T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/78
KARAR NO : 2025/159
DAVA : FSEK - TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ
DAVA TARİHİ : 24/03/2023
KARAR TARİHİ : 17/07/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK - Tecavüzün Tespiti, Mef'i ve Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalıların hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan tüm zararların tazmini için her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ve teminatsız olarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile; müvekkilinin hak sahibi olduğu, ... isimli albümün, albümdeki "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." isimli icraların (şarkıların); ... isimli albümün, albümdeki ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." isimli icraların (şarkıların); ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların); ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların); ... isimli albümün, albümdeki "... "isimli icraların (şarkıların);... vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına, tecavüzün tedbiren önlenmesine karar verilmesini İşbu kararın HMK md.390/2 gereği davalılara tebligat yapılmaksızın verilmesini ve mahkeme kararının acele şekilde ...’un (... Ltd. Şti.) ...’ın (... A.Ş.) ve ...’in (... Türkiye’deki yasal temsilciliğine tebliğine karar verilmesini, davaya konu albümlere ve içerdiği icralara yönelik olarak davalıların haksız eylemlerinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine, ref'ine, dava konusu albümlerin ve icraların davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının huzurdaki davayı açmak için eser sahiplerinden muvafakat alması gerektiğini, davacının dava konusu eserleri icra etmek için eser sahiplerinden muvafakat aldığına dair dosyada belge bulunmadığını, davacının FSEK 80/1-A maddesi uyarınca eser sahiplerinden yazılı izin almış olsa dahi Meslek Birliğine verilen tam ruhsat dolayısıyla davacının aktif husumet ehliyeti olmadığından davanın reddinin gerektiğini, müvekkili ... A.Ş.'nin dava konusu eserlere ilişkin bir kullanımının olmadığını, bu müvekkili yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkili ...Tic. Ltd. Şti.'nin müzik fonogram yapımcısı olarak dava konusu fonogramlar üzerinde münhasıran hak sahibi olduğunu, fonogram yapımcısı haklarının FSEK kapsamında devredilebilen haklardan olduğunu, müvekkili ... Şti.'nin münhasıran hak sahibi olduğu programların davacı sanatçı tarafından dijital kullanımlar da dahil olmak üzere hiçbir surette kullanılamayacağını davacı tarafından Meslek Birliklerine, üçüncü kişilerle lisans sözleşmesi yapılabilmesi için yetki belgesi verdiğini, FSEK'de 2001 değişikliği ile yeni bir hak ihdas edilmemiş olup yalnızca mevcut bir hakkın kullanım alanına ilişkin bir düzenleme yapıldığını, açıkladıkları ve mahkemenizce re'sen gözetilecek nedenlerle, ihtiyati tedbir talebinin reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı sanatçının Meslek Birliğine üye olup olmadığı ve eğer üye ise, meslek birliğine verilen yetki belgesinin örneğinin gönderilmesi için MÜYORBİR'e müzekkere yazılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünden, dava konusu müzik eserlerine ilişkin eser işletme belgeleri ve ekleri istenmiş, HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
21.01.2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalının dava konusu edilen mali hak üzerinde hak sahibi olduğunu kanıtlayamadığı, dava konusu eserlerin ilk tespitini yapan firmanın müflis şirketler olması nedeniyle davalının fonogram yapımcısı olmadığı, davalının eser işletme belgelerindeki haklara sahip olduğu, davacının icracı sanatçı olması nedeniyle eser işletme belgesi dışındaki FSEK m.80/1-A hükmündeki ve kanunun tanıdığı diğer haklara sahip olduğu, hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olmakla yetki belgesinin davacının dava açma hakkını ortadan kaldırmadığı kanatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalıların eyleminin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men’i, ref'i, dava konusu albümlerin ve icraların davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin men’i, ref'i ile ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması" ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine "sübjektif unsur" veya "esasa ilişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart" denilmektedir. Subjektif unsur gereğince bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini taşıması" gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
5846 sayılı yasanın 80. maddesinde "Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar" başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında "Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar" icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/f.1-b de icracı sanatçı "Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler" olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul, yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir. Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise, eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul, Kanun m.80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak "Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları" olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul, icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır. Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, "kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse" olarak tanımlamıştır.
5846 sayılı yasanın 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
FSEK 80.maddesi gereğince, icracı sanatçılar eser üzerindeki bağlantılı haklara sahiptir. Bu haklar, mali hakları devralan kişi veya kurumdan bağımsız olarak korunur ve icra edilen eserin yeniden iletimi, dijital ortamda kullanımı ve dağıtımı, fiziksel veya dijital kayıtlarının çoğaltılması ve yayımını kapsar, eğer icracı sanatı ile daha önce yapılmış bir sözleşme yoksa veya sözleşme sadece belirli hakları kapsıyorsa, dijital platformlarda yayın yapmadan önce sanatçıdan izin alınması gerekir.
FSEK hükümleri ve mevzuat birlikte değerlendirildiğinde: Davacı ...'nin (...'ın) icracı sanatçı olduğu ve dava konusu müzik eserlerinin üzerinde, icracı sanatçı olarak hak sahibi olduğu kanaatine varılmıştır.
Cevap dilekçesinde; davacının FSEK 80/1-A maddesi uyarınca eser sahiplerinden yazılı izin almış olsa dahi Meslek Birliğine verilen tam ruhsat dolayısıyla davacının aktif husumet ehliyeti olmadığından, davanın reddinin gerektiği beyan edilmiştir.
Meslek Birliklerinin, kanunen münhasıran icracı sanatçılara ait olan mali hakları fonogram yapımcısına devir yetkisi yoktur. 5846 sayılı yasada Meslek Birliklerine tanınan yetki; hakların toplu takibi, tahsili ve dağıtımına ilişkindir.
FSEK 42.maddesinde: "(Ek ibare: 3/3/2004-5101/12 md.) ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar (...) üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ve tip statülere uygun olarak tespit edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler..." hükmü yer almaktadır.
Meslek Birliğine verilen yetki nitelik olarak basit ruhsat niteliğinde olup, süreli olarak yetki belgesi kapsamında telif ücretlerinin tahsili ve dağıtımı ile sınırlıdır. Meslek Birliklerinin kuruluş amaçları, yetki ve sorumlulukları dikkate alındığında; yasa ile sanatçılara tanınan hakların Meslek Birlikleri tarafından bir başkasına devredilemeyeceği açıktır. Yargıtay 11.H.D.'nin İçtihatlarında belirtildiği üzere, icracı sanatçıların tek başına dava açma hakkı bulunduğu, dolayısıyla davacının aktif dava ehliyeti bulunduğundan, tek başına dava açma hakkına haiz olduğu ve bu hakkın Meslek Birliğine devir edilmediği bilinmektedir.
Cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen URL'lerde yayınların Tempa tarafından yapıldığı, ... Şirketi'nin bu eserlere ilişkin yayınının ve kullanımının olmadığı, bu nedenle ...'in pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, bu davalı yönünden dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiği beyan edilmiştir.
Bilirkişi heyetince yapılan incelemede: Dava konusu bir kısım eserlerin, ... kanalında davalı ... tarafından umuma iletildiğinin tespit edildiği (bilirkişi raporunun 104.sayfası), ayrıca davalı şirketlerin Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde; her iki şirketin ortaklarının ve sorumlularının aynı kişiler olduğunun görüldüğü ve şirketler arasında organik bağ bulunduğu dikkate alındığında, davalı ... Şirketi'nin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
FSEK 80/B maddesi uyarınca; Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir.
(1)Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran fonogram yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Fonogram yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir.
(3) Fonogram yapımcısı, icraların tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla tespitlerin dağıtım ve sunulması yapımcının yayma hakkını ihlal etmez. Fonogram yapımcıları eser niteliğinde olsun olmasın, bir ses icrasını veya diğer sesleri ilk olarak ses taşıyıcısına kayıt eden yapımcılardır. Eğer kayıt edilen ses, eser niteliğinde ise eser sahibi veya icracı sanatçıdan izin alınması gerekir. Dolayısıyla fotogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmış olmasıdır. Yargıtay kararları da bu yöndedir. (Yargıtay 11.H.D'nin... E. ...K. ve 20.4.2006 tarihli ilamı), ancak belirtmek gerekir ki fonogram yapımcısının devraldığı, mali hakların kendisi değildir. Bunları kullanma yetkisidir. Burada bir hakkın değil, kullanım hakkının devrine (ruhsata) ilişkin bir durum vardır. Fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olabilmesi için "icra ürünü ve sair sesleri ilk defa tespit eden" olması gereklidir. İkinci defa tespiti yapanlar bu kapsamda değerlendirilmezler. (Kılıçoğlu, s. 242-243).
Dijital iletimin FSEK kapsamına alınması, 2001 tarihinde 4630 sayılı Fikir ve Sanat Eserlerinin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ilişkin Kanun ile gerçekleştirilmiştir.
5846 sayılı yasanın 51. maddesi ile mali hakların devrine ve kullanımının devrine ilişkin sözleşmelere bir kısıtlama getirmiştir. FSEK 51.maddesinde; "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir." hükmü düzenlenmiştir.
Kanun koyucu FSEK 51. maddesi ile eser ve bağlantılı hak sahiplerini korumak istemiştir. Böylece ilerde çıkarılacak kanun ile kendilerine tanınacak hakları, peşinen devretmeleri hukuka aykırı sayılmış ve butlan yaptırımına tabi tutulmuştur.
FSEK hükümleri, mevzuat, Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporu ve bütün dosya kapsamından: Bir icracı sanatçı ile yapımcı arasında yapılan sözleşmeyle çoğaltma, kiralama, icranın telli ve telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili yolu ile faydalanma hakkı uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredilmişse, icracı ve yorumcu sanatçıların yazılı izni aranmaz.
Ancak, bu haklardan belli bir kısmının yapımcıya devredilmesi halinde, devredilmeyen hakların kullanımı söz konusu olduğunda bunlar için icracı sanatçılarla eser sahibinin yazılı izninin alınması gereklidir. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği’nin m. 8/1 hükmü gereği muvafakatnamede yer almayan hakların davacıya ait olduğu bilinmektedir.
Davacı tarafından yapımcılara verilen muvafakatnamenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun gereği, dava konusu kullanımlara ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bu hakların 2001 yılında yapılan değişiklikle tanındığı ve kanunların esasa ilişkin hükümlerinin geriye yürümemesi birlikte değerlendirildiğinde: Bu tarihte dava konusu edilen hakka davacının da sahip olmaması ve FSEK m. 20, 51, 53 ve 54/1 hükümleri gereği bu hakkın davacı tarafından yapımcılara devri
mümkün olmadığından, devir silsilesi içerisinde davalılarının da bu hakları iktisap etmediği, müflis yapımcıların dava konusu mali hakka sahip olmadığından, “Malî bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salâhiyetli olmıyan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez.” şeklindeki FSEK m. 54/1 hükmü gereği bu hakkı (FSEK m. 25) davalılara devretmesinin mümkün olmadığı, eser işletme belgesinin haczi ve bu belgelerin cebri icra yolu ile satışı mümkün olup, satışa konu eser işletme belgesine konu haklarla sınırlı olduğundan İflas Müdürlüğünce gerçekleştirilen ihale neticesinde ... Tic. Ltd. Şti.'nin eser işletme belgesindeki haklara sahip oluduğu, bu şirketin anılan hakları ... 22. Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı Eser Devir ve Satış Sözleşmesi ile ... Ltd. Şti.’ye devrettiğinden bu tarihten itibaren bu hakların sahibinin davalı ...Tic. Ltd. Şti. şirketi olduğu, bahse konu sözleşmeye göre davaya konu kullanımlara ilişkin hakların devredilmediği anlaşılmıştır.
Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescil Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin geçici 1. maddesi hükmüne göre "3257 sayılı Kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde hak sahiplerine verilmiş bulunan kayıt-tescil belgeleri ile eser işletme belgeleri, bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yeniden düzenlenir. Bu belgelerin geçerlilik süreleri, şartları ve yeniden düzenlemelerine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak bir Tebliğ ile düzenlenir. Yeniden düzenleme yapılıncaya kadar, hak sahiplerinin elinde bulunan belgeler geçerliliklerini korur." 3257 sayılı kanunun kaldırılması ve FSEK’in 2001 yılında 4630 sayılı kanun ile değişmesinden sonra eser işletme belgelerinin yenilenmediği, dolayısıyla 2001
yılında ihdas edilen hakların eser işletme belgesine dahil edilmediği bu nedenle davacı ile yapımcılar arasında dava konusu hakların devrine ilişkin bir anlaşmanın mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır.
... cevabi yazısında; gerek davacı adına yapılmış herhangi bir dijital platform sözleşmesi olmadığının, gerek davacı tarafından keşide edilen ihtarname ile dijital mecralarla ilgili olarak ödeme yapılmamasının talep edilmesi üzerine Meslek Birliği tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığının belirtilmiş olması ve yetki belgesinin m. 8 düzenlemesi ile hak sahibine yetki belgesi kapsamına dahil olan hakları üçüncü kişilere devredebilmesine olanak tanıması nedeniyle davacının, dava konusu hakları kendisinin kullanabileceği, neticeten; davalıların dava konusu eserlerin mali hak üzerinde hak sahibi olduğunu kanıtlayamadığı, dava konusu eserlerin ilk tespitini yapan firmanın müflis şirketler olması nedeniyle davalıların fonogram yapımcısı olmadığı, davalıların eser işletme belgelerindeki haklara sahip olduğu, davacının icracı sanatçı olması nedeniyle eser işletme belgesi dışındaki FSEK m.80/1-A hükmündeki ve kanunun tanıdığı diğer haklara sahip olduğu ve dava konusu müzik eserlerinin, davalılar tarafından izinsiz olarak dijital mecralarda yayınlandığı sabit olduğundan davanın kabulüne, davalıların eyleminin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların), ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların), ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların), ..." isimli icraların (şarkıların); davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalıların eyleminin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,
2-... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların), ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların), ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların), ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların), ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların); davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine,
3-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından; peşin harcın mahsubu ile eksik 435,50 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacının yaptığı; 179,90 TL başvuru harç, 179,90 TL peşin harç, 24.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.315,00 TL posta/tebligat ücreti olmak üzere toplam 25.674,80 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 17/07/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır