T.C.
İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/73
KARAR NO:2025/188
DAVA:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:29/04/2024
KARAR TARİHİ 2/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;...A.Ş. (“Müvekkil Şirket” uzun yıllardır Türkiye'de sağlık alanında faaliyet gösteren, sektörün meşhur ve öncü kuruluşu konumunda olduğunu, müvekkil şirket'in sahip olduğu "..." markası Müvekkil ... A.Ş.'ye ... sınıfında 06.12.2012 tarihinde 2012/... numrası ile ve ... sınıflarında 04.02.2013 tarihinde 2013/10215 numarası ile ve "..." markası yine Müvekkile ... sınıfında 23.07.2012 tarihinde 2012/... numarası ile ve 36 sınıfında 12.12.2018 tarihinde 2018/... numaraı ile TPE nezdinde tescil edilmiştir. Bu tarihten sonra Müvekkil Şirket, "..." ve "..." ibareli sağlık ve hastanecilik hizmetlerini içeren markanın sahibi olduğunu,davalının "..." ibaresini kullanması marka hakkına tecavüz niteliğindedir. markalar arasında iltibasa düşürecek düzeyde benzerlik bulunmaktadır.davalı tarafından iltibas doğuracak şekilde markanın kullanılması haksız rekabet oluşturduğunu,"..." ve "..." markasının tescilinden doğan haklar münhasıran Müvekkil Şirket'e aittir. Davalı'nın "..." adresindeki işyerinde, firma adı olarak "... ... Sağlık Ürünleri" adı kullanılmakta tıbbi malzeme satım alanında faaliyet gösteren davalı şirket iş bu faaliyetleri kapsamında tüketiciler nezdinde yanlış intiba uyandıracak ve iltibas doğuracak şekilde sergi ve stantlarda açıkça "... ..." ibaresini kullandığını, davalı tarafın "... ..." markasının telaffuz, anlam, biçim ve kompozisyonunun bıraktığı izlenim Müvekkil Şirket grubuna mensup olduğu izlenimi yaratmakta, her iki marka arasında iltibas doğmasına sebebiyet vermektedir. Sağlık ve tıp sektörlerinde hizmet sunan iki marka arasında farklılığı göstermeye yetecek düzeyde ayırt edicilik içermeyen, hizmet sunan işletmeler arasında idari - ekonomik bağlantı bulunduğu düşüncesini uyandıran marka kullanımı, marka hakkını ihlal eden eylemler olduğunu,davalı tarafından iltibas doğuracak şekilde markanın kullanılması haksız rekabet oluşturduğunu, bu nedenle Öncelikle ihtiyati tedbir talebimizin kabulünü, davalının, müvekkilin marka hakkını ihlal ettiğinin tespiti ile iş bu marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasını,
müvekkile ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesini; yapılacak keşif sonrasında tespit edilmesi halinde reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünler var ise bunların toplatılmasını;mahkeme kararının ilgililere tebliği ve kamuya ilanını,tüm yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;müvekkil şirket 15-01-2014 tarihinde kurulmuştur ve aktif bir şekilde faaliyet göstermektedir. müvekkil herhangi bir taklit amacı olmaksızın şirketinin ticaret unvanını ... ... iç ve dış ticaret tıbbi malzeme sağlık ürünleri sanayi limited şirketi olarak belirlediğini, müvekkil şirketin adı ile davacı şirketin tescilli markası arasında iddia edildiği gibi aynı ibare , tabela, amblem ve kartvizit benzerliği yoktur. kaldı ki bu fark tarafların tabelalarına bakıldığında da gayet açık bir şekilde görüldüğünü, aynı şekilde davacı şirket ile müvekkilin aynı firma olabileceğini yada olduğunu çağrıştırabilecek hiçbir amblem, broşür, logo, tabela, reklam, kartvizit bulunmadığını, davacı dava dilekçesinde müvekkil şirketin adını ... ... iç ve dış ticaret tıbbi sağlık ürünleri san. tic. ltd. şti şeklide yazmıştır. müvekkil şirketin adı ... ... iç ve dış ticaret tıbbi malzeme sağlık ürünleri sanayi limited şirketi olduğunu, müvekkil tıbbı malzeme satan bir firma olduğunu, davacı şirketin iştigal alanı ile müvekkil şirketin iştigal alanı birbirlerinden farklı olduğunu, dava dilekçesinde davacı şirketin markasının tescil sahibi olduğu hizmet için sağlık alanında denilerek geniş bir ifade kullanıldığını, davacı hastane olarak hizmet verdiğini, müvekkil şirket ise tıbbi malzeme satan bir firma olduğunu,
yıllardır aynı isim adında faaliyet yürüten müvekkil firma hiçbir husumeti dahi olmadığı davacı firma tarafından açılan bu davaya anlam veremediğini, tabela ve kartvizitlerden de görüleceği üzere davacı şirket ile müvekkil firmaya ait tabela ve kartvizitler arasında hiçbir benzerlik olmadığını, müvekkil firma ... tıbbi malzeme ve sağlık ürünleri unvanını ticari hayatta kullanırken davacı firma ... ünvanını kullandığını, iki firmanın isimlerinin görünüşü birbirine hiçbir şekilde benzerlik göstermediğini, davacının markası ile müvekkil firmanın gerek unvan gerekse de isim, logo, amblem, tabela, kartvizit olarak hiçbir benzerliği olmadığını, davacı marka ile müvekkil firmanın gerek unvan gerekse de isim, logo, amblem, tabela, kartvizit olarak hiçbir benzerliği olmadığından iş bu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini,bu dava nedeniyle ticari itibarı zedelenen müvekkil hakkında re'sen maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davacı adına tescilli "..." markası yönünden iltibas teşkil eder şekilde davalının "..." ibaresini kendi mal ve hizmetlerinde markasal kullanımının olup olmadığı, markasal kullanım var ise ortalama tüketici nezdinde iltibas teşkil edip etmediği, davalı eyleminin Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7 ve 29. maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması istemleri ile kararın ilanı istemleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığına ilişkindir.
SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, 2000/10286 E., 2001/1183 K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih, 2001/4502 E., 2001/6197 K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T., 2006/13229 E. 2007/884 nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine ...Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında; dosyada mevcut 16/05/2025 tarihli kimyager ve marka uzmanı tarafından hazırlanan Bilirkişi Raporu ile ilgili diğer kayıtların kül halinde marka hakkına tecavüz iddiaları yönünden incelenmesinde;
Her iki tarafın da sağlık sektöründe faaliyet göstermesi, ortalama tüketici nezdinde karışıklık yaratma riskini artırdığı, davacı hastane hizmetleri, sağlık yönetimi ve hasta bakım hizmetleri sunarken, davalı tarafça tıbbi malzeme satışı yapıldığı, sağlık sektöründe faaliyet gösteren firmalar için markalar arasındaki benzerlik, tüketiciler nezdinde aynı kuruluşa bağlı olduğu yanılgısını doğurabileceği, sağlık sektörü, güven ve itibara dayalı bir alan olup, marka kullanımı hastalar ve sağlık hizmeti sağlayıcıları açısından doğrudan etkili olduğu, bu kapsamda, davalı tarafça "..." ibaresinin kullanımı, davacı markasının pazar konumu, ticari itibarı ve sektördeki bilinirliği açısından zarar verici sonuçlar doğurabileceği, davacı taraf markası olan "..." ile davalı taraf markası olan "..."'ın yüksek derecede benzer olduğu, markaların aynı/benzer hizmet sektörüne işaret ettiği, davalı tarafın faaliyetlerinin davacının marka tescili kapsamında kaldığı, her iki firmanın da sağlık sektörü içerisinde faaliyet gösterdiği ve davacı markasının ayırt edici niteliği birlikte ele alındığında, markalarının karıştırılma ihtimali olduğu, nihai hizmet alıcıları nezdinde gerek hizmetlerin gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve bu hizmetlerin aynı yerden verildiği, yönünde çağrışım yapabileceği veya hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğunda inanabilecekleri bunun da iltibas ihtimali yaratacağından, davalı faaliyetlerinin, davacının marka tescilinden doğan haklarının ihlali niteliğinde olduğu kanaatine varılmış olmakla davalının "..." şeklindeki marka kullanımıyla davacı adına tescilli "..." şeklindeki marka ile korunan haklarına tecavüz ettiği tespit olunarak, tecavüze konu eylemlerin durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmiştir.
16/05/2025 tarihli kimyager ve marka uzmanı tarafından hazırlanan Bilirkişi Raporu ile ilgili diğer veriler kapsamında dosyanın kül halinde TTK 54-55. Maddeleri gereği haksız rekabet iddiaları yönünden değerlendirilmesinde ise;
Her ne kadar Davalının "..." markası altında gerçekleştirdiği faaliyetlerinin davacının "..." şeklinde tescilli ve tanınmış markası kapsamında olduğu, davalı tarafın birçok marka seçme özgürlüğü varken, bağlı bulunduğu sektörde davacı ayırt edici gücü yüksek ve herkesçe bilinen tanınmış markasıyla yüksek derecede benzer marka seçmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, TTK m. 55/1(4)'te özel olarak düzenlenen “başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmü çerçevesinde haksız rekabet olarak değerlendirilse de;
Haksız rekabete dayalı istemler yönünden ise; Yargıtay 11.HD’nin 2024/979 esas - 2024/9243 karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre: 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından, kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir talebi yönünden; davacı yanın dava dilekçesinin netice-i talep bölümünde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, davacının ihtiyati tedbir talebinin ancak hüküm aşamasında değerlendirmeye alındığı, bu kapsamda incelenen kayıtlar uyarınca ihtiyati tedbir talebinin HMK madde 389 uyarınca ilgili esaslara haiz olduğuna kanaat getirilerek, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak takdiren teminatsız davalı şirketin "..." ibareli işareti kullanmasının tedbiren yasaklanmasına, bu ibarenin kullanıldığı her türlü tabela, katalog, broşür, vs. Reklam tanıtım ürünlere el konularak masrafı davalı yandan karşılanmak kaydı ile yedi emine teslim edilmesine, ayrıca "..." ibaresinin geçtiği sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine,
2-Yargıtay 11.HD’nin 2024/979 esas - 2024/9243 karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre : 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin REDDİNE,
3-Davacı yanın dava dilekçesinin tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tedbir isteminin kabulü ile hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince;
-Takdiren teminatsız davalı şirketin "...'' ibareli işareti kullanmasının tedbiren yasaklanmasına, bu ibarenin kullanıldığı her türlü tabela, katalog, broşür, vs. Reklam tanıtım ürünlere el konularak masrafı davalı yandan karşılanmak kaydı ile yedi emine teslim edilmesine, ayrıca "...'' ibaresinin geçtiği sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine, erişimin engellenmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına,
4-Vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin gerekçeli kararda hüküm altına alınmasına,
6-Harçlar Kanunu Gereğince alınnması gereken 615,40.-TL harcın peşin alınan 427,60.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 187,80.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Kabul edilen dava yönünden hesaplanan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince 40.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Red edilen dava yönünden hesaplanan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince 40.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafından yapılan 227,00.-TL 10 adet posta ve e-tebligat masrafı , 16.000,00.-TL 2adet bilirkişi ücreti 60,80.-TL vekalet ücreti, 427,60.-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 16.715,40.-TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesap edilen 8.357,70.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırılan kullanılmayan avansın yatıranlara iadesine,
Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.22/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Bakiye Harç : 187,80.-TL