T.C.
İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/50 Esas
KARAR NO : 2025/220
DAVA :TASARIMA TECAVÜZ - HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, DURDURULMASI, ÖNLENMESİ, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
DAVA TARİHİ : 15/02/2022
KARAR TARİHİ : 04/12/2025
Mahkememiz 2022/28 E. 2023/27 K. ve 16/02/2023 tarihli kararı, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. ve 12/03/2025 tarihli ilamıyla KALDIRILMAKLA, Mahkememizde görülmekte olan Tasarıma Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı firmanın "..." isimli tasarımının, müvekkili ...'nin "..." isimli tasarımına SMK 81/1.maddesi gereğince tecavüz teşkil ettiğini, müvekkiline ait 28/02/2019 tarihinde Türkiye'de kamuya sunulan "..." isimli tasarım ile davaya konu "..." isimli tasarımın, genel görünüm itibariyle tüketiciler tarafından ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, tabanlarının birebir aynı olduğunu, yan kısımda yer alan nokta benzeri formdaki geometrik şekillerden oluşan taban ve yüzeyi ve orta tabandan yukarı doğru belli bir açıl ile yükselen parçadan oluştuğunu, SMK 69/2.maddesi gereği müvekkili ...'nın "..." isimli tasarımının, tescilsiz tasarım olarak korunduğunu, müvekkilinin "..." isimli tasarımının, endüstriyel tasarımların uluslararası tesciline ilişkin ... Anlaşmasının ... Metni gereği korunduğunu, davaya konu tasarımın, SMK 69/2.maddesi uyarınca hala 3 yıllık koruma süresi içinde olduğunu, uluslararası mevzuatta Endüstriyel Tasarımların Uluslararası Tescili Hakkında Lahey Anlaşması'nın ... Metni 14-15/1.maddesi ile de 5 yıllık koruma süresi içerisinde olduğunu beyan ettiğini, davanın kabulüne, davalının müvekkilinin tasarımına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz teşkil eden ürünlerin ticaretini yapmaktan men edilmesine, davalının eyleminin haksız ve kasıtlı olduğundan, tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak ve fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 5.000,00 TL maddi 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının bu davayı açmak hususunda taraf sıfatı bulunmadığını, firmanın Türkiye sınırları içerisinde yetkilendirilmiş olduğu yerleşik Türkiye distribütörlüğü olması halinde bu davayı ikame edebilecekken delilsiz olacak şekilde, varsayımlara dayalı olarak HMK normuna aykırılık teşkil edecek şekilde dava açıldığını, davaya konu ürünlerin taklit ürün olmadığı, özgün tasarım hükmünde olduğunu ve lisansını elinde bulundurdukları ... firmasına ait ürünler olduğunu, özgün tasarım niteliğinde olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğundan ürün satışını durduklarını, maddi ve manevi tazminat talebinin uygun olmayıp, davacının kötü niyetli olarak haksız bir kazanç elde etme gayesi içerisinde olduğunu, davacı firmanın şirket olduğu şartları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceğini savunarak, husumet itirazlarının kabulüne, davacı taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HMK' nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bozma öncesi Mahkememiz 2022/28 Esas sayılı dosyasında alınan 22/11/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacının "..." isimli tasarımını 28.02.2019 tarihinde kamuya sunduğu, 15.02.2022 dava tarihi itibariyle 3 yıllık tescilsiz tasarım koruması içerisinde olduğu, alt tabanda benzerlik var ise de birebir benzerlik olmadığı, kısmen benzerlik olduğu, tüketici tarafından ayırt edilebilir farklılıklar olduğu ve tecavüz oluşturmadığı, Mahkemenin davalının "..." markası ile satışa sunduğu ürün açısından davacının "..." isimli tasarımına tecavüz teşkil edildiğinin takdir edilmesi halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının 8.795.512,73 TL olabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
stanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin... E. ... K. ve 12/03/2025 tarihli kararında: "... Dava, tescilsiz tasarım hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasıdır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya incelendiğinde; bilirkişi raporunda davalı tarafa ait dava konusu ürün ile davacı tarafa ait olduğu iddia edilen ürün tasarımlarının denetime uygun şekilde karşılaştırılmadığı, tasarımların benzer olup olmadığı konusunda yeterli ve ayrıntılı şekilde görüş bildirilmediği tespit edilmiştir. Bu şekilde hazırlanan bilirkişi raporu denetime uygun ve yeterli olmadığı halde Mahkemece hükme esas alınması yerinde olmamıştır.
Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Mahkemece davacı tarafça dosyaya sunulan ve davaya dayanak yapılan “...” isimli ürüne ait olduğu beyan edilen yurt dışındaki tasarım tescil kayıtlarının denetime uygun şekilde okunaklı örneklerini dosyaya sunmaları için davacı vekiline kesin süre verilerek, davaya konu “...” isimli ürün tasarımının ilk kez hangi tarihte davacı tarafından kamuya sunulduğunun tespiti ve davalıya ait ürün ile davacının “...” isimli ürünün tasarımlarının denetime uygun ve ayrıntılı şekilde karşılaştırılarak, davacının tasarımının SMK kapsamında tescilsiz tasarım korumasından yararlanıp yararlanamayacağı ve davalının ürün tasarımının davacının tasarımının koruma kapsamında kalıp kalmadığına dair bir tasarım uzmanı, bir marka-patent vekili ve bir sektör bilirkişisinden oluşacak bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınarak, sonucuna göre değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir..." şeklinde karar verilmiştir.
Bozma sonrası Mahkememizin 2025/50 Esas sayılı dosyasında alınan 06/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan 09/07/2018 tarihinde Avrupa Fikri Mülkiyet Ofisine yapılmış olan .... nolu tasarım başvurusundaki (2) nolu tasarımın işbu davanın konusu olan tasarım olduğu tespit edilmiş, sözkonusu başvuru 18/07/2018 tarihinde yayınlanmak sureti ile kamuya arz edilmiş olduğu, dolayısıyla 18/07/2018 tarihi itibariyle 3 yıllık sürenin başlayacağı, dava tarihi 15/02/2022 tarihi itibariyle davacının işbu tasarımdan doğan tescilsiz tasarımdan doğan herhangi bir hakkını ileri süremeyeceğini, davacı tarafa ait Avrupa tasarım tescili ve tescilsiz ... Model Tasarım ile davalı tarafa ait "..." model üzerinde yer alan taban arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı ve benzer olarak algılandıkları olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, tecavüz teşkil eden ürünlerin ve üretimde kullanılan araçların imhası, davalının davaya konu tasarıma tecavüz teşkil eden ürünlerin ticaretini yapmaktan men edilmesi, belirsiz alacak davası hükümlerine göre fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5000 TL maddi ve 20000 TL manevi tazminatın tahsiline ilişkindir.
Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar.
6769 sayılı SMK'nın 55/4. maddesi:"... Tasarım; bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmiş olması halinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması halinde ise tescilsiz tasarım olarak korunur."
6769 sayılı SMK'nın 56. maddesi: "(1) Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur.
(4) Bir tasarımın aynısı;
a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,
b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir.
Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir.
(5) Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim;
a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,
b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.
(6) Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır."
6769 sayılı SMK'nın 58. maddesi: "(1) Tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanundan doğan haklarını kullanabilir. (2) Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. (3) Bu Kanun kapsamında sağlanan tasarım koruması, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda aranan şartları taşıması hâlinde söz konusu Kanunla öngörülen korumaya halel getirmez.
6769 sayılı SMK'nın 59. maddesi: "Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz" hükmü amirdir.
Bir tasarımın koruma kapsamı belirlenirken buna, o tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimle bariz bir benzerlik gösteren bütün tasarımlar dikkate alınır. Koruma kapsamının belirlenmesinde, kıyaslanan tasarımların farklılıklarından çok ortak özelliklerine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarlama açısından seçenek özgürlüğüne sahip olduğu dikkate alınır.
6769 sayılı SMK'nın 81.maddesi: "a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak. b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. c) Tasarım hakkını gasp etmek. (2) Başvuru, 65 inci maddeye göre tescil edilerek yayımlandığı takdirde, tescil sahibi, tasarım hakkına yönelik olarak bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Tecavüz eden, başvurudan ve kapsamından haberdar edilmişse başvurunun yayımlanmış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabul edilir. (3) Koruma kapsamındaki tasarımın tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya fatura üzerine konulmamış olması, bu maddede sayılan fiilleri tasarım hakkına tecavüz olmaktan çıkarmaz. (4) Tescilsiz tasarımlar için, tasarım 57 nci maddeye göre kamuya sunulduğu takdirde, hak sahibi, tasarım hakkına yönelik ihlallerden dolayı dava açmaya yetkilidir" hükmü amirdir. Ancak “özel amaçla sınırlı kalan ve ticari amaç taşımayan fiiller; deneme amaçlı fiiller; ticari uygulamadaki dürüstlük kuralları ile bağdaşır olmak, tasarımın normal kullanımını gereksiz şekilde tehlikeye sokmamak ve kaynak göstermek şartları ile eğitim veya referans amaçlı çoğaltmalar” ile belirli koşullarda onarım amaçlı fiiller tasarım hakkının kapsamı dışında kalır. (6769 sayılı SMK madde 59/3- a, b, c)
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
6769 sayılı SMK'nın 151.maddesi: "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.
(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir." hükümleri yer almaktadır.
Tasarım kavramı, insan zihninde biçimlendirme, kurma, tasavvur etme faaliyetleri ile nesnel gerçekliğe estetik bir yapı kazandırmayı ifade eder. Tasarım hakkı ise herkese karşı ileri sürülebilen, maddi olmayan bir mutlak haktır. Bir ürünün ayırt ediciliğini estetik olarak vurgulayan yaratımlar hukuk düzenince korunur. Türk Hukukunda tasarımlar 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile özel olarak korunmaktadır. Kanunda tanımlandığı üzere tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür (SMK m.55/1).
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen
aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak."
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır.
Haksız rekabet, TTK 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK 54/1 madde hükmü haksız rekabet hukukunun amacını "Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.” şeklinde belirterek, bu kısma ilişkin hükümlerin yorumlanmasında dikkate alınacak temel ilkeyi vurgulamıştır. TTK 54/2 madde hükmünde ise Kanun Koyucu haksız rekabeti “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde tanımlamıştır.
Görüldüğü üzere TTK 54. madde hükmü, haksız rekabetin tanımlanmasında"dürüstlük kuralını" temel kriter olarak görmüştür. Buna göre bir eylemin haksız rekabet olup olmadığının belirlenmesinde, o eylemin dürüstlük kuralı ile örtüşüp örtüşmediğine bakılmalıdır.
Haksız rekabetin genel tanımını veren bu hükmün yanı sıra, TTK 55. madde hükmü uygulamada sıkça karşılaşılan haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saymıştır. Bununla birlikte TTK 55. maddede sayılan haksız rekabet hallerinin sınırlayıcı olmadığı, sadece TTK 54/2 maddesinde belirtilen haksız rekabet eyleminin örnekseme yoluyla sayılmış örnekleri olduğu açıktır.
Madde hükmüne göre, karışıklığa yol açabilecek benzerliklere sebebiyet vermek bir haksız rekabet halidir. Bu maddede sayılan eylemlere bakıldığında bir kişiye ait olan ürün, faaliyet veya işleri ile ilgili olarak üçüncü kişinin karışıklığa yol açacak davranışlarında bulunması hali, haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için yeterlidir. Davranışın bilerek yapılması veya bilmeyerek yapılmış olması haksız rekabetin varlığını etkileyecek bir unsur değildir. Haksız rekabet hukuku, kişinin emeğinden haksız olarak yararlanılmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için iktisadi rekabetin suistimal edilmiş olması gerekir.
SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu raporları ve bütün dosya kapsamından: Davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan 09/07/2018 tarihinde Avrupa Fikri Mülkiyet Ofisine yapılmış olan ... nolu tasarım başvurusundaki (2) nolu tasarımın işbu davanın konusu olan tasarım olduğu tespit edilmiş, sözkonusu başvuru 18/07/2018 tarihinde yayınlanmak sureti ile kamuya arz edilmiş olduğu, dolayısıyla 18/07/2018 tarihi itibariyle 3 yıllık sürenin başlayacağı, dava tarihi 15/02/2022 tarihi itibariyle davacının işbu tasarımdan doğan tescilsiz tasarımdan doğan herhangi bir hakkını ileri süremeyeceği, davacı tarafa ait Avrupa tasarım tescili ve tescilsiz ... Model Tasarım ile davalı tarafa ait "..." model üzerinde yer alan taban arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı ve benzer olarak algılandıkları, bu hali ile davalının eyleminin davacının tescilsiz tasarımına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği kanaatine varıldığından davanın tüm talepler yönünden reddine dair karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 426,94 TL harcın mahsubu ile eksik 188,46 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- Tescilsiz tasarım hakkına tecavüz davası yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Manevi Tazminat talebi yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Maddi Tazminat talebi yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafça bozma öncesi ve bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır