T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/9 Esas
KARAR NO: 2025/106
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/01/2025
KARAR TARİHİ: 12/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Müvekkil ..., davalı şirket olan ... ile kendisinin alt yüklenici olduğu bir sözleşme ile "..." yapım işi olmak üzere toplam 3 okulun kaba işi için anlaşmışlardır. Sözleşmeye göre; inşaatın kaba işini, duvar ve demir işçiliğini yapmak üzere kalıp malzemesi, kontrplak, ahşap tahtalar, demir direk getirme ve yapma işleri tamamen müvekkile taşere edilmiştir. İş ve sözleşme devam ettiği sırada müvekkil, kendi malzemeleri ile birlikte kendisinin çalıştırmış olduğu 20 işçisi ile birlikte inşaata başlamış ve ... Su basması, temel ve istinat duvarlarının kalıp ve demir işleri ile ... Su basması, temelinin kalıp ve demir işlerini tamamlamıştır. Daha sonra ise müvekkil işe devam ederken, davalı... ile ... Firması arasında bir uyuşmazlık yaşanmış ve bu uyuşmazlık nedeniyle inşaatın belli bir süre durdurulmasına karar verilmiştir. Müvekkil ise 20 işçisinin olduğunu, bu işçilere maaş ödemesi yapması gerektiğini, inşaatın durması halinde zorlanacağını, ayrıca inşaatın bulunduğu bölgede kendisine ait malzemelerin bulunduğunu, bu malzemelerin kaybolup çalınabileceğini söylemiş, ancak davalı inşaat firması yetkilileri, müvekkile büyük bir sorun yaşadıklarını bu sebeple inşaatın sorun çözülene dek durmak zorunda olduğunu, inşaatın başlandığı gün arayacaklarını söyleyerek müvekkili ve beraberindeki 20 işçisini evine göndermiştir. Bu hususta ihale makamının müşavirleri tarafından gerekli tutanaklar tutulmuş olup, bu tutanakların davalı şirketten ve davalı şirketin ilgili tutanakları göndermemesi halinde ... şirketinden celbini talep etmekteyiz. Müvekkil ve beraberindeki 20 işçi evlerine döndükten sonra müvekkil her gün davalı şirket ile iletişime geçmiş ancak davalı şirket müvekkile henüz inşaata geri dönmediklerini belirtmişlerdir. Bu süreç içerisinde müvekkil borç alarak işçilerine ödeme yapmak durumunda kalmış olup, maddi zarar kalemlerinden birisi de işçilere ait maaş ödemeleridir. Zira, ekte sunacağımız sözleşmenin "Belirlenen Fiyatlar" başlıklı 3. maddesinde göre de "Çalıştırılacak işçilerin SGK girişleri işveren bünyesinde yapılacak, işveren tarafından ilgili işçilere yapılacak bütün işçilik alacak ve ücret ödemeleri yüklenici hakedişinden kesilecektir." şeklinde olup, müvekkile herhangi bir hakediş ödemesi yapılmadığından ve bu hakediş ödemesinden işçilerin maaşları kesilmediğinden davalı işveren bu maaşlardan da sorumlu durumdadır.
Daha sonra müvekkil aradan geçen 2 hafta sonunda sözleşmeye konu 3 adet Anaokulunun yapılacağı bölgeye gitmiş olup, burada inşaatın kendisine haber veya bildirim yapılmaksızın müvekkilin malzemeleri kullanılmak suretiyle devam edildiğini görmüş ve derhal ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin...Değişik İş esas sayılı dosyası nezdinde tespit talebinde bulunmuştur.Müvekkil tespit talebinde bulunurken, davalı şirket ile sözleşmeye konu yer olan "... giriş kısmı sağ tarafındaki en ön perde duvar ile binanın sağ yan kısmındaki perde duvar ve sol tarafındaki kısa perde duvar haricindeki perde duvarları ve altındaki pabuçların tamamını yaptığını, yine temelinin tamamını attığını, 2680 m2 işi kalıp malzemeleri ve demir işçiliği ile yaptığını, 680 metre tül alt temel radyan, 450 metre tül çarpı 3 metre yükseklikte istinat perdesi, 830 m2 oturumu temeli beton dökülmüş haliyle teslim ettiğini, artı bu basma perdeleri 400 m2 şeklinde beton dökülmüş haliyle teslim ettiğini, yine gerçek temeller üzerindeki demir kolon çerçeveler ve bunlardan yerde olanlarının kolon demir işçiliğini yaptığını, 20 işçisi ile birlikte toplamda 40 gün çalıştığını" beyan etmiştir.
Mahkemece müvekkilin bu beyanları ve tespit talebi üzerine ilgili bölgeye gidilmiş ve yapılan keşif ile müvekkilin beyanları örtüşerek, müvekkilin ... hak edişinin 2.887.477,50 TL, ....hak edişinin 1.774.642,66 TL olmak üzere toplamda 4.612.120,16 TL hak edişinin olduğu raporlanmıştır. Halihazırda ise gelinen durumda, müvekkilin malzemeleri ile söz konusu inşaat bitirilmiştir. Hal böyle iken mahkemenizce keşif yapılması dosyaya bir katkı sağlamayacağından ve müvekkil tarafından söz konusu inşaatta kendisinin yaptığı yere kadar olan kısmı için delil tespiti yaptırıldığından, sayın mahkemenizce delil tespiti kapsamında dosyanın bilirkişiye tevdini talep ederiz. Öte yandan tüm bu hususlar mahkemenize bilahare bildireceğimiz tanıkların beyanları ile de ayrıca ispat edilecektir. Davalı şirketin işbu delil tespiti dosyasından haberdar olmasına ve şirket vekilinin dosyaya vekil kaydı yapmasına rağmen herhangi bir girişimde bulunmaması üzerine, tarafımızca sözleşmede belirtilen İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığından bahisle, ... Arabuluculuk Bürosu nezdinde arabulucuya başvurulmuş, arabuluculuk faaliyeti ... Arabuluculuk dosya numarası, ... Başvuru dosya numarası ile "anlaşmama" şeklinde sonuçlandığından işbu dava ikamesi yapılmıştır. Dava yetkili yer mahkemesinde açılmıştır. Müvekkil ile davalı taraf arasında Ek-2'de sayın mahkemenize de sunduğumuz sözleşme irdelendiğinde; "İhtilafların Çözümü" başlıklı son sayfasında, sözleşmenin yürütülmesi sırasında doğabilecek anlaşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu yazıldığından, tarafımızca işbu dava yetkili yer mahkemesinde açılmıştır. Dava görevli mahkemede açılmıştır. Müvekkil ..., yapmış olduğu işler dolayısıyla VUK 177 maddesi kapsamında esnaf faaliyet sınırını aştığından, dava asliye ticaret mahkemesinde açılmıştır. Son olarak haklı davamızın kabulüne karar verilmesi halinde borçlunun mal kaçırma imkanının bulunduğu açıktır. Kaldı ki borçlu taraf, yukarıda açıklamış olduğumuz değişik iş dosyasından da haberdar olmuş olup halihazırda şirket mallarını elden çıkarıp çıkarmadığı meçhuldür... Dolayısıyla müvekkilin iş bu dava sonuçlansa dahi telafisi güç ve imkansız zararlarının ortaya çıkması söz konusu olacaktır. Müvekkilin haklılığı ise ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin ...Değişik İş esas sayılı delil tespiti dosyası ile ispatlanmıştır. Bu nedenle mahkemenizden müvekkilin alacağını alabilmesi ve telafisi güç zararların önüne geçilebilmesi amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesini isteme zorunluluğu tarafımızca hasıl olmuştur. Dava değerinin yüksek olduğu, davacı müvekkilin mağduriyeti ve haklılığı dava sürecinde veya sonrasında davalının mallarını kaçırma veya üçüncü kişilere devretmesi ihtimalinin yüksek olduğu bu yüzden de müvekkilin kazanma ihtimali son derece yüksek olan iş bu dava neticesinde alacağına kavuşmasının imkansız hale geleceği hususlarının bir arada gözetilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ederiz. HMK M.389 gereği "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Müvekkilin haklı davasında yargılamanın ne kadar süreceğinin bilinmediği gerçeği göz önünde bulundurularak alacağına kavuşmasının imkansız olmaması adına ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerimiz bulunmaktadır. İhtiyati tedbir verilecek olması ihtiyati haciz verilmesine engel değildir. İş bu nedenle hem ihtiyati tedbir hem de ihtiyati haciz talebimiz vardır. Nitekim benzer davalarda da ekte sunduğumuz BAM kararından da görüleceği üzere mahkeme içi ihtiyati haciz verilmesinde davacının hukuki yararı olduğuna karar verilmektedir.6100 Sayılı HMK'nın 107. Maddesi kapsamında alacaklarımız bilirkişi raporuyla belirli hale geldikten sonra dava değerini arttırmak üzere şimdilik 20.000,00 TL alacağımızın işin yapıldığı tarih olan 27/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine,
Davalının taşınır ve taşınmazları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati tedbir kararı verilmesine,
Davalı/Borçlunun borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının öncelikle teminatsız olarak mahkemeniz aksi kanaatte ise makul bir teminat karşılığında ihtiyaten haczine,
Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin... E ...K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.
VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir.
Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir.
Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır.
Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 09/01/2025 tarihli ve 11/01/2025 tarihli cevabi yazısına göre; davacının mükellefiyet kaydı olmadığı bildirilmiştir.
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 11/02/2025 tarihli yazı cevabında ise davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığı ve davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava tarihi itibariyle davacının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtaratın tensip zaptı ve gerekçeli kararın davacıya tebliği suretiyle yapılmasına)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.12/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır