T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/241 Esas
KARAR NO: 2024/157
DAVA: MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ, KALDIRILMASI ve TAZMİNAT
DAVA TARİHİ: 22/11/2019
KARAR TARİHİ: 02/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi, Kaldırılması ve Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “...” kelimesinin yer aldığı isim ve şekil ibaresinin 26.11.2018 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile 06.05.2019 tarihinde Müvekkili adına “marka” olarak tescil edilmiş olduğu, ancak bu marka ismini tescilden çok uzunca bir süre öncesinden de davacı şirketin kullanımında olduğunu, davalı taraf ...ŞTİ., Davacı şirkete ait tescilli marka olan “...” markasının benzeri ve ayırt edilmesi imkânsız ve tüketicide karıştırma ihtimali çok kuvvetli olan “...” kelimesini kendi ürettiği ve CE belgesi bulunmayan insan sağlığını tehlikeye atabilecek Tıbbi Cihaz Standart ve testlerinden geçmemiş ve yasal satışa sunulmayacak kopya bir cihaz üzerinde kullanmakta olduğunu, davacı tarafından ...2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş sayılı dosyası ile 10.06.2019 tarihinde delil tespiti talep edilmiş ve sunulan bilirkişi raporunda Marka hakkına tecavüz edildiği tespit edilmiş olduğunu, müvekkili olan firmanın maddi ve manevi zararının hesaplanması için, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini talep etmekte olduklarını, müvekkili olan firmaya ait marka hakkına tecavüz nedeniyle oluşan fiillerin ortadan kaldırılması, marka hakkına tecavüz nedeniyle oluşan maddi zararın tespiti ve ileride tespit edilecek değere ilave edilmek üzere 50.-TL maddi tazminat ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizin tahsiline; Müvekkili olan şirketin marka hakkına tecavüz nedeniyle oluşan 15.000-TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizin tahsiline; marka hakkına tecavüz nedeniyle oluşan 500.-TL itibar tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizin tahsili istemine ilişkindir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait “...” markasının başvuru tarihi 26.11.2018 olup tescilinin ise 06.05.2019 tarihi olduğu, ancak müvekkili olan davalı şirketin “...” ibareli cihazı davacı firmanın tescil tarihinden daha evvel fiilen kullanmış ve kiralama sözleşmeleri yapmış olduğu, dolayısıyla davacının tescilinden önce kullanılmış olduğundan marka tecavüzü söz konusu olmadığı gibi, yapılan kullanımların “cisim türünün/cisim adının, cins adının, bir tür adının” kullanılmasına ilişkin olduğunu, davalı tarafından ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı bilirkişi raporuna ve ...K sayılı dosyasına itirazda bulunulmuş olduğunu, davalı firma tarafından Sağlık Bakanlığı ...sistemine kendi markası ... ile dava konusu tıbbi cihazı ...tarihinde kaydettirmiş olduğu, daha sonra Sağlık Bakanlığı UBB sistemi devlet tarafından kaldırılarak ... ne geçmiş olduğu, bu sebeple Dava konusu tıbbi cihaz için “CE” belgesi alınma şartı gerektiğinden 17.12.2018 tarihinden itibaren davalı firmanın bu cihazın üretimini, satışını ve kiralamasını yapmamış ve durdurmuş olduğunu, davacı şirketin dava konusu tıbbi cihazın özellikler ve görselleri bakımından; Amerikan Menşeili olan ve patenti ... e ait (...) kopyasını kullanmakta olduğunu, davalı firmanın tıbbi cihazı üzerinde kullandığı “...” ibaresinin; tespit talebinde bulunan davacı şirketin markası olan “...” logosu, renkleri ve yazım karakteri bakımından benzerlik taşımamakta olduğunu, davalı şirketin kendisine ait tescilli ... markasının bulunmakta olduğu, kendi markası bulunan bir şirketin, aynı alandaki bir emtia için başka bir markayı kullanıyor olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, belirtilen nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz talebin reddini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP : Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın Mahkemeyi yanıltacak şekilde beyanda bulunduğu, örnek vermiş olduğu davaların huzurdaki dava konusu ile birebir örtüşmeyen emsal kabul edilmeyecek davalar olduğunu, davalı tarafın salt olarak satmış olduğu cihaz üzerinde tescili markayı kullanmak bir yana gerek internet sitesinde gerekse dağıtmış olduğu broşür vs. üzerinde müvekkiline ait markayı kullandığını, her iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğunu , iki şirketin de aynı kullanım amacına ait cihazı ürettiğini, müvekkilinin uzun yıllardır markayı kullandığını, müvekkilinin tescil edilen “...” markasının, bir ü cins adı veya türü olmaktan ziyade ticari adı olduğu ve müvekkilinin bu kelimeleri marka olarak tescil ettirdiğini, davalı şirketin ayırt edici nitelik olarak belirttiği “...” kelimesinin her ürün için kullanılabilecek, ürünün bilgisayarlı olarak kontrol edildiğini ifade eden bir özellik olduğunu beyan ederek davanın kabulünü talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP : Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirketin, davacıya ait “...” markasını zaten hiçbir şekilde, hiçbir zaman kullanmadığını, müvekkilinin kullanımının “...” ibaresi şeklinde olduğunu, bu kullanımın da davacı markasının tescillinden çok öncesine dayandığını, davacı şirkete ait “...” markası ile, davalı müvekkilinin önceki kullanımlarına dayalı “...” ibaresinin logosu, renkleri, yazım stili ve yazım karakteri ile hiçbir benzerlik taşımadığına dair görsel karşılaşması ve beyanlarının önceki cevap dilekçesinde detaylıca izah edildiğini, marka tescilinden önceki tarihlerde; fuar ve dergilerde ... ibaresinin kullanılmış olmasının, ilgili ibarenin kendilerine ait bir marka olduğuna karine teşkil etmediğini, “...” alması yasal zorunluluk haline gelmesi üzerine müvekkilinin kendi şartları dahilinde şu aşamada cihazı kullanmaktan, üretmekten, satış ve kirasından vazgeçtiğini, kullanmadığı, üretmediği, kiralamadığı, yahut satışını yapmadığı bir ürün için “...” başvurusu yapması, yapmaya zorlanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek bilirkişi incelemesin yapılmasını taleple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; marka hakkına tecavüzün önlenilmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davacı adına tescilli "..." numaralı markanın, marka tescil belgeleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
... 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir.
Tarafların gerçek hak sahipliği iddialarına yönelik yazılı delilleri tetkik edilmiştir.
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanlığına yazı yazılarak davalı şirkete ait ürün takip sistemi ve ulusal bilgi bankası kayıtlarına ilişkin bilgi-belgeler celp ve tetkik edilmiştir.
... Vergi Müdürlüğüne yazı yazılarak davalının dava tarihinden geriye iki yıllık dönemi ilişkin kar-zarar ve cirosunu gösteren mali kayıtlar celp ve tetkik edilmiştir.
... Vergi Müdürlüğüne yazı yazılarak davacının dava tarihinden geriye iki yıllık dönemi ilişkin kar-zarar ve cirosunu gösteren mali kayıtlar celp ve tetkik edilmiştir.
İTO'ya yazı yazılarak dava konusu markanın, lisans karşılığında kullanılması halinde talep edilebilecek emsal lisans bedeline yönelik kayıtlar celp ve tetkik edilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan marka vekili ..., makina mühendisi ... ve mali ...marifeti ile hazırlanan 07/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı yanın ... ibaresi bakımından davalı yana karşı gerçek hak sahibi olduğu, ... 2.FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden tespit edilen davalı yan kullanımlarının davacı yan adına tescilli olan / davacı yanın gerçek hak sahibi olduğu markadan kaynaklanan haklara ihlal eder mahiyette olduğu, mali neticenin mahkemeye ayrıca sunulacak olmakla, marka tecavüzü olmadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan marka vekili ..., makina mühendisi ...ve mali ...marifeti ile hazırlanan 18/08/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı yanın ''...'' ibaresi bakımından davalı yana karşı gerçek hak sahibi olduğu, ...2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin... D. İş sayılı dosyası üzerinden tespit edilen davalı yan kullanımlarının davacı yan adına tescilli olan / davacı yanın gerçek hak sahibi olduğu markadan kaynaklanan hakları ilddal eder mahiyette olduğu...” yönündeki görüşleri rapor içeriği ile örtüşür mahiyette Mahkememize arz edilmiş olduğu, ancak kök raporun sonuç kısmında devamla sehven “,., yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı marka tecavüzü olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır” şeklindeki kısmın hatalı olarak Mahkemeye bildirildiği, esasen heyetçe kanaati raporda detaylı olarak arz edildiği üzere davalı yanın kullanımlarının davacı yana ait markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu, piyasa teamüllerine göre 74.757,39 TL net kar'ın ortalama olarak %50 sinin sermayeden, %25 inin satış ve pazarlama personellerinin katkılarından, kalan %25 inin ise markanın kullanımından kaynaklandığı dikkate alındığında marka katkısının 74.757,39 TL X %25 =18.689,35 TL net kar olduğu bildirilmiştir.
Davacı vekilinin 21/11/2022 tarihli ıslah dilekçesini sunduğu, maddi tazminat miktarını yükselttiği ve eksik nispi harcı yatırdığı, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.
Huzurdaki dava; marka hakkına tecavüzün önlenmesi, kaldırılması ve maddi/manevi/itibar tazminatı taleplerine ilişkin olup ilk olarak marka hakkına tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
İtibar tazminatı talebinin yasal dayanağını ise SMK'nın 150/2. maddesinin oluşturduğu, anılı düzenlemenin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde yer aldığı görülmüştür.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık kapsamında ilk olarak SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davalının "...” ibarelerini içeren markasal kullanımlarının davacının "...'' numara ile tescilli “..." markasından kaynaklanan marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı meselesi tetkik edilmiştir. Davalı taraf "...” kullanımları yönünden gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmuş olduğundan dolayı işbu savunmanın öncelikle irdelenmesi gerekmiştir. Bu kapsamda uygulanması gereken SMK'nın marka tescilinde nispi ret nedenleri başlıklı 6/3 maddesi; ''...Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.'' şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Anılı yasal düzenleme gereğince gerçek hak sahipliğinden bahsedebilmek için söz konusu işaretin tescilsiz olmakla birlikte marka işlevini, dolayısıyla teşebbüsün mal/ hizmetlerinin diğer teşebbüslerin hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlama fonksiyonunu yerine getirmesi veya ticaret sırasında kullanılmakla mal/ hizmetin kaynağını işaret edebilir olması gerekmektedir. Bu kapsamda bir işaret üzerinde hak iddia edebilmek için üçüncü kişinin tescil başvurusundan önce işaretin markasal olarak kullanılması ya da ticaret sırasında kullanılmakla bir ölçüde ayırt edicilik kazanmış olması aranmaktadır. Bununla birlikte teknik incelemede tespit edildiği üzere davalı yanın dosyaya arz ettiği belgeler ışığında davalının davacı yana ait marka tescil başvurusunun gerçekleştirildiği tarih olan 26/11/2018 tarihinden önce “...” şeklinde markasal
kullanımlarının en eskisinin 01/05/2018 tarihine ilişkin olduğu, ancak davacı yanın dosyaya sunduğu belgeler ışığında '' ... '' ibareli markasal kullanımlarının 2016 yılından bu yana tespit edildiği, bu bakımdan davacının marka başvurusunun ve markasal kulanımının davalının kullanımından daha önce gerçekleştiği saptanmakla davalının gerçek hak sahipliği savunmasına cevaz verilmesi mümkün olmamıştır.
Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise inceleme konusu kullanım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu marka ve kullanım kapsamında bulunan mal/hizmetlerin benzerlik derecesi, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal/hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede tespit edildiği üzere; teknik ve sektörel incelemeyi içerir bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlar dosya kapsamına uygun ve çelişki içermediği saptanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunmuştur. Dosya kapsamındaki deliller itibari ile yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere; davacı yana ait tescilli markanın tek ve hakim unsuru olan “...”ibaresi ile asli unsur olarak nerede ise birebir mahiyette olan el yazısı ile yazılmış olan “...” davalı markasal kullanımı karşısında kullanımında yer alan ''...'' unsurunun markanın kullanım alanı göz önünde bulundurulduğunda markaya herhangi bir ayırt edicilik kazandırmadığı, markanın asli unsurunun el yazısı ile yazılmış olan “...” unsuru olduğu, mal ve hizmet incelemesi açısından iki tarafın markasal kullanımlarının da ... sınıf (Tıbbi Cihazlar Emtiaları) dahilinde olduğu, ilgili tüketici kesiminin doktorlarla sınırlı olmayıp halk olduğu, markaların yüksek düzeyde benzerlik içermesi nedeniyle ortalama tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında kavramsal bağlantı kurulabileceği, tarafların faaliyet gösterdikleri alan dikkate alındığında, ortalama tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin ortalama düzeyde olacağı ve işletmeler arasında bir
bağlantı olduğunu düşünebileceği kanaatine varılmakla; bu açılardan markasal kullanımlar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davalı tarafın davacı şirket adına tescilli olan “..." markasının benzeri ve karıştırma ihtimali oluşturan "....” markasal kullanımının oluşturduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesine, kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Mahkememizce verilen süre içerisinde davacının maddi tazminat hesaplama yöntemi olarak 151/2-c bendinde yazılı ''sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli'' gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği, emsal lisans sözleşmesinin sunulmadığı, mahkememizce İTO'ya yazı yazılmış ve İTO'nun cevabi yazısı ile davaya konu marka ile tüm cirosunu elde etmiş ise toplam cirosunun % 15’ i lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı, davaya konu olan firma eğer birden fazla marka ile cirosunu elde etmiş ise tecavüze konu markadan elde ettiği ciro toplam ciroda belirlenerek tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun % 15’ inin lisans bedeli olarak belirlenmesinin uygun olacağı yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. Mali incelemeler neticesinde tarafların ticari defterleri ve celp edilen mali kayıt ile tablolar incelenmiş olup lisans bedelinin tespitine yönelik ilgili ticaret odasından alınan yanıt kapsamında yapılan hesaplama, davacının dava konusu ürün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün niteliği, davacının piyasadaki pazar payı, markanın ekonomik değeri, genel ekonomik koşullar, davalıda ele geçen tespit edilen ürün miktarı, tecavüzün süresi gibi etkenler dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir lisans bedeli kapsamında marka hakkına tecavüz yönünden 18.689,35-TL maddi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının markasının tescilli olduğu süre, markanın tanınmışlık derecesi, davalının markayı kullandığı süre dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre marka hakkına tecavüz yönünden 15.000-TL manevi tazminatın değişik iş dosyasındaki tespit tarihi itibari ile en erken tespit edilen tecavüz tarihi itibari ile temerrüt tarihi olarak saptanan 26/06/2019 tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiştir.
Son olarak davacı yanın itibar tazminatı talebi incelenmiş olup SMK'nın 150/2. maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde ifade edildiği, maddede "kötü şekilde kulanılması/üretilmesi" ifadesi yer almakta ise de ürünün/hizmetin ne şekilde kötü üretildiğine/kullanıldığına yönelik açıklamaların bulunmadığı, itibar tazminatına hükmedilebilmesi için tecavüzün varlığı ile birlikte aynı zamanda hakka konu ürünün/ yahut hizmetin tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi ve bu nedenle davacının itibarının zarara uğraması şartlarının da mevcut olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda davacı ispat yükü altında olup somut olaya bakıldığında anılı koşulların gerçekleştiğini gösterir ispata elverişli delillerin bulunmadığı anlaşılmakla, itibar tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmış ve davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Davalı tarafın davacı şirket adına tescilli olan “..." markasının benzeri ve karıştırma ihtimali oluşturan "...” markasal kullanımının oluşturduğu marka hakkına tecavüzün önlenmesine, kaldırılmasına,
A- 18.689,35-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi 26/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
B- Davacıya ait marka hakkına tecavüz nedeniyle oluşan 15.000 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi 26/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
C- İtibar tazminatı talebinin reddine,
2-Alınması gereken 2.301,31 TL harçtan, peşin alınan 44,40- TL ilam harcından mahsubu ile bakiye 2.256,91 TL harcın davalıdan tahsiline,
3-Kabul edilen Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi, Kaldırılması talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Kabul edilen Maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 18.689,35 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen Manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Reddedilen itibar tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafın yaptığı 44,40 TL başvuru harcı, 44,40 peşin harç, 350 TL ıslah harcı, 350 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 3.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.788,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır