T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/962 Esas
KARAR NO: 2025/1075
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/10/2025
KARAR TARİHİ: 08/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "
"Müvekkilim tarafından, Davalı ...' in sahibi olduğu ...Plakalı ...Marka ... Model ... Şasi No’lu Kamyonet Cinsi aracı 11.04.2025 tarihinde noter satış sözleşmesi ile hususi amaçla kullanmak için satın almış ve plakasını... olarak değiştirmiştir. Aracı satın aldıktan kısa bir süre sonra (aracı aldıktan bir gün sonra) araç arızalanmıştır. Bunun üzerine müvekkilim tarafından satıcıya haber verilmiş, araçta arıza olduğu bildirilmiştir. Müvekkilim aracı çekici vasıtası ile tamiri için bulunduğu yerden kaldırmış, aracı ...Bursa yetkili servisine çekici vasıtası ile götürtmüştür. Tarafımızca ikame edilen delil tespiti davasında tanzim edilen Bilirkişi raporu, ... Noterliği'nin 14.07.2025 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya tebliğ edilmiş ve araçtaki gizli ayıptan dolayı oluşan hasar bedelinin tanzimi talep edilmiştir. Görüldüğü üzere, araçta meydana gelen ayıbın gizli ayıp şeklinde olduğu, müvekkilin işbu durumu önceden bilmesinin mümkün olamayacağı ve araç onarım bedelinin 199.000,80-TL olduğu, işbu bedelden davalının tamamen kusurlu olmasından dolayı sorumluluğunuzun bulunduğu, Mahkeme tarafından yaptırılan incelemeler sonucunda, alınan Bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.Ayrıca her ne kadar araç onarım bedeli 199.000,80-TL olarak tespit edilmiş ise de müvekkil bunun yanında delil tespiti davası için toplamda 5.744,70-TL yargılama harç ve gideri yapılmak zorunda kalınmıştır.Fazlaya ilişkin dava, talep, ıslah hakkımız saklı kalmak ve Bilirkişi raporuna müteakip dava değerini artırmak üzere; davamızın kabulü ile şimdilik ; araçta oluşan hasar bedeli için 1.534,38-TL, kazanç kaybı bedeli için 1.000-TL, delil tespiti dosyasından yapılan yargılama harç ve masrafları için 5.744,70-TL ve ihtarname için yapmış olduğumuz masraflara karşılık olarak şimdilik 3.720,92-TL olmak üzere toplamda 12.000-TL lik zararın davalıdan tahsiline, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini.." talep ve dava etmiştir.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
İşbu dava dosyasındaki yargılamaya ilk olarak İstanbul ...Tüketici Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile başlanmıştır.
İstanbul ... Tüketici Mahkemesi'nin 2025/483E. 2025/389K.sayılı dosyasından verilen 13/10/2025 tarihli görevsizlik kararı verilmiş; dava dosyası mahkememize 08/12/2025 tarihinde tevzi edilerek yukarıdaki esas numarasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında toplanan deliller;
Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine, uyuşmazlığın çözümünde İstanbul 9. Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davada daha önce İstanbul... Tüketici Mahkemesinin...E., ... K. sayılı dosyasında görevsizlik kararı verildiği anlaşılmakla iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı olduğu görülmekle, kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığın çözümü için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine re'sen gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargılama gideri ve harçların görevli mahkeme tarafından nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiası ile ayıplı araçtan kaynaklı ödenen bedellerin tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un (TKHK) Amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Tanımlar başlıklı 3. maddesi (1) sağlayıcı; Kamu Tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan yada hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi, (k) Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi (1) Tüketici İşlemi; mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" düzenlemeleri bulunmaktadır. Ayrıca 6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.
İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 2025/1592 Esas, 2025/1760 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "Somut olayda, aracın satış faturasında aracın ''...Marka, ...Tipi'' olduğunun belirtildiği, ÖTV ödeme belgesinde aracın ''... '' tipi olduğunun yazıldığı, aracın ruhsatında, araç sınıfının '' ...'' olduğu, aracın cinsinin ''Kamyonet ...'' olarak, kullanım amacının da ''yük nakli-hususi'' olarak belirtildiği görülmektedir. Davacı vekilince sunulan 02.04.2025 tarihli beyan dilekçesinde de aracın kullanım amacının hususi olduğunun bildirildiği görülmektedir... Eldeki davada, davanın dayanağı araç alım satım sözleşmesidir. Dava, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olup davacı, aracı hususi amaçla kullanmak üzere satın almıştır. Her ne kadar ruhsatta araç sınıfının '' ...'' olarak, aracın cinsinin ''Kamyonet ...'' olarak yer aldığı görülmekteyse de davacı vekilinin beyanına göre aracın hususi kullanılmak üzere alındığı, aksi hâlin de ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Davacının tacir olmadığı, tüketici olduğu ve taraflar arasındaki işlemin 6502 sayılı Kanunun 3/1.madesinin (1) numaralı bendi uyarınca tüketici işlemi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın 6502 sayılı Yasa kapsamında kaldığından uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Bu sebeple mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.12.2012 tarihli ve 2012/13300 Esas, 2012/14054 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 24.11.2013 tarihli ve 2015/10818 Esas, 2016/21840Karar sayılı kararı) ".
İstanbul BAM 57. Hukuk Dairesinin 2024/989 Esas, 2024/1156 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut uyuşmazlıkta, dava konusu araca ait ruhsat belgesi incelendiğinde aracın yük nakli için ancak hususi araç olduğu, aracın tescil belgesine göre ticari araç olmadığı, Bunun dışında davacının dosya kapsamından aracı ticari amaçla kullandığına ilişkin bir beyanının olmayışı, ruhsatta aracın hususi araç olduğunun yazılı oluşu dikkate alındığında aracın ticari olmadığı ve dosyada aracın davacı tarafından ticari amaçla kullanıldığına dair bir delil bulunmadığı gözetilerek davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Tüketici Mahkemesi olarak işin esası incelenerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. (emsal olarak bkz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2012/19454 E- 2012/26057K ve 2012/13936 E- 2012/16805 K sayılı kararları)".
Tüm dosya kapsamından; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiası ile ayıplı araçtan kaynaklı ödenen bedellerin tahsili istemine ilişkin olduğu, dava konusu araca ait ruhsat belgesi incelendiğinde, aracın kullanma şeklinin yük nakli için, ancak hususi araç olduğu, aracın tescil belgesine göre ticari araç olmadığı, dosyada aracın davacı tarafından ticari amaçla kullanıldığına dair bir delil bulunmadığı, dava dilekçesinde vurgulandığı üzere davacının dava konusu aracı hususi amaçla kullanmak için satın aldığı, uyuşmazlığın TKHK’nin 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemi olan sözleşmeden kaynaklandığı, davacının tacir olmayıp, 6502 sayılı Kanunun 3/1-k maddesi uyarınca tüketici olduğu, bu haliyle uyuşmazlığın, anılan Kanunun 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca, tüketici mahkemesi tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği kanaati ile, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde İstanbul 9. Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunun TESPİTİNE,
2-Davada daha önce İstanbul 9. Tüketici Mahkemesinin 2025/483 E., 2025/389 K. sayılı dosyasında görevsizlik kararı verildiği anlaşılmakla iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı olduğu görülmekle, kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığın çözümü için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine re'sen gönderilmesine,
3-Yargılama gideri ve harçların görevli mahkeme tarafından nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere; mahkememizce verilen görevsizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine oybirliği ile tensiben karar verildi. 08/12/2025
Başkan ...
¸E-imzalıdır
Üye ...
¸E-imzalıdır
Üye ...
¸E-imzalıdır
Katip ...
¸E-imzalıdır