T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/85 Esas
KARAR NO: 2024/131
DAVA: MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, ÖNLENMESİ, DURDURULMASI, ORTADAN KALDIRILMASI, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
DAVA TARİHİ: 15/11/2016
KARAR TARİHİ: 18/09/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat asıl davası ile karşı davadaki haksız ihtiyati tedbire dayalı tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Asıl davada davacı / karşı davada davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1985'ten beri inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, alan adı hakkı kendisine ait ... internet sitesinde yer alan projelerde, müteahhit ve yatırımcı ın yetkili ismi, adresi, telefonu, web ve mail adreslerini yayınladığını, bu sayede site Türkiye genelinde faaliyet gösteren müteahhit firmalara ulaşarak, üçüncü kişilerin devam eler ile ilgili ve bilgisayar ortamında bu projelere teklif verebilmesini sağladığını, müvekkilinin bu markalar da uzun yıllardan beri kullandığını, müvekkilinin sunduğu hizmetin markasıyla bütünleştiğini, bu markayla anılır hale geldiğini ve marka niteliği aldığını, bu hususta Türk Patent Enstitüsü nezdinde müvekkilini 05.10.2005 başvuruda bulunduğunu, 30.11.2006 tarihinde “..." adı marka siciline ... no ile kayıt ettirdiğini, hali hazırda 11.11.2015 yılında koruma karanın yenilenmesinin kabul edildiğini, sitenin amacının, inşaat sektörüyle ilgili 1 Milyon USD' nin üzerinde başlayan/başlayacak yapı projelerini doğru, zamanında ve eksizlik olarak sunmak olduğunu, bu suretle yine sitede tüm Türkiye genelinde yer alan müteahhit ve yatırımcı firmaların yetkili ismi, adresi, telefonu, web ve mail adreslerini bulunduğunu, bu firmaların devam eden/başlayacak projeleri hakkında, projenin tam adı, nerede inşa edildiği, başlangıç-bitiş tarihi, ... bedeli, yatırımcı firması, şantiye- satış ofisi numarası, çözüm ortaklan, ... görselleri, projenin web sitesi ve şu anda ne aşamada devam ettiğine dair bütün bilgilerin yer aldığını, Müvekkilinin saha ekibi, çağrı merkezi ve müşteri ilişkileri departmanlarından oluşan yaklaşık 50 kişilik kadrosunun, projeleri bilfiil ziyaret edip bilgilerini alarak bu bilgileri ilgili portalda yayınladığını, Müvekkili şirketin kendi bünyesinde gerçekleştirdiği çalışmalar doğrultusunda edinilmiş olan bilgilere göre; ... isimli şahsın yaklaşık 1 yıl önce müvekkili şirket üyesi “... Ltd. Şti.'de sigortalı olarak çalışmakta iken ayrıldığını, üye şirket tarafından da müvekkili şirkete işten ayrıldığı bildirilmediğini, bu sebeple, ... müvekkil şirketi arayarak abone “... Ticaret Ltd. Şti." bünyesinde çalışmadığı halde, orda çalışıyor zannını uyandıracak şekilde “şifremi unuttum bu nedenle siteye giriş yapamıyorum” diyerek yeni bir şifre talebinde bulunduğunu ve bu şekilde yeni bir şifre alımı gerçekleştirildiğini, bu şifre alımı ertesinde davalı ... tarafından birçok defa siteye giriş yapıldığını, Davacı şirketin her üye ile alakalı olarak kendi bünyesinde tuttuğu log kayıtlan ile davalı şirkete ait sitedeki projelerin yayınlanma tarih ve saatlerinin birebir uyuştuğunu, ... ve ... isimli kişilerin 16/02/2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre, ... sitesinin sahibi, ... A.Ş. Kurucu ortağı, aynı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyesi olduklarını, ...A.Ş.' nin yayın hakkı müvekkili şirkete ait olan projeleri izinsiz şekilde web sitelerinde yayınlayarak ve pazarlayarak, kendisine ait olmayan ürünlerden yetkisiz şekilde yararlanarak haksız kazanç elde ettiğini, ... sitesi içeriklerinin ancak yıllık ücretli olarak üyeler tarafından görüntülenebildiğini, abone firmanın yetkilisi adına özel olarak düzenlenen kullanıcı adı ve şifrenin tek bir bilgisayarda kullanılabildiğini, Üyeliğin ücret mukabilinde sağlandığını, Üyeliğin çeşitli paketler halinde satıldığını, yayınlanan bu bilgilerin toplu veya tekil olarak edinmenin birebir görüşme dışında mümkün olmadığını, Davalının bedelini ödemediği gerekli emeği sarf etmeden elde ettiği projeleri satış fiyatından çok daha az bir fiyata satışa sunan davalı şirketin haksız rekabet kurallarım ihlal ettiğini, bu ihlalin müvekkilinin gerek maddi gerekse manevi açıdan telafisi zor hatta imkansız zararlara sebep olduğunu, Müvekkilinin web sitesinde yer alan bilgilerin kopyalamayı engellemek için kodlanmış olmasına rağmen, kopyalama işlemi gerçekleştirildiğini, bu kopyalama işlemi neticesinde, davalı şirket tarafından kurulan sitenin satış politikası, yine müvekkilinin hizmet verdiği ve üyelerinin bulunduğu çevre olup, gerek müvekkili şirketin ticari hayatındaki itibari açısından gerekse daha düşük fiyatlar teklif ederek müvekkilinin maddi durumu açısından haksız rekabet kurallarının ihlali gerçekleştiğini, beyan ederek; 1-) ... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde ... Değişik İş Karar Numaralı Müspet Tespit Davası verilen tedbir kararının tespit dosyasındaki 50,000-TL teminat bedelinin Sayın Mahkeme tarafından esas dosyaya alınarak duruşma günü beklenmeksizin dava süresince siteye erişimin tamamen engellenmesi şeklinde tedbir kararı verilmesini ve sonuçtan da sitenin tamamen kapatılmasına, 2-) Projeteklifi.com markasının, müvekkilinin markası olan projehaber.com markası ile benzerlik teşkil etmesi nedeniyle başvuru durumunda olan marka adına İhtiyati tedbir kararı uygulanarak tescilinin durdurulmasını ve sonuçtan da markanın hükümsüzlüğüne, 3-) ... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde ... Değişik İş Karan ile tespit edilen davalının web sitesinin müvekkilinn web sitesi ile iltibas yaratacak nitelikte olması ve müvekkili şirketin bu sebeple müşteri kaybına uğrayarak kardan mahrum kalması nedeniyle, haksız rekabetin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte harca esas olmak üzere şimdilik (belirsiz alacak davası külli eda-kısmi tespit şeklinde) 1.000- TL maddi tazminata hükmedilmesine, 4-) Davalının haksız rekabetten faaliyetlerinden dolayı müvekkilinin ticari çevresinde uğradığı zararın temini için haksız rekabetin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte 5.000-TL manevi tazminata hükmedilmesine, 5-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretin karşı taraf davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP/KARŞI DAVA TALEP: Asıl Davada Davalı/Karşı Davada Davacı ... Paz. ve Tic. A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Somut olayda korunan markanın "...” markası olduğunu, Davacı/karşı davalı tecavüz edildiği belirtilmiş ise de, 556 sayılı KHK m.6I'de sayılan hangi hakka tecavüz edildiği açıklanamadığını, “..." ibaresinin tasviri niteliği dikkate alındığında, müvekkil Şirketin kullanımının davacı/karşı davalı yanın markası ile bir karışıklığa sebep olması ihtimali bulunmadığını; zira bu tür bir kullanımda "..." kelimesinin, potansiyel kullanıcılar bakımından ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, Davacı/karşı davalı yana ait markanın, “dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri” bakımından tescil edildiğini, müvekkili Şirketin markasının ise inşaat projelerine ilişkin bilgi veren internet sitesinin adı olarak gerçekleştiğini, bu nedenle, müvekkili Şirketin kullanımının, davacı/karşı davalının marka hakkı kapsamındaki kullanımları olarak değerlendirilemeyeceğini, Bir projenin her iki sitede de yayınlanması marka hakkının korunması kapsamında kalmadığını, bir hususun fikri mülkiyet hukukunun alanına girmesi için, öncelikle eser patent, marka veya tasarım olması gerektiğini, Fikri mülkiyet hukukunun amacı fikri ürün sahibinin fikri çaba ve emeğinin korunması olduğunu, bu çerçevede fikri ürün üzerindeki mülkiyet hakkının sahibine haklar tanıdığını ve koruma altına alındığını, inşaat projesine ait bilgilerin fikri ürün olarak kabul edilemeyeceğini, bu sebeple de, uyuşmazlık konusunun, fikri ürüne ilişkin olmadığını, Uyuşmazlığın, markaya tecavüze ilişkin değil, Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet edilip edilmediği hususu olduğu nazara alındığında, Sayın Mahkemenin görevsiz olduğunu, Her iki web sitesinde yer alan projelerin, müteahhitlerin nerede, ne zaman, hangi tarzda konutlar inşa edeceğini ilişkin bilgiler içerdiğini, bu projelerin yayınlanması hususunda davacı/karşı davalı müteahhitler yan ile müteahhitler arasında herhangi bir sözleşme akdedilmediğini, ... bilgileri tarafından kamuya sunulduktan sonra müvekkili Şirketçe derlenerek web sitesinde yayınlandığını, keza bu projelerin başka şirketler tarafından da web sitelerinde de yayınlanabileceğini, Müteahhitlerin yayınlandığı projelerin yayınlanmasının müvekkili Şirketin tekelinde olmadığı gibi, davacı/karşı davalı yanın tekelinde de olmadığını, Projelerin müteahhitlere ait olduğunu, ... bilgilerinin müteahhitler tarafından yayınlandığını, ... bilgilerinin müteahhitlerin kaleminden çıktığını ve davacı/karşı davalı yanın ilgili projeler üzerinde herhangi bir korunan hakkı bulunmadığını, bu sebeple her iki web sitesinde yer alan bilgilerin benzerlik göstermesinin doğal olduğunu, 7000 metrekare üzerine inşa edilen toplam 1250 konutlu bir projenin bilgileri müvekkil Şirketçe değişik bir şekilde sunulamayacağı gibi, tedbir talep eden Şirketçe de değiştirilerek sunulamayacağını, Müvekkili Şirketin web sitesi incelendiğinde, davacı/karşı davalı yan web sitesi ile farklı olduğunun görüldüğünü, internet sitelerinin farklı tasarımı ve sitelerdeki ticari konulara ilişkin getirilen farklı çözümlerin, her iki site arasında karışıklık yaşanmasını ve dolayısıyla haksız rekabetin oluşması ihtimalini ortadan kaldırdığını, Davacı/karşı davalı yanca her ne kadar müvekkil Şirket yetkilisi ... tarafından davacı/karşı davalı yana ait siteye hileli bir şekilde girilerek içeriklerin kopyalandığı iddia edilmiş ise de, bu hususun tümüyle gerçek dışı olduğunu, iddianın aksine, davacı/karşı davalı yanca dosyaya sunulan USB bellek içeriğinden de görüldüğü üzere, davacı/karşı davalı yanca müvekkil Şirket web sitesine illegal yollardan giriş yapıldığını, ... 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyası ile, "..." isimli projelerin ... isimli siteden kaldırılmasına, kaldırılması mümkün değil ise, ... isimli siteye erişimin tedbiren engellenmesine" şeklinde karar verildiğini, Davacı/karşı davalı yanca, bu kararın icraya konulmuş ve projelerin kaldırılmasının mümkün olup olmadığı hususu gizlenerek, doğrudan web sitesinin kapatılmasına yönelik işlem tesis edildiğini, İcra Müdürlüğünce de davacı/karşı davalı yanın talebi doğrultusunda müvekkili Şirket web sitesinin kapatılmasına karar verildiğini, İcra Müdürlüğünce müvekkili Şirkete ait ... sitesinin kapatılması kararının Erişim Sağlayıcıları Birliği'ne bildirildiğini, Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun uyarınca siteye erişim engellendiğini, Davacı/karşı davalı yanın talebi neticesinde, müvekkili Şirket web sitesine erişim hukuka aykırı bir şekilde uzun bir süre boyunca sağlanamadığını ve bu durumun müvekkil Şirketçe müşterilerden gelen şikayet telefonları ile öğrenildiğini, Müvekkili Şirketin, bu süreçten önce Türkiye'nin önde gelen inşaat şirketlerinin ve bunlarla bağlantılı olan şirketlerin katılım sağladığı fuara davet edildiğini, fuarda sitenin tanıtımının yapılabilmesi için yoğun bir hazırlık dönemine girildiğini, Müvekkili Şirket web sitesinin davacı/karşı davalı yanın işlemleri neticesinde kapatıldığından, müvekkil Şirketçe fuara katılım sağlanamadığını, Fuara katılım sağlanamaması sebebiyle, siteye yeni üyelerin kayıt olması mümkün olmadığını, Müvekkil Şirketin web sitesine üye olunabilmesinin ilk şartı üyelik bedelinin ödenmesi olduğundan, müvekkil Şirketçe yeni üye kazanımından, diğer bir ifadeyle kardan mahrum kalındığını, Diğer bir ifadeyle, müvekkili Şirketin malvarlığında meydana gelecek artma, davacı/karşı davalı Şirketin işlemi neticesinde engellendiğini, Web sitesine erişmek isteyen müşterilerin "Erişim Sağlayıcıları Birliğince 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun uyarınca siteye erişim kapanmıştır" ibaresi ile karşı karşıya kaldıklarını, Müvekkil Şirketi arayan müşterilerinin, müvekkili Şirketin dolandırıcı olduğu yönünde şüphe taşıdıklarını, üyelikten ayrılmak istediklerini belirttikl üvekkili Şirketin bu sebeple bir çok Müşteri kaybına uğradığını, Müvekkili Şirketin, web sitesine şirketlerin üye olması durumunda kazanç elde ettiğini, web sitesinin yayının durdurulması halinde esas itibariyle müvekkili Şirketin herhangi bir suretle kazanç elde edemeyeceğini, Müvekkili Şirkete ait ... isimli web sitesinin yayının durdurulması halinde, müvekkil Şirket açısından telafisi güç zararlar doğacağını, beyan ederek; görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan Sayın Mahkemenin görevsizliğine, Marka hükümsüzlüğü talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, Davacının tüm taleplerinin ve davasının esastan reddine, Karşı davanın kabulü ile, HMK m.107 gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan maddi zararın haksız ihtiyati tedbir kararının verildiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı Şirketten tahsiline, Karşı davanın kabulü ile, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle müvekkili Şirketin ticari itibarı zedelendiğinden 5.000,00-TL manevi tazminatın haksız ihtiyati tedbir kararının verildiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı Şirketten tahsiline, İhtiyati tedbir talebinin reddine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın, haksız rekabet iddiası sebebiyle açmış olduğu maddi ve manevi tazminat talepli davasını, TTK m.S8 gereğince ...Tic. A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Üyeleri olan müvekkillerine yönelttiğini, TTK m. 58 hükmünde, basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarının sorumluluğunun düzenlendiğini, haksız rekabet söz konusu olsa bile, bu sebeple talep edilen tazminatın ancak ve ancak Şirkete yöneltilebileceğini, Diğer bir ifadeyle, Yönetim Kurul Üyelerinin kişisel sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek; Davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Asıl davada davacı / karşı davada davalı vekilinin karşı davaya cevap ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davanın kabulü ile ... web sitesine Türkiyeden erişimin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir uygulanmasını, müvekkilin tescilli markası olan ... ile ... websitesinin benzerlik teşkil etmesi nedeniyle 6769 Sayılı Fikri Mülkiyet Kanunu 149 Maddesinde belirtilen fiilin tecavüz olup olmadığının tespitine davalı şirketin aynen müvekkili şirketin yaptığı gibi para karşılığı üyelik alıyor olması nedeniyle haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve tecavüz fiillerinin durudulması amacıyla www. ... .com web sitesine Türkiyeden erişimin engellenmesini, TTK md 56/d ve e ile 6769 Sayılı Kanunun 149/ç maddesi gereğince şimdilik 1.000-TL maddi tazminatın (Belirsiz alacak davası kısmi eda-külli tespit) haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan www. ... .com sitesinin yayım tarihinden itibaren işleyecek avans-reeskont faizi ile davalıdan alınmasına ayrıca 5.000-TL manevi tazminatın da hukuka aykırı eylemin gerçekleştiği ... web sitesinin kurulduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont-avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, karşı davanın öncelikle usul açısından reddine aksi kanaatte olunması durumunda herhangi bir zarar doğmamış olması nedeniyle maddi tazminatın reddine, manevi tazminatın ise talep edilemez nitelikte olması nedeniyle reddine, Müvekkilin tescilli markası olan ... .com ile ... websitesinin benzerlik teşkil etmesi nedeniyle TTKnun 58/a,b gereğince haksız rekabetin tespiti ile, haksız rekabetin menine karar verilmesini, davalıların sahipleri olduğu şirket aracılığı ile aynen müvekkil şirketin yaptığı gibi para karşılığı üyelik alıyor olması nedeniyle TTKnun 58/c maddesi gereğince haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve tecavüzün önlenmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretin karşı taraf davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava dilekçesi kapsamında ilk olarak davacı tarafın, davalının www. ... .com markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini ve haksız rekabet nedeni ile maddi ve manevi tazminatın tahsilini talep ettiği görülmüştür.
Karşı dava; haksız ihtiyati tedbir iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Cevaba cevap dilekçesi kapsamında ise davacı tarafın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 141. maddesine (MADDE 141- (1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. ) dayalı olarak marka hükümsüzlük talebini değiştirdiğini beyan ettiği tespit edilmiştir. Dava tarihinde davalı adına tescilli markanın bulunmadığının anlaşılması üzerine işbu madde gereğince davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi ile iddiasını genişletme ve değiştirmesine cevaz verilmesi gerekmiştir. Bu nedenle işbu dava kapsamında marka hükümsüzlük yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığı saptanmıştır. Ancak huzurdaki dava tarihi (2016) itibari ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararname (KHK) yürürlükte olup her ne kadar davacı vekili tarafından cevaba cevap dilekçesinde 10/01/2017 tarih 29944 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 191/3 maddesi ile mülga edilmesi nedeni ile işbu davada yeni yasa kapsamı dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de her dava açıldığı tarihteki koşullara göre ve dava tarihi itibari ile yürürlükte olan yasal düzenlemelere göre incelenmesi gerektiğinden dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 556 sayılı KHK hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmiştir. Davacı taraf cevaba cevap dilekçesi ile iddiasını değiştirmiş ve genişletmiş olup davacının tescilli markası olan ''...'' ile davalıların ''...'' web sitesinin benzerlik teşkil etmesi nedeniyle marka hakkına tecavüzün tespitine, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, ortadan kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Bu kapsamda asıl davanın; marka hakkına tecavüzün tespiti, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine yönelik olduğu tespit edilmiştir.
... 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D.iş , 2016/79 D.iş sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir.
... 46. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas,...karar sayılı dava dosyası celp ve tetkik edilmiştir.
Davacı / karşı davalı adına kayıtlı olarak bildirilen ... tescil numaralı markaya ait tescil kayıt belgeleri incelenmek üzere TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
... 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin ... D.iş sayılı dosyaları celp ve tetkik edilmiştir.
Davacı- Karşı Davalı tarafça sunulan delil niteliğindeki ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş dosyasına sunulan bilirkişi raporu, ... whois kaydı, ... marka sicil bilgileri, ... whois kaydı ... marka sicil bilgileri, Ticaret Sicil Gazetesi İlanı, İTO Firma sicil bilgileri (...), İhtarname ve tanık listesi sunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce dinlenen tanık ...'nın beyanları tetkik edilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen Matematik Mühendisi bilirkişi..., Mimar Sektör bilirkişi ... ve Mali bilirkişi ...'nın 27/05/2019 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; asıl dava açısından tespitlerde anlaşılacağı üzere davalı web sitelerinin benzerliğinin varlığını kabul ettiğini, sunun da normal olduğunu söylediğini, diğer yandan davalı taraf emek sarf ederek elde ettiğini söylediği bilgilerden kazanç sağladığını söylemediğini, her iki siteye üye olmak ve bilgileri görmek ücretli olduğu anlaşıldığını, halbuki benzer içerikler olan siteler birbirine alternatif olmasına rağmen sadece ... sahibi davacı şirket bu durumdan rahatsız olduğunu, bu durumda üretilen bilginin sahibinin kim olduğuna bir delil teşkil ettiğini, davalı şirket benzerliği hiç sorun etmemesi üretilen bilgilerin kendisine ait olmadığının bir göstergesi niteliğinde olduğunu, Davalı şirket sonraki cevaplarında web sitelerinin davalınınkinden farklı yanlarını belirtmiş olduğunu, bunlar hava durumu, anlık döviz kuru vb. farklılıklar genelde ücretsiz olarak sitelere eklenebilmekte olduğunu, bu gibi farklar siteyi farklı kılmadığını, burada önemli olan her yerde bulunabilecek bilgiye değil özel bilgilere ulaşmak ve kullanıcılar da buna ücret ödediğini, diğer yandan mahkemeye sunulan benzerliklerden dolayı ... sitesi bir süreliğine yayını durdurulduğunu, sunulan benzerliklerin kaldırıldığını beyan edip davalı şirket tekrar web sitesini yayına almış olduğunu, burada davacı tarafından 10 civarında benzer sayfayı delil olarak sunmuş olduğunu, bütün siteye erişemediğini belirten davacı ancak bu kadar bilgiye ulaştığını belirttiğini, halbuki daha fazla sayfaya ulaşması beklenildiğini, buna rağmen davalı şirket diğer sayfalarının benzerlik taşımadığını öne sürmemesi davacıyı haklı gösterdiğini, Cd lerde verilen bilgilerin çıktıları dosyada da mevcut olup sadece davacı tarafından sunulduğunu, BTK dan ilgili İP lerin davalıya ait olduğu yukarıda belirtilen nedenden dolayı mahkemeye iletilmediğini, bununla birlikte tarafımızdan verilen IP lerin internetten yapılan adres aramalarında adreslerin İstanbul'u gösterdiği anlaşılmadığını, davalı şirkette bir süre çalışmış olan tanık da sitelerin kopyalandığı durumunu teyit ettiğini, ... Fikri ve Sinai Haklar Soruşturma Bürosu tarafından resen bilirkişi olarak görevlendirilen ...'un 14.03.2017 tarihli raporunda sonuç bölümünde belirttiği hususlara katıldıklarını, Davacı şirketin web sitesi incelendiğinde kurumsal bir kimlik göze çarpmaktadır. Fakat davalı şirketin web sitesi yayında olmadığından bir yorumda bulunamadığını, sonuç olarak davalı şirketin web sitesi ... davacı şirketin web sitesi ... sitesinden iltibas edilerek hazırlanmış kanaati oluşturduğunu, Bu da haksız kazanca sebep olduğundan davalının web sitesinin yayından kaldırılması kanaatinde olduklarını, Dosyada davacı firmanın ... sitesinden alınan ... detaylarının davalı tarafından ne kadar süre ile kullanıldığı ve bu kullanım neticesi davacını ne kadar bir zarara uğradığının belirsiz olduğunu, Karşı dava açısından ayrıca davacının başvurusu ile ... 5.Sulh Mahkemesi'nin vermiş olduğu 24.01.2017 tarih ... D.İş. sayılı ihtiyati tedbir kararı doğrultusunda kapatılan, davalıya ait projeteklificom sitesi davacının başvurusu ile ... 6. Sulh Mahkemesinin 31.01.2017 tarih ve ...D.İş. kararı doğrultusunda tekrar erişime açıldığını, davacı haksız ihtiyati tedbir kararı ile mağduriyete uğradığını iddia ederek karşı dava açtığını, davalı/karşı davacı ... 'in ... sitesinin ihtiyati tedbir kararı ile kapalı kaldığı süre boyunca uğradığını iddia ettiği zarar ile ilgili mahkemeye sunduğu somut bir delil bulunmadığının sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen FSEK uzmanı bilirkişi ..., Mali bilirkişi...ve Bilgisayar Mühendisi bilirkişi ...'in 04/01/2021 tarihli yeni bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında özetle; davacıya ait ... internet sitesi ile davalıya ait ... internet sitesinin içeriklerinin ana unsurun olduğunu, her iki internet sitesi üzerinde de ücretli üyelik karşılığında inşaat projelerine ilişkin bilgilere ulaşım hizmeti verildiğini, Taraflara ait internet sitelerinin ana sayfa tasarımlarının benzerlik gösterdiği, içeriklerinde yer alan aynı inşaat projelerine ilişkin bilgilerin bir bölümünün aynı olduğu, projeler aynı olduğundan bu bilgilerin farklı olmasının beklenemeyeceği, Bu çerçevede TTK kapsamında haksız rekabet yaratan bir duruma rastlanmadığını, Mülga 556 Sayılı KHK yönünden marka tecavüzünün oluşmadığını, Marka Hükümsüzlük talebinin hükümsüzlüğe konu marka başvurusunun reddine karar verilmesi dikkate alındığında konusuz kaldığını, Sayın Mahkemece davacının davasının haklı olduğunun kabulüne karar verilmesi ihtimalinde; Davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre 2016 yılında 35.355,26 TL Zarar etmiş olduğunun tespit edildiğini, VUK 267/2 maddesinde yer alan perakende satışlarda karlılık oranı %10'a göre ise; davalının 2016 yılında yapmış olduğu 12.229,81 TL satış tutarı üzerinde 1.111,80 TL kâr elde etmesi gerektiğinin hesap edildiğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin, öncesinde alınan bilirkişi tespit raporu Karşı dava yönünden ise, çerçevesinde mahkemece kabulüne karar verilmiş olup davacının haklarını koruma kapsamında mahkemeye başvurmasının kötüniyetli olduğu anlamına gelip gelmeyeceğinin Takdirinin sayın Mahkemeye ait olacağının sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen FSEK uzmanı bilirkişi ..., Mali bilirkişi ... ve Bilgisayar Mühendisi bilirkişi ...'in 06/04/2023 tarihli ek bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; kök raporda yapılan teknik tespitler ışığında dosya kapsamında yapılabilecek yeni bir tespitin mevcut bulunmadığı ve kök raporda açıklanan teknik tespit ve değerlendirmelerin aynen geçerli olduğu, davacıya ait ... .com internet sitesi ile davalıya ait .... internet sitesinin içeriklerinin ana unsurun olduğu, her iki internet sitesi üzerinde de ücretli üyelik karşılığında inşaat projelerine ilişkin bilgilere ulaşım hizmeti verildiği, taraflara ait internet sitelerinin ana sayfa tasarımlarının benzerlik gösterdiği, içeriklerinde yer alan aynı inşaat projelerine ilişkin bilgilerin bir bölümünün aynı olduğu, projeler aynı olduğundan bu bilgilerin farklı olmasının beklenemeyeceği, Bu çerçevede TTK yönünden haksız rekabet yaratan bir duruma rastlanmadığı, Mülga 556 Sayılı KHK yönünden marka tecavüzünün oluşmadığı, marka Hükümsüzlük talebinin hükümsüzlüğe konu marka başvurusunun reddine karar verilmesi dikkate alındığında konusuz kaldığı, karşı dava yönünden ise; Davacının ihtiyati tedbir talebinin, öncesinde alınan bilirkişi tespit raporu çerçevesinde mahkemece kabulüne karar verilmiş olup davacının haklarını koruma kapsamında mahkemeye başvurmasının kötüniyetli olduğu anlamına gelip gelmeyeceğinin Takdirinin sayın Mahkemeye ait olacağı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Huzurdaki asıl dava yönünden ilk olarak karıştırılma ihtimali (benzerlik ) nedeni ile marka hakkına tecavüz istemi yönünden değerlendirme yapılmış olup dava tarihi itibari ile yürürlükte olup tatbiki gereken 556 sayılı KHK'nın marka hakkına tecavüz sayılan fiiller başlıklı 61. maddesi; (Değişik: 21/1/2009 – 5833/2 md.); ''Aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9 uncu maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlemveya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak.
d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.'' şeklinde düzenlenmiş olup atıf yapılan KHK’nın 9. maddesi ise (Değişik: 21/1/2009 – 5833/1 md.); ''Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebilir:
a) Markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, birinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malın piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi veya o işaret altında hizmetlerin sunulması veya sağlanması.
c) İşareti taşıyan malın gümrük bölgesine girmesi, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması.
d) İşaretin, teşebbüsün işevrakı vereklamlarında kullanılması.
e) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması.'' şeklinde ifade edilmiş olup işbu hallerin varlığı halinde 556 sayılı KHK’nın 61. madde hükmü ihlal edilerek marka hakkına tecavüz fiili gerçekleşmiş olacaktır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında ilk olarak davacı tarafın tescilli markası ile davalıların kullanımının karşılaştırması ve marka hakkına tecavüz bakımından inceleme yapılmış olup inceleme konusu marka ve kullanımın benzerlik derecesi, inceleme konusu kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik derecesi, önceki markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal ve hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. (İltibas) Karıştırılma tehlikesinin olup olmadığının tespitinde ise marka ve kullanımlar ile ilgili tüm unsurlar dikkate alınarak, genel (bütünsel) olarak değerlendirme yapılması gerekmiş markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı irdelenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarihli ve E...., K....sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu ilkesinden hareket ile dosyadaki deliller kapsamında değerlendirme yapılmış olup davacının tescilli markası ''...'' şeklinde olup gerek “...”
ibaresinin gerekse “...” ibareleri jenerik isim olduklarından ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, tanınmış bir marka olmadığı, bu hâli ile öğreti ve yüksek mahkeme içtihatlarına konu olduğu üzere zayıf marka seçen kimselerin o tanıtma işaretinin hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına katlanmasının gerektiği, davacının tescilli markasında yer alan ''... haber'' ibareleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olması karşısında davacı markası ile davalının ''...'' alan adında yer alan “...” ibaresinin yanında “teklifi” ibaresinin markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığı, böylece iltibas yaratan bir durumun söz konusu olmadığı gibi davacının tescilli markasının ... sınıfta “dergi, gazete vb.yayımlama hizmetleri” alanında tescilli olup davalı kullanımının internet alan adında yer aldığı, “dergi, gazete vb.yayımlama hizmetleri” kapsamında olmadığı, dolayısıyla mal ve hizmet sınıfları yönünde de benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle asıl davada davacı yanın marka hakkına tecavüz istemlerine cevaz verilmesi mümkün olmamıştır.
Asıl davada davacı taraf, davalıların ''...'' isimli internet sitesinin kendisine ait ''...'' isimli tescilli markasına ait internet site içeriklerinden kopyalanmak sureti ile iltibas yaratılarak oluşturulduğunu, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/1-c-3 (Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak),
TTK'nın 55/1-a-4 (Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak ) ve TTK'nın 55/1-e (İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur) bendi gereğince haksız rekabet teşkil edeceğini ileri sürmüş olup davacının; ''...'' isimli internet sitesinin, kendilerine ait ''...'' isimli internet sitesi üzerinde yer alan bilgilerin kopyalanması suretiyle oluşturulduğu iddiası mevcut olduğundan her iki internet sitesi, bu internet sitelerinin arşiv kayıtları üzerinde ve alan adı kayıt bilgileri üzerinde teknik inceleme yapılması gerekmiştir. Uyuşmazlığın niteliği teknik incelemeyi gerekli kıldığı gibi celp edilen değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporuna itirazların mevcut olması ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılması karşısında içerisinde bilgisayar mühendisinin bulunduğu ikinci bilirkişi heyetinin görevlendirilmesi sureti ile teknik bilirkişinin yer aldığı yeni heyet marifeti ile yapılan inceleme sonuçları tetkik edilmiştir. İlk görevlendirilen bilirkişi heyetinde teknik bilirkişinin bulunmaması ve denetime elverişli izahatlara yer verilmemesi nedeni ile itibar edilmesi mümkün olmamıştır. İkinci heyet marifeti ile yapılan incelemelerde davacıya ait "..." isimli internet sitesinin alan adının 13/01/2004 tarihinde oluşturulmuş olduğu, "..." isimli internet sitesinin alan adının 22/12/2015 tarihinde oluşturulmuş olduğu, inceleme tarihinde aktif olmadığı, her iki sitenin ana sayfasında yer alan slayt geçişleri formatı ile sayılarla bilgilendirme yapılan bölümün benzerlik gösterdiği görülmüş ise de bu benzerliğin pek çok internet sitesinde de kullanılabilen ve kimsenin tekelinde olmayacak benzerlikler olduğu tespit edilmiştir. Taraflara ait internet sitelerinin arşiv kayıtları ve dava dosyasında mevcut CD içeriğinde yer alan ekran görüntüleri üzerinde yapılan incelemede; her iki internet sitesinin içeriğinin ana unsurunun, inşaat projelerine ilişkin bilgi vermek olduğu, bu bilgi verme hizmetinin ücretli üyelik karşılığında sağlandığı, davaya konu her iki internet sitesinde ana sayfalarının genel tasarım yapılarının benzerlik gösterdiği de görülmüş ise de içeriklerinde yer alan aynı projelerle ilgili bilgilerin bir bölümünün aynı olduğu ancak ... aynı olduğundan bu bilgilerin farklı olmasının beklenemeyeceği, projelerle ilgili olarak yer alan
açıklama bölümlerinin ise birebir aynı olmadığı, davacının iddia ettiğinin aksine içeriklerin aktarılması, kopyalanması hususunun tespit edilemediği teknik olarak tespit edilmiştir. Teknik bilirkişinin de bulunduğu heyetten alınan kök ve ek raporda benzer kanaatlerin yer aldığı ve tarafların yeniden inceleme yapılması taleplerinin bulunmadığı görülmüştür.
Her ne kadar ... 46. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı dosyası kapsamında davacı/müştekinin, davalılar/sanıklar hakkında haksız rekabet suçundan cezalandırılmalarına yönelik şikayeti neticesinde yürütülen ceza yargılaması neticesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (HAGB) verilmiş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi; ''Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.'' şeklinde düzenlendiği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde belirtilen hükümlerden değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK'nın 223.maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan söz edilemeyecektir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.05.2011 gün ve ..., E., ... K; 06.10.2009 gün ve ... E, ...K sayılı ilamları) Ayrıca mahkememiz huzurunda davacı tanığı olarak dinlenen ...'nın ceza mahkemesinde verdiği ifadeden ("Ben ... internet adresine verilen konut bilgilerinin veri girişi yapıyordum. Yaklaşık 4 ay çalıştım. Zaten tek işimde buydu. Bana bilgileri ... bey a4 kağıtta veriyordu. Verdiği bilgiler ... internet sitesine ait bilgilerdi. Zaten ben logosunu da görüyordum. Projelerin açıklama kısmında bazı değişikler yapmamız isteniyordu. Bizde kelimelerin eş anlamlılarını kullanacak şekilde değişiklik yapıyorduk" ) farklı olarak ( 2016 yılında ... firmasında içerik editörü olarak yaklaşık 5 ay süre çalıştırm daha sonra işten ayrıldım şu an başka bir firmada çalışıyorum, ... adlı websitesinde arte şirketinin kullanmakta olduğu ... sitesine projelerin detayları ile ilgili bilgi geliyordu, bizde bu detayları ... ibareli sitede yayınlıyorduk, bize gelen A4 kağıt ebatında ... teklifleri ile ilgili detatyalı ile ilgili bilgi verildiğinde siteye aktarıyorduk, bu kağıt üzerinde karşı tarafça verilmiş herhangi bir onay ve bilginin olduğunu ben hatırlamıyorum, bu A4 kağıdını bize ... bey ulaştırıyordu, kağıt da ... detayları kim tarafından yapıldığı gibi yani inşaat projelerinin detayları yer alıyordu, bizde bize ulaştırılan kağıtta yer alan inşaat ... bilgilerini siteye aktarıyorduk, dedi.
Davalı vekilinin beyanı üzerine soruldu: ... dan alınan A4 çıktısı içeriği aynı şekilde mi ... a aktarılıyordu, sorulsun, dedi. Devamla ... in projeler ile ilgili bilgi alan bir saha ekibi varmıydı,dedi.
Tanık cevaben; birebir herhangi bir alıntı yoktu, A4 çıktısında hangi konularda aktarım yapılacağı belirtiliyordu, ben birebir aktarım olduğunu görmedim, sadece kağıtta yazılı olan ... ve yazılar ile ve içerikle bağlı olarak belirli bölümler aktarılıyordu, m2 gibi genel ... bazındaki bilgiler birebir yazılıyordu, ancak bunun dışında teknik detaylar belli olduğıu için bunlarda yazılıyordu, farklı olan konular bazen kelimelerin anlam farklılığından kaynaklanan konular olabiliyordu, örneği otopark vardır şeklindeki ibare kapalı otopark mevcuttur şeklinde düzeltilebiliryordu, üzerinden iki yıl geçtiği için tüm detayları hatırlamıyorum, ben zaten beş ay gibi kısa bir süre çalıştım, arte bilişimin inşaat konuları ile ilgili saha ekibi vardı, benim bildiğim satış ve ... bilgileri ile inşaat şirketleri ile ilgilinen bir kişi vardı, ancak satış ve ... bilgileri ile ilgilenen başka kişilerde mevcuttur, ben kısa bir süre çalıştım, isim olarak şu an ben kimseyi hatırlamıyorum) muğlak ifadeleri karşısında TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde aranan aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalara ilişkin yeterli kanaatlere ulaşılamadığı gibi internet sitesinde yer alan inşaat projelerini salt davacıya ait iş ürünleri olarak kabul etmeye yeterli delilin de dosya kapsamında bulunmadığı saptanmıştır. Teknik inceleme ile de salt davacıya ait iş ürünleri, yahut iş şartlarına, karıştırılmaya yönelik aldatıcı/dürüstlük kuralına aykırı davranışların somut olarak tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bu hâli ile asıl davada davacının TTK kapsamında haksız rekabet istemlerine cevaz verilmesi mümkün olmamıştır.
Karşı dava kapsamında davalı şirket tarafından, haksız ihtiyati tedbir nedeni ile tazminat isteminin bulunduğu görülmekle dava tarihi itibari ile uygulanması gereken HMK'nın 399. maddesi; '' (1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.
(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.
(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.'' şeklinde düzenlenmiş olup kural olarak tazmin borcunun doğumu için kusur aranmamaktadır. Bu konuda öğretide, uygulamada ve yargısal içtihatlarda görüş birliği vardır. Diğer bir deyişle haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararların gideriminde kusursuz sorumluluk esası kabul edilmiştir. İhtiyati tedbir kararı alan kişinin sorumluluğuna hükmedilebilmesi için ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması, ihtiyati tedbir kararının haksızlığının belirlenmesi, zararın bulunması ve zarar ile ihtiyati tedbir kararının uygulanması arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Bununla birlikte somut olayda karşı dava tarihi itibari ile haksız ihtiyati tedbir nedeni ile zarar ve illiyet bağını gösterir somut delillere tüm dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Bu nedenle karşı davanın reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiştir.
Tüm bu gerekçeler ışığında; asıl ve karşı davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda belirtileceği üzere;
1-Asıl davanın REDDİNE,
2-Karşı davanın REDDİNE,
Asıl Dava Yönünden;
3-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin alınan 102,47 TL harcın mahsubu ile eksik 325,13 TL harcın davacı/ karşı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davalılar lehine maddi tazminatın reddi nedeniyle 1.000,00 TL vekalet ücreti, davalılar lehine manevi tazminatın reddi nedeniyle 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacı/ karşı davalıdan alınarak davalılara verilmesine,
5- Davacı / karşı davalının yaptığı giderlerin kendi üzerine bırakılmasına,
Karşı Dava Yönünden;
6-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin alınan 102,47 TL harcın mahsubu ile eksik 325,13 TL harcın davalı/ karşı davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.000-TL vekalet ücretinin maddi tazminatın reddi nedeniyle davalı/ karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine,
8-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000-TL vekalet ücretinin manevi tazminatın reddi nedeniyle davalı/ karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine,
9- Davalı / karşı davacının yaptığı giderlerin kendi üzerine bırakılmasına,
10-Kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/09/2024
Katip ... Hakim ...
E- imza E-imza