T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/486
KARAR NO: 2024/154
DAVA: MARKA KULLANIMI/ HAK SAHİPLİĞİNİN TESPİTİ, DAVACI KULLANIMLARININ TECAVÜZ TEŞKİL ETMEDİĞİNİN TESPİTİ
DAVA TARİHİ: 14/07/2021
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Kullanımı/Hak Sahipliğinin Tespiti, Davacı Kullanımlarının Tecavüz Teşkil Etmediğinin Tespiti davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: İzah ettikleri nedenlerle tazminat ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının TPMK nezdinde tescilli ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine, markanın müvekkili lehine tesciline, müvekkillerinin kullanımlarının tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, davalının; davaya konu tescilinin, yargılama devam ederken üçüncü kişilere devretmesinin önlenmesi konusunda hüküm kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep edilen "..." markasını esasa ilişkin karar tarihinden itibaren kullanmasının ve üçüncü taraflara devrinin önlenmesine, davalının davaya konu "..." markasını esasa ilişkin karar tarihinden itibaren talepleri doğrultusunda verilecek karara aykırı biçimde kullanmaya devam etmesi durumunda, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde: Dava dilekçesinin talep sonucunda her ne kadar davalının TPMK nezdinde ... numara ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkin edilmesi, markanın müvekkilleri lehine tesciline karar verilmesini talep etmiş iseler de bu taleplerini geri çektiklerini, davayı ıslah ettiklerini, dava konusu markanın dava sonuna kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi, markanın kullanımı ile hak sahipliğinin müvekkillerine ait olduğunun tespiti ve mevcut marka kullanımlarının davalı aleyhine tecavüz teşkil edilmediğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: TPMK'nın 05/08/2021 tarihli müzekkere cevabında da açıkça görüleceği üzere müvekkili adına tescil hakkı bulunmadığını, marka hakkının, davanın açıldığı tarihten çok önceki bir tarihte işlemden kaldırıldığı ve hükümsüz kılındığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacılar tarafından müvekkilinin projesine ve faydalı model hakkına tecavüzü ve sair eylemlerine ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...numaralı soruşturmasının derdest olduğunu, söz konusu soruşturmada yapılacak tespitlerin dava konusu ile bağlantılı olup soruşturmanın bekletici mesele yapılmasını, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin usul kuralları çerçevesinde iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmayıp soyut beyanlardan ibaret olduğunu, müvekkili ile davacılar arasında ticari bir birliktelik bulunmadığını, davacıların söz konusu markaya, ürünlere ve projeye ilişkin hiçbir hakları ve ilgilerinin de bulunmadığını, müvekkilinin Covid-19 (pandemi) sürecine doğrudan katkı sağlayacak "..." projesini tek başına tasarladığı ve tek başına hayata geçirmek için faaliyetlere başlamış olduğunu, Şubat-Mart 2020 tarihlerinde, tamamıyla hazır bulunan projesini hayata geçirmek amacıyla, projesine ilişkin ürün numunelerini üretme arayışına girdiğini, bu tarihlerde kendilerini fasoncu olarak tanıtan davacılar ... ve ... ile görüştüğünü, davacıların ticari etik anlayıştan uzak eylemlerde bulunduklarını öğrenmesi üzerine, henüz daha görüşme aşamasında davacılarla tüm ticari faaliyetlerini kesmek durumunda kaldığını, buna rağmen davacılarının, müvekkilinin marka ve faydalı model hakkı başvurusu bulunan ürünü kopyalayarak müvekkilinin rızası ve bilgisi olmadan haksız rekabet yaratacak şekilde faaliyetlerde bulunmaya başladığını, davacıların haksız ve hukuka aykırı eylemlerini ört bas etme düşüncesiyle davayı ikame ettiklerini, müvekkilinin marka başvurusunda bulunduğu dönemde, söz konusu markanın müvekkili tarafından piyasaya tanıtılmış ve ürünle özdeşleşmiş olduğunu, davacıların tek ilgilerinin fason üretim amacıyla ürünlerinin numunesini çıkartma amacıyla incelemede bulunmaları olduğunu, davacılar ile müvekkili arasında fason üretim amacıyla yapılan görüşmeler dışında ticari bir birliktelik bulunmadığını, müvekkilinin ürettiği projesi ile ilgili olarak TPMK kurumuna ... numaralı 01/04/2020 tarihli faydalı model başvurusu ile 30/03/2020 tarihli ... numaralı marka tescil başvurusunda bulunduğunu ancak takip eden dönemde ... Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu, stajyer avukat olarak baro kaydı talebinde bulunması ile birlikte tüm ticari hayatını sonlandırdığını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin işlemden kaldırılan marka başvurusuna ve tamamıyla müvekkiline ait olan proje ve ürünlere ilişkin davacıların hiçbir hak ve ilgilerin bulunmadığını, bu doğrultuda en azından müvekillerinin 2/4 hakkı mevcuttur şeklindeki gerekçe ile ikame edilen hukuki temelden yoksun kötüniyetli davanın her yönüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş, HMK' nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
29/03/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle:Davaya konu ... başvuru numaralı "..." markasının ... adına 30/03/2020 tarihinde başvuruda bulunulduğu, ve başvurunun işlemden kaldırılmış olduğu, taraflar arasında bir ortaklık olduğu, ... isimli ürünü beraber bulup ürettikleri ve davacının dava konusu marka üzerinde davalı ile birlikte hak sahipliği olduğunun ve marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun mevcut delillerle ispatlanamadığı, bu hususta takdirin mahkemede olduğu, dava konusu markanın davalı adına tescilli olmaması ve ortada kendisine karşı tecavüz eylemi gerçekleştirilebilecek bir sınai mülkiyet hakkı bulunmaması ve dolayısıyla davacının "..." ibaresi kullanımların, tecavüz teşkil edebileceği bir sınai mülkiyet hakkı olmaması çerçevesinde davacı kullanımlarının davalıya karşı tecavüz teşkil etmediği hususunda bir değerlendirme yapılamadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: TPMK nezdinde davalı adına ... numara ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, markanın davacılar lehine tescili, davacıların kullanımlarının tecavüz teşkil etmediğinin tespiti ve ihtiyati tedbir talebine ilişkin açılmış, davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde: Dava dilekçesinde her ne kadar davalının TPMK nezdinde 30.03.2020 tarih ve ... numara ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkin edilmesi, markanın müvekkilleri lehine tesciline karar verilmesini talep etmiş iseler de bu taleplerini geri çektiklerini, davayı ıslah ettiklerini, markanın kullanımı ile hak sahipliğinin müvekkillerine ait olduğunun tespiti ve mevcut marka kullanımlarının davalı aleyhine tecavüz teşkil edilmediğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.madde de düzenlenmiştir.
Madde 7 - (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları)
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
Madde 149/1 de Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden;
"Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini , Araçlara elkonulması, Elkonulan araçlarda kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya imhası, kararın ilanı " şeklinde talepte bulunabilir.
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
SMK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu raporu ve bütün dosya kapsamından: Davalı ...'nin, 30/03/2020 tarihinde ... numaralı "..." markasının tescili için 30/03/2020 tarihinde başvuruda bulunduğu, ancak başvurunun işlemden kaldırıldığı görülmüştür.
Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere: Davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının, kötü niyetle tescil edildiği iddiası ile hükümsüzlüğü talep edilmiştir. Marka başvurusunun işlemden kaldırıldığı ve markanın tescil edilmediği anlaşıldığından, akabinde marka hükümsüzlüğü talebinden vazgeçilmiş, "davacı kullanımlarının, markaya tecavüz teşkil etmediği ve davacının, markayı ayırt edici hale getirmekle hak sahibi olduğunun tespiti" yönünde dava ıslah edilmiştir.
Davacı; davalı ile ortak olarak faaliyet gösterdiklerini, dava konusu "..." markasını birlikte bulduklarını, aynı isimli koruyucu tulum ürününü ürettiklerini, daha sonra davalının, "..." markasını kendi adına tescil ettirdiğini, kendisinin de ortaklık ve marka üzerinde hak sahipliği olduğunu, bu kapsamda kullanımının, davalıya karşı tecavüz teşkil etmediğinin tespitini talep etmiştir.
Türk hukuk sisteminde gerçek hak sahipliği ilkesi kabul görmüştür. Buna göre, bir markada öncelik hakkı o markayı ilk defa kullanarak, ayırt edici hale getiren kişiye aittir.
Bir işaret üzerinde hak iddia edebilmek için, üçüncü kişinin tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce bu işareti kullanması ve belli bir oranda tanınır hale getirmesi gerekmektedir. Ancak bu ihtimalde işaret üzerinde belli bir hak elde edilmiş olabilir. Gerçekten bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir. Ayrıca adi ortaklık ilişkilerinde, bir markayı birlikte ihdas ve istimal eden kimselerden her biri bu marka üzerinde birlikte hak sahibidir. Geçmişte birlikte faaliyet yürüten ortakların, sonradan ortaklıklarını sona erdirmelerinden sonra markanın hangi ortağa bırakıldığı yönünde bir anlaşma, somut delil mevcut değilse ortaklıktan sonra da markayı eski ortaklardan her birinin kullanabileceği ve bunun bir diğeri aleyhine marka tecavüzü oluşturmayacağı kabul edilmektedir.
Davacı; davalı ile ortak olduklarını ve dava konusu marka üzerinde kendisinin de hak sahibi olduğunu iddia etmiş, davalı ise; böyle bir ortaklığın söz konusu olmadığını, davacı ile yalnızca dava konusu ürünün üretimi için anlaşıldığını beyan etmiştir. Dosyaya whatsapp yazışmaları ve bir adet fatura ibraz edilmiştir. Bilirkişi heyetince yapılan incelemede: Whatsapp yazışmasında; dava konusu ... isimli ürünün denenerek eksik/gerekli olan kısımlarının revizesi ile ilgili konuşulduğu, yine taraflar arasındaki bir borç ilişkisine yönelik konuşmalar olduğu görülmüş, yazışma içeriklerinde veya paylaşılan görsellerde; tarafların ürünü birlikte buldukları/ortak oldukları veya marka üzerinde ortak bir hak sahipliği olduğunu gösterir bir tespit yapılamamıştır. Davacının sunmuş olduğu fatura içeriği incelendiğinde; antikor isimli tulumun satışına yönelik olduğu görülmekle birlikte, bu satışın taraflar arasındaki ortaklık ilişkisine dayalı olarak gerçekleştiği sonucuna varılamamıştır.
Dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında bir ortaklık olduğu, ürünü beraber bulup ürettikleri iddialarını ispatlar nitelikte olmadığı, bu nedenle davacının; dava konusu marka üzerinde davalı ile birlikte hak sahibi olduğu ve davacının, marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı; kullanımlarının tecavüz teşkil etmediğinin tespitini talep etmiştir. Davalının marka tescili bulunmamakta olup, davacı tarafından, tescilsiz bir markaya karşı yine tescilsiz bir kullanımın, tecavüz teşkil etmediğinin tespiti talep edilmiştir.
SMK'nın 154.maddesinde "Tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları" düzenlenmiştir.
SMK 154.maddesinde: "(1) Menfaati olan herkes, Türkiye'de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz. (2) Birinci fikra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir. (3) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte de açılabilir. (4) Mahkeme, 99 uncu maddenin üçüncü veya yedinci fıkrası ile 143 üncü maddenin onuncu veya onikinci fıkrası uyarınca yapılan yayımdan önce, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak karar veremez" hükmü yer almaktadır.
SMK'nın 2/ı maddesi uyarınca sınai mülkiyet hakkı: markayı, coğrafi işareti, tasarımı, patent ve faydalı modeli ifade etmekte olup, yine SMK'nın 7.maddesine göre bu kanunla sağlanan marka koruması ancak tescil yolu ile elde edilmektedir.
SMK'nın 154.maddesi kapsamında "sınai mülkiyet hakkına tecavüzün olmadığı" talep edilebilecektir, maddenin "Birinci fıkra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir." şeklindeki 2. fıkrası da bu hususu destekler niteliktedir. Davada; davalı adına tescilli bir marka bulunmadığından, ortada kendisine karşı tecavüz eylemi gerçekleştirilebilecek bir sınai mülkiyet hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının, "..." ibaresi kullanımlarının, tecavüz teşkil edebileceği bir sınai mülkiyet hakkı olmadığından, davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-DAVANIN REDDİNE
2-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 368,30 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacıların yaptığı yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır