T.C.
İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/150
KARAR NO:2025/185
DAVA:MARKAYA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ, MADDİ TAZMİNAT
DAVA TARİHİ:19/09/2024
KARAR TARİHİ :16/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Maddi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin Türkiye'de 6 adet (...) ve yurtdışında 4 adet (...) olmak üzere toplamda 10 adet ... restoranı bulunduğunu, müvekkili şirket'in Türk Patent ve Marka Kurumu (Kurum) nezdinde ....sınıfta 2021/... no ile tescil edildiği ... markası ¸bulunduğunu, bununla birlikte, kurum nezdinde müvekkili şirkete ait .../.../....sınıflarda 2021/... tescil numarası ile tescil edildiği işbu şekli ¸.../....sınıflardında 2023/... tescil numarası ile "... ..." ¸markasının, .../....sınıflarında 2023/... tescil numarası ile "... ..." ¸markası ile .../....sınıflarda 2006/... tescil numarası ile tescil edilmiş "..." ¸markası bulunduğunu, aynı zamanda müvekkili şirketin kurum nezdinde .../....sınıflarda 2023/... nolu başvuru ile "... ...", 2023/... nolu başvuru ile "... ...", 2023/... nolu başvuru ile "... ... ...", 2023/... nolu başvuru ile "... ... ..." ve 2023/... nolu başvuru ile "..." markalarının bulunduğunu, davalı "..." adı altında kazırmış ..., hamburgerler ve soslar sattığını, davalının kullandığı marka ismi müvekkili şirketin tescilli markası olan "..." ile neredeyse ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, bu durum tüketiciler nezdinde karışıklık yarattığını, nitekim "...'in" sosyal medya hesabındaki yorumlardan da bu hususun açıkça görüldüğünü, müvekkili şirketin tescilli markası "..." kelime kombinasyonundan oluştuğuna, bu kelime kombinasyonu ... renkte yazıldığını, kelime kombinasyonunun üst kısmına konumlandırılmış ... ve ... renklerden oluşmuş ... şekli bulunduğunu, davalının halihazırda ticari işletmesinde marka adı olarak kullanmış olduğu "..." ismi müvekkili şirketin tescilli markası olan "..." ile kelime ve renk kombinasyonu ve logo açısından ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğundan tüketiciler nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin tescilli markası olan "..." kelimesi büyük harflerle ve ... renkle yazıldığı; "... ..." kelimeleri ise ... renk ile yazıldığı, bununla birlikte, "..." yazısının üstünde konumlandırılmış müvekkili şirketin logosu olan ... ve ... renklerden oluşan ... resmi bulunduğunu, öte yandan davalının halihazırda restaurantından kullanmış olduğu "..." ismi ise müvekkili şirketin markası ile aynı renkte olduğu, ... renkten oluşmakta ve müvekkili şirketin ... ve ... renkten oluşmuş ... amblemi bulunduğunu, bu durumun müvekkili şirketin markası ile davalının ticari işletme adı altında marka olarak kullandığı isim arasında tüketici nezdinde iltibas yarattığını, müvekkili şirketin markası ile davalının kullandığı isim arasında kelime, renk kombinasyonu ve logo açısından benzerlikler bulunduğunu, bu benzerlikler ortalama bilinç düzeyindeki tüketiciler nezdinde bile karışıklık yarattığını, hatta üst düzey bilinç seviyesindeki tüketiciler dahi davalının kullandığı "..." ismini, müvekkili şirketin tescilli "..." markası ile karıştırabildiğini, davalının ticari işletmesinde kullandığı isim ve konseptler müvekkili şirketin alt markası veya seri markası olarak algılandığını, açıkladıkları görseller ve açıklamalar doğrultusunda davalının kullandığı "..." ismi müvekkili şirketin tescilli "..." markası ile kelime, renk kombinasyonu ve logo açısından ayırt edilemeyecek kadar benzerlik gösterdiğini, bu durumun davalının işbu ismi kullanarak müvekkili şirketin marka haklarına tecavüz ettiği anlamına geldiğini, davalı her ne kadar cevap dilekçesinde "..." markasının "..." markası ile karıştırılmadığını, yalnızca çağırışım yaptığını iddia etse de bu savunma gerçeği yansıtmadığını, markalar arasındaki görsel, işitsel ve anlamsal benzerlikler, tüketicilerin markaları karıştırmasına ve "..." işletmesini "..." markasıyla ilişkilendirmelerine yol açabilecek nitelikte olduğunu, nitekim davalının markayı çeşitli platformlarda aktif olarak kullanması, tüketicilerin zihninde "..." markasının "..." markasının bir alt markası veya seri markası olduğu algısını yaratabildiğini, bu durum müvekkilinin marka değerine zarar verdiği ve tüketicileri yanılttığını, davalı tarafın dava konumu marka hakkını haksız kullanımlarının tespit edilerek davanın kabulünü, SMK md.150 gereğince zararları ile md.151/2-b gereğince hesaplanarak net kazançlarının yoksun kalınan kazanç olarak ödenmesini, her türlü yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ...; "..." isimle işletmenin sahibi olduğunu, müvekkili aynı zamanda söz konusu işletmenin ve işletme içerisinde yer alan detaylı şekilde bahsettikleri birtakım markaların da dilekçe ekinde yer alan marka tescil belgelerinden de görüleceği üzere sahibi olduğunu, müvekkili ... 26/03/2024 tarihinde ....sınıfta 2024/... tescil numarası ile "...!" markasını, 10/07/2024 tarihinde ....sınıfta 2024/... tescil numarası ile "... ... ' ..." markasını, 12/08/2024 tarihinde ....sınıfta 2024/... tescil numarası ile "..." markasını Türk Patent ve Marka Kurumuna tescil ettirdiğini, yine sosyal medya hesapları incelendiğinde davacı şirketin logosu ile müvekkilinin sahibi olduğu işletmenin logosu arasında da en ufak bir benzerlik olmadığı açıkça ortada olduğunu, davacı tarafından 3 kişinin yapmış olduğu yorumlar baz alınarak mahkeme nezdinde genel bir algı yaratma çabası içerisine girdiğinin aşikar olduğu, nitekim yapılan yorumlar incelendiğinde, tüketiciler nezdinde bir karışıklık yaratması gibi bir durum da söz konusu olmadığını, 3 adet sosyal medya kullanıcısının işletmeler arasında benzerlik olduğuna dair yapmış olduğu yorumlar, işletmenin "..." faaliyeti alanında yapmış olduğu çalışmaların benzerliği olduğunu, yapılan yorumlar, gerçeklerle bağdaşmadığını, bugün sosyal medyada yapılacak en küçük araştırmalarda dahi "... ..." ifadesi kullanılarak kurulmuş işletmelerin birbirleri ile çok benzer faaliyetler gösterdiğini ve çok benzer paylaşımlar yaptığını gösterdiğini, öğretide yer alan görüşlerle birlikte kanaatlerince "... ..." ifadesinin Türkçe karşılığının "..." olması sebebiyle bu ifadenin yalnızca kişiye özel bir markaya özgülenemeyeceğinin izahte vareste olduğunu, davacı taraf taraflarınca gönderilen ihtarnamede "..." ve "..." markalarının taraflarınca kullanıldığını ve bu durumun iltibas yarattığından bahsedildiğini, gönderilen ihtarname sonrasında her iki marka da müvekkilinin sahibi olduğu markaya ait işletmenin menülerinden çıkartıldığını, güncel menülerimizde davacı tarafın markasına ait hiçbir ibare yer almadığını, davacı şirket logosu ile müvekkilinin sahibi olduğu markanın logosu arasında benzerlik dahi bulunmadığını, her iki marka arasındaki tek benzerlik "... ..." kelimeleri olduğu, söz konusu kelimelerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanuna aykırı bir tarafı bulunmadığını, söz konusu kelimeler Türkçede "..." anlamına geldiğini, herkesçe kullanılabilen ve herhangi bir marka hakkı taşımayan kelimeler olduğunu, tüm bu nedenlerle huzurdaki davanın reddi ile her türlü yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
... 3. AHM aracılığıyla alınan SMK - marka vekili ..., Mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 16/06/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle:Davalı ...'ün ... ilindeki işletmelerinin tanıtıcı reklam ve tabelaları ile sosyal medya hesabında hesabında kullanmakta olduğu "..." ibaresine ilişkin kullanımlarının, davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin hak sahibi olduğu 2021/... - 2021/... - 2023/... - 2006/... - 2023/... - 2023/... - 2023/... tescil numaraları markaları üzerinde 6769 sayılı SMK'ya aykırı olan herhangi bir marka hakkı ihlali oluşturmadığı kanaati oluştuğu, bu nedenle davacı şirketin SMK md. 150 kapsamında maddi zarar ve 151/2-b kapsamında yoksun kaldığını iddia ettiği zarara ilişkin bir hesaplama da yapılmadığı, ayrıca marka hakkına yönelik ihlalin bulunmaması, incelemeye konu edilen kullanımların ortalama zeka seviyesine sahip tüketicilerde karışıklığa yol açmayacağı, davalının kullanımının davacının tescilli markalarıyla karıştırılma veya ilişkilendirilme halini yaratmadığı nazara alındığında davalının bu kullanımlarının haksız rekabet durumu yaratıp yaratmadığı hususunun hukuki bir değerlendirme olması sebebiyle mahkemeye ait olduğu değerlendirildiği, takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına, tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, meni, refi, maddi tazminat ve ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli
marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
6769 sayılı SMK'nın 151.maddesine göre: "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.
(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.
(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir.
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU
Madde 54: "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen
aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55: "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak."
Madde 56: "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır.
SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi raporu ve bütün dosya kapsamından;
TPMK nezdinde 2006/..., 2021/..., 2021/..., 2023/..., 2023/..., 2023/..., 2023/..., 2023/..., 2023/..., 2023/... numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu,
TPMK nezdinde 2024/..., 2024/..., 2024/... ve 2023/... numaralı markaların davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davalı ...'ün ... ilindeki işletmelerinin tanıtıcı reklam ve tabelaları ile sosyal medya hesabında kullanmakta olduğu "..." ibaresine ilişkin kullanımlarının, davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin hak sahibi olduğu 2021/... - 2021/... - 2023/... - 2006/... - 2023/... - 2023/... - 2023/... tescil numaraları markaları üzerinde 6769 sayılı SMK'ya aykırı olan herhangi bir marka hakkı ihlali oluşturmadığı, bu nedenle davacı şirketin SMK md. 150 kapsamında maddi zarar ve 151/2-b kapsamında yoksun kaldığını iddia ettiği zarara ilişkin bir hesaplama da yapılmadığı, ayrıca marka hakkına yönelik ihlalin bulunmaması, incelemeye konu edilen kullanımların ortalama zeka seviyesine sahip tüketicilerde karışıklığa yol açmayacağı, davalının kullanımının davacının tescilli markalarıyla karıştırılma veya ilişkilendirilme halini yaratmadığı, bu hali ile davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği kanaatine varıldığından, davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı reddine dair karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı REDDİNE,
2-Alınması gereken gereken 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik 187,80 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Maddi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafından fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır