T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/495 Esas
KARAR NO: 2024/148
DAVA: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/08/2021
KARAR TARİHİ: 25/09/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin lisans sahibi olduğu “...” marka ve logolu televizyon kanalının davalıya ait “...” isimli lisanslı platforma taşınarak söz konusu platformda yayınlanması adına sözleşme görüşmeleri yapıldığı, bu görüşmeler neticesinde “... Lisans Sözleşmesi” (Bundan sonra Sözleşme olarak anılacaktır) adı altında bir sözleşme metni hazırlandığı, sözleşme metninin imzalanması konusunda ise davalı şirkete yöneltilen talepler sonuçsuz bırakıldığı, sözleşmenin imza süreci davalı şirket tarafından uzatıldığı ve netice olarak da Sözleşmenin fiilen imzalanması gerçekleşmediğini, ancak Taraflar arasında imzalanması beklenen Sözleşmenin imza süreci ...'dan kaynaklı olarak sürüncemede bırakılmışsa da, tarafların esas itibariyle anlaşmaları neticesinde müvekkili şirketin lisans sahibi olduğu “...” marka ve logolu televizyon kanalının davalıya ait “...” isimli lisanslı platforma taşınarak 20 Eylül 2019 tarihi itibariyle yayınlanmaya başlanması gerçekleştiğini, ... söz konusu kanalın kendi lisanslı platformunda yayınlanmaya başlandığı haberini kendi internet sitesi üzerinden de paylaşdığını, böylece ..., ...'a Lisans Ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, yargılamaya konu ihtilaf da işbu Lisans Ücreti ödemesinin ... tarafından yerine getirilmemesine ilişkin olduğunu, ...'nin (...) 2019-2020 sezonunun başlangıcı dikkate alınarak ve taraflar arasındaki sözlü mutabakatlar neticesinde de söz konusu kanalın 20 Eylül 2019 tarihi itibariyle davalı şirkete ait ... isimli lisanslı platformda kesintisiz bir şekilde yayınlanmaya başlanması da gerçekleştiğini, Oysaki müvekkilinin şirketin lisans sahibi olduğunu ... marka ve logolu kanalın, ... tarafından yayınlanması ile birlikte Sözleşmenin de imzalanacağı hususunda müvekkilinin şirkette haklı bir güvende oluşturulduğunu, Sözleşme öncesi sorumluluk (...) ilkesinden kaynaklı olarak müvekkili şirketin uğramış olduğu zararlara yönelik hak ve alacaklarımızın saklı olduğunu, yukarıda da yer verildiği üzere, Taraflar, müvekkilinin şirketin lisans sahibi olduğu ... marka ve logolu kanalın bir (1) Sezon olacak şekilde (2019/2020 Sezonu) davalı şirkete ait lisanslı platformda 30.08.2020 tarihine kadar yayınlanması konusunda görüşmelere başladığını ve bu yayın davalı tarafça yapıldığını, Dünyayı saran Covid-19 salgını nedeniyle birçok önemli lig ve organizasyon da ertelendiğini, ...'de (...) ertelenen liglerden biri olduğunu, Covid-19 salgını nedeniyle bu ligde de maçlar en son 16 Nisan 2020 tarihinde oynandığını, akabinde lig ertelenmiş ve maçlar 31 Temmuz 2020 tarihinde oynanmaya devam ettiğini, ... Sezonu bakımından Şampiyonluk maçı olan en son maç 12 Ekim 2020 tarihinde oynanarak sezon da sona erdiğini, Her ne kadar taraflar arasındaki ... marka ve logolu kanalın davalı şirkete ait platformda yayınlanma süresinin 30 Ağustos 2020 tarihinde sona ereceği konusunda mutabakata varılmışsa da, Covid-19 salgını nedeniyle ligin ertelenmesi hususu göz önüne alınarak 2019/2020 sezonunun son Şampiyonluk maçına kadar (...Finallerinin sonuna kadar) söz konusu kanalın yayınına devam edildiğini, etice olarak da, müvekkilimiz şirketin lisans sahibi olduğu ... marka ve logolu kanal, davalı şirkete ait “...” isimli lisanslı platformda 20 Eylül 2019 tarihinden 14 Ekim 2020 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde yayınlandığını, Görüleceği üzere müvekkili şirket üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş, söz konusu kanalın davalıya ait platformda kesintisiz bir şekilde üstelik taraflar arasında mutabık kalınan süreden de farklı olarak uzunca bir süre yayınlanmasını sağladığını, müvekkili şirketin işbu yayın dönemi bakımından Sözleşme/yayın lisans bedeline hak kazandığının sabit olduğunu, taraflar arasında anlaşılan yayın lisans bedeli 300.000,00-USD+KDV' olduğunu, bu belirleme 18 Eylül 2019 tarihinden 30 Ağustos 2020 tarihine kadarki Sözleşme süresi bakımından belirlenen bir bedel olduğunu,a ncak yukarıda da belirtildiği üzere müvekkili şirketin lisans sahibi olduğu ... marka ve logolu kanal, davalıya ait lisanslı platformda daha uzunca bir süre olarak 14 Ekim 2020 tarihine kadar yayınlanmış durumda olduğunu, Buna rağmen taraflar arasındaki uzun yıllardır süre gelen ticari ilişki müvekkili şirketçe dikkate alınmış ve iyiniyet göstergesi olarak taraflar arasında belirlenen yayın lisans bedeline riayet edilmiş, -feragat anlamına gelmemek kaydıyla yayın döneminin uzamasına yönelik olarak herhangi bir bedel artırım yoluna gidilmediğini, tarafların mutabık kaldığı kapsamda ... Lisans bedeli olarak 10.01.2020 tarihli ... nolu 354.000,00-USD Bedelli fatura tanzim edilmiş ve e-fatura olarak sistem üzerinden ...'ya gönderildiğini, işbu faturaya herhangi bir itirazda bulunulmamış ve fatura iade de edilmediğini, ancak aradan geçen zamana kadar işbu faturanın ve/veya Sözleşme/yayın lisans bedelinin müvekkili şirkete ödenmemesi neticesinde müvekkili tarafından ödeme yapılması konusunda ...'ya ... 34. Noterliği ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilmesi durumunda kalındığını, bu ihtarname de ... yayınlarının 13 Ekim 2020 tarihine kadar devam edeceği belirtildiği, ... Lisans ücreti olarak 354.000,00-USD Bedelli fatura bedelinin USD'ye uygulanacak yıllık %6 faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesi talep edildiğini, müvekkili şirketin sözlü ve yazılı ödeme yapılması taleplerine karşılık ... tarafından müvekkilimiz şirkete hiçbir şekilde ödeme yapılmadığını, yayın Lisans bedelinin müvekkili şirkete ödenmemesinin hiçbir izahatı bulunmadığını, davalı şirket ..., söz konusu kanalı, yayın dönemi içerisinde spor kanallarının arasına eklediğini, yeni aboneler kazanmak adına söz konusu kanalı reklam olarak da kullandığını, Abone sayısını arttırarak gelir elde etme durumu da söz konusu olmuş olabileceğini, lisanslı bir kanal olan ... için biçilen KDV dahil 354.000,00-USD'lik tutar oldukça makuldür. Gerek ...'nin (...) gerekse de ... marka ve logolu kanalın dünyaca olan tanınırlığı ortada olduğunu, söz konusu lig en çok izlenen basketbol ligi olup izleyici sayısı oldukça fazla olduğunu, yine müvekkili şirketçe söz konusu kanalın lisans hakkının elde edilmesi ve Türkiye'de pazarlanması noktasında da yurt dışındaki lisans sahibi firmaya müvekkilimiz şirketçe yapılan ödemeler USD cinsinde olduğu, bu kapsamda Taraflar arasına belirlenen tutarın da USD olarak belirlenmesi son derece uygun olduğunu, söz konusu alacaklarının ve esasa uygun olarak hesaplandığını, dilekçe ekinde sunulmuş olan sözleşmeler, ihtarnameler, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde de açıkça ortaya çıkacağını, davalı şirket tarafından söz konusu kanalın ... isimli lisanslı platformunda yayınlanacağı da davalı şirkete ait internet sitesi üzerinden duyurulmuş durumda olduğunu, bu kapsamda burada geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını belirtmek davalı şirket adına hakkın kötüye kullanılması ve çelişkili davranış yasağına esas teşkil edeceğini, doktrinde de ifade edildiği üzere şekil eksikliğini bilmesine rağmen, sözleşmenin taraflarından birinin bilinçli olarak sözleşmeyi ifa etmesi ve daha sonra da şekil eksikliğine dayanması birbiriyle çelişen iki davranış şekli olduğundan artık şekil eksikliğine dayanılmaması gerekmekte olduğunu, Zira, bu durumda şekli öngören kuralla izlenen özel koruma amacının değeri kalmadığını, sözleşmenin esas itibariyle yerine getirilmesi yeterli olduğunu, Şekle aykırılığın sonucunun geçersizlik olarak kabul edilmesine rağmen, şekle aykırılığın ifa ile düzeltilmesinin kaynağını MK m. 2/II'deki dürüstlük kuralı teşkil eder nitelikte olduğunu, (..., Şekil, ...). Yargıtay kararı da incelendiğinde burada fiili bir sözleşmenin olduğunu kabulü gerekeceğini, bu kapsamda da Sözleşme/yayın lisans bedeli olarak 354.000,00-USD bedelinin davalı ... tarafından müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini davanın kabulü ile, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile müvekkili şirket arasında ...'nin müvekkili Şirket'e ait platformda yayınlanmasına ve lisans sözleşmesi imzalanmasına dair iyi-niyetli görüşmeler yapıldığını, bu kapsamda taslak bir "... Lisans Sözleşmesi" (Taslak Sözleşme) dahi hazırlanmış ve fakat davacı tarafın fahiş lisans bedeli talebi neticesinde de işbu taslak sözleşme hiçbir şekilde taraflarca imzalanamadığını, Saran tarafından talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen, Saran tarafından "kısmı alacak davası" şeklinde açılan işbu davanın, öncelikle hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddedilmesi gerektiğini, Yayıncılık sektöründe faaliyet gösteren ve bir çok yabancı içeriğin lisans haklarına sahip basiretli bir tacir sözleşme imzalamaksızın bu içeriklerin lisans haklarını herhalde üçüncü kişilere sağlamadığını, fakat davacı taraf Taslak Sözleşme imzalanmamasına ve yine lisans bedelinde uzlaşma sağlanamamasına rağmen ...'nin içeriklerini müvekkili Şirket'e sağlamaya devam ettiğini, diğer bir ifadeyle davacı taraf basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davacı tarafın bir lisans bedeline hak kazandığı kanaatinde ise; işbu lisans bedelinde "hakkaniyet" indirimi yaparak esas hakkındaki kararını vermesi gerektiğini, Zira basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal eden davacı tarafın adeta ödüllendirilerek, Taslak Sözleşme imzalanmış gibi lisans bedeline hak kazanması, müvekkili Şirket açısından hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağını, Tarafların üzerinde uzlaştığı bir lisans bedeli, bu lisans bedelinin ödeme tarihleri ve bu ödeme tarihlerinde ödeme olmaz ise hangi oranda bir temerrüt faizi uygulanacağı belli olmadığını, dolayısıyla davacı taraf Müvekkil Şirket'e ihtarname keşide ederek (veya işbu davayı ikame ederek) 354.000,00-ABD Doları lisans bedeli ve yıllık %6 temerrüt faizi talep edemeyeceğini, Hem lisans bedeline ve hem de yıllık *6 6 temerrüt faizi talebine itiraz ettiklerini, COVID-I9, ülkemizde de ilk vakanın görüldüğü 11.03.2020 tarihinde ... (...) tarafından pandemi ilan edildiğini, bilindiği üzere pandemi döneminde yayıncılık sektörü konusunda gelişen sektör uygulamaları adeta bir ticari teamül halini aldığını, Bu kapsamda; ekonominin pandemi dolayısıyla etkilenmesi sonucunda taraflar sözleşmeleri revize ettiğini, para borçlarına indirim sağladıklarını, anılan hususların yayıncılık endüstirisini doğrudan ve derinden etkilediği tartışmasız olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili Şirket'in davacı tarafa bir lisans borcu olduğunun tespiti halinde, bu borcun davacı şirketin ... yayıncısından aldığı yahut almak için çabaladığı indirimler tespit edilerek ve dikkate alınarak, müvekkili Şirket'in ödemekle yükümlü olduğu lisans bedelinin belirlenmesi gerekmekte olduğunu, müvekkili Şirket'in içerik yelpazesinin zenginliği ve çeşitliliği nedeniyle dürüstlük kuralına dayalı bir indirime ihtiyaç duyduğu ve dürüstlük kuralının da bunu gerektirdiğinin açık olduğunu, nitekim; Krea bu ihtiyacı davacıya müteaddit defalar dile getirmiş ancak davacı, sektör uygulamasının aksi yönünde davrandığını , davanın reddini masraflarının karşı tarafa yükletilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde “... Lisans Sözleşmesi” adı altındaki davaya konu Sözleşmenin müvekkili şirketçe fahiş lisans bedeli talep etmesi nedeniyle imzalanmadığı belirtildiğini, oysaki dosyaya sunulan taslak Sözleşmenin mali şartlarını düzenleyen 4. Maddesi hiçbir şekilde bir açıklama yahut ihtirazı kayıt içermediğini, taraflar arasında e-posta yoluyla gidip gelen taslak Sözleşmenin son hali olan dosyaya sunulan belgede, Sözleşme bedeli kapsamında taraflar arasında mutabakatın olduğu, bu kısımla ilgili her iki tarafından da bir açıklama yahut itiraz girmediği anlaşıldığını, Sözleşmenin imzalanmaması ile ilgili uyuşmazlık teknik kısımlarla, Sözleşme bedelinin ödenmemesi halinde davalı ...'nın karşılaşacağı hukuki yaptırımlar hakkında, Türkçe İngilizce çevirileri hakkında anlaşmama durumu olduğunu, bu uyuşmazlığı da davalı... çıkarmakta olup, Sözleşmeyi imzalamamak adına türlü bahaneler ileri sürmekte, kaldı ki, taraflar arasında bedelde, sözleşmenin kaç yıllık olacağı hakkında ve ödeme sürelerinde mutabakata varıldıktan sonra müvekkili şirketin lisans sahibi olduğu “...” marka ve logolu televizyon kanalının davalıya ait “...” isimli lisanslı platforma taşınarak söz konusu platformda yayınlanması gerçekleştiğini, taraflar arasındaki imza tarihinden önce akdedilen Sözleşme örneklerini sıralamak mümkün olduğunu, mahkemenin talep ettiği taktirde burada yer alan Sözleşmelerin hepsinin sunumu sağlanabileceğini, bu uygulamanın ticari teamül haline geldiği izahtan vareste olduğunu, taraflar arasındaki neredeyse 20 yıllık ticari ilişki çerçevesinde sözleşmelerin esaslı noktalarında sözlü olarak anlaşmaların sağlanması ile birlikte Sözleşme sonrası için imza altına alınmadığını, davaya konu edilin uyuşmazlıkta da bu şekilde ilerlenmiş olup, davalı ... tarafından ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi adına Sözleşmenin imzalanması geciktirilmiş ve işbu uyuşmazlığın doğmasına yol açtığını, bu yönden davalının iddialarının kabulü mümkün olmadığını, davanın açıldığı anda davamız tam ve kesin bir biçimde belirlenmekle birlikte işbu alacak miktarımızın bölünebilir olması çerçevesinde işbu dava ile alacağını şimdilik 10.000,00-USD talep edilmiş durumda , huzurda görülmekte olan davanın kısmi dava olarak açılması noktasında hukuki bir engel bulunmadığı gibi bu davanın usulden hatalı olduğunu belirtmek ise açık yasa hükmü karşısında abesle iştigal teşkil edeceğini, davalı ...'nın bu yöndeki dayanaksız iddialarının kesinlikle reddi gerektiğini, müvekkili tam da basiretli bir tacir olarak hareket ederek esaslı unsurlarda anlaşılan bir konuda yayını davalı yana vermekte ve karşılığında da lisans ücreti alacağının doğacağını bildiğini, burada kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için Sözleşme bedelinin 300.000,-USD+KDV olduğunu düşünmesek dahi davalı yanın bilerek ve isteyerek söz konusu yayın içeriklerini yayınlaması ile ödeme yükümlülüğü altına girdiğini bildiği sabit olduğunu, söz konusu yayınlar müvekkili şirket tarafından zorla yayınlanmadığını, davalı yan kendi tasarrufu ile yayınlara devam ettiğini, buradaki durum şu örnekle de açıklanabileceğini, Örneğin bir meskenin ticari olarak kiralandığını düşünürsek, burada kiracının ödeme yapmaması ancak kiraya veren yeri kullanması karşısında, “kiralayan da beni tahliye etseydi” diyerek kira ödeme borcundan kurtulması söz konusu olabilir mi? Davalı yanın beyanları karşısında tam da böyle bir sonuç ortaya çıkmakta olduğunu, ki, bu itirazın kabulü hukuk mantığı karşısında dahi kabul edilemez nitelikte olduğunu, Taraflar arasındaki Taslak Sözleşmede dahi Sözleşme bedelinin 300.000,00-USD+KDV olduğu yer almakta olup, bu kısma Sözleşme görüşmeleri çerçevesinde dahi her iki tarafın itirazının bulunmadığı ortada olduğunu, kaldı ki, yayın lisansı bedeli yayınlanan içeriğe uygun olarak belirlenmiş bir rakam olup, hayatın olağan akışına da son derece uygun bir talep söz konusu olduğunu, Gerek ...'nin (...) gerekse de ... marka ve logolu kanalın dünyaca olan tanınırlığı ortada olduğunu, müvekkili şirketçe söz konusu kanalın lisans hakkının elde edilmesi ve Türkiye'de pazarlanması noktasında da yurt dışındaki lisans sahibi firmaya müvekkilimiz şirketçe yapılan ödemeler USD cinsinden olduğunu, bu nedenle burada belirlenen rakamın fahişliğinden bahsedilemeyeceğini, taslak Sözleşmede yayının 30 Ağustos 2020 tarihinde sona ereceği konusunda mutabakata varılmışsa da, Covid-19 salgını nedeniyle ligin ertelenmesi hususu göz önüne alınarak .. sezonunun son Şampiyonluk maçına kadar (2019/2020 ... Finallerinin sonuna kadar) söz konusu kanalın yayınına devam edildiğini, görüleceği üzere müvekkili şirket üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş, söz konusu kanalın davalıya ait platformda kesintisiz bir şekilde üstelik taraflar arasında mutabık kalınan süreden de farklı olarak uzunca bir süre yayınlanmasını sağladığını, böylece taraflar arasındaki uzun yıllardır süre gelen ticari ilişki müvekkili şirketçe dikkate alınmış ve iyiniyet göstergesi olarak taraflar arasında belirlenen yayın lisans bedeline riayet edildiğini, feragat anlamına gelmemek kaydıyla yayın döneminin uzamasına yönelik olarak herhangi bir bedel artırım yoluna gidilmediğini, Hal böyle olunca müvekkili şirketin zararı arttırıcı bir eyleminden de bahsedilemeyeceğini, Taslak Sözleşmenin Mali Şartlar başlıklı 4. Maddesinde Lisans Bedeli ve Lisans Ödeme Tarihleri belirlenmiş durumda olup, bu kısma hiçbir itiraz ileri sürülmediğini, Yönetim tarafından da bu husus kararlaştırılmış olup, davalı yanın kendi lisanslı Platformunda yayınladığı yayın içeriğinin yayın lisans bedelini ne zaman ödeyeceğini bilmediğini, böylece ... 34. Noterliği ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi de keşide edilerek davalı ...'nın ödemekle yükümlü olduğu tutar faizi ile birlikte istendiğini, Davalı ...'nın temerrüde düşürüldüğü son derece açık olduğunu, davalı yan dilekçesinde Covid-19'un ülkemizde de ilk vakanın görüldüğü11.03.2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edildiğini belirtmiş olduğunu, bu nedenle lisans bedeli talebinde hakkaniyet ve dürüstlük kuralına dayalı indirim talebinde bulunduğunu, Davalı yanın diğer talepleri gibi bu talebinin de reddi gerekeceğini, Zira söz konusu Taslak Sözleşmenin zamanına bakıldığında aslında son 2-3 ayın pandemiye denk geldiği görülmediğini, yine davalı yanın ödeme yükümlülüğüne dair ilgili maddeye bakıldığında ödeme vadesinin Pandemiye denk gelmediği görülmekte olduğunu, davalının vadesinde ödeme yapmaması nedeniyle müvekkilinin nakit akışı da bozulduğunu, müvekkili dava konusu içerikleri satın aldığı ilgili hak sahiplerine, sözleşmesel yükümlülüğü olan lisans bedellerini zamanında ödeyememiş olduğunu, kendi ödemelerinde sıkıntıya düşmüş ve bu nedenle USD bazında bankalardan kredi kullanmak zorunda kalmış olduğunu, Davalı yüzünden müvekkili zarara uğramış durumda olduğunu, bu zararlar bakımından da hak ve alacaklarının saklı olduğunu belirtmenin gerekeceğini, davalının kendi kusurundan kaynaklı olarak ödeme yapmaması neticesinde uğradığı zararlardan da kendisinin sorumlu olması gerekeceğini, davalı yan haksızlığının yanında kendini mağdur olarak göstermeye çalıştığını, davalının beyanları varsayımlar üzerine kurulu olduğunu, bu davaya konu organizasyon bakımından müvekkili şirket tarafından ilgili tedarikçiden herhangi bir indirim alınması söz konusu olmadığını, davalı yanca ileri sürülen iddiaların kanıtlanamaması da göz önüne alındığında indirim talebinin reddine karar verilmesi esas olduğunu, kaldı ki en önemli hususlardan birisi de müvekkili şirket tarafından 10.01.2020 tarihinde e-fatura tanzim edilmiş ve sistem üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından da içeriğine itiraz edilmediğini, nitekim bir fatura alan kişi, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmazsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, (TTK m. 21/2). Davalı yan faturanın içeriğini kabul etmiş ve faturaya konu hizmetin verilmediği konusunda da hiçbir itirazda bulunmadığını, dolayısıyla ...'nin belirtilen sürelerde davalı kanalında yayınlanmış olması sebebiyle artık diğer hususlara yönelik yapılan itirazların iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, Davaya konu edilen Lisans Ücreti alacağı ihtilafsız alacak kalemi olup, söz konusu alacağını dilekçedeki beyanlar ve dilekçeleri ek sunmuş olduğu taslak sözleşmeler, ihtarnameler, taraflar arasındaki yazışmalar, müvekkili şirketin defter ve kayıtları, ibraz edilen bilgi ve belgeler neticesinde ispatlandığını beyan etmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf müvekkili Şirket'e gönderdiği faturada ... lisans bedeli olarak 354.000,00-ABD doları talep ettiğini, Yine davacı ... 34. Noterliği'nden keşide ettiği ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde ... lisans bedeli olarak 354.000,00-ABD doları talep ettiğini, görüldüğü üzere; davacı'nın talep ettiği uyuşmazlık konusu miktar dava açıldığı tarihte tam ve kesin olarak bilinirken, huzurdaki davanın kısmi dava olarak ikame edilmesi usul hukukuna aykırı olduğunu, alacağın tam ve kesin olarak belirlenebildiği davalarda yalnızca daha az harç ödemek kasti ile ikame edilen kısmi alacak davaları usul ekonomisine aykırı davalardır ve hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davacı'nın iddia ettiği Culpa in contrahendo sorumluluğu, sözleşme görüşmeleri sırasında tarafların özenli ve dürüst davranma ilkelerine kusurlu olarak uymamaları veya diğer taraf nezdinde uyandırılan güvene aykırılık nedeniyle verdikleri zarardan hakkaniyet ilkesi gereğince sorumlu olmasını ifade ettiğini, Örneğin, Doktrinde sözleşmenin kurulmasından önceki safhada kusurlu olarak yanıltıcı bilgi verenin sorumluluğunun culpa in contrahendo sorumluluğu olduğu savunulur olacağını, bunun yanında, açıklanması gereken bilgilerin saklanması, sözleşmenin konusunun imkansız olduğunun bilinmesine rağmen görüşmelere devam edilmesi de sözleşme özen ve dürüstlük yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini, (Oğuzman, Kemal; Öz, Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 1, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2021, s. 428) , ... görüntüleri sezon boyu sağlanan görüntülerdir ve davacı'nın müvekkili şirket ile anlaşmaya varılmayacağı yönünde bir öngörü oluşturması için 1 yılı aşkın süre fazlası ile yeterli olacağını, müvekkili şirket ile 20 yılı aşkın ticari ilişkisi olduğunu beyan eden davacı'nın eninde sonunda müvekkil şirket ile anlaşmaya varacağını ve anlaşılan bedeli müvekkili şirket'ten tahsil edebileceğine ilişkin güveni tamdır. aksi halde basiretli bir tacirin 1 yılı aşkın süre ve tekrarla müvekkil şirket'e davaya konu içeriği sağlaması inandırıcı olmadığını, tüm bu nedenlerle, culpa in contrehonda sorumluluğundan huzurdaki davada bahsetmek mümkün olmadığını, davacı'nın icra takibine konu ettiği fatura taraflar arasında imzalı bir sözleşmeye dayanmadığını, bu denli yüksek meblağlı bir fatura her iki tarafça mutabakata bağlanmış yazılı bir sözleşmeye dayanmadığını, taraflar arasında sözleşme bedeli için görüşmeler sürerken Davacı'nın kabul edilmemiş fatura alacağına karşı müvekkili Şirket tarafından yapılan itiraz son derece haklı olduğunu, doktirinde yer eden görüş uyarınca; Davacı'nın salt fatura alacağını dayanak göstererek bu yönde bir ödeme talebinde bulunması hukuken mümkün olmadığını, Yerleşik Yargıtay uygulamasından da anlaşıldığı üzere taraflar arasında ne şekilde bir ticari ilişkide anlaşıldığını, faturalara dayanak olduğu iddia edilen hizmetin çerçevesinin taraflarca ne şekilde belirlendiği ve kabul edildiğinin, bununla birlikte faturada yer alan hizmet karşılığı tutarlarda anlaşma sağlanıp sağlanmadığının davacı yanca ispatlanması gerektiğini, davacı'nın huzurdaki davaya konu icra takibini başlatmakta ve işbu davayı ikame etme hususunda kötü niyetli olması nedeniyle, reddedilen meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere Mahkemenizce re'sen belirlenecek kötü niyet tazminatının Davacı'dan tahsil edilerek müvekkili Şirket'e verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; ... Lisans bedeli olarak 10/01/2020 tarihli ... nolu 354.000-USD bedelli faturaya konu yayın lisans bedeli alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafça delil olarak taraflar arasında müzakere edilen ancak imzalanmayan ... Lisans Sözleşmesi taslağı, davalı şirketin internet sitesindeki haber kaydı, 10/01/2020 tarihli ... nolu 354.000-USD bedelli fatura, ... 34. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesine dayanıldığı görülmüştür.
Davalı tarafın delil olarak ticari defter kayıtlarına dayandığı görülmüştür.
Mahkememizce görevlendirilen FSEK uzmanı bilirkişi ..., mali müşavir bilirkişi ... ve Sektör Bilirkişisi ...'ın 21/11/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Davacının ... yayınını davalıya sağlayarak lisans bedeline hak kazandığı, davacının lisans bedeli için düzenleyip davalıya gönderdiği ve davalı tarafça da ticari defter ve kayıtlarına alındığı dolayısıyla TTK 21/2 gereğince 8 günlük sürede itiraz da edilmeyerek fatura bedelinin kesinleştiği ve münderecatının davalı tarafça kabul edilmiş sayılıp sayılmayacağı hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağını, dosya kapsamındaki bilgi belge ve beyanlardan ertelenen maçların daha sonra yayınlandığı bu nedenle ligin 30/08/2020 yerine 14 ekim 2020'ye kadar devam ettiğini davalının da tüm maçların yayını gerçekleştirmediğine ilişkin bir itirazının bulunmadığı dikkate alındığında tüm sezon boyunca maç yayınlarının yapılması eksik maç yayının olmaması dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılıp yapılmayacağı hususundaki Takdir Sayın Mahkemeye ait olacağını, ticari defter ve belge incelemesinden fatura kabul koşullarının oluştuğu, ihtar tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğunu, Faiz alacağına ilişkin noter marifetiyle borçlunun ihtar edildiği ve yıllık faiz talebinin borçluya iletildiğini, bu nedenle faiz talep edilebileceğini, faiz oranına ilişkin takdir Sayın Mahkemede olmakla birlikte, hem talep edilen orana göre hem de güncel döviz mevduat oranları üzerinden rakamsal ifadelere raporun değerlendirme kısmında yer verildiği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen FSEK Uzmanı bilirkişi ..., mali müşavir bilirkişi ...ve Sektör Bilirkişisi ...'ın 04/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında özetle; Davacının ... yayınını davalıya sağlayarak lisans bedeline hak kazandığını, Davacının lisans bedeli için düzenleyip davalıya gönderdiği ve davalı tarafça da ticari defter ve kayıtlarına alındığı dolayısıyla TTK 21/2 gereğince 8 günlük sürede itiraz da edilmeyerek fatura bedelinin kesinleştiği ve münderecatının davalı tarafça kabul edilmiş sayılıp sayılmayacağı hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağını, dosya kapsamındaki bilgi belge ve beyanlardan ertelenen maçların daha sonra yayınlandığı bu nedenle ligin 30.08.2020 yerine 14 ekim 2020'ye kadar devam ettiği davalının da tüm maçların yayını gerçekleştirmediğine ilişkin bir itirazının bulunmadığı dikkate alındığında tüm sezon boyunca maç yayınlarının yapılması eksik maç yayının olmaması dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılıp yapılmayacağı hususundaki Takdir Sayın Mahkemeye ait olacağı, Ticari defter ve belge incelemesinden fatura kabul koşullarının oluştuğu, ihtar tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğu, Faiz alacağına ilişkin noter marifetiyle borçlunun ihtar edildiği ve yıllık 466 faiz talebinin borçluya iletildiği, bu nedenle faiz talep edilebileceği, Faiz oranına ilişkin takdir Sayın Mahkemede olmakla birlikte, hem talep edilen orana göre hem de güncel döviz mevduat oranları üzerinden rakamsal ifadelere raporun değerlendirme kısmında yer verildiği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Huzurdaki davada; davacı şirketin lisans sahibi olduğu ... marka ve logolu kanalın, davalı şirkete ait ''...'' isimli lisanslı platformda 20 Eylül 2019 tarihinden 14 Ekim 2020 tarihine kadar yayınlanması neticesinde kısmi dava şeklinde 10.000-USD (HMK'nın 109. maddesi; ''(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.'' düzenlemesi kapsamında davacının dava açılış tarihi itibari ile talep konusunun bir kısmını ileri sürmesinde hukuki menfaatinin bulunduğu anlaşılmıştır.) yayın lisans bedelinin muaccel olma tarihlerinden itibaren işleyen/işleyecek yıllık % 6 faizi ile birlikte fiili ödeme/tahsil tarihi günündeki TCMB kuru TL karşılığının davacı şirkete ödenmesinin talep edildiği, tahkikat aşamasında davacı yanın 18/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında 354.000-USD yayın lisans bedelinin muaccel olma tarihlerinden itibaren işleyen/işleyecek yıllık %6 faizi ile birlikte fiili ödeme/tahsil tarihi günündeki TCMB kuru TL karşılığının ödenmesini talep ettiği, ıslah ile arttırılan miktar yönünden nispi harç ikmalinin yapıldığı ve ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.
Davacı tarafça yanlar arasındaki taslak sözleşme, fatura ve ihtarnameler ibraz edilmiş ve tetkik edilmiş olup davalı tarafça cevap dilekçesinde, davacı taraf ile arasında ...'nin kendisine ait platformda yayınlanmasına ve lisans sözleşmesi imzalanmasına ilişkin görüşmeler yapıldığı, bu kapsamda taslak bir "... Lisans Sözleşmesi" (Taslak Sözleşme) hazırlandığı, ancak imzalanmadığı ikrar edilmiştir. Ayrıca davalı şirket, davacı şirketin sözleşme imzalanmamasına ve yine lisans bedelinde uzlaşma sağlanamamasına rağmen davacının ...'nin içeriklerini kendi şirketlerine sağlamaya devam ettiğini beyan etmiştir. Bu hâli ile yanlar arasında düzenlenen yazılı sözleşme metni her ne kadar taraflarca imzalanmamış ise de lisans sözleşmesi gereğince hizmetin ifa edildiği ikrar edilmiştir.
Davacı tarafça ... lisans bedeli olarak 10/01/2020 tarihli ... nolu 354.000-USD bedelli faturanın tanzim edildiği ve e-fatura olarak sistem üzerinden davalı şirkete gönderildiği, işbu faturaya herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve faturanın iade de edilmediği, ... 34. Noterliğinin ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname ile ... lisans ücreti olarak 354.000-USD bedelli fatura bedelinin ödenmesinin ihtar edildiği beyan edilmiş ve anılı belgelerin dosyaya sunulduğu görülmüştür.
Uyuşmazlık kapsamında yayın lisans hizmetinin alındığı hususunda ihtilafın bulunmaması karşısında faturaya konu hizmet bedelinin kesinleşip kesinleşmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesi gereğince ''Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. '' Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 27/06/2003 tarihli, ... E.,... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; işbu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan/davalı tarafa ait olacaktır. Davalı /faturayı alanın faturayı kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Uyuşmazlık noktalarının tespiti ile anılı kanuni düzenleme ve içtihatlar doğrultusunda yapılan değerlendirme neticesinde; her iki tarafın ticari defterlerinin açılış ve kapanış taktiklerinin yaptırıldığı, böylece usulüne uygun olarak tutulduklarının tespit edildiği, davacı tarafın kendi ticari defterlerine göre davaya konu faturanın kayıtlı olduğu gibi dava konusu 354.000-USD bedelli faturanın davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu tespit edilmekle anılı fatura içeriklerindeki bedel yönünden davacının alacağını ispatladığı, nitekim davalının hizmetin verilmediğine yönelik savunması ve bu yönde ispata elverişli delil ibraz etmediği anlaşılmıştır. Tarafların tüzel kişi tacir olmakla TTK'nın 18/2 maddesi gereğince ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmekle birlikte TTK'nın 20. maddesi gereğince tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilecektir. Ayrıca TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını hâiz borçlu, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121.maddesinin ikinci fıkrasıyla 182. maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525. maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla, ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez. Bu nedenlerle davalının aksi yöndeki fahiş ücret ve hakkaniyet indirimi taleplerine cevaz verilmesi mümkün olmamıştır. Dolayısıyla davacının dava tarihi itibari ile 354.000- USD alacaklı olduğu, bu noktadan sonra hizmet alım bedelinin ödendiğinin ispat yükünün davalı/alıcı üzerinde bulunduğu, davalı şirketin ise davacıya hizmet bedelini ödediğini HMK'nın 200-(1). maddesi uyarınca yazılı delille ispat edemediği, işlemiş faiz talebi yönünden alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hâle gelmiş bir borcun ifasındaki gecikme halinde temerrütten bahsedilmekte olup kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, TBK’nın 117. maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alındığı üzere alacaklının ihtarı ile temerrüde düşmekle somut olayda davacı ihtarnamesinin 24/09/2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ve ödeme için 10 günlük süre verildiği saptanmakla temerrütün 05/10/2020 itibari ile başladığı, böylece TBK'nın 99. maddesi (''Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.'') ışığında davanın kabulü ile 354.000-USD'nin temerrüt tarihi olan 05/10/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince ilgili yabancı para birimi için uygulanan en yüksek mevduat faizi tatbik edilerek fiili ödeme / tahsil tarihi günündeki TCMB Kuru TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
354.000 USD'nin temerrüt tarihi olan 05/10/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince ilgili yabancı para birimi için uygulanan en yüksek mevduat faizi tatbik edilerek fiili ödeme / tahsil tarihi günündeki TCMB Kuru TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 206.512,06 TL ilam harcından peşin alınan 1.458,29 TL harç ve 164.279,00 TL ıslah harcın mahsubu ile eksik 40.774,77 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 385.850,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafın yaptığı 59,30 TL başvuru harcı, 1.458,29 peşin harç, 164.279,00 TL ıslah harcı, 231,00 TL tebligat ve müzekkere 4.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 170.527,59 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/09/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır