T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/171 Esas
KARAR NO : 2026/287
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 23/02/2026
KARAR TARİHİ : 29/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Yurt dışında mukim müvekkilin Türkiye'de bulunduğu sırada 02/11/2022 bir trafik kazasında ciddi bir biçimde yaralanmıştır. Müvekkilin kazadan doğan maddi ve manevi zararlarının tazmini uğruna öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında tarafımızca karşı taraf aracın ( ...) ZMMS şirketi olan ... Anonim Şirketi'ne ... poliçe numarası kapsamında başvuruda bulunulmuştur. Hasar başvurumuzun tebliğini takiben yasal bekleme müddeti içerisinde, davalı sigorta şirketi ve diğer davalı tarafça zararı gidermeye yönelik herhangi bir ödeme yapılmaması sebebiyle, 10/07/2023 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulmuş, neticede arabuluculuk süreci, 06.09.2023 tarihinde tarafların anlaşamaması ile sonuçlanmıştır.Bunun üzerine tarafımızca artan ve gelişen durumdan kaynaklanan haklarımız saklı tutulmak üzere kalıcı iş göremezlik, bakıcı gideri, masraf ve manevi tazminat istemiyle ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosya ile dava ikame edilmiştir. Anılı dava halihazırda derdesttir. (EK-3: Dava dilekçesi ve tevzi formu) Ancak maalesef müvekkilin dava sürecinden sonra maluliyet durumunda artış yaşanması nedeniyle huzurdaki davanın ikamesi gerekmiştir. Şöyle ki;Bilindiği gibi Türk Borçlar Kanunu Md. 76 uyarınca; tazminat davalarında yargılama süresinin uzun sürmesi sebebiyle zarar gören zararının giderilmesi için uzun süre beklemek zorunda kalmakta ve zararının giderilmesi ondan kaynaklanmayan sebeplerle geciktiğinden, zarar görenin bir kez daha mağdur edilmemesi adına, özellikle zarar, niteliği gereği ağır ve sürekli gelişen veya artan bir yapıya sahipse zararın dava aşamasında giderilmesi uğruna geçici ödeme kurumu getirilmiştir. Olayda, müvekkilin mağduriyetinin ve zararının ilk bakışta dahi sabit olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenlerle, halen daha zararı ve mağduriyeti devam eden müvekkilimize yargılama aşamasında belirlenecek maddi tazminattan mahsup edilmek üzere 2.000,00 Euro geçici ödeme yapılmasına karar verilmesini talep ederiz.
Aşağıda detaylı olarak belirteceğimiz üzere yaşanan kaza nedeniyle müvekkil kalıcı olarak iş göremez hale gelmiş olup bu durumda müvekkilimizin herhangi bir kusuru bulunmamaktadır.
İcra İflas Kanunu'nun 257/1. maddesi "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmünü,
Anılı Kanun'un 258/1. maddesi "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur." hükmünü içermektedir.
Ayrıca Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/1988 K. sayılı kararı ile ''....Zira ihtiyati haciz taleplerinde alacağın varlık ve miktarını gösterir kanaat uyandırıcı delil ve belgelerin gösterilmesi yeterli olup, alacağın kesin ispatı gerekmez'' şeklindeki karar ile yaklaşık ispat halinde ihtiyati haciz talebinin kabul edilmesi gerektiğini karar altına almıştır.
Dava dilekçemiz ekinde yer alan deliller ve yargılama sürecinde elde edilecek deliller neticesinde müvekkil lehine alacak ve tazminatlara hükmedileceği kanaatindeyiz.
Hal böyle iken aşağıda açıklayacağımız sebepler, dosyada mübrez deliller göz önüne alınarak davalı araç maliki yönünden müvekkil lehine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ederiz.
Müvekkil ..., Türkiye’ye tatil için geldiği süreçte, 02/11/2022 tarihinde ...’nın maliki olduğu ve sevk ve idaresinde bulundurduğu ... plakalı otomobil ile Manavgat istikametinde total ışıklı kavşağında kırmızı ışık ihlali yaparak seyir halindeyken,...yolu üzerindeyken yeşil ışıkta hareket eden müvekkil sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Yaşanan olay üzerine Kaza Tespit Tutanağı hazırlanmıştır. Meydana gelen kazada davalı ...'nın 2918 Sayılı KTK'nın 47/1-B "kırmızı ışık kuralına uymamak" kuralını ihlal ettiği açıkça belirtilmiştir.Keza müvekkilin şikayeti neticesinde açılan ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyada ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda da:
"SONUÇ :Yukarıdaki olaylar muvacehesinde, olayda:
--Sanık sürücü ...'nın asli kusurluolduğu,
--Müşteki sürücü ...'in kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek
Rapordur." ifadelerine yer verilmiştir. Bu aşamada belirtmek isteriz ki sanık hakkında TCK'nın 89. Maddesinin ihlali nedeniyle verilen ceza kesinleşmiştir.Müvekkil ...’in yaralamasına sebep olan olay üzerine ambulans eşliğinde ...Hastanesi’ne sevk edilmiştir. Olay üzerine müvekkilin muayene sonrası hazırlanan epikriz raporunda “gd iyi, bilinç açık, oryante ve kooperedir. Sol toraksta palpasyonla ağrı ve hassasiyet mevcut, solda solunum sesleri azalmış.” ifadelerine yer verilmiştir.Aşamalarda dilekçe ekinde sunulu müvekkile ait tıbbi evraklar incelendiğinde, müvekkilin salt ..., ...Hastanesi kayıtlarına göre, trafik kazası sonucu; rotator manşet lezyonu, sol toraksta paspasyonla ağrı ve hassasiyet, 4. 5. 6. 7. Ve 8. Lateral kostalarda kırık, sol akciğerde %40 pnömotoraks, eklem efüzyonu ve retrakte tendon rüptürü şeklinde yaralandığı görülecektir.
Müvekkil hemen ardından mukim olduğu Almanya ülkesine gitmiş, ...tomografi çektirmiş ve “bir kırık ve çıkığı takiben inferion glenoidin hemen karşısında medial humeris metafizinde 5 mmlik küçük egzostoz ilk akromiyoklaviküler eklem yaralanması ve ilk omartroz subskapular tendonda belirgin tendinozis kalkarika yok. İmpingement sendromu için bir predispozisyon olarak subakromiyal gerginlik” ifadelerine yer verilmiştir. Müvekkil, olayın üstünden neredeyse 4 yıl geçmesine rağmen sol omzunda oluşan yaralanma sebebiyle hala kolunu sağlıklı bir şekilde kullanamamakta, sıklıkla omuz ağrısı çekmektedir. Müvekkil, hafif sayılabilecek eşyaları dahi taşıyamaz hale gelmiş, ağrıları gün geçtikçe artmıştır.Bu aşamada önemli belirtmek isteriz ki müvekkilin omurgasında yaşadığı problemler artan maluliyet kapsamındadır. Tarafımızca ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi... E. Sayılı dosya artan maluliyetten kaynaklanan haklarımız saklı tutularak ikame edilmiştir. Anılı davada dava açılırken yalnızca müvekkilin omzunda yaşanan kısıtlılık maluliyete esas olarak bildirilmişken dava sonrasında müvekkilin omurgasının da kaza sebebiyle zarar görmüş olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla peşinen belirtmek isteriz ki anılı davada ileri sürülen bedensel zarar ile huzurdaki davada ileri sürülen bedensel zarar birbirinden farklıdır. Bu nedenle derdestlik söz konusu olmadığını açıkça belirtmek isteriz.
Elbette ki, müvekkilin geçirmiş olduğu kaza neticesinde hak edeceği tazminat miktarı, Sayın Mahkemenizce alınacak maluliyete ve akabinde bir aktüerya bilirkişisi marifetiyle ortaya çıkacağından, bilirkişi incelemesine muhtaç olmakla; kaza sebebiyle müvekkilin omurga, üst ekstremite, iskele ve göğüs cerrahisi, solunum sistemine bağlı kalıcı maluliyetlerinin ortaya çıkacağı açıktır. Dosya kapsamında yapılacak bilirkişi incelemesi müvekkilin bünyesinde meydana gelen maluliyet tespit tam olarak tespit edilebilecektir.Almanya'da yaşayan müvekkilin, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu örneği gereği Almanya'daki muhtemel yaşam ömrü 84,62 yıldır. Müvekkilin halihazırda, artan ve gelişen duruma ilişkin talepler ayrık kalmak kaydıyla şu aşamadaki tıbbi durumu göz önüne alındığında yönetmelikler uyarınca kuvvetle muhtemel kalıcı olara malul kalan müvekkil, 10/04/1958 doğumlu müvekkilin kaza anındaki yaşı 64,56'dır. Başvurucu müvekkil Almanya’da kaza tarihinde çalışmakta olup kaza tarihinde aylık gelirini gösterir bordrolar ekte sunulmaktadır. Bu anlamda müvekkilin kazancı, bulunduğu ülke koşullarına göre değerlendirilmelidir. Kaldı ki, müvekkilin en düşük hesaplamada dahi hak kazanacağı tazminatların yerleşik olduğu Almanya'da belirlenen asgari ücret üzerinden hesaplanması gerekeceği yerleşmiş Yargıtay içtihatlarının gereğidir.Ayrıca hesaplamada emeklilik yaşına ilişkin olarak da müvekkilin Almanya'da ikame etmekte olduğu hususunun göz önüne alınması gerekmektedir. Almanya'daki resmi emeklilik yaşı 67'dir.Davalılardan kusurlu sürücünün sevk ve idaresindeki araç, davalı Mustafa Bağcı adına kayıtlıdır. Bilindiği gibi 6098 s.k. TBK md. 49 uyarınca davalı sürücü; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü uyarınca haksız fiilden sorumlu olduğu gibi; 2918 s.k. KTK md. 85/1 "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa,... motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmü gereği dava konusu kazanın maddi ve manevi sonuçlarından sorumludur.
Kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası ".." poliçe numarası ile davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılmıştır. Davalı sigorta şirketi 2918 s.k. md. 99 uyarınca kazaya sebebiyet veren sigortalısının yol açtığı tazminat ve giderleri, aynı kanunun 97. maddesi uyarınca hak sahibinin kendisine başvurusu üzerine ödemekle yükümlüdür. Ancak yapmış olduğumuz başvuruya rağmen zararımız giderilmemiştir.
Görüldüğü üzere müvekkilimizin uğramış olduğu zarar hiç bir davalı tarafından kısmen dahi olsa giderilmemiştir. Hal böyle iken yukarıda açıkladığımız nedenlerle müvekkilimizin uğramış olduğu zararın davalılar tarafından tazmin edilmesine karar verilmesini talep ederiz.
İhtiyati haciz talebimizin kabulüne, davamıza konu taleplerimiz açısından alacak talebimiz hakkında yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiğinden davalı araç malikinin taşınır/taşınmaz malları ile banka hesapları ve üçüncü kişi ve kurumlardaki alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına,
Geçici ödeme talebimizin kabulü ile, Kaza sebebiyle ağır şekilde bedensel zarara maruz kaldığı sabit olan müvekkilin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için, ileride hesaplanacak tazminattan mahsup edilmek üzere Türk Borçlar Kanunu'nun 76. Maddesi uyarınca 2.000,00 Euro geçici ödeme yapılmasına,
Gelişen durum ve kazanç kaybı dahil her türlü sebeple fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, ıslaha tabi olmaksızın Sayın Mahkemeniz nezdinde HMK md. 107 uyarınca yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda zararın tam ve kesin olarak belirlenmesi anında belirlenecek tutarda arttırım hakkımız saklı kalmak kaydıyla, sürekli iş göremezlikten doğan zararlar için 15.000,00 Euro tazminatın aynen yahut mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının;
Davalı sigorta şirketi yönünden(poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) sigorta şirketlerine yapılan hasar başvurusunun tebliğini izleyen tarihten itibaren hesaplanacak 8 iş günü sonrası tarihi itibariyle, öncelikle ZMMS poliçe limitleri tüketilmek ve aşan kısım bakımından varsa ... poliçesinden karşılanmak ve poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla ve her şekilde sigorta hukukunda sıra ilkeleri gözetilerek ve poliçe limitleri kapsamında 3095 S.K. 4/A uyarınca işletilecek faizi ile birlikte;
Diğer davalı sürücü ile araç maliki yönünden ise, haksız fiil tarihinden itibaren 3095 S.K. 4/A uyarınca işletilecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline,
Yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin sorumlulukları oranında davalılara yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilimiz şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlıdır. Trafik sigortası bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortasıdır. Kısaca açıklamak gerekirse, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusuru oranında bu gerçek zararın tazmini esastır. dava konusu talepler ... 9. asliye ticaret mahkemesi...e. sayılı dava dosyası ile derdesttir. davacının sürekli maluliyet tazmini talepleri anılan dosyada değerlendirilmiş olup adli tıp kurumu tarafından sürekli maluliyeti olmadığı tespit edilmiştir. ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi... E. Sayılı dosyada yargılama devam etmektedir Dosya henüz kesin hükme bağlanmamış olup derdesttir. Bilindiği üzere konusu ve tarafları aynı olan Başvurunun görülmekte olmaması dava şartı olup huzurdaki başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle reddi gerekmektedir. Geçici ödeme, haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan zararın önceden giderilmesi amacıyla tazminat davası devam ederken davacının talebi üzerine hakim tarafından hükmedilebilen ödeme türüdür. Bu ödeme Türk Borçlar Kanunu'ndan doğmaktadır.
TBK M.76 hüküne göre geçici ödeme; "Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir.
Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir."
Geçici ödemeye hükmedilebilmesi için zarar gören davacının haklılığını gösterir delillerin bulunması ve ekonomik durumunun ilgili ödemeyi gerektirmesi lazım gelmektedir. Davacının dosyada mübrez bulunan maaş bordrosu dikkate alındığında görülecektir ki kendisine euro döviz cinsi üzerinden ödeme yapılmaktadır. Davacının geçici ödeme talebinin ekonomik durumunun gerektirdiği iddiasının kabulü ülkemizin mevcut ekonomik koşulları da dikkate alındığında mümkün değildir. Geçici ödeme talebi iyi niyet kurallarına dayanmamakta olup, geçici ödemeye hükmedilmesi halinde bu durum sebepsiz zenginleşmeye dahi yol açabilecektir. Davacı taraf dava dilekçesinde müvekkillerinin uğramış olduğu zarara karşılık olarak; öncelikle belirtilen araç davalı adına kayıtlı ise öncelikle bu araç üzerine; ayrıca anılan araç ile sınırlı kalmamak üzere, davalıların tüm taşınır ve taşınmazları hakkında teminatsız olarak ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep etmektedir.
HMK M. 389 hükmüne göre ihtiyati tedbir; " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."
HMK M.389 gereği sadece gereği sadece uyuşmazlık konusu üzerine tedbir konulabilecek olması ve mevcut talebin para alacağına ilişkin olması nedeniyle davacı tarafın söz konusu talebinin reddi gerekir. Öncelikle davacı tarafın delillerinin tarafımıza tebliğini talep ederiz. HMK md. 121 uyarınca davacının delillerinin tarafımıza tebliği zorunludur:
“Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.” denilmek suretiyle davacıların tüm belge ve delillerini tarafımıza tebliğe çıkartmak zorunda olduğu açıkça ifade edilmiştir. Hal böyleyken, öncelikle dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin tarafımıza tebliğe çıkartılmasını talep ederiz. Gerekli belgelerin tarafımıza tebliği ile sunabileceğimiz cevap ve itiraz haklarımızı saklı tutmaktayız. Aksi halde savunma hakkımız kısıtlanacaktır.
ekte sunulan adli tıp kurumu raporunda davacının sürekli sakatlığı bulunmadığı tespit edilmiştir. her ne kadar davacı artan maluliyet iddiası ile hem derdestlik bulunmadığını hem de maluliyete ilişkin arazların tamamının değerlendirilmediği iddia edilmiştir. ancak kaza sonrasına ilişkin epikriz ve genel adli muayene raporlarında omurilik arazına ilişkin herhangi bir tanı konulmamıştır. ayrıca adli tıp kurum raporunda davacının iddia ettiği arazlar değerlendirilmiş ve sürekli sakatlık oranı olmadığı tespit edilmiştir. işbu davanın, davacının sürekli sakatlığı olmadığından reddi gereklidir.
başvuru tarihi de dikkate alınarak ...tarihli ... sayılı resmi gazete ile yürürlüğe girmiş olan erişkinler için engellilik değerlendirilmesi hakkında yönetmelik hükümleri esas alınarak sağlık kurulu raporu alınmışsa da söz konusu rapor sağlık kurulu raporu hükmünde olmayıp maluliyet tazminatı hesaplamasında dikkate alınmamamsı gerekmektedir.
düzenlenen rapor incelendiğinde ise yukarıda belirtilen sağlık kurulu raporu düzenleme usul ve esaslarına ilişkin yönetmelik hükümlerine aykırı olduğundan sağlık kurulu raporu değil uzman görüşü niteliğindendir. rapor “erişkinler için engellilik değerlendirilmesi hakkında yönetmelik” 6.8.9.10 ve 11.maddelerine ve yönetmelik eki forma uygun olarak düzenlenmemiş ve yönetmelikte belirtilen sağlık kurulu tarafından imzalanmamış bir uzman görüşüdür. Başvuranın yürürlükteki yönetmeliğe aykırı ve sadece mevcut tedavi evrakları incelenerek, yani güncel muayenesi yapılmaksızın düzenlenen rapor ile şirkete KTK 97 kapsamında usulüne uygun şekilde alınmış raporla başvuru yapmadığı anlaşıldığından hmk 114 -115 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden reddi gerekmektedir.
7-) kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilimiz şirket’in sorumluluğu, sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olacaktır.
bu kapsamda, kusur oranlarının tespiti için hem adli tıp trafik ihtisas dairesi’nden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması zorunluluk arz etmektedir.
Kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilimiz şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlıdır. Trafik sigortası bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortasıdır. Kısaca açıklamak gerekirse, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusuru oranında bu gerçek zararın tazmini esastır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, mahkemeniz dosyasında mübrez bilgi ve belgelerin hiçbiri tarafların kusur oranlarını tespit etmeye elverişli bulunmamaktadır. Müvekkilimiz Şirket’in; Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortaları uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. kişilere verdiği zararı, yine poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğu da göz önüne alındığında, Sayın Mahkemenizce Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bir bilirkişi ve ayrıca Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi marifetiyle kusur durumu tespitinin yapılmasının hukuki bir zorunluluk olduğu aşikardır.
Davacının talebi fahiştir. Kusur ve davacının zararı konularında bilirkişi tetkikatı yapılması gerekmektedir.
Davayı kesinlikle kabul manasında olmamak üzere talep edilen geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik maddi tazminatları ile geçici bakıcı gideri taleplerinin tazminine karar verilebilmesi için maluliyet oranlarının tam olarak tespiti, müvekkil Şirket'in kusurunun belirlenmesi zorunludur. Zira müvekkil Şirket sigortalının kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Kusur oranının tespiti için kaza tespit tutanağı, hükme esas alınması için yeterli değildir. Nitekim Yargıtay da bu hususta aynı görüştedir.
Davacı motosiklet sürücüsü olup koruyucu ekipman kullanmamaktadır. İddia edilen arazlar ile koruyucu ekipman kullanımı arasında da illiyet bağı olmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir. müvekkil şirket’in başvuru konusu trafik kazası bakımından olası sorumluluğu, 01.06.2015 tarihinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartları uyarınca belirlenmelidir tazminat hesabı da uzmanlık gerektirdiğinden, hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamalar yaptırılmalı, bu konuda uzman olmayan hukukçulara bu görev tevzi edilmemelidir.
13.02.2011 tarih ve 6111 Sayılı Yasanın 59. maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile; “Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı” düzenlenmiştir. Ayrıca, 6111 Sayılı Kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1. maddesi ile de;“Bu kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ... Hesabının yükümlülükleri sona erer.” hükmü öngörülmüştür.
Haksız eylem sonucu açılan maddi tazminat davalarında, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi gerekmektedir. Mevcut olayda, gerçek zararın belirlenebilmesi için olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi zorunluluk arz etmektedir.
Kabul manasında olmamak üzere davanın kabulü halinde işbu dava öncesinde müvekkil şirkete gerekli belgelerle başvuru yapılmadığı gözetilerek temerrüt tarihinin dava tarihi olarak alınması gerekmektedir.
Kaldı ki hiçbir şekilde davayı kabul manasında olmamak üzere, aleyhimize tazminata hükmedilmesi halinde ıslah edilmemiş tutar için tazminat faiz sorumluluğu dava tarihinden itibaren, aşağıdaki Yargıtay Kararı’nda da belirtildiği üzere ıslah edilmiş tutara ilişkin tazminat ve faiz sorumluluğu ise ıslah tarihinden itibaren başlatılmalıdır.Derdestelik sebebiyle başvurunun usulden reddine,
Haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı davanın itirazlarımız kapsamında ve resen tespit edilecek nedenlerle usulden reddine,
kusur durumunun şüpheye mahal vermemesi adına ceza dosyanın celbini,ilgili dosya eksikliği tamamlandıktan sonra dosyanın kül halinde istanbul adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi’ne sevkine karar verilmesini,
müterafik kusur indirimi yapılmasına,
... 3. asliye ticaret mahkemesi'nce aldırılan atk raporuna istinaden davacının sürekli maluliyeti olmaması sebebiyle davanın reddine, kabul edilmemesi halinde güncel mevzuata uygun (muayeneli) maluliyet raporu alınması için istanbul adli tıp kurumu ilgili ihtisas dairesi’ne sevkine karar verilmesini,
her halükarda açılmış işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddine,
Yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-ı. Maddesinde; "(1) Dava şartları şunlardır:
(...)
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
(...)" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. Maddesinde; "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde davacı tarafından aynı davalılara karşı aynı trafik kazası nedeniyle aynı hukuki gerekçeler ile sürekli iş göremezlik tazminatının tahsili amacıyla dava açıldığı anlaşılmıştır. Anılan dava derdest olup yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; HMK 115 uyarınca mahkememece her aşamada dava şartlarının incelenebileceği, davalı tarafın derdestlik itirazında bulunduğu, gerçekten de mahkememiz dosyası arasına celp edilen ... 9 ATM'nin... Esas sayılı dosyasındaki taraflar ile mahkememiz dosyası taraflarının aynı olduğu, davacı tarafından aynı davalılara karşı aynı hukuki gerekçeler ile aynı trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmakla sonraki tarihli açılan mahkememiz dosyasında HMK 114/1-ı maddesi uyarınca dava şartının bulunmadığı anlaşılmış olup duruşma açılmaksızın dosya üzerinden davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 2.655,51 TL harçtan mahsup edilerek 1.923,51 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalılar kendilerini bir avukatla temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi 29/04/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy