarihten itibaren ticari temerrüt faizine – avans faizine karar verilmesini talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ile, 240.370,69 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı, 11.368,34 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı aracın davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başına 310.000,00-TL olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, hesaplamalarda TRH 2010 Tablosu ile %1,8 teknik faizin dikkate alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Ankara BAM 35 HD. kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut çelişkileri giderir, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Dairesi Üst Kurulundan alınan kaza tarihi itibarıyla geçerli yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenen rapora göre davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %0 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, davacı tarafın ev hanımı olması dikkate alınarak asgari ücret seviyesindeki gelir durumu, kaza tarihi itibarıyla geçerli maluliyete esas yönetmelik hükümlerine uygun alınan maluliyet raporu, TRH 2010 yaşam tablosu (yüzde 10 artış yüzde 10 iskontolu progresif rant yöntemi), Yargıtay içtihatları ve kusur oranlarına göre aldırılan aktüer bilirkişi raporu ile dava dilekçesi ve talep artırım dilekçesinde belirtilen miktarlara göre davacının 11.368,34 TL geçici iş gücü kaybından kaynaklı tazminat talebinin yerinde olduğu, hükme esas alınan maluliyet raporuna göre, sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebinin ise yerinde olmadığı, bu yönden davanın reddi gerektiği, sunulan belgelerden davalıya dava öncesi yapılan başvuru neticesi davalının 24/01/2017 tarihinde temerrüde düştüğü, kabul edilen tutar için kazaya karışan aracın kullanım amacı ve cinsi gereği temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği anlaşıldığından, “ Açılan davanın kısmen kabulü ile, 1-11.368,34 TL geçici iş gücü kaybından kaynaklı maddi tazminatın 24/01/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacının sürekli iş gücü kaybından kaynaklı maddi tazminat talebinin reddine” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan ATK raporunun yetersiz olduğunu, çelişkileri gidermekten uzak olduğunu, bu kararla davacının ciddi hak kayıplarına uğradığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece, verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekilinin, hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, olay tarihinde davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ve davalıya ZMMS ile sigortalı aracın tek taraflı kazası sonucu davacının yaralandığı, davacının maluliyet oranının belirlenmesi için ... .....tarafından 07/06/2021 tarihli ve “Özürlülük Ölçütü…Yönetmeliği” esas alınarak rapor düzenlendiği, rapor içeriğinde; “… kazadan sonra kazayı tekrar yaşıyormuş gibi hissetme, ani seslerden irkilme, kazayı hatırlatan şeylerden kaçınma, unutkanlık şikayetleri nedeniyle ilaç tedavisinin devam ettiği…” ve “ tibia ve fibula şaft fraktürleri” dikkate alınarak rapor düzenlendiği belirtilmişse de sonuç bölümünde; “travma sonrası stres bozukluğu” nedeniyle davacının özür oranının %30, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin, 45 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun rapor edildiği, bu rapor esas alınarak verilen ilk kararın Dairemizce, hükme esas alınan maluliyet raporunda, "travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığının kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, sürekli olup olmadığının değerlendirilmediği gibi, davacının TBK'nın 54. maddesi gereğince çalışma gücünün kaybı veya azalması kapsamında zararlarını talep edebileceğinden, kazaya bağlı bir rahatsızlığı bulunması halinde bu rahatsızlığın, çalışma gücünün kaybına yahut yitirilmesine engel olacak boyutta olup olmadığı" ve “tibia ve fibula şaft fraktürleri nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı da değerlendirilmediğinden alınan maluliyet/özürlülük raporu meydana gelen rahatsızlığın kaza ile illiyeti, sürekli olup olmadığı, davacının maluliyetin artmasında etkisi olup olmadığı, maluliyetin bulunması halinde çalışma gücü kaybı ve/veya yitirilmesine etki edecek boyutta olup olmadığı yeterince değerlendirilmediğinden” maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmaması nedeniyle kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Kaldırma kararı üzerine mahkemece ATK 2. İhtisas Dairesi ve çelişkileri giderici mahiyette ATK 2. Üst Kurulundan davacının muayenesi yapılıp son durum raporu da alınarak düzenlenen usulüne uygun raporuna göre, davacıda halihazırda aktif psikopatoloji saptanmadığı, sağ tibia fibula kırığının da sekel bırakmadan iyileştiği anlaşıldığından davacıda sürekli maluliyetin bulunmadığı, ancak yaralanması nedeniyle 9 ay iyileşme süresinin bulunduğu ve bu süre için usulüne uygun olarak belirlenen geçici iş göremezlik tazminatına karar verildiği anlaşıldığından davacının tüm istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından bu konu hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3-İstinaf edence yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE 09/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.