T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/185 Esas
KARAR NO: 2023/151
DAVA: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Durdurulması, Önlenmesi, Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini
DAVA TARİHİ: 15/04/2019
KARAR TARİHİ: 12/10/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Durdurulması, Önlenmesi, Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı, ..., TÜRKPATENT nezdinde ... markasını esas unsur olarak ihtiva eden marka tescillerinin sahibi olduğunu, anılan tesciller, müvekkiline şirkete ait tanımış ... markasına tecavüz eder nitelikte olduğunu, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'unun ... maddeleri delaletiyle: ... ile ve "..." markalarının iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı markasında ... ibaresinin birebir aynı olduğunu, markalar ile firmalar arasında iltibas riski olduğunu, aynı malları kapsaması, davacı ile ilişkilendirilme ihtimali olduğunu, davaya konu ”...” ve "...” markalarının müvekkili şirketine ait markanın tanınmışlığını zedeleme ya da tanınmışlığından haksız surette yararlanma ihtimali olduğunu, davalının kötü niyetli olması sebebiyle sözkonusu markaların iptali gerekmekte olduğunu, davalı şirketin tescillerinden farklı olarak ve kötüniyetli olarak aynı zamanda "... ”adresinde yer alan "... ” adında, restoran/kafe/nargile hizmeti sunan bir ticari işletme çalıştırmakta olduğunu, başta işletme adı dâhil olmak üzere bu işletmedeki tabela ve sair donanım üzerinde ayrıca sosyal medya platformlarında sayılan müvekkili şirketi adına tescilli ve tanınmış "...” ibaresini baskın olarak ve aynı LOGO kullanılmak suretiyle yaygın olarak kullandığı tespit edildiğini, emsal olarak mezkur işletmenin tabelalarında, yönlendirme tabelalarında, müşterilere verilen şalların, peçetelerin, kolonyalı mendillerin, nargile serlerinin üzerinde, kahve ve çay setlerinde ve ayrıca Facebook, Instagram, Twitter, Tripadvisor ve Foursguare gibi sosyal medya hesaplarında “...” ibaresi ve '...' şeklinin yaygın olarak kullanıldığı gözlemlenmiş olduğunu, bu kullanımlara ilişkin görüntülere ait örnekler sunmuş olduklarını, İşbu kullanımların tümü davacı markasına tecavüz oluşturmakta olduğunu, kullanımın tespitini takiben, müvekkili tarafından davalı şirket ortaklarından ...'a ... tarihinde ...oğlu 38. Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numaralı ihtarnameyi göndermiş, söz konusu haksız marka kullanımının durdurulması talep edildiğini. İşbu ihtarnamelerine davalı tarafça herhangi bir yazılı yanıt verilmemiş olduğunu, nitekim ilk gönderilen ihtarname tarihinde, dava konusu markalar ile ihtar muhatabı arasında ilişki kutulamamış olduğunu, daha sonradan, firma ile ortak arasında bu ilişkinin kurulmasını takiben müvekkilinin ... tarihinde ... 38. Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numaralı ikinci bir ihtarname keşide etmiş olduğunu, dava konusu markaların gönüllü olarak sicilden iptalini talep etmiş olduğunu, İşbu ihtarname de yanıtsız kalmış olduğunu ve bu sebeple huzurdaki davayı ikame etme gereği doğmuş olduğunu, davalı taraf "..." ve "..." markalarını haksız olarak tescil ettirmiş olduğunu, daha sonrada bu markalardan farklı olacak şekilde ve davacıya ait tanınmış ... markasının logosunu da birebir aynı şekilde kullanmak suretiyle markasına tecavüz etmekte olduğunu, bu nedenle de huzurdaki davayı ikame etme gereği doğmuş olduğunu, davacı şirket ..., 100 yılı aşkın bir süredir, başta menşe memleketi Amerika'da ve eş zamanlı olarak dünya çapında pek çok ülkede faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin tanınmış ... markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketine ait ... markasının, 16.02.2015 tarihinde TPMK bünyesindeki tanınmış markalar siciline ... numarası ile marka olarak kaydedilmiş olduğunu, İşbu marka hem "dergi yayıncılığı” hem de "yiyecek ve içecek" mal ve hizmetleri bakımından tanınmış olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibaresini içeren markaları aralarında Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Bahamalar, Benelux, Belarus, Belize, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Ekvator, Estonya, Mısır, İspanya, İtalya, Avrupa Topluluğu, Finlandiya, Fransa, Birleşik Krallık, Gürcistan, Gine, Yunanistan, Guatemala, Litvanya, Monako, Moldova, Makedonya, Mali, Malta, Meksika, Malezya, Norveç, Nepal, Suudi Arabistan, Sudan, İsveç, Slovenya, Türkmenistan, Tunus, Türkiye, Tayvan, Ukrayna, Vietnam, Yugoslavya, Güney Afrika gibi farklı kıtalardaki birçok ülkede tescilli olduğunu, ayrıca, müvekkiline ait ... , 1997 yılından beri aktif ve bugün İstanbul'da son derece tercih edilen, nezih ve etik bir restoran olarak bilinmekte olduğunu, davalının, müvekkili şirketi adına tescilli ve tanınmış markalarıyla açıkça iltibas yaratan "...” markasını, kendi adına, üstelik de davacı şirketin markalarının tescilli oldukları ve ticaret hayatında çok uzun yıllardır kullanılarak tanınmış hale geldikleri ürünlerle aynı ürün ve hizmetler üzerinde tescil ettirmiş olduğunu, söz konusu tescilin, müvekkilinin markalarına, davalı tarafından bilinçli olarak yaratılan iltibas sebebiyle hükümsüz kılınarak terkin ettirilmesi gerekmekte olduğunu, her iki marka da ... ibaresini esaslı ve baskın unsur olarak içermekte olduğunu, davaya konu markada yer alan "...” ibaresinin "...” manasına geldiğini, "...” ibaresinin ise "...” manasına geldiğini, bu bağlamda söz konusu ibareler tescilin talep edildiği ... ve ... Sınıflar açısından tanımlayıcı nitelikte olduğundan ve bu alanda ticari faaliyet gösteren herkesin kullanımına açık olduğundan ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, bu bakımdan, markadaki baskın unsurun ... ibaresi olduğu açık olduğunu, ayrıca davaya konu markaların başında yer alan "...” ve "...” ibaresinin, "...” ibaresinden ayrı bir kelime olduğunu ve bunun derhal anlaşılabilir nitelikte olduğunu, bu sebeple bu ibare davaya konu markaya ayırt edici nitelik kazandırmamakta ve markanın davacı şirket markası ile karıştırılmasını önlememekte olduğunu, bu nedenle İhtiyati tedbir istemlerinin öncelikle ve ivedilikle incelenip sonuçlandırılarak davalı adına tescil edilmiş olan, ... sayı ile tescilli "..." ibareli ve ... sayı ile tescilli "...” markasının dava sonuçlanıncaya kadar 3. kişiler adına devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilerek durumun Türk Patent ve Marka Kurumu "TÜRKPATENT” Markalar Dairesindeki sicile şerh edilmesine, davalının, müvekkiline ait marka haklarının ihlâli ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin durdurulması ve önlenmesini, ... ve ...site alan adlarının sahibinin sorgulanmasına, davalı adına kayıtlı olduğu tespit edilmesi halinde erişimin engellenmesine, bu hususta karar icrası için yetkili mercilere müzekkere yazılmasını, davalının ... sayı ile tescilli "shishavogue" ibareli ve ... sayı ile tescilli "..." ibareli markasının TÜRKPATENT nezdindeki tescilinin hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ve karar verilmesi ile her türlü yargılama ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Dava dilekçesi usulüne uygun olarak davalı yana tebliğ edilmiş ancak cevap dilekçesinin ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, ...ve ...alan adlarına erişimin engellenmesi, davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli ve ...numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine ilişkindir.
Davacı adına tescilli markalar ile davalı adına tescilli markalara ait TPMK tescil kayıtları celp ve tetkik edilmiştir.
Yargılama sırasında davacı ... ile ...arasında gerçekleşen birleşme neticesinde davaya konu ''...'' markalarının ...'ye devredildiği, birleşme ve TPMK evraklarının ibraz edildiği görülmekle, HMK'nın 125/2 maddesinin; ''Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.)'' düzenlemesi gereğince devralan şirketin davacı yerine geçmesi sureti ile yargılamaya devam edilmiştir.
Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 19/11/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunun sonuç kısmında özetle; Davacı tarafından belirtilen bahsi geçen ilgili internet web sitesinin “...” Domain (Ana Alan Adı) URL adresine ait, alan adı altında Subdomain (Alt Alan Adı) olarak oluşturulmuş "...” olunduğu, aktif olarak yayında olduğu ve ilgili internet sitesi incelendiğinde, web sitesi içerisinde ve subdomain (Alt Alan Adı) içerisinde tespite konu “..." ve “... ...” ibaresinin kullanıldığı, internet sitesinin içeriği kontrol edildiğinde site içeriğinin "Yasal Bilgiler” sayfasında iletişim bilgilerinde ulaşım adresi olarak “...” yazılı olduğu, iletişim numarası olarak “..." yazılı olduğu ve yetkili kişi olarak “...” şeklinde belirtildiği, belirtilen ve domain (Ana Alan Adı) olduğu tespit edilen “...'” internet web sitesinin alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 22.02.2017 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin açıkça belirtilmediği, Yer Sağlayıcısı ve Erişim Sağlayıcısı “...”, “...” ve ...” olarak gözüktüğü, bahsi geçen ilgili internet sitesinin “...” Alan Adı (Domain) URL adresine ait, alan adı altında subdomain (Alt Alan Adı) “..." olarak oluşturulmuş olunduğu, aktif olarak yayında olduğu ve ilgili internet sitesi incelendiğinde, web sitesi içerisinde ve subdomain (Alt Alan Adı) içerisinde dava konusu “..." ve “... " ibarelerinin kullanıldığı, internet sitesinin içeriği kontrol edildiğinde site içeriğinin iletişim bilgilerinde ulaşım adresi olarak “..." yazılı olduğu, iletişim numarası olarak “..." yazılı olduğu ve dosyada sunulan “...” internet sitesinden link verildiği tespit edilen “..." facebook hesabının iletişim numarası “..." ile aynı olduğu, her iki internet sitesinin birbirileriyle bağlantılı olduğu kanaati oluştuğu, belirtilen ve Domain (Ana Alan Adı) olduğu tespit edilen “...”internet web sitesinin alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 17.04.2017 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “...” firmasının olduğun açıkça belirtildiği, Yer Sağlayıcısı ve Erişim Sağlayıcısı “...” olarak gözüktüğü, davalı yanın ... ve ... ibarelerini markasal olarak .... sınıfa dahil hizmetlerde kullandığı, davalı yanın TPMK nezdinde tescilli markalarını tescilli olduğu ... ve ... sınıflara dahil emtialarda kullanmadığı, davalı yanın TPMK nezdinde tescilli markaları .... ve .... sınıfta olup, bilirkişi raporunun ... Nolu bölümünde belirtilen emtialar ile ... Sınıfa dahil hizmetlerin farklı olduğu, davalı yanın dava konusu markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1. ve 25. maddeleri uyarınca, .... ve ... sınıfa dahil emtialar yönünden hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalının dava konusu markasının 6769 sayılı SMK' nın 6/5. maddesi uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalının dava konusu markasının 6769 sayılı SMK' nın 6/9. maddesi uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalının markalarının tescilli olmadığı ... sınıfa dahil hizmetlerde kendi markasından uzaklaşarak davacı yanın markalarına yakınlaştırmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemlerinin SMK' nın 7/2-b maddesi kapsamında davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 06/06/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunun sonuç kısmında özetle; Dava konusu uyuşmazlıkla ile ilgili tespit, inceleme ve değerlendirmelerimizin neticesinde bilirkişi kök raporundaki tespit ve kanaatlerinde değişiklik olmadığını bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı ile bilirkişi heyet değişikliğine karar verilmiş olup bu kapsamda görevlendirilen bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 03/08/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunun sonuç kısmında özetle; Davacı tarafından tespiti için bahsi geçen karşı tarafın olduğu belirtilen ilgili internet web sitesinin “...." Alan Adı (Domain) URL adresine ait, alan adı altında subdomain (Alt Alan Adı) olarak “...” oluşturulmuş bir site olduğu ve sitenin güncel olarak açık ve faaliyette olduğu, İletişim menüsünde ; ... ..., ... bilgilerinin olduğu, yasal Bilgiler kısmında Şirket Yasal Formu ... Restaurant - Yetkili kişi ..., lokasyon, açılış saatleri, ödeme seçenekleri, hizmetler, iletişim, rezervasyon menülerine ait ekran görüntülerinin sunulduğu, davacı tarafından belirtilen bahsi geçen ilgili intemnet sitesinin “...” Domain (Ana Alan Adı) URL adresine ait, alan adı altında Subdomain (Alt Alan Adı) olarak oluşturulmuş olmasından dolayı “...”alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 22.02.2017 tarihinde alındığı, kayıt edildiği, alan adı Sahibi/Yetkilisi bilgilerine ... firmasından talep edilerek ulaşılabileceği, alan adı Name Servers bilgilerinde ... ve “...” internet sitesinde sosyal medya ikonları incelendiğinde link verildiği tespit edilen bahsi geçen ilgili “...” Instagram sosyal medya hesabının “...” linkindeki profil sayfasının güncel olarak yayında olmadığı (“Üzgünüz, bu sayfaya ulaşılamıyor. Tıkladığın bağlantı bozuk olabilir veya sayfa kaldırılmış olabilir.” yazdığı, (hesap silinmiş veya değiştirilmiş olabileceği)) tespit edildiği, davacının dosyaya sunmuş olduğu ve “...” internet sitesinde sosyal medya ikonları incelendiğinde link verildiği tespit edilen bahsi geçen ilgili “...” Facebook sosyal medya hesabının “...” linkindeki profil sayfasının güncel olarak yayında olmadığı (“Bu sayfaya ulaşılamıyor. Tıkladığın bağlantı bozuk olabilir veya sayfa kaldırılmış olabilir.” yazdığı, (hesap silinmiş veya değiştirilmiş olabileceği)) tespit edilmiş, Daha önceki bilirkişi raporunda inceleme yapıldığı tarihte ...linkinin aktif olduğunun tespit edildiği görülmüş, bir önceki bilirkişi raporunda bulunan ekran görüntüsünün sunulduğu, davacı tarafından tespiti için bahsi geçen karşı tarafın olduğu belirtilen ilgili internet web sitesinin “..." Alan Adı (Domain) URL adresine ait, alan adı altında subdomain (Alt Alan Adı) olarak "..." oluşturulmuş bir site olduğu ve sitenin güncel olarak açık ve faaliyette olduğu iletişim bilgilerinde; ... yazdığı görülmüş olup, linkte bulunan sayfanın tamamına ait çıktıya ait ekran görüntülerinin sunulduğu, davacı tarafından dosyada belirtilen bahsi geçen “..."” ibaresinin “...” isimli internet sitesinin ...-...-.... sayfa linkinde güncel olarak kullanımı, davacı tarafından dosyada belirtilen bahsi geçen “..." ibaresinin “...” isimli internet sitesinin - ... sayfa linkinde güncel olarak kullanımı, Davacı - tarafından " dosyada - belirtlen bahsi geçen “...” ibaresinin “...” isimli internet sitesinin ...-... sayfa linkinde güncel olarak kullanımı, davacı tarafından dosyada belirtilen bahsi geçen “...” ibaresinin “...” isimli internet sitesinin ...html sayfa linkinde güncel olarak kullanımı, Davacı tarafından dosyada belirtilen bahsi geçen “...” ibaresinin “...” isimli internet sitesinin ... sayfa linkinde güncel olarak kullanımını gösteren ekran görüntülerinin sunulduğu bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ...ve...tarafından düzenlenen 29/03/2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle; Bilirkişi Kurulunca açıklanan nedenlerle SMK m. 25/1, 5, 6/1 çerçevesinde davalı ... Ltd. Şti.'nin ... tescil no'lu markalarının hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu kabulünün Mahkeme'nin taktirinde olduğu bildirilmiştir.
Marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve durdurulması istemleri yönünden dava tarihi itibari ile uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 7. maddesine bakıldığında; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir.
SMK'nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
Anılı Kanunun 149. maddesi ise; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen kanuni düzenlenmeler ışığında somut olaya bakıldığında öncelikle tespiti gereken hususun, davalının sonraki tarihli tescilli ... numaralı "..." ibareli ve ... numaralı "..." ibareli markalarına ilişkin kullanımlarının davacının önceki tarihli tescilli ... numaralı ''...'' (Ayrıca TPMK nezdinde 16/02/2015 tarihli ... no ile tanınmış marka olarak tescilli) markasından doğan haklarını ihlal eder mahiyette olup olmadığı, bu nedenle davacı yanın marka tescilinden doğan haklarının ihlal edilip edilmediğinin saptanması noktasında toplandığı anlaşılmıştır. İşbu uyuşmazlığın tetkikinde ise markaları oluşturan ibarelerin esas unsurları arasındaki benzerliğin, ilgili tüketici kitlesi algısında iltibasa sebebiyet verebilecek yahut taraf markaları arasında en azından iktisadi veya idari bir bağ kurulmasına yeterli neden olacak düzeyde olup olmadığının irdelenmesi gerekmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında, davacının tescilli ''...'' markasının tanıtımı, reklam da dahil olmak üzere ulaştığı coğrafi alanın kapsamı, markanın ulaştığı ün, markanın yerel ve uluslararası alanda tescil edildiği kapsam, markanın dünyada ve yerel münhasır tescilleri, markanın, yerel ve dünyadaki ticari değeri ile TPMK tanınmış marka tescil kayıtları kapsamında tanınmış marka olarak kabul edilmesinin gerektiği, bu kapsamda davalının, davacının tanınmış ve önceki tarihte tescilli ''...'' markasını aynen kullandığı, '...' kelimesine ... ve ... ibarelerinin eklenmesinin davacının tanınmış ''...'' markası ile benzerliği ortadan kaldırmadığı, nitekim öne çıkan ibarenin ve markada baskın unsurun ''...'' olduğu, tescilli markaların yiyecek- içeceklere ilişkin mal/hizmet sınıfları yönünden benzer olduğu, bu nedenle davalı kullanımı kapsamında markalar arasında yüksek oranda benzerliğin bulunduğu, yüksek oranda benzerlik nedeni ile tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin de yüksek olduğu, bu nedenle tüketici nezdinde her iki taraf arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu algısını yaratmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu hâli ile SMK'nın 29. ve 7/2-b maddesinde belirtildiği üzere tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması nedeni ile davacının marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu sonucuna varılması gerekmiştir.
Belirtilen gerekçeler ışığında; davalının "..." ve "..." ibareli markalara dayalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla; SMK'nın 149. maddesi gereğince davacının marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması, bu kapsamda alan adlarına erişimin engellenmesi istemleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümlerine dayanmış bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2021/439 esas, 2023/201 karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir.
Davalı adına tescilli ...numaralı "..." ibareli ve ... numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü istemleri yönünden yapılan incelemede ise tatbiki gereken Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır. SMK'nın 6/9. maddesinde ise kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiştir. Davacının tanınmış markası ile davalının tescilli markalarının görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, markaların hitap ettikleri ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, benzer ve ilişkili sınıflarda olmaları nedeniyle SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca davalıya ait markalar yönünden hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu sonucuna varılması gerekmiştir. Bunun yanında davacının SMK'nın 6/9 maddesine yönelik iddiası yönünden bakıldığında ise marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Yargıtay uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretle gerçekleşen marka tescillerinin kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edildiği görülmüştür. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında mevcut olması gerekmekte olup hükümsüzlüğü istenilen markanın daha önce tescil edilen ve ayırt ediciliği ve bilinirliği yüksek olan bir markayla benzer olması tek başına kötüniyetli tescile delalet etmeyeceğinden 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük halinin sübut bulduğunu gösterir emarelere de rastlanılmadığından SMK'nın 6/9 düzenlemesine dayalı olarak hükümsüzlük istemine cevaz verilemeyeceği kanaati oluşmuştur. Tüm bu gerekçeler ışığında; davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
Davalının markasal kullanımlarının davacıya ait markadan doğan haklarına vaki tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, bu kapsamda ... ... alan adlarına erişimin engellenmesine, karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine yazı yazılmasına,
2-Davalı adına tescilli ...numaralı "..." ibareli ve ... numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne, hüküm kesinleştiğinde sicilden terkinine,
3-Kararın kesinleşmesine müteakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'ya gönderilmesine,
4-Alınması gereken 269,85 TL ilam harcından peşin alınan 44,40TL harcın mahsubu ile eksik 225,45 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafın yaptığı 44,40 TL başvuru harcı, 44,40 peşin harç, 632,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 6.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.721,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK'nın 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/10/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır