T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/113 Esas
KARAR NO : 2025/117
DAVA : Ticaret Unvanına Tecavüzün ve Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Kaldırılması
DAVA TARİHİ : 30/03/2023
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Ticaret Unvanına Tecavüzün ve Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Kaldırılması davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2003 yılında "..." ticaret unvanı ile kurulmuş olup uzun yıllardır tekstil piyasasında "..." adı ile bilindiğini ve faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin müvekkili şirketten oldukça uzun bir süre sonra 2014 yılında "... Şirketi" unvanı ile kurulduğunu ve tekstil sektöründe faaliyete başladığını; davalı şirketin 05.01.2022 tarihinde “... Ltd. Şti.” olan ticaret unvanını müvekkilinin ticaret unvanı ile karıştırılmaya sebebiyet verecek “... Ltd. Şti.” şeklinde değiştirdiğini, müvekkili ile davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiği gibi faaliyet gösterdikleri bölgelerin de birbirine oldukça yakın olduğunu, davalının aynı sektörde faaliyet göstermesi unvan benzerliğinin karışmasına kolaylık sağladığı gibi, aynı bölgede faaliyet göstermesinin de unvan benzerliğinin karışmasına yol açtığını; davalının daha önce kullandığı unvanı, müvekkilinin unvanı ile karıştırılmaya sebebiyet verecek bir unvana dönüştürmesinin mantıklı açıklaması olmadığını, müvekkili ile aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyet gösteren davalının müvekkilinin ticaret unvanında yer alan ve ayırt edici /esaslı unsuru olan "..." ibaresini ticaret unvanında kullanmasının müvekkilin ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğini, davalının müvekkilinin ticaret unvanını ticari dürüstlüğe aykırı bir şekilde kullandığını, şöyle ki, davalının unvan da yaparak müvekkilinin ticaret unvanının birebir aynısını kullanmasının müvekkilinin yıllar içerisinde oluşturduğu müşteri çevresinden haksız olarak faydalanmasına ve haksız kazanç elde etmesine neden olduğunu, zira müvekkilinin ... ticaret unvanı adı altında uzun yıllardan beri faaliyet göstermekte olup tekstil piyasasında "..." adı ile tanındığını ve bilindiğini; davalının müvekkilinin müşteri çevresinden haksız bir şekilde faydalanmasının yanı sıra ticaret unvanının benzerliğini nedeniyle müvekkili ile iş yapan diğer firmaların arasındaki ticari sır niteliğinde bilgilerine de haksız bir şekilde ulaşmasına neden olduğunu, müvekkili ile davalı firmanın faaliyet gösterdikleri bölge birbirine oldukça yakın olup davalının müvekkili, firmadan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalının müvekkilinin ticari unvanı ile aynı unvanı kullanmasının davalı ile iş yapan kimselerin müvekkili firmayı davalı firma sanarak sürekli aramalarına, yazı ve evrak göndermelerine ve daha bir çok problem ve karmaşa yaşamasına sebebiyet verdiğini, öyle ki davalı firmaya gönderilmek istenen kumaş örneğinin ticaret unvanlarının aynı olması, aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyet göstermeleri nedeni ile yanlışlıkla müvekkili firmaya gönderildiğini, bu durumun aksinin davalı firma için de geçerli olduğunu; ancak davalı firmanın bu durumdan şikayetçi olmamasının müvekkilinin müşterilerinin kendi firmalarına “kaydırılması, müvekkilinin ticari itibarı ve tanınırlığından faydalanmak arzusu içerisinde olduğunu gösterdiğini, davalının müvekkilinin ticaret unvanının birebir aynısını kendi ticaret unvanında kullanmasının ticari dürüstlüğe aykırı olup davalı firma ile müvekkili firmanın karıştırılmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin ticaret unvanında kullanmış olduğu "..." ibaresinin müvekkilinin yalnızca ticaret unvanı olmadığını aynı zamanda da markası olduğunu, bu nedenle davalının müvekkilinin ticaret unvanı yanında bir anlamda marka hakkını da ihlal ettiğini, müvekkilinin "..." markasının ... numara ile tescilli olduğunu; davalının müvekkiline ait ticaret unvanının benzerini haksız ve hukuka aykırı kullanımının, ticari hayatın teamülleri çerçevesinde dürüstlük kurallarını ihlal eder nitelikteki eylemler olup, bu kullanımların müvekkilinin ticari faaliyetlerinden faydalanma, ticari çevresini doğrudan etkileme, ticari itibarından ve müşteri çevresinden faydalanma gibi haksız rekabete sebebiyet verecek nitelikte eylemler olduğunu; nitekim, davalının birçok seçeneği olmasına rağmen müvekkilinin piyasada tanınan, bilinen ve oldukça tercih edilen "..." ibaresin yer aldığı ticaret unvanını haksız bir şekilde kullanmasının kısa yoldan haksız kazanç elde etmek istediğinin, müvekkilinin unvanı ile markasal tanınmışlığından ve güvenilirliğinden faydalanmak amacı güttüğünün kanıtı olduğunu belirterek ticaret unvanına tecavüzün tespitini ve yasaklanmasını, davalı tarafından haksız bir şekilde tescil ettirilen ticaret unvanının sicilden silinmesini mümkün olmaması halinde değiştirilmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını basılı tabelaların ve dokümanların toplatılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesine göre basiretli bir işadamı olarak hareket etmeye mecbur olan davacının, durumu noter aracılığıyla ihtar, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile müvekkiline bildirmesi gerektiğini, davacının telefonla dahi aramadan huzurdaki davayı ikame ettiğini, yurt dışına yönelik üretim ve ticaret yapan müvekkilinin, davacı şirketin varlığından, unvanlardaki benzerlikten dava nedeniyle haberi olduğunu ve derhal unvanını ... Şirketi olarak değiştirdiğini, davanın esasına girilmesi durumunda, müvekkilinin ticari ve mali kayıtları üzerinde inceleme yapılmasını, üretilen veya ürettirilen malların tamamının yurt dışına ihraç edildiğinin, karşı tarafın unvandan yararlanma iddiasının haksız olduğunun tespitini talep ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak davanın kabulünü talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; ticaret unvanına tecavüzün ve marka hakkına tecavüzün tespiti, kaldırılması, bu kapsamda ''...'' markasına ait ibareyi içerir ticaret unvanının sicilden terkini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması (basılı tabelaların ve dokümanların toplatılması) ve kararın ilanı istemlerine ilişkindir.
Dava dosyası, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/04/2023 tarihli, ... esas, ...karar sayılı görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin kararının kesinleşmesi üzerine mahkememize tevzi edilmiştir.
Davacı vekili tarafından delil olarak şirketin kuruluşuna ilişkin ticaret sicil gazetesi, davalı şirketin kuruluşuna ilişkin ticaret sicil gazetesi, davalının ticaret unvanı değişikliğini gösteren ticaret sicil gazetesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ... Ticaret Odasındaki davacı ve davalı şirket kayıtları, davalıya gönderilmek istenirken davacıya gönderildiği belirtilen kumaş örneği, davacıya ait ... tescil numaralı marka kaydı ve marka tescil belgesi, davacıya ait...tescil numaralı marka kaydı ve marka tescil belgesi ile bilirkişi incelemesine dayanıldığı görülmüştür.
Davalı vekili tarafından delil olarak unvan değişikliğine ilişkin ortaklar kurulu kararı ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nüshası, ticaret sicili kayıtları, davalı şirketin ihracatçı olduğunu (iç piyasaya çalışmadığını) gösterir ticari, mali, ihracat kayıtlarına dayanıldığı görülmüştür.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmiş olup bu suretle mahkememizce görevlendirilen marka vekili bilirkişi ... tarafından düzenlenen 26/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; markayla aynı veya benzer unvanın salt varlığının marka hakkına tecavüz için yeterli olmadığı, marka hakkına tecavüz için söz konusu unvanın markasal kullanılmış olması gerektiği, davalı tarafın ihlal yarattığı ileri sürülen markasal kullanımlarına dair dosya içerisinde bir belge bulunmadığından davalının markasal kullanımına ilişkin bir tespitte bulunulamadığı, taraf unvanlarının çekirdek kısmı “...” olup aynı olduğu; her iki unvanda da ek unsurlardan “Giyim” ve “Tekstil” ibareleri şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiğine işaret ettiği, bu hali ile unvanlar arasında karıştırma ihtimali çıkacağı ve öncelik sahibi davacının TTK m.52 hükmünde belirtilen taleplerde bulunabileceği, hal böyle olmakla birlikte, davalının davanın açılmasından yaklaşık 2 ay sonra unvanın değiştirdiği görülmekle birlikte, davalının unvanını fiilen nasıl kullandığı, kullanıp kullanmadığı dosya kapsamından belli olmadığından davacının unvan terkini dışındaki talepleri bakımından takdirin Mahkemeye ait olduğunu belirttiği görülmüştür.
Huzurdaki davada; ticaret unvanına tecavüzün ve marka hakkına tecavüzün tespiti, kaldırılması, bu kapsamda ''...'' markasına ait ibareyi içerir ticaret unvanının sicilden terkini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması (basılı tabelaların ve dokümanların toplatılması) ve kararın ilanı istemleri mevcut olup davalı şirketin, davacı şirketin varlığından, unvanlardaki benzerlikten dava nedeniyle haberi olduğunu, derhal unvanını ... Şirketi şeklinde değiştirdiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunduğu ve ekinde resmi evrakları sunduğu görülmüştür. Taraf beyanları ile sunulan ticari kayıtlar kapsamında davalının ticaret unvanında yer alan ''...'' ibaresini dava ikame edildikten sonra değiştirdiği hususu çekişmesiz olup bu hâli ile somut olaydaki uyuşmazlığın; davalı tarafın ticaret unvanını değiştirmesi nedeni ile taleplerin konusuz kalıp kalmadığı ve dava açılış tarihi itibari ile haklılık durumunun aydınlatılması, davacının tescilli ''...'' markasının davalı şirket tarafından ticaret unvanı şeklinde kullanılmasına dayalı eylem iddiası yönünden davacının marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüzün bulunup bulunmadığı, ''...'' markasına ait ibareyi içerir ticaret unvanının sicilden terkini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması (basılı tabelaların ve dokümanların toplatılması) ve kararın ilanı istemleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda somut olaydaki uyuşmazlık yönünden ilk olarak marka hakkına tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık kapsamında SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı meselesi tetkik edilmiştir. Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise inceleme konusu kullanım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu marka ve kullanım kapsamında bulunan mal/hizmetlerin benzerlik derecesi, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal/hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede tespit edildiği üzere; SMK'nın 7/3-e ve 29/1-a maddelerinin yürürlüğe girmesi ile artık ticaret unvanının sadece unvan biçiminde kullanılmasının dâhi, marka hakkına tecavüz teşkil edeceği, bu durumda marka hakkına tecavüzden bahsedilebilmesi için ticaret unvanının markasal biçimde kullanılmasına gerek olmadığı saptanmıştır. (Emsal ilamlar: ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin ...esas...karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararı.) Somut uyuşmazlıkta davalı şirketin faaliyet konularının, davacı markasının tescil kapsamında bulunan mal/ hizmetlerle aynı / benzer türde olduğu, ticaret unvanının kullanılmasının, marka hakkına tecavüz teşkil etmesi için kullanımın ticaret sırasında olması, kullanım konusunda marka sahibinin izninin olmaması, kullanımın markanın tescil edildiği mallarla/hizmetlerle aynı veya benzer mallar/hizmetler için olması veya aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte olması ve kullanımın markanın işlevlerini, özellikle tüketicilere malların veya hizmetlerin kaynağını garanti etme yönündeki temel işlevini yerine getirmeye müsait olmasının gerektiği, tarafların "tekstil hizmetleri" alanında faaliyet gösterdiği, somut olayın özellikleri de nazara alınarak, SMk'nın anılan maddelerinin yürürlüğe girmesiyle, artık ticaret unvanının sadece unvan biçiminde "kullanılmasının" dâhi, marka hakkına tecavüz teşkil edeceği, bu itibarla davalı şirketin dava öncesi ve açılış tarihi itibari ile davacının tescilli "..." ibaresini, aynı alanda (tekstil) ticaret unvanı olarak kullanmasının, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılmakla; SMK'nın 29, 7/3-e ve 149. maddeleri gereğince dava açılış tarihi itibari ile marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı tarafın ticaret unvanına tecavüz iddiasına dayalı talebi yönünden de inceleme yapılmış olup istemin kanuni dayanağını oluşturan TTK'nın Ticaret unvanının korunması başlıklı 50. maddesi; ''(1) Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.'' şeklinde, 52. maddesi; '' (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.'' şeklinde düzenlenmiş olup anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacının önceki tescil tarihli ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin ticaret unvanı içerisinde davalı tarafça kullanımının ticaret unvanının kılavuz unsurunu oluşturduğu, şirketlerin faaliyet alanlarının da aynı/ benzer olduğu, bu nedenle TTK'nın 52. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davalının ticaret ünvanında "..." ibaresini kullanması nedeni ile TTK'nın 52/1. maddesi gereğince davacının ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargılama sırasında davalı tarafın dava ikame edildikten sonra ticaret unvanından ''...'' ibaresini terkin etmesi ve ticaret unvanını değiştirmesi nedeni ile terkin ve maddi durumun ortadan kaldırılması istemleri konusuz kaldığından bu hususlarda karar tesisine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş olup 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin; '' (1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.
'' düzenlemesi gereğince davacının dava açmakta haklı olduğu kanaatine varılarak davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir.
Tüm bu gerekçeler ışığında; davalının ticaret ünvanında, davacının ticaret unvanında yer alan ve tescilli marka ibaresini oluşturan "..." ibaresini kullanması nedeni ile TTK'nın 52/1 maddesi gereğince davacının ticaret unvanına ve SMK'nın 7/3-e maddesi gereğince marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalı tarafın yargılama sırasında ticaret unvanından ''...'' ibaresini terkin etmesi ve ticaret unvanını değiştirmesi nedeni ile terkin ve maddi durumun ortadan kaldırılması istemleri konusuz kaldığından bu hususlarda karar tesisine yer olmadığına, TTK'nın 52/2 maddesi gereğince hükmün ulusal alanda yayın yapan satış oranları yüksek 5 gazeteden birinde giderleri davalıdan alınmak suretiyle ilanına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalının ticaret ünvanında, davacının ticaret unvanında yer alan ve tescilli marka ibaresini oluşturan "..." ibaresini kullanması nedeni ile TTK'nın 52/1 maddesi gereğince davacının ticaret unvanına ve SMK'nın 7/3-e maddesi gereğince marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine,
2- Davalı tarafın yargılama sırasında ticaret unvanından ''...'' ibaresini terkin etmesi ve ticaret unvanını değiştirmesi nedeni ile terkin ve maddi durumun ortadan kaldırılması istemleri konusuz kaldığından bu hususlarda karar tesisine yer olmadığına,
3- TTK'nın 52/2 maddesi gereğince hükmün ulusal alanda yayın yapan satış oranları yüksek 5 gazeteden birinde giderleri davalıdan alınmak suretiyle ilanına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 435,50 TL harcın davalıdan tahsiline,
4- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafın yaptığı 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç, 120 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.479,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır