T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/245 Esas
KARAR NO: 2024/133
DAVA: Markanın Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Kaldırılması
DAVA TARİHİ: 30/12/2022
KARAR TARİHİ: 18/09/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Kaldırılması davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; HMK 107. ve 266. maddeleri uyarınca davanın esasına girilmeden ve dilekçelerinin davalıya tebliğ edilmeden evvel, aşağıdaki internet sitelerinde Davacının tescilli “...” markasına iltibas yaratan tüm kullanımların, başta “...” ibaresi olmak üzere, teknik bilirkişi marifetiyle tespitine, ilgili dökümlerin alınarak Mahkeme dosyasında muhafaza edilmesine ve tespit talepleri doğrultusunda, dosyaya teknik bir bilirkişinin tayin edilmesine,..., ... , ... , ... , ..., ... , ... , ..., ... , ... , ... , davalının Instagram hesabındaki kullanımlar ..., dava konusu ... isimli takviye edici gıdanın T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'ndaki online kaydının tespiti ... ayrıca ... sitesinde dava konusu ... isimli ürünlere ilişkin yazılan yorum, davalı ... Şirketi adına ... sayı ile .... sınıfta tescilli olan '...” markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, davalıya ait eylemlerin davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, davalı eylemlerinin davacının markalarından haksız menfaat sağlamaya yönelik kötü niyetli eylemler olduğunun tespitini, davacının tescilli markalarına iltibas yaratan “...” ibaresinin ve sair iltibas yaratan diğer ibarelerin davalıya ait internet sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, iş evrakı ve tanıtım vasıtalarında, ürünlerinde kullanılmasının durdurulması ve önlenmesini, davacı şirketin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını; bu amaçla, üzerinde “...” ibaresinin ve sair iltibas yaratan diğer ibarelerin bulunduğu ürün, ambalaj, etiket, kutu, iş evrakı, katalog, ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el koyularak imhasını, “...” ibareli ürünlerin davalı tarafından satışının ve ayrıca bu ürünlerin e-ticaret siteleri üzerinden pazarlanmasının durdurulmasına ve önlenmesini, davalının “...” ibareli ürünlerinin ve sair diğer iltibas yaratan kullanımlarının davacının marka haklarını ihlal ettiği yönünde karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi halinde ... , ... , ... , ... , ..., ... , ... , ... , ... vb. isimli e-ticaret sitelerine ayrıca kararın ihbaren bildirilmesini, “...” ibareli ürünlerin ve davalının iltibas yaratan diğer ürünlerinin davalı tarafından ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesini, bu hususta verilecek kararın kesinleşmesi halinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesi yönünde müzekkere yazılmasını, mahkeme karar özetinin tüm Türkiye'de yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip ilk üç gazeteden birinde bir kez ilanına, ilan ücretinin peşin olarak davalılardan alınmasını, müvekkili şirkete ait tescilli “...” markasına iltibas yaratan davalıların “...” ibareli ürünleri ile davalıların davacının haklarına iltibas yaratan sair kullanımları nedeniyle oluşan müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılması amacıyla, davalıların davacının “...” markasına iltibas yaratan her türlü kullanımının durdurulmasını, “...” ibaresinin yer aldığı ürünlerin üretim, satış, pazarlama, ithalat ve ihracının önlenmesi, Davalılara ait üzerinde “...” ibaresinin yer aldığı ürün ve araçlar ile her çeşit iş evrakı, kartvizit, tabela, broşür, afiş, katalog gibi her türlü tanıtım vasıtasına görüldükleri yerlerde el konularak adli muhafaza altına alınması ve imhası yönünde davalılara tebliğ edilmeksizin teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Davalı... Şirketi adına ...sayı ile .... sınıfta tescilli olan “...' markasının dava süresince başka bir kimseye devri halinde, huzurdaki davanın hükmünün icrası engelleneceğinden, dava konusu ... sayılı “...” markasının dava sonuçlanıncaya kadar 3. kişilere devrinin önlenmesini yönelik olarak teminatsız olarak ihtiyati tedbir karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı .... ŞTİ'ye dava dilekçesinin tebliğ edilmesine karşın davaya cevap vermediği tespit edilmiştir.
CEVAP: Davalı ... A. Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 27.09.2018 tarihinde kurulmuş olduğunu ve faaliyet konusunun “eczacılığa ilişkin tıbbi ilaçların imalatı (antibiyotik içeren tıbbi ilaçlar, ağrı kesiciler, hormon içeren tıbbi ilaçlar” vb. olduğunu; Müvekkilin temel çalışma alanının ilaç ve gıda sektörü için önem arzeden ürünlerin formülasyonu, imalatı, satışı ve danışmanlık hizmetlerini kapsadığını, ... Takviyeleri, ..., ..., ..., ..., Fonksiyonel Gıdalar ve Probiyotik ürünler sektörüne yönelik hizmet vermesktedir. İlaç ve danışmanlık hizmetleri kapsadığını; İlaç alanında, ... ilaç Aktif Maddeleri(API), İlaç Yardımcı Kimyasalları(Eksipiyanlar), Vitamin ve Mineraller; gıda alanında ise, Vitaminler, Mineraller, Vitamin & Mineral Karışımlları, Tatlandırıcılar, Tatlandırıcı karışımları, Takviye edici gıda üretimi, Starter Kültür ürünlerinin üretimi, Probiyotik - Prebiyotik ürünlerin üretimi , CE kapsamındaki ürünlerin fason üretim ürün segmenti içerisinde olduğunu; müvekkilinin aynı zamanda, yaptığı yatırımla, kendi bünyesinde T.C. Tarım Bakanlığı onaylı kapsamlı bir üretim tesisi kurmuş olduğunu, bu tesiste vitamin ve mineral karışımları, tatlandırıcı ve tatlandırıcı karışımları bitkisel destek ürünlerini; tablet, kapsül, toz karışım, saşe, stick, film tablet, sıvı, formlarında Gıda Güvenliği (...) ve ...' ye uygun şekilde üretildiğini; Müvekkil firmanın fason imalat da yaptığını; Fason olarak üretimini yapmış olduğu merhem, tablet, kapsül draje, şurup, damla vs. ürünlere ilişkin reklam, satış ve pazarlamasını yaptığını; başka bir deyişle müvekkilinin, fason olarak sadece gıda takviyesi, probyotik ürün ürettiğini; müvekkilinin dava konusu markanın satış veya pazarlanmasına ilişkin marka taklidi yapmasının mümkün olmadığını; müvekkilinin kendi markalarıyla faaliyet gösterdiğini; Dava konusu ... no.lu “...” markasının Müvekkil adına tescilli olmadığını; Söz konusu markanın müvekkil tarafından kullanılmadığını; Bu nedenle müvekkil aleyhin dava ikame edilmesine imkan bulunmadığını, müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını; Tarım Bakanlığı sayfasında müvekkil uygulama gereği “Üretici” olarak göründüğünü; Dava konusu markanın diğer davalı tarafından kullanıldığını; davacı markası ile diğer davalı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını; diğer davalının tescilli markası ile davacının markalarının birebir aynı sayılması için, markalar arasında biçim, anlam, görünüş, yazılış, renk ve markayı oluşturan diğer unsurlar itibariyle çok küçük de olsa fark bulunmaması gerekti Davacı markasının tanınmış marka olmadığını; müvekkili aleyhine ikame edilen haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmektedir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Sonuç olarak, müvekkilinin markasına benzer olan ve aynı sınıfta, hatta aynı tür ürünler için kullanılan davalının ... markası müvekkilinin ... markasına karıştırılma ve ilişkilendirilme riski yaratmakta ve davalılara müvekkilinin ... markasının tanınmışlığından haksız menfaat sağlamakta olduğunu, davalılar müşterek hareketleriyle, kötüniyetli olduklarını, bilerek ve isteyerek müvekkilinin ... serisi ürünlerinin ticari görsel kimliğine (...) çok benzer bir ticari takdim şekliyle, müvekkilinin ... ürünleri gibi bağışık sistemine korumaya yönelik ve ...; yani, Afrika Sardunyası etken maddesi ile dava konusu ... isimli ürünleri üretmekte ve satmakta olduğunu, SMK hükümleri uyarınca, ... ürünlerinin üreticisi olan davalı ...'nın huzurdaki tecavüz ve haksız rekabet davası kapsamında sorumluluğunun bulunduğu açık olmakla davamızın her iki davalı açısından da kabulüne karar verilmesine ilişkin beyanda bulunmuştur.
İKİNCİ CEVAP: Davalı ... A. Ş. Vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmek suretiyle cevaba cevap dilekçesinde, sanki müvekkili marka sahibiymiş gibi, dava konusu ... ibaresini seçip tescil ettirmiş gibi, dava konusu markalı ürünlerin üretim ve satışını yapmış gibi Sayın Mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanlarda bulunmak suretiyle; markalar arasında benzerlik, karıştırılma ihtimali olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış, müvekkilinin de kötüniyetli olduğunu iddia ettiğini, davacının sözkonusu iddiaları mesnetsiz olduğunu, yapılan suçlamaları kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davalı .... ŞTİ. adına tescilli ... sayılı ''...'' markasının hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz - haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve kaldırılması ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Davacı adına tescilli "..." ibareli marka tescil dosyasına ilişkin; belgelerin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığının onaylı suretleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Davalı ...ŞTİ. adına tescilli hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı "..." ibareli marka tescil dosyasına ilişkin; belgelerin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığının onaylı suretleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Mahkememizce ... tescil numaralı "...." ibareli markanın 3. şahıslara devrinin önlenmesi için TPMK kaydına teminatsız tedbir konulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan delil niteliğindeki davalı “...” isimli ürünlere ilişkin T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı nezdindeki takviye edici gıda onayına ilişkin kayıtların üretici firma bilgisi, 3 Hükümsüzlük davasına konu ... sayılı “...” markasına ait çıktı, ...şirketine ait ... Ticaret Odasının internet sitesinden alınan şirket kaydı, ... şirketine ait ... Ticaret Odasının internet sitesinden alınan şirket kaydı, müvekkilinin Türkiye’de satılan ... ürünleri ile ilgili bilgilerine ait belge, müvekkilin ...’daki ... marka tescili belgesi, müvekkilinin ... ürünleri hakkında gazete/dergi haberlerinden örnekler, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasında Mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporu, “...” markalı ürünler hakkında broşürlerden oluşan belgeleri sunduğu anlaşıldı.
Davalı ...ŞİRKETİ vekili tarafından sunulan delil niteliğindeki firmalarına ilişkin ticaret sicil kaydı internet çıktısı, Internet sayfasına ilişkin internet çıktıları, müvekilli markasına ait tescilli markalara ilişkin marka tescil belgeleri , müvekkiline ait fason sipariş veren diğer davalı “...Şirketi” arasında 02.05.2019 tarihli “Fason Üretim ve Ambalajlama Sözleşmesi” ve Sözleşme eki 17.06.2019 tarihli Taahhütname , Diğer davalı ... adres bilgileri , diğer davalı ... Firmasının... URL adres bilgileri , Diğer davalı ... Taahhütnamesi , Diğer davalı ... Firmasının ... Taahhütnamesi , Diğer davalı ... Firmasının ... Taahhütnamesi , diğer davalı ... Firmasının ... Taahhütnamesi , diğer davalı ... Firmasının ... Sıvı Bitki Üretim Yöntemi , diğer davalı ... Firmasının ... Yöntemi , diğer davalı ...firmasının imza sirkülerinden oluşan belgeleri sunduğu anlaşıldı.
Mahkememizce görevlendirilen marka vekili bilirkişi ..., bilişim uzmanı bilirkişi ...'in 15/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Davacı tarafından sunulan bahsi geçen ilgili internet sitelerde davaya konu “..." ibareli ürünlerin güncel olarak yayında olduğu ve tanıtım / satışlarının yapıldığını, davacı tarafından belirtilen dava konusu ... isimli takviye edici gıdanın T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın online “...” resmi internet sitesinde yapılan incelemelerde davalı adına kayıtlı davaya konu “...” ibareli 2 adet kaydın bulunduğu tespit edildiğini, davacı adına kayıtlı davaya mesnet... kod numaralı markanın tanınmış olmadığını, davalı yana ait “...” ibareli ... kod numaralı marka ile Davalı yanın adına kayıtlı ... kod numaralı “..." ibareli markaların ihtilaf konusu markaların özel tüketici kitlesi nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyeceği ve bu gerekçe ile hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, davalı yanın dava konusu markasının SMK 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını, davalı yan tarafından yapıldığı bildirilen kullanımların davacı yana ait markalara tecavüz ve davacı yan ile haksız rekabet teşkil etmediği görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Önceki rapora yönelik itirazlar kapsamında mahkememizce içerisinde sektör bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti teşekkül ettirilmiş olup bu suretle görevlendirilen marka vekili bilirkişi ..., bilişim uzmanı bilirkişisi ... ve sektör bilirkişisi...'nın 07/08/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Davacı tarafından sunulan bahsi geçen ilgili internet sitelerde davaya konu “...” ibareli ürünlerin güncel olarak yayında olduğu ve tanıtım / satışlarının yapıldığını, Davacı tarafından belirtilen dava konusu ... isimli takviye edici gıdanın T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın online “...” resmi internet sitesinde yapılan incelemelerde davalı adına kayıtlı davaya konu “...” ibareli 2 adet kaydın bulunduğu tespit edildiğini, T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu sayfasında ..." ismi ile Ara Ürün İzin Belgeli Ürünler (GBTÜ- Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürün) listesinde 2 adet kaydının bulunduğu tespit edildiğini, taraf markalarının ilaç olmadığı ve bir ilacın etken maddesinden türetilen markalar olmadıklarını, markalar arasında ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali olduğundan ...no.lu “...” markasının; insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tibbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. emtiaları yönünden m. 6/1'e dayalı kısmen hükümsüzlük şartları olduğunun kabul edilebileceğini, davacı, markasının tanınmış marka olduğunu iddia etmişse de dosya kapsamında yapılan incelemede bu yönde bir iddiayı tespit edecek yeterli delil dosyada mevcut olmadığından SMK m. 6/4 ve 5'e dayalı hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, tevdi edilen dosya kapsamında davalının kötü niyetini gösterir somut bir delil dosyaya ibraz edilmemiş olmakla dava konusu markaların SMK m. 6/9'a dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, davalının aynı sektöründe aynı/benzer ürünlerde davacı markasının esas unsuru olan “...” ibaresiyle benzer olan “...” ibaresini markasal olarak kullanması taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimaline sebebiyet verebileceğini, dava konusu eylemin davacıların marka hakkına tecavüz kapsamında olduğu kanaatine varılacak olursa, benzer markanın kullanılması suretiyle bir çıkar elde etmiş olmanın TTK m. 55/1/a/4 uyarınca davacının emeğinden haksız faydalanma olarak haksız rekabet kapsamında değerlendirilebileceğinin sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Marka vekili bilirkişi ..., bilişim uzmanı bilirkişisi ...ve sektör bilirkişisi ...'nın 18/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında özetle; davacı ve davalılar vekillerinin kök rapordaki hukuki açıklamalara karşı beyan ve itirazları değerlendirilmiş olup, söz konusu itirazların kök raporumuzda vardığımız sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarihli ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu ilkesinden hareket ile somut uyuşmazlık yönünden markaların benzerliği ve karıştırılma (iltibas) değerlendirmesinin esasen hukuki bir konu olması nedeniyle alınan raporlar arasında bu hususa yönelik ortaya çıkan çelişkinin teknik bir yöne sahip olmadığı saptanmakla ayrı bir heyetten rapor alınmasına ihtiyaç bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Huzurdaki davada; davalı ... ŞTİ. adına tescilli ...sayılı ''...'' markasının davacı markası (... sayılı) ''...'' ile karıştırılma ihtimali oluşturması iddiası kapsamında dava tarihi itibari ile yürürlükte olan Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1, markanın tanınmış olması iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/4 ve 6/5 ile kötüniyet iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/9 maddelerine dayalı olarak hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemleri yönünden yapılan incelemede tatbiki gereken SMK'nın 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiştir. Anılı düzenleme çerçevesinde; markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Karıştırılma (iltibas) ihtimali ile kastedilen ise iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde aşamasında, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerin esas alınması gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan incelemede; taraf markalarının aynı sınıfta (5. Sınıf) tescilli olup görsel, işitsel ve anlamsal açıdan bakıldığında ise taraf markalarının ilk üç harfinin (...) aynı olup yazı unsurlu markalarda ortalama tüketicilerin dikkatinin başlangıç kısmı üzerinde yoğunlaşması ve ibarelerin kısa olup ''...'' ibaresinin farklı bir renk ile ''...'' ortak ibarelerinden ayrılması ile ortak harfler yönünden benzerliğin öne çıktığı, kelimelerin dilimizde belli bir anlamının da bulunmaması karşısında davacının önceki tarihli tescilli ''...'' markasının ayırt ediciliği yüksek bir ibare olarak öne çıktığı, taraf markalarının insan bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik takviye edici ürünlerde kullanılmakta olması nedeni ile bu tür ürünlerin eczanelerde satılması zorunlu olan “ilaç” kapsamında olmadığından ilgili tüketici kesiminin doktor ve eczacılarla sınırlı olmayıp halk olduğu, markaların yüksek düzeyde benzerlik içermesi nedeniyle ortalama tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında kavramsal bağlantı kurulabileceği, tarafların faaliyet gösterdikleri alan dikkate alındığında, ortalama tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin ortalama düzeyde olacağı ve işletmeler arasında bir bağlantı olduğunu düşünebileceği kanaatine varılmakla; bu açılardan sektörel inceleme ile son alınan ve hükme esas alınmaya elverişli raporda tespit edilen emtialar yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. İşbu hukuksal kabul ışığında davalı ... TİCARET LTD. ŞTİ. adına tescilli ...sayılı ''...'' markasının SMK'nın 25/1 ve 6/1 maddeleri gereğince; ''- İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. - Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. - Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. - Tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri. - Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. - Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.'' emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir.
SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerine dayalı hükümsüzlük istemleri yönünden davacı markasının tanınmış marka olup olmadığının tetkik edilmesi gerekmiştir. Nitekim SMK'nın 6/4. maddesi; '' Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.'' şeklinde, SMK'nın 6/5 maddesi; ''Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.'' şeklinde düzenlenmiş olup tanınmış markanın ülkemizdeki yasal düzenlemelerde ölçütleri tanımlanmamış ise de tespitinde 1999 yılında "WIPO (World Intellectual Property Organization-Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı) Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirilmiş ve bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bu kriterler, bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de genel kabul görmüştür. Dolayısıyla bu kapsamdaki incelemede; “toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi”, “markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu”, “marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu”, “markanın tesciller veya tecil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü”, “markanın resmî makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları”, “markanın ekonomik değeri” şeklindeki ölçütler nazara alınarak somut olayın niteliğine göre ve sunulan deliller kapsamında inceleme yapılması gerekmiştir. Somut olay özelinde bakıldığında davacı markasının dosya kapsamında tanınmış marka olarak kabulüne yeterli delillerin mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Hükümsüzlük talebi kapsamında son olarak davacının SMK'nın 6/9 maddesine yönelik kötüniyet iddiası yönünden somut olaya bakıldığında ise marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay uygulamalarında genellikle güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretle gerçekleşen marka tescillerinin kötüniyetli marka tescil halleri olarak kabul edildiği görülmüştür. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında mevcut olması gerekmekte olup hükümsüzlüğü istenilen markanın daha önce tescil edilen ve ayırt ediciliği ve bilinirliği yüksek olan bir markayla benzer olması hâli dâhi tek başına kötüniyetli tescile delalet etmeyeceğinden SMK'nın 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük halinin sübut bulduğunu gösterir somut delil ve emarelere dosya kapsamında rastlanılmadığından kötüniyet iddiasına cevaz verilmesi mümkün olmamıştır.
Bir sonraki aşamada davacı tarafın marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile hükmün ilanı istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken SMK'nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Anılı kanuni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında ise hükümsüzlük incelemesi neticesinde tespit edildiği üzere SMK'nın 29/1 ve 7. maddeleri kapsamında davalıların aynı sektörde aynı/benzer ürünlerde davacı markasının esas unsuru olan “...” ibaresiyle benzer olan “...” ibaresini markasal olarak kullanmasının taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimaline sebebiyet vermesi tespiti kapsamında davalıların eylemi neticesinde davacının marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu sonucuna varılması gerekmiştir. Her ne kadar davalı marka sahibi ... ŞTİ. vekili tarafından son iki yıldır “...” markası altında hiçbir ürün üretilmediği ve satılmadığı beyan edilmiş ise de dosya kapsamındaki tüm raporlar kapsamında bilişim uzmanı marifeti ile tespit edildiği üzere “... Şirketi’ ne ait ... isimli instagram hesabında yapılan incelemede web sitesi olarak ... alan adının yazılı olduğu, 3 adet davaya konu ''...'' ibareli paylaşımın aktif olarak yayında olduğunun saptanması karşısında işaretin ticaret alanında markasal kullanım kapsamında kaldığından marka sahibi davalı şirketin aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Ayrıca diğer davalı şirket ...TİC. A.Ş vekili aşamalardaki beyan ve savunmalarında, dava konusu “...” markasına ilişkin herhangi bir markasal kullanımının olmadığını, ürün sahibi ve marka sahibinin diğer davalı şirket olduğunu, diğer davalı şirket ile imzalanan ''Fason Üretim Sözleşmesi''ne istinaden üretim yaptığını beyan etmekle SMK uyarınca marka hakkına tecavüz eyleminin satış faaliyeti ile sınırlı olmayıp üretim faaliyetini de kapsadığından dolayı her iki davalı şirketin aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Bu nedenlerle davalıların eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesi, durdurulması, kaldırılmasına ve hükmün ilanına karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ayrıca davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin ilerleyen tahkikat aşamalarında değerlendirilmesine karar verildiğinden son aşamada tetkik edilmesi gerekmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 159/1. maddesi gereğince bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişilerin, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda davacı tarafın HMK'nın 389 ve SMK'nın 159.maddesi kapsamında tedbir talebine cevaz verilebilmesi için davalı kullanımının, kendi markasına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmesi, mevcut durumda değişiklik olacağını, tedbir kararı verilmediği taktirde hükmün infazının zorlaşacağını, imkansız hale geleceğini, bu fiillerden zararının doğduğunu, doğma ihtimali bulunduğunu yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde kanıtlaması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi ile ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki koruma niteliğindedir. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat şartı gerekmektedir. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması sebebiyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; beyan dilekçeleri, marka tescil kayıtları, görseller, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şartlara uygun ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik sebebiyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunduğu, markalar arasında SMK'nın 7. maddesi kapsamında ortalama seviyedeki tüketiciler nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali yaratacağı kanaatine varılmakla; SMK'nın 159 ve 6100 sayılı HMK'nın 389-390. maddeleri ile HMK'nın 392. maddesi uyarınca takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
A- Davalı ... LTD. ŞTİ. adına tescilli... sayılı ''...'' markasının SMK'nın 25/1 ve 6/1 maddeleri gereğince;
''- İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.
- Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.
- Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.
- Tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri.
- Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler.
- Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.'' emtiaları yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde işbu emtialar yönünden sicilden terkinine, bu hususta karar kesinleştiğinde TPMK'ya yazı yazılmasına,
B- SMK'nın 29/1 ve 7. maddeleri kapsamında davalıların aynı sektörde aynı/benzer ürünlerde davacı markasının esas unsuru olan “...” ibaresiyle benzer olan “...” ibaresini markasal olarak kullanması taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimaline sebebiyet vermesi kapsamında davalıların davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davacının tescilli markası ''...'' ile iltibas yaratan “...” ibaresinin davalıya ait internet sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, iş evrakı ve tanıtım vasıtalarında, ürünlerinde
''- İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.
- Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.
- Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.
- Tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri.
- Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler.
- Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.'' emtiaları yönünden kullanılmasının durdurulması ve önlenmesine, marka hakkına tecavüzün kaldırılmasına; bu amaçla, üzerinde “...” ibaresinin hükümsüzlük kararı verilen ilgili emtialarda bulunduğu ürün, ambalaj, etiket, kutu, iş evrakı, katalog ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el konularak imhasına, “...” ibareli ürünlerin satışının ve ayrıca bu ürünlerin e-ticaret siteleri üzerinden pazarlanmasının durdurulmasına ve önlenmesine, karar kesinleştiğinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., www. ..., ..., www .... vb. isimli e-ticaret sitelerine kararın gönderilmesine, “...” ibareli ürünlerin ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesine, kararın kesinleşmesi halinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığına kararın gönderilmesine,
C- SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,
D -SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacıların haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine,
E- SMK'nın 159. maddesi gereğince davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin dosya kapsamındaki deliller ışığında takdiren teminatsız olarak kabulüne, davalıların davacının “...” markasına iltibas yaratan kullanımının tedbiren durdurulmasına, “...” ibaresinin yer aldığı ''- İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.
- Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.
- Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.
- Tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri.
- Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler.
- Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.'' ürünlerinin üretim, satış, pazarlama, ithalat ve ihracının tedbiren önlenmesine, bunlar üzerinde “...” ibaresinin yer aldığı ürünler ile her çeşit iş evrakı, kartvizit, tabela, broşür, afiş, katalog gibi her türlü tanıtım vasıtasına tedbiren el konularak yediemin nezdinde muhafaza altına alınmasına,
2-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 346,90 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafın yaptığı 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 peşin harç, 577 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 12.500 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.238,40 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre tekamül eden 8.825,60 TL nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ...ŞİRKETİ'nin yapmış olduğu 60 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 20 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/09/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır