T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/531 Esas
KARAR NO: 2024/160
DAVA: MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ
DAVA TARİHİ: 29/01/2013
KARAR TARİHİ: 02/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'da 1890 yılında kurulmuş olup dünya çapında markaları olan ürünleri pazarladığını, Türkiye'de 1960 yılından beri özellikle ... ve ... markalarıyla tanınmış marka olarak faaliyet gösterdiğini, ... markasının TPE'de tescilli olup tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalının bu marka ile iltibas oluşturacak kadar benzer olan ... ibareli ürünler üretip sattığını, davalının TPE de ...sayılı ile bu markasını tescil ettirdiğini, ayrıca bu markalı ürünlerin... adlı internet sitesinde de satışını yaptığını, bu konuda davalıyı noter ihtarnamesi ile uyardıklarını ve ihtilafı sulh yoluyla çözmeye çalıştıklarını ancak bunun davalı tarafından kabul edilmediğini, bu nedenle davalı adına tescilli bulunan NIVA markasının davacının gerek markasına karıştırılabilecek derecede benzerliği, gerekse de aynı alanlarda sunulan ürünlerde kullanılması nedeniyle 556 sayılı KHK 44. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1995 yılından beri kuaför malzemeleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2005 yılından beri de ... markasını kullandığını, bu tarihten beri ... sınıfta yer alan emtialarda ... markasını tescil ettirdiklerini, 2010 yılında da logo değişikliğine giderek yeniden TPE de ... sayılı tescil yaptırdıklarını, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının söz konusu olduğunu, bunun engellenemeyeceğini, tarafların farklı sektörlerde ürünler verdiğini, davacının iddiasını aksine markanın ... markasına benzerlik oluşturması amacıyla koyu mavi zemin üzerine beyaz renkle kullanılmadığını, dosyadaki görsellerden anlaşılacağı üzere ürünlerin farkla renklerinin üzerine beyaz renkle yazıldığını, markaların bir birine benzemediğini, farklı sınıflarda tescilli olduklarını, dava konusu 2010 yılı tescilin 2005 yılından beri tescilli olan markalarının devamı niteliğinde olduğunu, müvekkili markanın hitap ettiği kitlenin davacı gibi son tüketici olmayıp kuaför ve berberler olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili davalı markalarının tescilli olduğunu, saç, sakal fırçalarında kullanıldığını, müşteri çevresi açısından davalı markası ile müvekkilinin markasının farklı olduğunu, markasının tescil edildiği şekli ile kullanıldığını, markasının hükümsüz kılınması için gerekli şartların oluşmadığını iddia etmiş ise de tüm bu beyan ve savunmalara katılmak mümkün olmadığı için bunlara itibar edilmeyerek savunmanın reddini talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP : Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davalı adına tescilli ... sayılı ... + şekil ibareli markanın 556 sayılı KHK'nın 8, 42. maddeleri gereğince hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
TPMK'dan celp edilen kayıtlardan, ... sayılı ... ibareli markanın ... sınıfta 15/03/2010 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle, 15/04/2010 tarihinde davalı adına tescil edildiği,... sayılı ... ibareli markanın ... tarihinden itibaren, ... sayılı ... ibareli markanın 22/02/1995 tarihinden itibaren, ...sayılı ... + şekil ibareli markanın 16/12/2006 tarihinden itibaren, ... sayılı ... ibareli markanın 06/07/2007 tarihinden itibaren, yine aynı ibareli markaların devam eden tarihlerde davacı adına muhtelif sınıflarda tescil edildiği tespit edilmiştir.
Mahkememizin...esas,...karar sayılı, 17/04/2014 tarihli kararı kapsamında; ''...Davacının seri olarak adlandırılabilecek Nivea ibareli markalarından özellikle ... sayılı ... ibareli markasının yukarıda belirtildiği üzere çok bilinen nitelikte ve tanınmış marka olduğu tarihten sonra davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmeyip benzer olan ... ibaresi ile yaptığı marka başvurusuna dayalı tescil edilen bu markanın 556 sayılı KHK 42/1-b, 8/1-b ve 8/4. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1- Davanın kabulü ile, davalı adına tescilli ... sayılı ve ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne.. '' karar verildiği, işbu kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı, 17/11/2014 tarihli kararı ile onanmasına karar verildiği, davalı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş olmakla bu kez Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı, 18/06/2015 tarihli kararında; ''...Dava konusu ...sayılı marka ... sınıfta yer alan emtia için tescillidir. Davacı adına tescilli ve tanınmış “...” esas unsurlu markalar ise ... sınıflarda tescilli bulunmaktadır. Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından davacı markalarının tanınmışlığının yüksek düzeyde olduğundan bahisle başkaca bir inceleme gerektirmeksizin bu markaların, farklı sınıflardaki tescili de engelleyeceği ifade edilmiş ise de, davacı markasının tanınmışlığı olgusuna dayalı olarak farklı sınıflarda marka tesciline engel olunabilmesi için 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesinde belirtilen markanın tanınmışlığından haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi koşullarının da her somut uyuşmazlık bakımından ayrı ayrı tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan yukarıda açıklanan değerlendirmeyi içermeyen bilirkişi raporundaki soyut tanınmışlık tanımına dayalı olarak eksik inceleme sonucu mahkemece farklı sınıfta tescilli olan davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 17.11.2014 tarih ve ... E.,... K. sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair karar düzeltme isteminin HUMK'nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 17.11.2014 tarih ve ... E., ... K. sayılı onama kararının kaldırılarak kararın davalı yararına BOZULMASINA...'' karar verilmesi üzerine dosyanın mahkememizin 2015/205 esasına kayıt edildiği görülmüştür. Devamında mahkememizin ... esas, ...karar sayılı, 12/11/2015 tarihli kararı ile; ''...Belirtildiği üzere, davalı davacının markası ile görsel, telaffuzun ayniyet derecesinde benzer olması sebebiyle işitsel anlamda ayniyet derecesinde olan ve belirtildiği üzere oldukça yüksek düzeyde seçenek imkanı bulunduğu halde ... ibaresini marka olarak tescil ettirmiş olmasının davacının uzun yıllar içerisinde oluşturduğu ... markasının itibarına 8/4 maddesinde belirtildiği üzere zarar verebileceği, ayrıca markanın tanınmışlığından ve toplumda ulaştığı kalitesinden yarar sağlamak amacıyla bu ibareyi marka olarak tescil ettirmiş olduğu, bu tespitin bilirkişi raporundaki 9. Sayfasında incelendiği ve aynı kanıya varıldığı gibi, mahkememizce de bilirkişi raporunda belirtilen hususlar nazara alınarak, sunulan deliller kapsamında yukarıda açıklandığı üzere davacının tanınmış nitelikli markası ile sınıf tescili aynı olmasa dahi kısmen de olsa kozmetik nitelikli ve kişisel bakım ürünü niteliğinde olan birçok ürün bakımından tescil yaptırdığı, hatta kişisel bakım niteliği taşımayan ürünler yönünden dahi davacının tanınmış markasını taşıyan nivea ibaresinin itibarından yararlanmak düşüncesiyle söz konusu markayı tescil ettirdiği sonuç ve kanaatine varıldığından, ilk verilen mahkememiz kararının doğru olduğu düşüncesiyle karar düzeltme üzerine verilen bozma ilamına uyulmayarak, aşağıda yazılı olduğu üzere önceki kararda direnilmesine ve davanın kabulü ile davalı adına tescilli... sayılı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M :
1-Mahkememizden verilen 17/04/2014 tarihli kararda direnilmesine,
2-Davanın kabulü ile, davalı adına tescilli ... sayılı ve ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine...'' karar verilmesi neticesinde anılı direnme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas, ... karar sayılı, 27/04/2021 tarihli ilamı ile; ''...Bu itibarla, davacıya ait markaların yüksek düzeyde tanınmış niteliği haiz olduğundan bahisle, farklı mal grubunda tescilli olan davalıya ait markanın tescilini engelleyebileceğine dair soyut değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunun, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesindeki şartların mevcudiyetini detaylı bir şekilde tartışmadığından, hükme esas alınacak nitelikten yoksun olduğu görülmektedir. Bu nedenle, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirlenen şartların varlığı, yukarıda detaylı olarak açıklanan esaslar çerçevesinde somut ve açık bir biçimde ortaya konulmaksızın, sadece taraf markalarındaki ibarelerin benzerliği ile davacıya ait markanın tanınmışlık seviyesi göz önüne alınarak hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiğinden bahisle davalı markanın hükümsüzlüğüne karar verilemez.
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA...'' karar verilmesi üzerine işbu esas (2021/531) üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizce res’en seçilen 2 kişilik bilirkişi heyetine (SMK-marka uzmanı ve kozmetik sektöründen bir bilirkişi ) dosya tevdi edilerek tarafların dosyaya sundukları tüm deliller, cevap ve karşı cevap dilekçeleri, Yargıtay 11. HD'nin ... E -... K ve 18/06/2015 tarihli ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ...E. ... K. ve 27/04/2021 tarihli ilamı incelenerek tarafların ileri sürdükleri iddia ve savunmalara ışık tutacak ve ihtilafın halline yönelik doğrultuda gerekli incelemelerin yaptırılmasına karar verilmiştir. Bu suretle görevlendirilen marka ve patent vekili ... ve sektör bilirkişisi ... tarafından 02/04/2023 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamında yer alan tüm deliller çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde, Davacı nivea markasının kişisel bakım amaçlı kozmetik ürünleri emtiasında tanınır olduğu, davalı markası tescil sınıflarının bu emtia kapsamında olmadığı, davalı markası emtiasında yer alan “Diş fırçaları, elektrikli diş fırçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar” ile “Parfüm bekleri (yandığında koku yayan bekler), parfüm spreyleri ve vaporizatörleri (püskürteç), makyaj çıkartmak için elektrikli olmayan aletler, pudra ponponları, tuvalet eşyaları için kutular.”alt sınıfların ise yine kişisel bakıma hizmet eden kategoride ürünler olarak değerlendirilebilecek olmakla birlikte, farklı nitelikte ürünler olduğu, ürünlerin mağaza reyonlarında farklı alanlarda sergileneceği ve markaların da birebir aynı olmadığı, benzerlik ihtiva etse de markaların bütününe bakıldığında bu benzerliğin emtia sınıfları da dikkate alındığında tüket nezdinde iltibasa yol açmayacağı, tüketici gözünde davalı markalarının kullanıldığı ürünlerin davacı markasını çağrıştırmayacağı değerlendirilmiş ve davacı markası karşısında davalı markası ile 556 sayılı KHK md.8/4'te düzenlenen “tanınmışlıktan haksız yararlanma”, “tanınmış markanın ayırt edici gücüne zarar verme” ve “tanınmış markanın itibarını zedeleme” unsurlarının oluşmadığını bildirdikleri görülmüştür.
Huzurdaki davada; davalı adına tescilli ... sayılı ... + şekil ibareli markanın 556 sayılı KHK'nın 8, 42. maddeleri gereğince hükümsüzlüğü talep edilmekle gelinen aşamada somut olaydaki uyuşmazlığın, davalının marka tescillinin, davacıya ait markanın tanınmışlığından haksız yararlanma amacı taşıyıp taşımadığı, anılı markanın itibarına ve ayırt edici karakterine zarar verip vermeyeceği ve buradan varılacak sonuca göre farklı sınıflarda tescilli davalı markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı saptanmıştır.
Dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK’nın ''Hükümsüzlük halleri'' başlıklı 42. maddesi; '' Aşağıdaki hallerde markanın hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından karar verilir:
a) 7 ci maddede sayılan haller. (Ancak, 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekir. Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.)
b) 8 inci maddede sayılan haller. (Ancak, 8 inci maddenin son fıkrası çerçevesinde açılan davada önceki hak sahibi koruma süresinin bitiminden itibaren 2 yıl içerisinde markasını kullanmamışsa bu bir hükümsüzlük nedeni sayılmaz.)
c) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 9/4/2014 tarihli ve E.: ..., K.:... sayılı Kararı ile.)
d) Marka sahibinin davranışları nedeniyle, marka mal ve hizmetler için yaygın bir ad haline gelmiş ise,
e) Hak sahibi veya yetkili kıldığı kişi tarafından kullanım sonucunda tescil edildiği mal ve hizmetlerin niteliği, kalitesi, üretim yeri ve coğrafi kaynağı konusunda halkta yanlış anlama ihtimali var ise,
f) 59 uncu maddeye aykırı kullanım.
Hükümsüzlük nedenleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, yalnız o mal veya hizmet ile ilgili olarak kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. (Ek fıkra : 3/11/1995 - 4128/5 md.;Değişik:22/6/2004 – 5194/15 md.) Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a), (c) ve (d) bentlerine göre tescili hükümsüz sayılamaz.'' şeklinde düzenlenmiş olup anılı KHK’nın 8/1-b maddesi gereğince tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa, Yargıtay HGK kararında da işaret edildiği üzere tescil edilmiş veya tescil için başvuru yapılmış bir marka sahibinin itirazı durumunda marka tescil edilemeyecektir. Bir markanın, bir mal veya hizmeti, tescili esnasında tescil edilmiş veya tescil başvuru yapılmış bir markanın kapsadığı diğer mal veya hizmetlerden ayırt etmesi şart koşulmak suretiyle, önceki marka diğerine tercih olunmaktadır. (korumada öncelik ilkesi). Markalar arasında bir benzerlik olup olmadığı araştırılırken tescili talep olunan markanın, daha önceden tescil edilmiş veya tescili talep olunmuş tüm diğer markalar ile kıyaslanması gerekmez. Bir marka, kapsadığı mal veya hizmetlerle "aynı veya benzeri mal veya hizmetler" için kullanılan diğer markalarla benzer ise, tescili itiraz veya hükümsüzlük konusu yapılabilir. Mal veya hizmetler arasında hiçbir ayniyet yahut benzerlik yok ise, karşılaştırılan markalar arasında da 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunmayacaktır. Ancak bu kaidenin istisnası yine aynı KHK’nın 8/4. maddesinde düzenlenmiştir. 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde, marka sahiplerinin, ibareleri benzer olmasına rağmen farklı mal veya hizmetleri kapsayan diğer markaların tescilini engelleyemeyeceği kuralının istisnası düzenlenmiş olup anılı madde; “Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu red edilir” şeklinde düzenlenmiş olup anlaşıldığı üzere 556 sayılı KHK “toplumsal tanınmışlık” düzeyine ulaşmış markaların, farklı mal ve hizmetler için tesciline bazı durumlarda izin vermemekte, böyle bir marka sahibine de itiraz, tescili hâlinde ise hükümsüzlüğünü talep hakkı tanımıştır. Ayrıca KHK’nın 8/4. maddesindeki hâllerin varlığı için, tanınmış markanın aynısı ya da benzerinin farklı grup mal ve hizmetler üzerinde kullanılması nedeniyle söz konusu mal veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin bu marka ile tanınmış marka arasında bir bağlantı kurması ve bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla satın alma tercihlerine yön verilmesi suretiyle tanınmış markadan haksız yararlanma sonucuna yol açılması gereklidir. Dolayısıyla burada bahsi geçen bağlantı ya da ilişkilendirme ile 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesinde düzenlenen karıştırılma ihtimali (iltibas) birbirinden farklı kavramlardır.
Tanınmış marka ile benzer ibareye sahip olmakla beraber farklı sınıflarda tescil edilen bir marka, salt ibarelerin benzerliği nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi kapsamında hükümsüz kılınamayacaktır. Başka bir anlatımla aynı KHK’nın 8/4. maddesinin ‘ikinci cümlesinde’ düzenlenen koşullar nedeniyle hükümsüzlüğün gerçekleşmesi için, farklı mal veya hizmetler için yapılan benzer ibareli marka tescilinden dolayı tanınmış markanın toplumda ulaşmış olduğu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlama, markanın itibarına zarar verme ya da markanın ayırt edici karakterinin zedeleme ihtimallerinin ortaya konulması gerekmektedir. Hemen belirtilmedir ki, bahsi geçen şartların hepsinin aynı anda gerçekleşmesi zorunlu değildir. Bu hâllerin herhangi birisinin somut olayda bulunması, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi anlamında nispi ret ve hükümsüzlük nedeninin varlığı için yeterlidir. Bu hâllerden tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen; tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir. Bu anlamda, marka hükümsüzlüğüne ilişkin olarak 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmelerde, karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki mal veya hizmetler bakımından maddede sayılan şartların mevcudiyetinin detaylı bir şekilde tartışılarak yine aynı maddede işaret edilen şartların hangi mal veya hizmetlerde mevcut olduğunun somut bir biçimde belirlenmesi gerekmektedir.
Anılı yasal düzenlemeler ile Yargıtay HGK kararı ışığında somut olaya bakıldığında; hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait ... sayılı “...+Şekil” ibareli tescilli markanın “...” esas ibareli markalardaki “...” ibaresiyle benzer nitelikte olduğu, davalıya ait marka ibaresinde, davacının markalarından farklı olarak sadece “...” harfinin eksik olduğu ve bu farklılığın davalı markasına yeterli düzeyde ayırt edicilik katmadığı, ancak her iki taraf markalarının da farklı tür mal ve hizmetlerde tescilli olduğu anlaşılmış olmakla taraf markalarındaki ibareler benzer olduğundan ve davacının hükümsüzlüğe dayanak olarak ileri sürdüğü markaların tanınmış niteliği hâiz olduğundan bu aşamada, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler esas alınarak 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen şartların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Bu kapsamda davalı markasının tescilinin davacının markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma amacı taşıyıp taşımadığı, anılan markaların itibarına ve ayırt edici karakterine zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığı değerlendirmesinin mahkememizce yapılabilmesi için davalının marka kapsamındaki malların tür ve niteliğinin irdelenmesi gerekmekle teknik düzeyde detaylı bir incelemenin yapılması için bilirkişi heyeti görevlendirilmiştir. Bu suretle görevlendirilen heyetçe hazırlanan dosyada mübrez bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve deliller ile uyumlu olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunmuştur. Tespit edildiği üzere davalıya ait markanın kapsamı; “Elektriksiz temizlik aletleri gereçleri (Boya fırçaları hariç fırçalar, çelik talaşları, süngerler, çelik yünleri, üstüpüler, tekstilden mamul temizleme ve silme bezleri, bulaşık eldivenleri, elektrikli olmayan cilalama makineleri, halı süpürgeleri, sopalı yer paspasları dahil). Diş fırçaları, elektrikli diş fırçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar. Bu sınıfa dahil elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri, çamaşır mandalları, kap-kacak, vazolar ( değerli metalden olanlar dahil ). Ütü masaları ve kılıfları, çamaşır kurutmalıkları, elbise askıları. Ev hayvanları için kafesler ve malzemeler, evlerde kullanılan bitki ve hayvan yetiştirme yerleri (terraryumlar). Camdan, porselenden, seramikten, kilden süs ve dekorasyon eşyaları. Fare kapanları, haşarat tuzakları, sinek yakalayıcılar, sinek raketleri (sineklik), tuvalet taşı delikleri için kapaklar. Parfüm bekleri (yandığında koku yayan bekler), parfüm spreyleri ve vaporizatörleri (püskürteç),makyaj çıkartmak için elektrikli olmayan aletler, pudra ponponları, tuvalet eşyaları için kutular. Püskürtmeli hortum başlıkları, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, musluklara takılan uçlar. İşlenmemiş cam, yarı işlenmiş cam, dekorasyon için cam mozaikler ve cam tozları (inşaat için olanlar hariç), cam yünleri (izolasyon ve tekstil amaçlı olmayan). Spor müsabakalarında verilen kupalar.” şeklinde belirtilen 21. sınıf mallardan ibaret olmakla davacının markasının tanınmış olduğu alan, ayırt edicilik derecesi, markalar arasındaki benzerlik düzeyi, davalı markasının tescilli olduğu mal grubunun kullanılacağı sektörün davacının markasının tanınmış olduğu sektörle ilişkisi, ilgili müşteri kitlesi, dağıtım kanalları, tüketicilerce karşılaşılan mecralar ve bunun gibi KHK’nın 8/4. maddesinde belirlenen şartların oluşumuna etki eden diğer değişkenler de göz önüne alınmış olup davacının ''NİVEA'' markasının kişisel bakım amaçlı kozmetik ürünleri emtiasında tanınır olduğu, davalı markasının tescil sınıflarının bu emtia kapsamında olmadığı, davalı markası emtiasında yer alan “Diş fırçaları, elektrikli diş fırçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar” ile “Parfüm bekleri (yandığında koku yayan bekler), parfüm spreyleri ve vaporizatörleri (püskürteç), makyaj çıkartmak için elektrikli olmayan aletler, pudra ponponları, tuvalet eşyaları için kutular.” alt sınıfların ise kişisel bakıma hizmet eden kategoride ürünler olarak değerlendirilebilecek olmakla birlikte, farklı nitelikte ürünler olduğu, ürünlerin mağaza reyonlarında farklı alanlarda sergileneceği ve markaların da birebir aynı olmadığı, benzerlik ihtiva etse de markaların bütününe bakıldığında bu benzerliğin emtia sınıfları da dikkate alındığında tüketici nezdinde iltibasa yol açmayacağı, tüketici gözünde davalı markalarının kullanıldığı ürünlerin davacı markasını çağrıştırmayacağı kanaatine varılmış olmakla; koşulları oluşmayan hükümsüzlük isteminin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 403,30 TL harcın davacıdan tahsiline,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafın yapmış olduğu 107,00 TL tebligat ve posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı yanın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın geçici 3. Maddesi gereğince 15 günlük süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır