T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/60
KARAR NO: 2024/155
DAVA: MARKAYA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ
DAVA TARİHİ: 21/07/2016
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
İstanbul 1.FSHHM' nin ... E. ...K. ve 09/07/2020 tarihli kararı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ...E. ... K. ve 02/02/2023 tarihli ilamıyla KALDIRILDIĞINDAN, taraflar arasındaki Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ... TİC A.Ş. nin 11/09/2003 tarihinde kurulduğunu, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında "..." markası ile oldukça tanındığını ve prestijli bir marka olduğunu, "..." markasının marka sahibi olduğunu, yurt içinde ve yurt dışında fuarlara katıldığını, markasının tanınmasını ve prestijinin artması için yoğun bir şekilde çaba gösterdiğini, davalı şirketin müvekkili firma ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, davalının marka adının ihlaline ve haksız rekabete ilişkin faaliyetlerinin, taraflar arasında yaşanan ihtilaflar ve haksız eylemlerinin müvekkili şirket açısından katlanılamaz hale geldiğini, davalının müvekkiline ait "..." markasını Google Adwords reklamları ve kendilerine ait web adreslerinin kaynak kodlamalarında meta-taging yöntemi kullanılmak veya sair suretle anahtar kelime olarak belirlediğini ve bu sayede müvekkiline ait "..." markası ile google arama motoru üzerinden herhangi bir kişi tarafından arama yapıldığında doğrudan kendi sitesine erişimin sağlandığını, bu eyleme ilişkin ekran görüntüsünün delilleri arasında olduğunu, marka hakkına ihlalin ve haksız rekabetin oluştuğunu, davalının aynı zamanda "..." adı ile "..." internet alan adını kendi adına tescil ettirdiğini, bu sitenin davalı adına kayıtlı olup kullanıldığını, davalının bu eylemlerinin günümüz itibari ile ticari faaliyetler ve müşteri erişimi bakımından son derece önem arz ettiğini, müvekkilinin marka adı altında faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin potansiyel müşterilerinin davalı firmayı müvekkili firma zannederek davalı ile ticari ilişkilerde bulunduğunu, bu eylemlerin aleyhine haksız çıkar sağladığını, maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla "..." internet alan adının ve "..." markasının Google ... reklamları ve kendilerine ait web adreslerinin kaynak kodlamalarında ...yöntemi ve sair şekilde davalı tarafından kullanılmasının tedbiren durdurulmasını, davalı adına olan ... internet alan adı tahsisinin iptalini, bu internet alan adının müvekkili adına tahsisini, internet alan adı, adwords ve meta-taging yolu ile yapılan marka hakkı ihlali ve haksız rekabetin tespitini, internet alan adı, adwords ve meta-taging yolu ile yapılan marka hakkı ihlali ve haksız rekabetin men'ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın "..." ibaresinin bir marka olduğunu ileri sürdüğünü ancak TPE sicilinde yapılan incelemede böyle bir markanın bulunmadığının açıkça görüleceğini, dolayısıyla mevcut olmayan bir markayı uydurmak suretiyle kullanım hakkının kendisinde olduğunu ifade eden davacı beyanlarının uydurma olup reddinin gerekmekte olduğunu, davacının dosyaya bildirdiği ... tescil nolu marka ise "..." logosuna ilişkin yapılmış bir tescil olduğunu, logosunda ... ibaresinin kullanılmasının davacının böyle bir markanın sahibi olduğu anlamını taşımadığını, davacının TPE nezdinde yapmış olduğu "..." marka tescil talebinin red edildiğini, "..." ibaresi taşıyan tescili sağlanmış yahut başvurusu yapılmış bir marka bulunmadığını, davacının dilekçesinde belirttiği "..." markasının başvurusunu 2007 yılında yaptığını ve 2008 yılında tescil olduğunu, müvekkilinin ise ... alan adının 18.07.2005 tarihinde tescil ettirdiğini, bu durumda davacının marka hakkı olmamasının yanı sıra meşru bir talep hakkının bulunduğunu söylemenin de mümkün olmadığını, tr uzantılı alan adlarının "..." ilkeleri kapsamında verilmekte olduğunu, müvekkilinin 2004 yılından bu yana ...Ltd. Şti. ile endüstriyel mutfak üretim ve satışı yapmakta olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının ... ibaresini de içermekte olup bu alan adının kullanılmasının usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkilinin alan adını 18.07.2005 tarihinde tescil ettirdiğini, davacının ise davasını 21.07.2016 yılında yani 11 yıl sonra açtığını, aradan geçen uzunca sürede nizasız olarak bu alan adının kullanımının MK 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kurallarına uygun olduğunu, müvekkilinin kuruluşa müteakip alan adını tescil ettirdiği ve 18/07/2005 yılından bu yana kullanmış olduğunu, bu itibarla firmasının tanıtımı için üstün çaba gösterdiğini tüm ticari evraklarında bu alan adını kullandığını, diğer yandan davacının müvekkili ile aynı iş kolunda çalışmakta ve eskiden aynı grup bünyesinde çalışmakta olduğunu, tüm ortakların soyadının "..." olup 50 yıla yakın süredir yaptıkları ticaretlerinde soyadlarını kullanmalarından tabii bir durum olmadığını, tüm bu hususların yanında davacının, müvekkili şirketin kurulmasından itibaren tüm ticari faaliyetlerinden ve alan adından da haberdar olduğunu, 11 yıl sonra böyle bir girişimde bulunmasının tamamen kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin ortağı bulunduğu ... A.Ş.'nin Türkiyede çelik sektörünün lokomotif firmalarından olduğunu, mutfak ürün ve malzemelerinin üretim ve satışı amacıyla kurduğu ... Ltd. Şti. ile bu alanda sektörün sayılı firmalarından biri haline geldiğini, davacının ise tamamen müvekkili ile rekabet amaçlı olarak ...Tic A.Ş. firmasını kurduğunu, iki firmanın da aynı müşteri kitlesine hitap etmekte olduğunu, zira her iki firmanın müşterisinin de iş yerleri ve kurumsal firmalar olup nihai tüketici olmadığını, dolayısıyla herhangi bir potansiyel müşterinin firmaları karıştırma imkanın bulunmadığını, müvekkilinin potansiyel müşterilerinin davacıyı müvekkili zannetmelerinin de mümkün olduğunu, nitekim müvekkilinin piyasada saygınlığı yüksek bir firma olduğunu ve bu benzerlik nedeniyle zarara uğradığını, 11 senedir müvekkilinin kullandığı alan adıyla davacı şirket ile müvekkil şirket arasında yanlışlık meydana gelse idi bugüne kadar bu hususta bir başvuru yapılması gerektiğini ancak müvekkilinin "..." isminin tanınmasını sağladığını, bu prestijli konumuna müvekkili sayesinde ulaştığını, dolayısıyla davacının, davasının ispatını sağlayabileceği hiç bir zararı bulunmayıp bu durumdan asıl müvekkilinin zarar gördüğünü, müvekkilinin bu hususlara ilişkin davacıya karşı tüm talep ve dava haklarını saklı tutduğunu, internet sitelerinin incelendiğinde logoların ve tasarımların farklı olduğunu, firma unvanlarının açıkça belirtildiğinin görüleceğini, firma adresleri ve iletişim bilgilerinin de incelendiğinde hitap ettiği müşteri kitlesinin karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, "..." anahtar kelimesi ile arama yapıldığında müvekkilinin sitesinin metatagging yöntemi ile öne çıkarıldığı iddialarının tamamen gerçekdışı olduğunu, arama yapıldığında müvekkilin sitesinin davacının internet sitesinden önce görünmesinin metatag kullanıldığı anlamına gelmediğini, arama sonuçlarında üst sıralarda görünmek, tıklanma sayısı, anahtar kelime vb. gibi kriterlere göre değiştiğini, bu durumun basit bir arama yöntemi ile tespitinin mümkün olmadığını, dolayısıyla ilgili kurumlardan istenecek bilgi ile de müvekkilinin google odwords reklamları yahut metatag kullanmadığının açıkça görüleceğini, açılan davada davacı tarafından iddia olunan iptal nedenlerinin mevcut olmadığını, açılan davanın yasal ve meşruu bir menfaate dayanmadığını, davanın M.K. 2.madde hükümlerine aykırılık oluşturduğunu, açıkladıkları nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul 1. FSHHM'nin...E. ...K. ve 09/07/2020 tarihli kararı ile; Davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, karara karşı İSTİNAF yasa yoluna başvurmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. ve 02/02/2023 tarihli ilamı ile:"...Davacı, "..." tescillli markasının tanınmış marka olduğunu, davalılarca "..." markasının google adwards reklamları ve müvekkillerinin web sitelerindeki kaynak kodlamalarda ... yöntemi vs. kullanılarak anahtar kelime olarak belirlendiğini iddia ederek markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve meni, davalının ... alan adının iptali ile davacı adına tahsisi istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı marka hakkına dayalı olarak dava açmış, davalı ise önceye dayalı kullanım nedeni ile hukuka uygunluk savunmasını ileri sürmüştür. Bu durumda tarafların markasal kullanımları yönünden önceye dayalı hak sahipliğinin incelenmesi gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının ... şeklindeki alan adının 18.06.2005 tarihinde kayıt edildiğine değinilmiş ise de; sitede en eski markasal kullanımın hangi tarihe ilişkin olduğuna ilişkin denetime elverişli görselleri içerir arşiv kaydı incelemesi yapılmadığı gibi, davacının delil olarak bir kısım kataloglara dayandığı, bu hususta kataloglara ilişkin tarihlerin belirlenerek faturaların da celbi ile bir değerlendirme yapılması gerekirken inceleme yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda eksik incelemeye dayalı rapora göre karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinafının bu yönden kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, değinilen hususlarda eksikliğin tamamlanarak bilirkişilerden ek rapor alınması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ..." gerekçesi ile karar kaldırılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ... E. ...K. ve 02/02/2023 tarihli ilamı doğrultusunda ek rapor alınmıştır.
15/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davalı tarafından kullanılan ¸ibareli tescilsiz kullanımın, davacının ...numara ile Türk Patent Kurumu nezdinde tescili ¸ şekil ibareli marka ile aynı sınıf emtialar üzerinde kullanıldığı, davalı kullanımında ... ibaresinin ortak olduğu, "... bulunmadığı, davacının marka başvurusunun 26.02.2007 tarihinde yapılmış olduğu, davalının ... alan adının ise 18.07.2005 tarihinde tescil edildiği, dolayısıyla davacının marka başvurusundan önce web adresinin tescil edilmiş olduğu, davalının ... ibaresini kullanmaya başlamış olduğu, bu durumda marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceği, davalı internet sitesi olan ... adresindeki en eski arşiv kaydının 03.01.2007 tarihine ait olduğu, bu tarihteki site başlığının "..." olduğu, ancak içerikler flash animasyon şeklinde hazırlandığından arşiv kayıtlarında görüntülenemediği, site içeriklerinin görüntülenebildiği ilk tarihin 13.04.2008 olduğu, ancak bu sayfada da logonun bulunduğu kısımdaki görselin arşivlenmemiş olduğu, bu nedenle site arşivlerinin markasal ilk kullanımın tespiti bakımından faydalı olmadığı, davalıya ait ... isimli web sayfasında marka kullanımının ¸ şeklinde olduğu, davalının kullanımının, davacının ise ¸ şeklinde kullanımının olduğu, davacı adına ... numara ile tescilli ¸ şekil ibareli markasının değiştirilerek kullanıldığı, davalının ... internet alan adının ve "..." markasının Google Adwords reklamlarında ve kendilerine ait web adreslerinin kaynak kodlamalarında... yöntemi ve sair şekilde verilen herhangi bir reklama rastlanmadığı, bu sitenin yukarıda gösterildikçe daha çok tıklandığı ve bunun da organik bir yükselmeye neden olduğu, dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil edecek herhangi bir eylemin tespit edilemediği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davacı şirket adına tescilli markanın, davalı şirket tarafından google adwords reklamlarında ... adlı internet alan adında ve internet site içeriğinde ... ibaresi ile kullanılmak suretiyle, davacı markasına tecavüz - haksız rekabette bulunulduğunun tespiti, men'i, ref'i, internet alan adının iptali ile davacı adına tahsisine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak."
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır.
6102 Sayılı TTKnın 54.maddesi ile, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin uygulanması açısından varlığı gereken iyi niyet kurallarına aykırılık kriteri kaynağını Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından almaktadır. Bu iyiniyet kuralına aykırı hareketler iktisadi rekabetin kötüye kullanımıdır.
SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, Mahkememizce itibar edilen bilirkişi kurulu kök/ek raporu ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde... numaralı "..." ibareli markanın, davacı şirket adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davalının "..." ibareli tescilsiz kullanımının; TPMK nezdinde davacı şirket adına tescilli ... numaralı "...." ibareli marka ile aynı sınıf emtialar üzerinde kullanıldığı, davalı kullanımında "..." ibaresinin ortak olduğu, "..."ibaresinin bulunmadığı, davacının marka başvurusunun 26/02/2007 tarihinde yapıldığı, davalının ... alan adının ise 18/07/2005 tarihinde tescil edildiği, dolayısıyla davacının marka başvurusundan önce web adresinin tescil edilmiş olduğu, davalının "..." ibaresini kullanmaya başlamış olduğu, bu durumda marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceği, bilirkişiler tarafından yapılan inceleme/tespitte: Davalının internet sitesi olan ... adresindeki en eski arşiv kaydının 03/01/2007 tarihine ait olduğu, bu tarihteki site başlığının "..." olduğu, ancak içerikler flash animasyon şeklinde hazırlandığından arşiv kayıtlarında görüntülenemediği, site içeriklerinin görüntülenebildiği ilk tarihin 13/04/2008 olduğu, ancak bu sayfada da logonun bulunduğu kısımdaki görselin arşivlenmemiş olduğu, bu nedenle site arşivlerinin markasal ilk kullanımın tespiti bakımından faydalı olmadığı, davalıya ait ... isimli web sayfasında marka kullanımının "..." olduğu, davacının ise "..." şeklinde kullanımının olduğu, davacı adına ... numara ile tescilli "..." markasının değiştirilerek kullanıldığı, davalının ... internet alan adının ve "..." markasının Google ... reklamlarında ve kendilerine ait web adreslerinin kaynak kodlamalarında meta-taging yöntemi ve sair şekilde verilen herhangi bir reklama rastlanmadığı, bu sitenin yukarıda gösterildikçe daha çok tıklandığı ve bunun da organik bir yükselmeye neden olduğu, dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil edecek herhangi bir eylem tespit edilemediğinden, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere,
DAVANIN REDDİNE
1-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 398,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının yaptığı 50 TL tebligat masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan fazla gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır